• fetö'nün siyasi ayağının çok net belgesidir.

    ümmetimizin lideri, asrın mücaddidi erdoğan, yardımcısı bülent arınç vasıtasıyla fethullah piçine selamlarını sevgilerini göndermiş, "bize bir emri, bir tavsiyesi var mı?" diye sormuş...

    evet bunu anlatan bülent arınç.

    şu an cumhurbaşkanlığı yüksek istişare kurulunda kendisi. oğlu da akp istanbul milletvekili aynı zamanda.

    izleyelim inşaallah;
    https://streamable.com/28d5o

    bakınız çokomelli arkadaşlar. bülent arınç bunu 2013'te anlatıyor.

    evet 17/25'ten önceye ait bu, ama fetö ilk kez ne zaman kalkışma yaptı hükümete karşı?

    7 şubat 2012'de.

    aslında fetö ile mücadelede milat 17/25 değil, 7 şubat 2012 tarihidir. bu tarihte fetö gerçek niyetini belli etmiştir ve bülent arınç'ın bu anlattığı olay 7 şubat kumpasından sonraki tarihe aittir.

    alın size kanıtlı belgeli fetö'nün siyasi ayağı.

    hadi eyvallah...

    edit: "7 şubat kumpası nedir?" diye sormuş bir kardeşimiz.
    7 şubat kumpası, fetöcü savcıların talimatıyla fetöcü polislerin mit müsteşarı hakan fidan'ı gözaltına alıp sorgulamak ve bu sorgu ile erdoğan aleyhinde deliller elde edip erdoğan'ı yargılamak ve cezaevine göndermek istedikleri olaydır.
    16 1 ...
  • diyanet tarafından ümmetimize yapılan fetva niteliğindeki tavsiyedir.
    diyanetten sulu yemek bol ekmek tavsiyesi

    diyanet işleri başkanlığı, din işleri yüksek kurulunun yayınladığı haftalık bildiride imam fakiri'nin hadisine yer verdi.

    imam fakiri'ye göre peygamber efendimiz evinde pişen yemeklerin sulu yapılmasını ve bu yemeklerin yanında ekmeğin bol tutulmasını ister, bol ekmeği yemeğin suyuna banarak yemeyi müminlere tavsiye ederdi.
    diyanet işleri de bu alimin hadisini baz alarak vatandaşlara tavsiyede bulundu.

    fakat görüyoruz ki bugün insanlar "ekmek sakıncalı" diyerek yemeklerini az ekmek tüketerek yiyorlar, bu da halkımıza çok pahalıya maloluyor. halbuki suyu bol yemek yapıp, bu yemeğe bol ekmek banıp yeseler az yemekle çabuk doyabilirler ve bu da çok ucuza malolur. böylece ümmetimiz boğazından kısarak daha çok vergi ödeyebilir, devletimizi yönetenleri çok daha fazla mutlu edebilirler.

    işte görüyorsunuz hadislere bağlı yaşayınca ne kadar da kolay oluyor her şey.

    kaynak: https://kurul.diyanet.gov.tr/FetvaYontem
    22 8 ...
  • gazi meclisimizin kürsüsünden verilen derstir.

    meral ablamız, tayyip erdoğan ve damadının ülkemizi nasıl ekonomik zarara soktuğunu meclis kürsüsünden bilale anlatır gibi anlatmış, ekonomiden anlamayan ve ülkemizi 5 yılda yüzmilyarlarca dolar zarara uğratan bu kayınpeder damat ikilisine güzel bir iktisat dersi vermiş...

    izleyelim inşallah;
    https://streamable.com/11pee

    5 sene içinde döviz kurunun 3 misli artmasına sebep olan bu iki isim ülkemizi kaç yüz milyar dolar zarara sokmuştur?

    bugün bizden toplanan vergilerin yüzde 30'u faize gidiyor sevgili arkadaşlar.
    kanıtlı belgeli bunlar.
    her sene bütçe yapılırken faize pay ayırıyorlar.
    (bkz: 2019 bütçesinde faize ayrılan para/#40819859)
    (bkz: 2020 bütçesinde faize ayrılan para/#42531999)

    ülkemizi ekonomik olarak batırdılar malesef...
    Erdoğan sebep, Damat vesile, ekonomik kriz sonuç olmuştur...
    12 4 ...
  • Yetenekli yazarın kaleminden çıkan her entry, uzunluğuna, kısalığına bakılmadan keyifle okunur.
    Lakin yazım kuralları, boşluk bırakmak, paragraf yapmak, okumayı kolaylaştıran etmenlerdir.

