• bir a haber haberi ve haber başlığı.

    vatandaşlarımız yerli otomobile büyük ilgi gösteriyormuş, ön ödeme yapmak istiyorlarmış.
    vatandaşlardan yerli otomobile büyük ilgi

    ne güzel kafalar bunlar ya, pırıl pırıl.
    ortada bir yerli otomobil var, ama gören yok, üzeri örtülü.

    geçtiğimiz günlerde de yerli otomobilin prototipi tanıtılmıştı, tabi onun da üstü örtüyle kaplıydı.
    (bkz: yerli ve milli otomobil prototipinin tanıtılması)

    cidden bu haberleri yapan a haber, sabah vb yandaş medyanın bu yavşaklıklarını tarih yazacak hep.
    yazık bu haberleri yapanın onuruna ve şerefine.

    bu haberle aslında kendi zihniyetleri ile dalga geçiyorlar farkında değil gerizekalılar.

    haber linki(tıklamanız tavsiye edilmez);
    https://www.ahaber.com.tr...erli-otomobile-buyuk-ilgi
    10 3 ...
  • 8 sene önce ilk işimde toplantı salonunun kapısının hemen yanındaki damacanadan su almaya, "a lakta muvik muvik" diye gidip suyu bardağa doldurduğum anda, "ya lak taa" dedikten sonra suyu fondipleyip karşımdaki aynaya bakıp muviiik diye şarkıyı bitirmiştim.

    15 dakika sonra çalan telefon ile toplantıya çağırıldığım anda tamam geliyorum dedikten sonra saçlarımı yolup hay sizin toplantınıza şeklinde hareket çektikten sonra hiçbir şey olmamış gibi gülümseyen bir eda ile toplantı salonuna girdim.

    Ve gördüm ki bizim büyük alana bakan aynanın arkası aslında şeffaf bir şekilde toplantı salonundan görülüyormuş. ilk anda aşırı utandım ama insanlar hiçbir şey olmamış gibi davranınca kendimi rahatlattım.

    1 sene sonra işteki son mesai saatimde bir büyük pastayı i like to move it şarkısı eşliğinde getirdiklerinde kıpkırmızı oldum, pastayı iştahla yiyemedim.

    Çok güldüler, dalga geçtiler.
    6 0 ...
  • gözlerim bozuk ve inatla gözlük takmayı reddediyorum.

    geçen eskiden çalıştığım yerdeki sekreteri gördüm, aramızda biraz mesafe vardı ama. ee melahat abla nasılsın maşallah zayıflamışsın falan derken ona doğru yürüyorum.
    birkaç adım kaldı ki onun melahat abla olmadığını anladım, kadın deli olduğumu ima eden bakışlarla beni süzdü, tek kelime etmeden gitti.
    13 0 ...
  • "Kadınlar, erkeklere Allah'ın emaneti" değildir.

    Zaten bu düşünce neresinden tutarsan tut sakattır. Dinlere göre, koskoca Tanrı, yarattığı canlıyı neden bir diğerine emanet etsin. Kendisinin gücü kendi yarattığını "esirgeyen ve bağışlayan" olarak "esirgemeye" yetmiyor mu? Peki bu dünya'da benzer ağır iş ve zorluklarla mücade eden erkekler kime emanet? Boz ayılara mı? Kadınlar bize emanettir demek, onu güçsüz ve muhtaç adleder. Bunun gibi fikirlerin doğuracağı binlerce yıllık bilincin getireceği sorunları bir düşünün... Kadın her konuda erkeğe muhtaç olarak bilinmeye başlar ve erkek kadının üzerinde her türlü hakka sahip olur. Ve an gelir onu öldürür, vurur, döver, cinsel saldırıda bulunur vs.

