• Şükür bıraktım artık. Daha bir gün bile olmadı fakat o kadar farkındayım ki bıraktığımın. Çok nadir içesim geldi ve bunun nikotin eksikliğinden kaynaklandığının farkına vardım. Nikotin yoksunluğunun geçmesi de içmeyerek olacak, içerek değil. O da çok rahat atlatılıyor. Artık özgürüm. Hayatımdaki güzel gelişmeleri buraya editlerim.
    4 0 ...
  • Süleyman demirel merhum konuyu harika özetlemiştir;

    --spoiler--
    Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girmek için tarih alma konusunu şu fıkrayla değerlendirir;

    "Avrupa Birliği'ne girmek isteyenler sınava alınıyor. Bulgaristan sınava giriyor, 'atom bombası ne zaman atıldı' diye soruluyor. '1945' diyor, 'geçtin' deniyor.

    Daha sonra Romanya sınava giriyor. 'atom bombası nereye atıldı' deniyor, 'Japonya' diyor, 'sen de geçtin' deniyor.

    Türkiye'ye sıra gelince 'atom bombası atıldıktan sonra ölenlerin isimleri, soyadları, doğum yerleri, mesleklerini söyle' deniyor.

    https://www.kayseriolay.c...l-demisti-ki-amp17351.htm
    --spoiler--
    6 0 ...
  • bozkırda avcılık insanların en önemli geçim kaynağıydı.
    geyikler ise en kıymetli av olarak bilinirdi.
    yazılı olmayan bir kuralsa yavru geyiklerin ve yavrulu ana geyiklerin avlanmamasıydı. bu kuralı çiğneyenler karşılarında kayberen'i bulurlardı...

    kayberen; geyiklerin koruyucusu, "ulu ruh"tu...
    kayberen

    efsaneye göre yaşlı bir çift hiç çocuk sahibi olamamış, çocuk sahibi olmak için tengri'ye yalvarmışlardı.

    ulu tengri bu yalvarışları duydu ve yaşlı çifte 40 çocuk verdi.
    fakat yaşlı çift bu çocuklara bakamadılar ve çocukları dağa bıraktılar.

    tengri çocuklara kıyamadı, kayberen ana'yı gönderdi, kayberen çocukları doyurdu, büyüttü, baktı...
    o 40 çocuğun her biri ulu ruh oldu, her biri bir kayberen oldu...
    kayberen

    gel zaman git zaman, bozkırda yaşayanlar (kırgızlar) uzun zaman sonra dünya işlerine daldılar, ulu ruhu, töreyi unuttular...

    oysa ki verdiği nimetlerle bozkıra hayat veren ulu ruh'tu...
    kayberen

    günlerden birgün bir kırgız avcı günlerce sürdürdüğü avdan eli boş dönmek üzereyken yavrulu bir geyiğe rast geldi.
    o kadar zaman harcayıp bir şey avlayamamış olmak onu iyice hırslandırmış, gözünü adeta kan bürümüştü.

    yavrusu olan bir geyik olduğunu bildiği hâlde son okunu da ona fırlatmıştı. yavrulu geyik yaralanmış ama yere düşmemişti.
    inatçı avcı peşinde düştü, ne yapıp edip onun canını alacaktı. avcıdan kaçan geyik nihayet bir mağara buldu ve korunmak için derinliklerine doğru ilerledi.

    avcı karanlık mağarada usul adımlarla ilerledi ve mağaranın nihayetinde korkuyla kendisine bakan bir çift gözü fark etti.
    avcı belindeki keskin hançeri çıkardı ve geyiğe doğru yaklaştı. o an gaipten bir ses işitti "ona ilişirsen kendi yavrunu öldürürsün" diyordu sesin sahibi.

    avcı kırgız o an sanki bir kabustan uyanır gibi irkildi. "ben ne yapıyorum? yavrulu bir geyiği öldürecek kadar kendimi nasıl kaybettim? ömür boyu lanetlenmek mi istiyorum?" diye kendine kızdı ve hançeri yerine soktu.
    oradan uzaklaşmak için arkasını döndü.

    karşısında yaşlı bir kadın duruyordu. "al yavrum susamışsındır" diyerek ona bir tas kımız verdi.
    kırgız teşekkür edip tası aldı ve kafasına dikti.
    tası indirdiğinde tastaki kımızın tek damla eksilmemişçesine durduğunu fark etti. o an karşısındakinin kim olduğunu anlamıştı.

