• menzil tarikatının yeni bir paralel devlet yapılanması olduğunun ispatı olan sofilerdir.

    istanbul'dan adıyaman menzil'e hicret(!) eden gavsı sofiler şu pankartla karşıladılar.
    menzil gavsını sultan olarak gören sofiler

    "sultanımız" derken, nerenin sultanı acaba?
    ayrıca saltanat kaldırılalı çok oldu, bu gavs hangi ülkenin, hangi yapılanmanın sultanı da buna "sultanımız" diye pankartlar yazılıyor.

    ayrıca bakınız kendisi menzil'e gelecek diye, onun arabasının geçeceği sokaklar temizleniyor, yıkanıyor...
    menzil gavsını sultan olarak gören sofiler

    dikkat edin, gavsın geçeceği caddeyi yıkayan araç resmi itfaiye aracı.

    resmi bir araç hangi sıfatla bu din bezirganının yollarını temizlemek için kullanılıyor?
    8 1 ...
  • çok haklı bir söylem.
    o kadar haklı ki, söyleyecek söz bulamıyorum.

    neden? çünkü atatürk'ün bütün mirasları hazineye aitti şimdiye kadar.

    sümerbank...atatürk'ün mirasıydı, pek çok fabrikası vardı, akp döneminde satıldılar. sümerbank tarihe karıştı.

    şeker fabrikaları...atatürk'ün mirasıydı, akp döneminde satıldı, hala birkaç tanesi duruyor, onlar da satılacak, millet olarak atatürk'ün mirası satılınca nişasta bazlı şekere mahkum kaldık.

    etibank ve etimaden...atatürk'ün mirasıydı, akp döneminde satıldı. bütün madenlerimiz özelleştirildi.

    tekel...atatürk'ün mirasıydı, akp döneminde satıldı, satın alan başkasına sattı, 5 misli fazla para aldı, şimdi içkiyi bırak, yerli tütünle üretilen tek dal sigaramız yok.

    izmir limanı...osmanlı tarafından yabancılara satılan liman, atatürk tarafından yabancılardan geri alınarak devletleştirildi, atatürk'ün mirasıydı, akp döneminde satıldı, şimdi yine yabancılar işletiyor.

    halk bankası...esnafı kobiyi desteklesin diye atatürk kurmuştu, atatürk'ün mirasıydı, hayırsever reza ile kara para aklama işlerine girdi, genel müdür yardımcısı şimdi abd'de hapiste.

    elektrik işleri etüt idaresi...atatürk'ün mirasıydı, kayıp kaçak ve dağıtım bedeli gibi saçmalıklarla halkı soymazdı, satıldı, şimdi her ilde bir yandaş vatandaşı düdüklüyor.

    seka...atatürk'ün mirasıydı. satıldı, şimdi kitap basacak kağıt bulamıyoruz, kağıt ithal ediyoruz.

    devlet üretme çiftlikleri...atatürk'ün mirasıydı. yerli hayvan ırklarımız geliştirilir, et ve süt islahı çalışmaları yapılırdı. alayı satıldı, şimdi hem canlı hayvan, hem karkas et ithal ediyoruz, üstelik hastalıklı...

    atatürk orman çiftliği...atatürk'ün mirasıydı, akp döneminde talan edildi, bir kısmına ak saray yapıldı, bir kısmı da abd'lilere verildi onlar da elçilik yapıyor.

    liste daha uzar...
    uzatmayayım.

    şimdi iş bankası atatürk'ün mirası diyerek iş bankasını isteyenlere soruyorum.
    atatürk'ün yukarıdaki miraslarına sahip çıktığınız gibi mi sahip çıkacaksınız iş bankasına?

    selam ve duva ile.
    hayırlı miraslar...
    14 0 ...
  • ilk defa seviyorum

    Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevԁim
    Parlak bir inciуdin benim için
    Paha biçilmez bir inci
    Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde
    Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime ԁolup da
    Beni sardığı bir anda sevԁim
    Seni sadece selvi boyun, siуah saçların ya da kara gözlerin
    Güzel bir уüzün var diye değil
    Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde Yanan yüreğimle sevԁim

    Ben seni ԁerinԁen ve hisseԁerek sevԁim
    Her kalp atışımda vücudumun ԁört bir köşesine yayıldığını
    Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevԁim
    Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
    Yaz sıcağında uyuуamaуıp sıkıntılarım olԁuğun
    Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevԁim
    Seni ellerinԁen tutup kanımın kaynadığın
    Kalbimin уerinԁen fırlayacağını hissettiğim anlarda
    O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevԁim

    Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda
    Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım
    Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevԁim
    Sen ne kadar uzak olsan da,
    Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa
    Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim
    Seni kalbimde уanan atesin ile
    Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle
    Bana derinԁen bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken
    Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda
    Gelip o bu atesi alevlendirerek
    Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevԁim

    Korkuyorum!
    Hak ettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum.
    Seni beni sevԁiğinԁen fazla sevememekten korkuyorum.
    Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafınԁan o sevgiуi kaybetmekten korkuyorum.
    Seni kazanԁim ԁerken kaybetmekten korkuyorum.
    Aramızdaki maneviуat haricinԁeki uçurumlarԁan korkuyorum.
    Senin kalbini ԁaha fazla kırmaktan korkuyorum.
    O temiz ve masum göz уaşlarını ԁaha fazla akıtmaktan korkuyorum.

    Evet korkuуorum;
    seni kaybetmekten, seni ԁaha fazla üzmekten
    Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
    Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
    Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Dostluğuna ԁoуamaԁan ulu orta yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum.
    Sevgi ԁenen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
    Dostluğun ölüp уerine nefretin уeşermesinden korkuyorum.

    Korkuyorum evet;
    seni kaybetmekten ve seni ԁaha fazla üzmekten
    Bir çiçek misali ne ellemeye ne de koparmaya kıyamıyorum uzaktan seyreԁiyorum çünkü;
    Seni ԁaha fazla incitmekten korkuyorum.
    Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum.
    Sana kalbimԁen fazlasını verememekten korkuyorum.
    Sonunda sana gözуasinԁan başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum.
    Seni sevmekten değil; dostluğunu suistimal etmekten,
    Seni kaybetmekten ve ԁeğerini bilememekten ve
    Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum.
    Belki de çok fazla korkuyorum
    ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViУORUM..
    10 3 ...
  • zenginlerimizin kasabi keko nusret sonrasi ulkede restoranlarda adam gibi , insan gibi yemegini servis eden asci, kasap, seflerin yerini igrenc biyik ve sakali, dar gomlekleri ile gotu basi ayri oynayan dallamalarin almasi olayidir.

    su turk insanindaki "bir sey tutunca aynisini cilginca taklit etme" sacmaligi ne zaman bitecek acaba.
    4 0 ...
  • Associated Press'in konsoloslukta öldürüldüğüne dair kanıt bulunduğunu duyurduğu gazetecidir.

    bu araplar hakikaten gerizekalı amk. konsoloslukta adam öldürüp, üstünü kapatabileceklerini düşünmeleri tam bir gerizekalılık. domestos'la konsolosluğu temizleyince, delilleri yok edebileceklerini düşünmeleri apayrı bir gerizekalılık. amk çöl fareleri, sıfır beyinle yaşıyorlar.
    17 2 ...
  • emeklilikte yaşa takılanların ekonomimize maliyetleri olduğunu, ekonomik savaşta olduğumuz dönemde halkın üzerine bu yükü yüklemenin yanlış olduğunu belirten açıklamadır.
    rte nin emeklilikte yaşa takılanlar açıklaması
    https://tr.sputniknews.co...m_campaign=URL_shortening

    evet, ekonomik savaş veriyorsak madem, halkın üzerine yük binmesin tabi.
    mesela cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde 233 arttırıldı.
    diyanetin bütçesi yüzde 56 arttırıldı.
    politika kurullarına 76 kişi atandı, bunların her birine 11.000 lira maaş bağlandı.

    madem ekonomik savaş var, saray masrafları kısılsın, saray harcamaları neden arttırılıyor.

    not: erken emekliliğe karşı olan biriyim. ama madem saray masrafları kısılmıyor, kısılmayı bir kenara bırakın 3 misli arttırılıyor, o halde emeklilikte yaşa takılan insanların günahı ne? sen tasarruf yapacaksın, fedakarlık yapacaksın ki milletten fedakarlık bekleyesin.
    23 1 ...
  • Soytarı. Bir ikinci kelimeye gerek yok. Kendi kendinin de soytarısı aynı zamanda. Hollanda'daki polderler ile büyük benzerlik gösterir. boştur, doldurmadır. Ruhi kudretsizliğini zekice görünen şımarıklıkları ile kamufle etmeye çalışır. Kendini kandırmada uzmandır.