    SÜphanallah boncuğu gibi sıralanmış, paragraflara ayrılmamış 15-20 satırı okumak da af buyrun bir nevi işkence olabiliyor.
    Uzun yaz, yazma demiyorum ama gözlerimize tecavüz etmeden yaz be güzel kardeşim!
    5 1 ...
  • elit isim koyacam diye eşeğin bi tarafına suyu kaçıranlar da vardır,

    anne ve babanın isimlerinin ilk hecesini koyar isim olarak. misal
    baba: buğra - anne: leman - çocuk: buğlem
    baba: can- anne: selma çocuk: cansel
    baba: hakan - anne: nurcan - çocuk: haknur (tanıdığım var)
    anne: gülsüm - baba: tekin - çocuk: gültekin(bunu da tanıyorum)
    anne: yaren - baba: akın - çocuk: ne ola ki?
    7 0 ...
  • bazı sözlük yazarlarının ne kadar kansız olduğunu tekrar gösteren bir başlık. birileri bir yerlerde yaşadıkları yüzünden canından vazgeçiyor.

    bir gerizekalı çıkıyor yaşadıkları intihar için gerekçe gösterilemez diyor. bir amın evladı çıkıyor inşallah cuckold denemiştir. bir orospu çocuğu daha çıkıyor ve bir şeyler söylüyor.

    ne yaşadınız lan hayatta. bir dikili ağacınız mı var koduğumun yerinde. intiharı düşünmeyecek kadar şuursuz bir hayat sürüyorsun, bir de kalkıp tutunamayanların hayatına sallıyorsun. sizi yaşama bu kadar bağlayan şey bu kadar ahmak oluşunuz mu acaba ?
    15 3 ...
  • --spoiler--
    Tokat'ın Turhal ilçesinde mezarlıkta bulunan ve ''Fındık'' adı verilen yavru köpek, 37 öğrencili Kayacık Köyü Şehit Haluk Yılmaz ilkokulu'nun maskotu oldu. Okulun bahçesinde yapılan kulübede yaşayan ve forma giydirilen ''Fındık'', zaman zaman derslere de katılırken, öğrencilerle keyifli zamanlar geçiriyor.
    --spoiler--

    https://www.ntv.com.tr/am...indik-okulun-maskotu-oldu

    mezarlıkta bulunan fındık okulun maskotu oldu
    mezarlıkta bulunan fındık okulun maskotu oldu
    mezarlıkta bulunan fındık okulun maskotu oldu
    mezarlıkta bulunan fındık okulun maskotu oldu

    Karneyi göreceğiz yıl sonunda bakalım.
    5 0 ...
  • bir türkiye cumhuriyeti gerçeğidir.

    atatürk dışında türkiye'yi yöneten tüm liderler -ki buna ismet inönü de dahildir (bkz: fulbright anlaşması)- abd'ye çeşitli imtiyazlar sağlamış ve türkiye'yi abd çıkarlarına teslim etmiştir.

    abd'nin türkiye'den istediği şeyleri alamadığı tek lider mareşal gazi mustafa kemal atatürk'tür.

    işte abd bu yüzden yeşil kuşak projesi ile bu ülkenin başına siyasal islam'ı bela etmiş ve türkiye'nin yeniden atatürk dönemine dönmesine, atatürk ilke ve inkılaplarına dört elle sarılmasına müsade etmemiştir...

    peki neydi abd'nin isteyip de atatürk'ten alamadığı şey?

    chester imtiyazı...

    nedir chester imtiyazı?