    ulu ana kırgız avcıya "bundan sonra sen sen ol yavrulu geyiğe dokunma, yazıktır, vebali büyüktür. başına öyle işler gelir ki altından kalkamazsın. var dön yurduna şimdi, bağışladığın geyiğin mükafatını alacaksın." dedi.

    adam yurduna döndü ve kayberen'in dediği gibi mükafatını fazlasıyla aldı.
    hayvanları da ürünleri de iki katına çıktı.
    birçok çocuğu oldu. onlar büyüdü, hepsi birer yurt edindi, bey oldu. bu bolluğun sebebini soranlara ise "merhamet" cevabını verdi.

    başından geçeni anlattı "kim kayberen ana'nın elinden bir şey yer içerse bay olur, bayındır olur!" sözü dilden dile dolaştı. yavrulu geyikler de güven içinde yaşadılar...
    kayberen

    #mitoloji
    -------------------------------
    ------------------------------
    ben bu yazıyı neden yazdım???

    bizim öz kültürümüz, tarihimiz, inançlarımız doğaya saygı, doğa ile bütünleşmeye dayanır.
    doğa ana türk milletine her zaman bonkör davranmış, pek çok zenginlik bahşetmiştir.
    ama doğa ana'nın bir şartı vardır.
    saygı bekler.
    bizim kültürümüz, doğa ana ile inatlaşan, doğa'nın kanunlarını yok sayanların başına neler geldiğine dair mitlerle doludur.

    işte yukarıda aktardığım kırgız avcı ve kayberen ana hikayesi de bunlardan biridir.

    doğa anayı unuttuğun, yok saydığında ve o küçücük beynin ve yarım aklınla doğa'nın dengesini bozmaya kalkıştığında başına neler geleceğine dair ibretlik hikayelerimiz var.

    tabi her şey türk kültüründen uzaklaşıp yabancı kültürlerin, özellikle ortadoğunun insanlık dışı kültürlerinin etkisi altında kalmakla ilgili.

    bugün başımıza ne geliyorsa da bundandır işte.

    kendi öz kültürümüzü unutup, doğaya saygı duymaz, onu yok etmeye kalkarsan bunun kötü sonuçları olacaktır.

    sen doğanın sana bahşettiği nimetleri tek tek yok ediyorsun.

    kaz dağlarını, kuzey ormanlarını, denizlerini, göllerini, akarsularını yok ettin.
    tarım arazilerini kirletip, ekin vermez hale getirdin.
    her sıkıştığında, her paraya ihtiyaç duyduğunda doğayı biraz daha katlettin.

    şimdi ise doğa ananın öz evlatlarını para için av turizmi adı altında peşkeş çekmeye çalışıyorsun.
    (bkz: türkiye de yaban hayatını bitirecek kanun teklifi)

    şüphesiz ki doğa ana'nın gözü kulağı kayberen'lerin senden soracak hesapları olacak elbet...
    11 0 ...
  • poseidon

    81.
  • olimpos'un 12 tanrısı içinde en önemli olan 3 kardeşten biri. (zeus, hades, poseidon)
    poseidon

    denizler,depremler ve koşan atlar tanrısı.
    roma mitolojisindeki karşılığı neptün'dür.

    poseidon, yunan panteonunun en güçlü tanrılarından biridir. yaratılış öyküsüne göre zeus'un ağabeyi rolündeyken zamanla zeus'un büyüklüğüne zeval getirmemek adına kardeşiymiş gibi anlatılagelmiştir.

    poseidon gençlik zamanını okeanos'un kızı kephira'nın himayesinde geçirdi. ona bu süre zarfında bir çeşit demon olan telkhinler eşlik ettiler.
    onlardan biri olan halia adlı dişi telkhine aşık olan poseidon onunla birlikte oldu ve 6 erkek çocuğu ile rodos adında bir kızı oldu.

    aşklarının geçtiği ada olan rodos adası da adını bu kızından aldı.
    poseidon

    titanlara karşı yürütülen savaşa katılan poseidon, zafer sonrası denizin hâkimiyetini aldı. aslında bu hakimiyet yalnızca denizle sınırlı değildi. kıyılar, göller ve nehirler de onun egemenlik alanlarıydı.

    kendisiyle özdeşleşen üç dişli yabasıyla fırtınalar çıkarabilir, gücünü hissettirmek istediği yere yönlendirebilirdi.