    Bakın din adı altında söylenenlerin nasıl kadınları mahvettiğini gördünüz mü? Göremedinizse zaten ben tartışmak için yazmıyorum. Göremeyenler de bu dünyanın bir parçası ve bu amaçla aramızdalar. Onları da hoş görüyor ve aydınlanacağı günlerin yakın olmasını umut ediyorum. Bizler var oluş sebebimize göre hareket edip bunları anlatmaya ve buna göre yaşamaya devam ederiz. Evren, kendi sonunu böylece tayin etmiş olur.
    7 1 ...
  • cinayetin sorumlusu devlet değil, bir nevi hükümettir. şöyle ki, 15 temmuz akabinde "halkım isterse idamı elbette getiririz." diyen erdoğan daha sonra meclisten öyle bir talep gelmedi diye konuyu kapattı. o dönem de, kendisi isteseydi tek bir talimatıyla akp'ye bu önergeyi hazırlatabilirdi. tarafsızdı(!) ya, karışmak istemedi diyelim. peki bugün.. partili cumhurbaşkanı kendisi. madem artık tarafsız değilsin, söyle partine önerge hazırlığına başlasın. cezalar caydırıcı olmadıkça bu cinayetler, suç işlemeler bitmeyecek. adalet sistemini çözmedikçe daha çok analar, evlatlar ağlayacak. bu su götürmez bir gerçek. kimse kendisini kandırmasın. adaletle de bitmiyor, en başta eğitim.güzelim ülkemde güncelleme isteyen o kadar çok şey var ki.. bugün emine bulut, yarın bir başkası. son olarak, coğrafya kaderdir arkadaşlar; buna inanıyorum.
    7 2 ...
  • kadın

    2497.
  • Tanımı falan geçiyorum. Çünkü benim yapacağım tanım, varlığımızın anlamı, kadının toplumdaki yerinden çok çok farklı olacaktır.

    Bugün vicdanı olan herkesin kahrolduğu #EmineBulut cinayetini konuşuyoruz, hakkında yazılar yazıyoruz ama biliyoruz ki ne ilk ne de son olacak, maalesef. Çünkü erkek çocuklarımızı zehirleyerek büyütüyoruz. O zehrin parçaları nihayetinde bilinçaltında bizi (kadınları) değersiz kılıyor.

    Siz belki alakası bulacaksınız ama anlatmak istediğim bir diyalog var. Umarım bu diyaloğun diğer tarafı bana kızmaz ama kişisel bir durum değil aslında bahsetmek istediğim şey oluşturduğumuz algı.

    Bir muhabbetin içerisinde zayıflamak istediğimden ve olmak istediğim kilodan bahsediyordum. Muhabbetin diğer tarafından gelen cevapsa şöyleydi; “bırak bu günümüzün sıfır beden algısını unutma ki Türk erkeği askere gittiğinde ya da hapise girdiğinde çırpı bacaklı kadınları düşlemez, Sibel canları Hülya Avşar’ı dolabına asar.”

    Burada Anlatmak istediğim şey, kadının zayıf bir bedene sahip olma tutkusunu bile kendine mal eden, onun hayalini süslemek için olduğunu, düşlenmek arzusuyla yanıp tutulduğunu düşünen bir kitle var. Bu ego sizce de yaratılıştan gelen bir cinsiyet ayrımı için çok fazla değil mi beyler?

    Fazla karmaşık ve kopuk oldu farkındayım, ama demek istediğim; kadın, erkek için yaratılmış bir varlık değil. Bu kafanızda iyice bir yetse keşke. O zaman hak görmeyeceksiniz bu kadar basit can almayı, namusu kadına atfetmeyi, ve daha nicelerini.
    9 2 ...
  • bunun için üniversiteye gitmeye falan gerek yok.

    toplumda herkesin ülkeyi dünya devi yapabilecek bir ekonomik kalkınma planı var,

    herkesin milli takımı dünya şampiyonu yapacak bir taktiği var,

    herkesin toplumu düzeltecek bir sosyolojik çözüm önerisi var,

    herkes şehircilikten, peyzajdan anlıyor, herkes trafik problemini yetki verseler 3 günde çözer mesela.

    asıl komik olan şu;

    çok iyi bildiğiniz bir konuda bile bu insanlar gelir size saatlerce akıl verir. elinizi çenenize koyup dinlerken hıı hıı dersiniz.

    o da kendini dahi zanneder işte.
    6 0 ...
  • duyduklarım: başım ağrıyor, regl olmak üzereyim, regl bitmedi, kirpik diplerim acıyor ( bunu hala algılayabilmiş değilim ama duydum bunu) , sular kesik, yeni banyo yaptım, daha dün seviştik ya, hava çok soğuk kim yıkanacak şimdi, saçım kurumuyor, yorgunum, yeni oje sürdüm ( o saatte amk ne ojesiyse), ağda yapmam lazım görüntü berbat....

    söylediklerim: çok gençsin, sen daha çocuksun, tipim değilsin, bende mantar var ( en sonunda bunu da söyledim), biz arkadaşız, evliyim (evliyken söylemiştim), heteroseksüleim (3-5 sefer hemcinslerimden de teklif aldım), sabah çok erken kalkmam lazım başka zaman söz, sabah çok öenmli bir toplantım var yorgun olmamam lazım... vb....