    chester imtiyazı abd'li bir general olan colby mitchell chester liderliğinde bir girişim grubunun türkiye'nin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmek için geliştirdiği bir projedir.

    bu projeye göre çoğu anadolu'da olmak üzre osmanlı coğrafyasında abd'li girişimciler demiryolları inşa edecekler (toplam: 4400 km), bu demiryolları üzerinde işletmecilik yapacaklar (bkz: yap işlet devret), ayrıca bu demiryollarının 20'şer kilometre sağındaki ve solundaki arazilerin(toplam 40 km'lik arazi) üzerinde bulunan tüm madenlerin 99 yıl boyunca işletmecisi olacaklardır...

    chester projesini gösteren harita;
    abd ye ne istediyse vermeyen tek lider atatürk

    1908 devriminden sonra ittihat ve terakki'ye sunulan bu proje osmanlı tarafından kabul edilmedi.

    amerikalılar bu projeyi onaylatmak ve türk topraklarını sömürmek için yıllarca uğraştı.
    lakin balkan savaşları, 1. dünya savaşı, kurtuluş savaşı derken abd'liler projelerini bir türlü hayata geçiremediler.

    türk kurtuluş savaşı'nın kazanılmasından sonra lozan görüşmelerinin hemen öncesinde bir şey oldu ve tbmm hükümeti adına refet bele abd'li chester girişim grubu ile 29 nisan 1923 tarihinde chester antlaşmasını imzaladı...

    şüphesiz ki böyle bir antlaşmayı kimse beklemiyordu.
    amerikalılar bile şoktaydı.
    ama bu imzalanan antlaşma türk tarafının bir planıydı.
    zira kasım 1922'den beri süren lozan görüşmeleri çıkmaza girmişti. türkiye uluslararası arenada yalnız başınaydı. savaş meydanında kazandıklarını masada kaybetmek istemiyordu...

    atatürk amerikalılarla böyle bir antlaşma imzalayarak lozan öncesi abd'nin desteğini kazanmış, ayrıca ingiltere'ye gözdağı vermişti...

    bu arada amerikalı chester grubu da oyalanıyor, lozan görüşmelerinin sonuçlanmasını bekleyin deniyordu.

    lozan antlaşması sonuçlandıktan sonra da bir süre cumhuriyetin ilanı sebebiyle amerikalılar bekletildi.
    ve cumhuriyetimizin ilanı sonrası 18 aralık 1923'te chester grubu'nın şirketi olan ottoman-american development company'nin sözleşme şartlarını yerine getirmediği bahane gösterilerek bu chester antlaşması türkiye tarafından feshedildi...

    atatürk amerikalılara güzel bir oyun oynamıştı.
    hiç şüphesiz ki o kandırılan değil, kandıran taraf olurdu ancak...

    tabi abd'liler türkiye'nin yaptığı bu oyunu hiç unutmadılar.
    içlerine attılar.

    1927 yılında abd parlamentosunun onayına sunulan lozan antlaşması, burada reddedildi.
    bu çok da önemli değildi, abd lozan'ı tanısa ne olur, tanımasa ne olur?

    zaten cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan icraatlara baktığımızda;

    1924-devlet demiryolları'nın kurulması.
    1928 - anadolu demiryolu şirketi yabancılardan satın alınması.
    1929 - mersin- adana demiryolunun yabancılardan satın alınması.
    1929 - anadolu-bağdat, mersin- tarsus demiryolları'nın yabancılardan satın alınması.
    1929 - haydarpaşa limanı'nın yabancılardan satın alınması.
    1931 - bursa- mudanya demiryolunun yabancılardan satın alınması.
    1933 - samsun- çarşamba demiryolu hattının yabancılardan satın alınması.
    1934 - bandırma- menemen- manisa demiryolunun yabancılardan satın alınması.
    1934 - basmane (izmir) - afyon demiryolunun yabancılardan satın alınması.
    1935 - aydın demiryollarının yabancılardan satın alınması.
    1936 - edirne-sirkeci şark demiryollarının yabancılardan satın alınması.
    1937 - toprakkale - iskenderun demiryolunun yabancılardan satın alınması.
    1937 - istanbul ve trakya demiryolları'nın yabancılardan satın alınması.