    yanlarında kaldığı telkhinlerin etkisinden midir bilinmez poseidon'u kimi mitlerde kötü unsur olarak görmekteyiz.---

    medusa, truva'nın duvarları, atina'nın sahibi ve zeus'a komplo mitleri bunlardan başlıcalarıdır.
    poseidon

    aynı durumu poseidon'un çocuklarında da görmekteyiz. zeus'tan doan çocuklar genel manada iyi özelliklere sahipken poseidon'un çocukları böyle değildir.

    thoosa'dan doğan çocuğu kiklop polyphemos, medusa'dan doğan canavar chrysaor en tanınanlarıdır.
    bunların yanında diğer bilinen çocukları avcı orion, haydut skiron, kral lamos, nauplios ve sayamadığımız onlarcası poseidon'un "iyi" olarak niteleyemeyeceğimiz çocuklarıdır.

    poseidon'un en ilgi çekici birlikteliği ise demeter ile olandır.
    poseidon

    demeter'i kıskanan hera, poseidon'un aklına demeter ile olma fikrini yerleştirdi. poseidon demeter'i kırlarda görünce onun peşine düştü. epey süren kovalamacadan sonra kurtulamayacağını anlayan demeter kılık değiştirdi, bir kısrağa dönüştü ve dört nala kaçmaya başladı.
    poseidon da bir aygıra dönüşerek peşine düştü.
    nihayetinde yakaladı ve birlikte oldular. bu birliktelikten areion adında bir at doğdu. sonraki birleşmelerindense bir kızları doğdu. bu kız zamanla önemli bir kült/tabuya dönüştü.
    başlarda bu kızın (tanrıça) adını söylemek yasaktı. zamanla da o ad unutulup gitti. o tanrıçanın adı despoina'ydı.

    poseidon'un meşru karısı amphitrite'den ise triton adındaki oğlu oldu. triton anlatılarda iyi bir karakter olarak göze çarpar.
    poseidon

    poseidon genellikle elinde üç dişli yabası(trident), yarı at yarı balık yaratıklar tarafından çekilen deniz aracıyla tasvir edilmekteydi.
    poseidon

    hırsın ve gücün simgesi olan poseidon atların tanrısı olarak da bilinirdi. depremler de onunla ilişkilendirilirdi...

    poseidon, efsanevi kıta atlantis'in baş tanrısı/hükümdarıydı.
    poseidon

    roma mitolojisinde, Neptün’ün(poseidon) Atlantis’te eşi Cleito ve beş ikiz olmak üzere 10 oğlu ile birlikte yaşadığı ve 10 erkek çocuktan biri olan Atlas’ın ortadaki adanın kralı olduğu söylenmektedir.

    poseidon hakkında en fazla bilinen mit ise yeğeni athena ile atina şehri'nin tanrısı olmak için yaptıkları müsabakadır.
    poseidon

    poseidon atina şehri kurulurken yeğeni athena ile atina şehrinin tanrısı olmak için yarışmış ve kaybetmiş, kazanan athena şehre ismini vermiş ve baş tanrısı olmuştur.

    poseidon her ne kadar atina'yı kaybetse de, anadolu için önemli bir tanrıdır.

    anadolu'da poseidon kültünün hakim olduğu başlıca şehirler;

    -panionion (aydın, dilek yarımadası)
    -milet(aydın-didim)
    -priene(aydın-söke)
    -mylasa (milas-muğla)
    -teos (seferihisar-izmir)

    ayrıca yine anadolu deprem kuşağında bir coğrafya olduğundan dolayı poseidon deprem tanrısı olarak anadolu'nun içlerinde de büyük saygı görmüş ve adına tapınaklar inşa edilmiştir.

    #mitoloji
    9 2 ...
  • kamping

    2.
  • Legal soygunculuk yontemi. Izmir mugla antalya gibi yerlerde kampingler disina cadir kurmak yasaktır. -birkac istisna vardir ama istisnalar kaideyi bozmaz- kamp yapmanin özü dogayla bas basa insanlardan uzak bir tatil gecirmektir. Kamping alanlarinda su,elektrik,yemek veya ocak,dus gibi butun imkanlar vardir ayrica bi dolu da insan bulunur. Ustteki arkadasin tasfiri ile bildiginiz mesire alanidir. Ucuzda degil bircogu pansiyondan daha pahalidir. Ulan hem bu kadar para verceksem hemde kamp yapmaktan beklentimi alamayacaksam neden pansiyona gidip klimali odada yatakta rahat rahat yatmak varken senin soygun alanina gelip kalayim.
    5 0 ...
  • Allah bilir bu Ayça hanım evlenirken bin tane bilezik, yüzük, tektaş vs taktirmistir adama

    Sonra ev içi masraflar
    Koltuk takımı,smart TV, halı,kilim vs

    Ee ne oldu evlenirken kırk gün düğün yap adını bile unuttuğun akrabayı düğüne çağır

    Bir ton masraf yap

    Sonra boşaninca Amerikali meşhur "bekâr anne" moduna gir..

