galatasaray

20668.
  • 2007-08 sezonunda teknik direktörü yokken, imkansızlıklar içinde şampiyon olmuş takımdır.
    o sezon 32. haftada ali sami yen'de fenerbahçe maçı vardı. fener'e o maçta 1 puan yetecekti. çünkü ikili averaj fb'den yanaydı. zico teknik direktördü. kadroda;
    kezman, alex, lugano, gökhan gönül, aurelio, devid falan vardı. fb'nin cl'de sevilla'yı chelsea'yi yendiği dönemler.

    galatasaray'ın başında cevat güler, ilk 11'de ise;
    barış özbek, emre güngör, ayhan akman, servet çetin, aykut erçetin falan vardı.
    fb'liler ''cimbom'a koymaya az kaldı'' tezahüratları ile geliyorlardı mecidiyeköy'e.
    ama unuttukları bir şey vardı. orası ali sami yen'di. metin oktay'ın ruhunu taşıyordu. nonda kafayı sokup cimbom 1-0 kazandığında şampiyonluk kutlamaları başlıyordu.

    o maç kadıköy'de şampiyonluk kadar değerlidir benim için. maçın uzatma dakikalarında fener top şişirmesin diye fb sahasında dalağını tutarak koşan, pres yapan gs'li futbolcular vardı. düşünün adamlar son dakikalarda gs kalesine top bile yollayamadı. evet fenerbahçe zengindi. kadrosu güçlüydü. ama onlar eksik olan bir şey bizde fazlasıyla vardı;
    (bkz: ruh)
    3 1 ...
  • siz yokluk bilir misiniz?
    açlık?

    mustafa kemal'in askerleri bilirdi...

    sabah akşam buğday kavurması yedikleri günler vardı.
    et yok, tavuk yok...

    hücuma kalkacak askerin ihtiyacı olan protein karşılanması mümkün değil.
    onu da mustafa kemal düşündü...

    balık avlama bölükleri kuruldu.
    anadolu delikanlıları iptidai oltaları ile birliklerin yakınındaki göllerde, derelerde balık tutmaya başladılar.

    tutulacak her balık en az iki askerin protein ihtiyacını karşılamak demekti.
    balık avlamadan birliğe dönmek adeta vatana ihanet etmekti onlar için.

    bol bol balık tuttular.
    anadolu'nun verimli gölleri, akarsuları mehmetçik için bol bol balık verdi onlara.
    balık proteindi, fosfordu, omega3'tü.

    mustafa kemal'in askerlerinin kafası bu yüzden çok çalışırdı.
    hepsi zekiydi, çakı gibiydi.

    mustafa kemal'e izmir'de "zaferi neye borçlusunuz" diye sordular;
    "telgrafın tellerine..." cevabını vermişti.

    bence eksik vermiş, biz zaferi telgrafın tellerine borçlu olduğumuz kadar, işgal altındaki anadolu'nun akarsu ve göllerinden balık tutan bu yiğitlere borçluyuz...
    4 0 ...
  • Bir de bu tanımın daha Minimal ince düşünceli olma durumu vardır.

    - cebindeki kuruyemişin yarısını seni yerken gören biriyle paylaşıyorsundur.

    - Kendi Yaptığın kahvenin en az köpüklü olanını içiyorsundur.

    - birilerinin uyuduğu ortamda ses yapmıyorsundur. (Düşünceliler ek hizmet olarak üst örterler)

    - restorandan çıkarken kürdan ya da zencefil alıyorsan yanındakilere de alıyorsundur.

    - misafirliğe giderken evde çocuk varsa hoşuna gidecek bir şeyler alıyorsundur.

    - bıçağın ucuna meyve takıp uzatıyorsundur.

    - kapının önünde bir kap su ve yemek bulunduruyorsundur.

    - otobüste yaşlı ya da engelli kimseler ayakta beklerken uyuyor taklidi yapmıyorsundur.

    - selfie çekmeye çalışan ama kadraja sığmayan birilerini gördüğünde, makinelerini ellerinden alıp fotoğraflarını çekiyorsundur.

    - mağazalarda bir şey denedikten ya da almaktan vazgeçtikten sonra yerine koyuyorsundur.

    v.b diyerek üretilebilir. Tabi bilmek her zaman üretmekten daha çok işe yarayacaktır.
    10 0 ...
  • zevksiz olduğunu gösterir.
    twigy' de inanılmaz pofuduklar satılıyor babacım ya bir git oraya bak ne bu saçma sapan patikler?
    3 0 ...
  • 258 kalem eşyadan oluşmaktadır. birkaç kez "çantamı alır mısınnn" ricası sonucu o çantayı yerden kaldırmaya çalıştım bildiğin halter kıvamında idi. thor un çekici gibi oluyor mübarekler. o 50-55 kiloluk kızlar nasıl taşıyorlar lan onları..
    9 1 ...
  • Maharetinin ne olduğu merak edilen kalem. Bununla kaderimizi baştan mı yazabiliyoruz ?
    Ayrıca O parayı bir kaleme verince belki o tükenmez ama ben tükenirim.
    13 0 ...
  • günaydın aşklarıııımmmmmm,
    günaydın bebekleriiiiim,
    günaydın ablanız kurban olsuuuuun.
    hepinizi yerim. acayip enerjik ve mutlu uyandım normal.degil allah affetsin.
    3 1 ...
  • 21 gün olayını komple iptal etseler de hiç uğraşmasak d:

    12 ay tuvalet temizleyip, dayak yiyen, çavuşun ayak işlerini yapan kekolar da sinirden nasıl bok atacaklarını şaşırıyorlar.

    kardeş biz devlete yük olmamak için askere gitmiyoruz. üstüne bi de para ödüyoruz kim daha fedakar tartışmayalım d:
    2 4 ...
  • benimdir. komik bir anısı var.
    lise dönemindeydik ve alkol kullanmıyordum, etkilerini de bilmiyordum. bir gün bir arkadaşım sıcak şarap içiyordu, ısrar etti tadına bakmam için. ertesi günkü sınavım için çok çalışmıştım ve ondan bir yudum alsam bile iki üç bilgiyi kaybedeceğimi, beynimde can vereceklerini düşünmüştüm. içememiştim. en azından alkolün beyine zarar verdiği bilgisinden mitler uydurmuşum.

    kısa zamanda bir içeyim bari.
    8 1 ...
  • Aslında aynı kişiye yeniden aşık olmak değildir. En azından ikincisi aynı şey değildir. Bir süre büyük bir tutkuyla, sevgiyle veya -abartılı bir tabirle- aşkla bağlı olduğunuz kişiye; ondan duygusal ve fiziksel olarak uzaklaştıktan sonra kendinizi hüzünlü, yalnız, boşlukta ve eski şeyleri özlerken bulduğunuzda insan zihninin alışkın olduğuna verdiği öncelikten yeniden ilgili, duygu dolu hissetmektir ama kesinlikle ilk seferinde olan şey ile aynı değildir. O boşluğun yarattığı krizi gidermek adına bir kandırmacadır.

    Kendinizi sinirli ve sitemli bir yalnızlık, her şeye karşı bir soğukluk dolu hissettiğinizde o kişiden de yeniden uzaklaşırsınız. Su dahi kuru zemin yerine ıslak zemin üstünde öncelikli akar.

    Kaldı ki aşık olmak, öznesi yalnızca yapı bakımından kişinin olduğu bir eylemdir. ikinci kez aynı şeye dönmez, zaten dönülmüş olana eğilimdendir.
    4 0 ...