    gibi, yabancıların işletmesinde olan ve yabancıların chester imtiyazı benzeri imtiyazlara sahip olduğu demiryolu hatlarını ve demiryolu işletmelerini satın alarak millileştirdiğini görüyoruz.

    bunların kimini ingilizler, kimini fransızlar, almanlar vb işletiyordu ve bunların hepsi demiryolu güzergahlarında maden arama ve çıkarma, tarihi eser çıkarma gibi imtiyazları almışlardı.
    üstelik bu imtiyazların hepsi osmanlı döneminde verilmişti ve sürelerinin dolmasına da en az 60-70 sene vardı.

    cumhuriyetin ilk yıllarında bir yandan osmanlı'dan kalan borçlar ödenirken bir yandan da yabancılara osmanlı tarafından verilen bu tip imtiyazlar parası ödenmek kaydıyla millileştiriliyordu.

    yani atatürk'ün amerikalılara böyle bir imtiyaz vereceğini düşünmek aptallık olurdu ancak.

    -------------------------------
    not: atatürk'ün o dönem millileştirdiği bu demiryolları bugün yine özelleştirilmeye çalışılıyor.
    atatürk'ün o dönem millileştirdiği limanlarımızın tamamı bugün mevcut hükümet tarafından satıldı...
    ------------------------------

    atatürk tüm bunları yaparken, bir de ileride bir daha aynı hataların yapılmaması için kanuni düzenlemeler yapıyordu.

    örneğin 18 mart 1924 tarihli 442 sayılı köy kanunu ile yabancı şahıs ve şirketlerin köy sınırları dahilinde mal sahibi olması ve faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır.

    bakınız burası çokomelli...
    akp iktidara geldiğinde yaptığı ilk icraatlardan biri neydi biliyor musunuz?
    atatürk'ün yabancılara köylerimizde mal edinmeyi ve faaliyette bulunmayı yasakladığı bu kanunu iptal etmek.

    şurada belgeleri ile birlikte yazmıştım;
    (bkz: atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu/#42008374)

    yani sözün özü bu chester projesi-chester imtiyazı abd'lilere verilen bir imtiyaz değil, bilakis abd'lilerin kandırıldığı stratejik bir oyundur.
    savaştan yeni çıkmış genç türkiye cumhuriyeti, sahip olduğu binlerce yıllık devlet kültürü ile bu oyunun kazanan tarafı olmuştur.

    mareşal gazi mustafa kemal atatürk hiçbir zaman "ne istedilerse veren" bir lider olmamış, "kandırılan" bir şahıs olmamış, bilakis türkiye'nin çıkarları için kimsenin akıl dahi edemediği stratejik hamleler yapmıştır...

    #tarih
    26 7 ...
  • Şaka mısınız? Çocuk asperger sendromlu. Asperger sendromlu olmak mı yoksa asperger sendromlu çocuk sahibi olmak mı zor, karar vermek mümkün değil. Bunların bebekliği boyunca yaşadığı ses ve ışık kaynaklı sorunları nedenli girdiği tripler yüzünden doktorlar şiddet gördüğünü düşünür polis çağırmak ister, çocuk biraz büyür bu sefer çocuğa bunları öğretmişler derler. Çocuğu sosyal hayata hazırlamaya çalışırken bi de üstüne suçlu durumuna düşersin.

    Çocuğun vücut dili fazla, mimik kullanımı yok, ellerini kullanmadığı zaman parmak hareketleri devam ediyor. Çünkü kontrol edemiyor. (Otizmli çocuklarda o parmak hareketleri görülür)

    Asperger sendromlu çocuklar ilgi alanlarını kendileri belirler. Bu çocuk bunu belirlediyse dikkatini başka yöne çekmek çok kolay iş değildir. Özel eğitime ihtiyacı var ki ilgi alanları genişletilsin, sosyal hayata uyum sağlasın, yaşıtlarına biraz uygun hareket etsin. Sürekli okumak, ezberlemek istiyor, muhtemel uyumuyordur ya da uyku ihtiyacının çok azını karşılıyordur. Bu çocukların çoğu böyle.