    Tipik Kezban gibi Kezban...
    5 0 ...
  • 1) yolsuzluk

    2) akrabalarını kayırma devletin her yerine yerleştirme

    3) halkı soyma

    4) muhalefetten olanlara terorist gibi hakaretler yaparak halkı bir birine düşürme bölücülük.

    5) tarım denilen olayı bitirme

    6) fetö gibi örgütleri güçlendirip var etme darbe yapacak güce getirme
    https://youtu.be/AU23FBXWkDg

    7) kendisini eleştiren gazetecileri tutuklayarak fikir özgürlüğünü bitirmek

    8) suriyelileri ülkeye doldurup 1. sınif vatandaş haline getirmek

    9) ölen türk askerlerine birkaç şehit ve kelle diye hitap etme

    10) andımızı kaldırma

    11) mustafa kemal atatürk başta olmak üzere eski liderlerin yaptığı bütün fabrikaları satma

    12) gururumuz olan altay tankı fabrikasını jumbo jet karşılığı katara peşkeş çekme

    13) doları 7 tl fiyatına kadar çıkarma

    14) ülkeyi dış mihraklara borçlu bırakma

    15) damadı ekonomi bakanı yaparak ekonomiyi batırıp arka planda halkı soyma kendine özel jetler alıp saray yapma padişah mısın amk ne sarayı.

    16) kırmızı listede aranan çocuk katili terörist başı abdullah öcalan'ın kardeşini trt 1 e çıkarıp teröristlerin oyunu isteme.
    yine aynı şekilde apo nun mektubunu okutma.

    17) yeni akit gibi kanallar kurup o kanalda pedofiliyi övme din adı altında çocuk evliliğini normalleştirme çabaları

    18) halkı bölen bir birine düşüren aktroll ordusu kurmak bu bir nevi bölücü terör örgütü kurmak ve yönetmektir.

    19) cumhurbaşkanlığı daha doğrusu tek adamlık sistemini getirerek demokrasiyi bitirme öldürme.

    20) teröristlerle barzani ile anlaşma yapma beraber yürüdük biz bu yollarda demeler ayni sahnede şarkı söylemeler terör örgütü pkk ya destek verme güçlendirme ülke sınirları içine sokma.

    işte üst düzey pkk yetkilisi barzani ile rte nin mutlu bir şekilde şakalaşıp teröre rte tarafından destek çıkılan anlardan bir kare
    rte nin yaptığı icraatlar sıralı liste

    daha fazla icraatı varda reisin şimdi aklıma gelmiyor liste zamanla editlenip güncellenecektir.
    7 2 ...
  • Bu bir itiraf değil, pıt pıt atan kalbin heyecan paylaşımıdır.