    kısacası, seks her teklif edenle yaşanan bir olay değildir...olmamalıdır...

    not: şekilci piçin tekiyim o ayrı konu...
    5 3 ...
  • cinsel sapkınlık bu denli normalleştirilemezdi. porno extrem seks, grup seks, eş değiştirme, eş paylaşma, ensest, tecavüz gibi anormal şeylerin normalleşmesine yardımcı oluyor. çünkü çoğu kişi için akla dahi getirilemeyecek sapkınlıklar porno sayesinde aşamalı olarak şehvet kaynağı aşamasına gelebiliyor. troll diyip geçmemek gerek. sözlükte mesela ablayı duş alırken görmek, eşim bu gece spor hocasıyla kalacak gibi başlıklar açılması bile normalleşmenin sonucu. pornonun bu kadar endüstrileşmesinden önceki zamanlar geyik olarak dahi bir arkadaş çevresinde böyle şeyler konuşulduğunu hiç sanmıyorum. ama artık konuşuluyor.
    9 0 ...
  • türk'ün makus kaderini yendiği ve ikinci viyana kuşatması'ndan beri süregelen geri çekilişinin son bulduğu büyük ve kanlı muharebe.

    bugün tam 22 gün 22 gece sürecek olan sakarya meydan muharebesi'nin başladığı tarih.
    bugün sakarya meydan muharebesi'nin 98. yılı.

    98 yıl önce bugün artık türkleri kesin olarak imha etmek isteyen yunan ordusu, sakarya nehri'nin doğusunda son mevzilerini tutan, son siperlerini aynı zamanda da mezarlarını kazan türk ordusuna büyük bir hamle ile saldırdı.

    ilk yunan taarruzları çok şiddetli ve balyoz etkisindeydi,
    sakarya'nın doğusunda mevzilenen ordularımız bu balyoz etkisindeki saldırıda ne yazık ki tutunamadı, çoğu mevzilerimiz terk edildi...

    yunan zafer çığlıkları atıyordu.
    ama sakarya'nın doğusunda sarı saçlı, mavi gözlü bir bozkurt vardı.
    kararlıydı.
    artık türk'ün makus kaderi değişecek, 250 yıllık geri çekiliş sona erecekti.

    türk ordusu dağılırken mavi gözlü bozkurt yeni cephe emirlerini yolluyordu...

    --- spoiler ---
    "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh, bütün vatandır. vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz."
    --- spoiler ---

    işte bu cephe emri ile birlikte dünya savaş tarihinde görülmemiş bir taktikle türk ordusu cenk etmeye başladı.

    yunan saldırıyor, türkler geri çekiliyordu.
    geri çekilen türkler 1 km geri çekildikten sonra yeniden savunma düzeni alıyor, yeniden dövüşüyor, karşılık veriyordu.

    yine yeniliyor, geri çekiliyor, 1 km doğuda yine aynı taktik ile yunan'a anadolu'nun kutsal toprağında mezar kazıyordu.

    tam 22 gün, 22 gece...

    günlerden bir gün, 12 eylül 1921'de yunan başkomutanı karargahı sabahın erken saatlerinde büyük bir infilak sesi ile ayılıyordu.
    oysa o sabahın gecesinde uzo içmişler, zafer kutlaması yapmışlardı...
    yani savaşı kazandık zanneden yunanların başkomutan karargahı türk süvari tümeni tarafından bulunmuş, yunan başkomutanı papulas, fahrettin altay paşa'nın süvarileri tarafından esir alınmak üzereydi.

    general papulas canını zor kurtardı.
    fahrettin altay paşamızın süvarileri yenilmez(!) yunan ordusunun karargahına girmişti.

    bu haber yunan cephesinde şok etkisi yarattı.
    yunan ordusunda bozulmalar, geri çekilişler başladı.

    derken aynı gün şanlı mehmetçik türbe tepe ve mangal dağı'nı ele geçiriyor ve zaferimizi perçinliyordu. Yunan cephesi yarılmıştı.
    Ve 13 eylül 1922'de sakarya nehri doğusunda kalan bütün yunan askeri unsurları nehrin batısına süpürülüyor ve net bir zafer kazanılıyordu.

    Sakarya zaferi ile türk ulusunun 250 yıllık geri çekilmesi sona eriyor, yıllar sonra kazanılan büyük zafer ile yunan palikaryasının anadolu'daki son günleri yaklaşıyordu...

    yaşa mustafa kemal paşa yaşa...
    11 3 ...