    Bir defasında kendisine felsefe ile ilgili bir soru sormuştum bu işlerle ilgili diye. Eğer ciddi manada içine dalmak istiyorsan bence hiç bulaşma bir sonuç elde edemeyeceksin gibi bir cevap vermişti. Ne sorduğum soruyu cevaplama nezaketinde bulundu, ne de böyle bilmiş davranıp, felsefenin herkeste aynı etkiyi yaratacağını, kendisinin en önemli kıstas olduğunu düşünmenin hadsizlik olduğunu anlayabildi.

    Tibb ile beraber benim provokatör mü troll mü yoksa öz güvensiz mi olduğum konusunda konuşurlarken, kendisinin fikrine değil de tibb'in fikrine doğru dememin, aslında kendisinin fikrinin doğru olduğunu gösterdiğini, yani gizlemek için onun zıttını söylediğimi ileri sürecek kadar egolu ve gafil birisi.

    Bu adamı hiç sevmiyorum. Hatta gerçek hayatta böyle bir insanı hayal dahi edemiyorum. Neyse bakalım.
    11 6 ...
  • Bu Memleket Bizim

    Dört nala gelip uzak Asyadan
    Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
    Bu memleket bizim

    Bilekler kan içinde
    Dişler kenetli
    Ayaklar çıplak
    Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
    Bu cehennem, bu cennet bizim

    Kapansın el kapıları
    Bir daha açılmasın
    Yok edin insanın insana kulluğunu
    Bu davet bizim

    Yaşamak bir agaç gibi tek ve hür
    Ve bir orman gibi kardescesine
    Bu hasret bizim

    Nazım Hikmet
    4 0 ...
  • Neler hissettiğinizi sürekli analiz etmek durumunda kalmıyorsunuz çünkü her şeyi çok net biliyorsunuz -sebebi sürekli kontrol edecek kadar vaktinizin olması-.

    Kafanızın içinde bir simülasyon ortamı şeklinde tartışma sahanızı kuruyor ve artık konuşmaya da ihtiyaç duymuyorsunuz -hep yorucu geliyor-.

    Her bakım ve açıdan insani ihtiyaçlar dolayısıyla şikayetçi olduğum gibi burada da şikayetçiyim. Keşke en azından ilk 20 yılımızda filan tamamen karşılanmış olsalar ve biz sonraki ortalama kırk- elli yılımızı tam kapasite odaklı geçirebilsek.

    Hepsinden önemlisi en iyi rakibinizi yani kendinizi çok iyi tanıma (kendini gerçekleştirmek/ tam verimlilik) güzelliği ve gücüne sahip oluyorsunuz.
    9 0 ...
  • "hani marjinal bizdik" sorusunu sorduran hayattır.

    bakınız atv kanalı.
    yandaş ve güya muhafazakar bir kanal.
    bu kanalda esra erol'un sunduğu bir program var.
    bu programa bir kadın çıkıyor, kadının resmi nikahlı olduğu kocası var, bir de sevgilisi var.
    lakin ortada bir de bebek var.
    programda "bebeğin babasının kim olduğu" tartışılıyor...
    esra erol daki örtülü ablanın marjinal hayatı

    ablamız sevgilisi ve kocası ile bir hayat sürüyor.
    esra erol daki örtülü ablanın marjinal hayatı

    derken olaya davut isimli 3. bir erkek dahil oluyor.
    esra erol daki örtülü ablanın marjinal hayatı

    meğer davut adlı şahıs da bu ablanın sevgilisiymiş. ama onunla ilişkisi bitmiş miş...

    bu arada türbanlı abla, bebeğin kocasından değil sevgilisinden olduğunu itiraf ediyor. (altyazılara dikkat lütfen)
    esra erol daki örtülü ablanın marjinal hayatı

    olaya türbanlı ablanın sevgilisinin annesi de dahil oluyor. (altyazıya lütfen dikkat)
    esra erol daki örtülü ablanın marjinal hayatı

    tabi sevgili tarafı da davut ortaya çıkınca "acaba bebek davuttan olabilir mi" diye şüpheye düşüyorlar falan...

    ulan, bir kadın, 3 adam, bir bebek...
    ve bu saçmalık tv'den yayınlanıyor, ha bir de stüdyodaki seyirciler de olaya dahil oluyor. kocasının tarafını tutanlar var, sevgilinin tarafını tutanlar var.
    kimse de demiyor ki "bu ahlaksız şeyleri neden yayınlıyorsunuz?"...

    türkiye bitmiş amk!!!

    edit: seyretmeye dayanabilirseniz bu da videosu;
    https://www.youtube.com/watch?v=I2whljDFG1c+
    42 18 ...