    Yarın tez savunmam var. 1 sene kah ağlayarak kah öfkelenerek kah zaman yaratarak kah sosyal hayatımdan kısarak yazdığım tezimin meyvelerini alma zamanı geldi. Yarın hayatımın en büyük günlerinden biri. Umarım kabul alırım. Wish me luck.
    5 0 ...
  • Yapılacak işe motivasyon tam olunca, kendiliğinden kalkar insan işine koyulur. Yani benimsemektir, işin özeti. Yinede alarm kurulmalı bence, yorgunluktan uyanılmaz, belki.
    1 1 ...
  • Bu milletin evlatlarına, küçücük yavrularına tecavüz eden ensarcı sapıklar savunuldu. Gözümüzün önünde gerçekleşen hırsızlıkları yapan hırsızlar savunuldu. 2 evladının önünde çocuklarım aç diye haykırarak kendini yakan, intihar eden bir insana, babaya cehapeli şovmen diye küfür edildi. Müslüman ve vatanını seven masum, sade vatandaşlara, insanlara kafir, terörist küfürleri ediliyor. Bebekler hapislerde. Bir günlük bebek bile hapiste. Atılan iftiraları hazmedemeyen yiğitler intihar etti. Masum olduğu halde zindanlara atılan yiğit evlatlarını, eşlerini hapishanelerde ziyarete gitmek isteyen aileler yollarda trafik kazaları geçirip yok oldu. Sırf benden diye her türlü namussuzluk savunuldu. Savunuluyor. Sırf a denilene b dedi diye atılan iftira, edilen küfür bitmek bilmiyor. Dilek öğretmeni izledik, gördük ama zerre utanmadık herhalde kendimizden? Oğuz çocuğun dedesinin iki dakikalık haykırışı arşı yardı geçti ama duymak istenmediği için sesi duyulmadı bile. 2 dakikada 34 yaşında birinin darmadığın edileceğini bilmezdim. Oldum. Kendime gelemedim bir süre. Tecavüze uğrayan çocuklar, masum oğuz'lar ortada, sahipsiz duruyorken. Bu milletin evlat sahibi olan ana babaların, torun sahibi dedelerin vicdanları sahiden rahat mı? Dilek öğretmen ve oğuz çocuk. Tanımıyorum. Akrabam, dostum ya da çıkarım olan insanlar değil. insan kendi dertlerini, tasalarını unuttuğu oluyor. Unutmuşluğum var. Bu iki insanı ömrüm boyu unutmam mümkün değil. Biliyorum kendimi. Sebep değilim, yardakçısı değilim, zerre tesirim yok konulara ancak unutacağım kendi tasalarım olacağını biliyorum. Bu iki insanı unutmayacağımı da biliyorum. Haksızlığa haksızlık demem için haksızlığın mutlaka bana, aileme ya da sevdiklerimden birine mi yapılmış olması gerekiyor? Hiç tanımadığım insanlara yapılınca, tanımadığım aielelerin yüreklerine kor ateşler düşünce, ocakları yangın yerine dönünce bana ne demem mi lazım? Saymakla bitmeyecek olan kahırlara, haksızlıklara çanak tutan, destek veren savunanlara kızıyorken biraz durup bu ahlaksızlara kızmaya hakkım var mı diye düşünen var mı acaba? Çok merak ediyorum. Kendi rezil korkularına, endişelerine sebep tüm bu vicdansızlıklara, ahlaksızlıklara gerçekten ses çıkarmayan, direnmeyen reel hayatında insan adına, insanlık namına tek bir adım dahi atmamış insan ile savunan insan arasında ne fark var? Şahsen hiçbir fark görmüyorum. Savunan ve ses çıkarmayanlardan kalabalıklar oluşuyor diye haklının, mazlumun, hakkın sesi duyulmuyor, kahrı görünmüyor. Çok kalabalık ve çok gürültülüler savunan ya da sessiz kalanlar. Bu riyakarlığın, iki yüzlülüğün resmidir. Kimseye bir şey izah etmenin mümkün olmadığından emin olduğum için halimizin tespitine dair cümle kuruyorum sürekli. iyiyi, güzeli, huzuru, mutluluğu, ferah ve rafahı hak etmiyoruz. Bu halde yaşamaya devam ettiğimiz sürece bu ülkede yaşayan bizlerin kahırları, yitip gidişleri, ziyan oluşu bitmeyecek. Kimse kabul etmek istemiyor ama gerçek bu. Dilek, temenni, beddua ve kapanış. O da internet üzerinden. Yıllar geçti kaç bininci haksızlıkla bu yöntemle mücadele ettik? Saymak mümkün değil. Peki ne düzeldi bu mücadele yöntemiyle? Hiçbir şey. Bir gün kendi başına gelmeyeceğinden emin oluşa sebep görmemek için başını çeviren, duymamak için kulaklarını tıkayanlara selam olsun. Bu