    Ailemizde asperger sendromu genetik. Benim tanıdığım en yaşlı aspergerli dedem, ömrü uzun olsun 90 yaşında. Okulun ilk yıllarında şakadan anlamıyor, çok ciddi diye okuldan alınmış. Çünkü salak olduğu düşünülmüş. Acı duyma konusunda sıkıntılar yaşıyor hâlâ. Kendisine zarar verecek şeyler yapmayı yeni bıraktı. Empati yapamıyor. Her gün bir gazeteyi saatlerce okuyor, kafadan matematik işlemleri yapıyor, 70 yıl öncesini tarih ve saati ile hatırlıyor. Kalabalığa girmiyor. 10 kişi seslense cevap bile vermez, ilgi alanı adamın gazeteler. Çok eminim 20 yıldır o haberleri ezberliyor. 40 yıl önce depreme dayanıklı ev yapmış adam, fazladan bir yatak almamıza izin vermiyor ki ev çökermiş. Her şeyi hesap kitap böyle.

    Bir gün bana sen bu ailenin en zeki insanısın dedi. O günden beri sadece benimle sağlıklı iletişim kuruyor. Başka insanlar iletişim kurmak isteyince ve buna zorlanırsa küfür ediyor, kriz geçiriyor. Ve yaşına rağmen çocuk gibi olduğu için şaka amaclı beni koltuğa itip üzerime yastık atıyor. Bunu yapan adam, dediğim gibi 90 yaşında. Bunlar ne bilirse bilsin, kaç yaşında olursa olsun çocuk gibidir. (ki bazı şeyleri dedem beni ciddiye alınca anlattı, henüz çocukluğunu öğrenme fırsatım oldu, kimse onun hakkında çok şey bilmiyor)

    Ama şu an 10 yaşında aspergerli bir çocuk dedem gibi yaşamayacak, yaşamıyor. Taklit edeceği insan daha fazla, eğitim hayatı zorunlu, istediği bilgiye ulaşıyor, sosyal hayata biraz daha kolay uyum sağlıyor. Toplumun bir kesimi biraz daha az dışlıyor, o da var.

    Ancak görüyorum ki hâlâ insanlar şaşırmaya devam ediyor. Neden şaşırıyorsunuz? Artık alışın otizmli insanlara. Bir hekim, yönetici ya da öğretmen olarak hayatın içindeler. Çocuk olarak karşımızda duruyorlar. Destek olunmalı, kutlanmalı ve suçlamadan uzak durmalı.

    Ben atakan'ı sevdim. Umarım biraz daha yaşıtlarına karışır, ilgi alanlarını genişletir, bilim adına güzel çalışmalar yapar, biraz vücut dili çalışır.

    Neden asperger olduğunu düşündüm?

    Sürekli göz teması yok
    Biri vücut teması kurmak isteyince içsel bir huzursuzluk ile yan duruyor. Kaçma refleksi fazla.
    Bilgiler ezbere dayalı.
    Ilgi alanı olduğu konu ile ilgili konuşmaya çok hazır, istekli.
    Parmak hareketleri kontrolsüz.

    Bir reklam kampanyası bile olsa, aspergerli bir çocuk bu. Nerede olsa tanırım.

    Edit: atakan; sabah gazetesi ve birkaç yerden aldığı bilgilerin cümlelerini değiştirip kendini bilim insanı gibi gösteren insanların olduğu yerlerde, bu insanlara hiçbir şey araştırmadığı için inanan tiplerin dolu olduğu sözlüklerde, adına yazılan şeylere takılmaman dileği ile.. esenlikler dilerim.
    19 5 ...
  • bu nasıl bir zalimliktir be kadın?

    seni kimler sevmedi? iktidarsız kocan mı? seni büyüten ailen mi?

    öğretmen olmadan önce kpss de mülakat yapacağınıza psikoteknik gibi bir aşama ile öğretmen atamaları yapılmalı.
    3 0 ...