mış gibi tepki gösterme yanılgısından vazgeçilmesi dileğiyle. Şahıs bazında değil, millet olarak bildigimiz, haberdar olduğumuz şeylerin vebali üzerimizde. Kimse kendini kandırmaya ya da kendine söylediği yalana inanmaya ugraşmasın. Kendime ait gerekçelerim var, önemli, mühim, vahim konulara dair dilim döndüğünce cümleler kurmaya çalışıyorum. Bu sebeple huzursuzluğumun kendime dair olduğu, yitik, perişan, umutsuz, aciz sanılıp( pesin hüküm verme durumu) kaç kez nasihatler verildi? Saymadım. Sade, gariban bir insanım. Popüler, ünlü değilim ki kitlelere ulaşma imkanlarına sahip olayım. Tek tek insanlara bir şeyler anlatma imkanım zaten yok. Burada ve benzeri plotfarmlarda durum farklı ama. Makarayı, eğlenmeyi reel hayatta yaşıyorum. Sözlük ya da başka sosyal mecralarda yani internette eğlenmeye çalışmak saçmalık bence. Hatta saçmalıklar listesinde üst sıraları zorlayan bir saçmalık. Huzursuzluğum şahsi değil. Neredeyse sürekli olarak ciddi konulara değinmeye bilerek çaba gösteriyorum. Üye olma sebebimin temeli bu. Hepimiz için, bu topraklara ait herkes için, hepimizin yarınları olan evlatları için huzursuzum. Çok şükür bir perişanlığım, kahrım yok. Halk röportajlarında benim durumum iyi, bence bir sorun yok ülkemizde diyen çok fazla insan var. Ben kötü olunca memleket ve millet kötü olacak değil. iyiyim diye herkes iyi olacak değil. Bu vicdansızlık, kibir hali en hafif tabirle. Bunu anlayamıyorum. 1 yıldır aciz muamelesi görmek umurumda olmadı, olmayacak ancak artık öyle şeyler olmaya başladı, öyle bir seviyeye geldik ki millet olarak dayanılacak, cümle yumuşatacak takaat kalmadı. Ziyan oluyoruz arkadaşlar. Ziyan ediyoruz kendi kendimizi. Bu davranış haline devam ettiğimiz taktirde birgün gelecek ve bu günlerimizi rahmetle ve hasretle anacağız. Manen nereye gittiğimizi görmüyormuyuz? Ne hale geldiğimizi? Kendi kendimize neler yaptığımızı görmüyormuyuz? Bir lanet gibi çöktü tepemize kahırlar, çileler, dertler. Kendi yağımızda kavrulan gariban, masum insanlardık. Hayat mücadelesi veren fakir ama mutlu, neşeli insanlardık. Haksızlıklar olurdu, cinayetler, tecavüzler ancak böyle değil. Rutinimiz böyle değildi. Kimse kimsesinin sesine ses olmuyor. Yüküne omuz vermiyor. Neden? Yüzlerce madenci insanımıza cok güzel öldüler nasıl dedirttik? Bu cürreti bizler verdik. iş kazalarına tedbiri abartmak kadare, allah'a karşı gelmek olur gibisinden fetva nasıl verilebildi bize? %99'u müslüman olan bir millete nasıl böyle fetva verilebildi? Bizim yüzümüzden. Yok yere, nedensiz şekilde ne olduğunu anlamadan ölüyoruz sürekli ya da istismara uğruyoruz. Sebep olanlara ve faillere hiçbir şey olmuyor. Nasıl buna razıyız ya da memnunuz? Hiç mi mesuliyetimiz yok memleketimiz ve insanlarımız için? Soma madeni, çorlu tren kazası. Allah aşkına kaçar yıl geçti diye bir bakalım. Adalet diye haykırıyor insanlar yıllardır. Suçlusu ya da mesuliyet sahibi kimsecikler yok. Yerin altında rızkını aramak mı suç oldu ya da 25 insanın trene binmesi mi kabahatti? Bu patlama peki? 10 yıldır defalarca patlama yaşanmış. Neden? Nasıl? Buna kader mi diyeyim şimdi? Garibanız, sade insanlarız diye canımızın ederi 3 kuruş bile değil mi? 5 kere patlama yaşanmış bu fabrikada. Sahiplerine ve yöneticilerine ne olmuş? Hiç. 6. patlamayı belki de 16. patlamayı mı bekliyoruz? Yeter artık. Bu nedir? Artık yeter diyebilmek için tam olarak neye ihtiyaç duyuyoruz? Bu halde yaşamak istemiyorum. Hiç kimsenin bu halde yaşamasını istemiyorum. Biz böyle küfür, tehdit, kahır ve çile içinde yaşamaya layık insanlar değiliz ya da değildik? Kestiremiyorum. Hak ettiğimiz, potansiyelimiz bu değil. Sabah işten akşam eve dönene kadar yüzü gülen bir kişi bile göremiyorum. Herkes düşünceli. Yüzü asık. Ziyan ediyoruz kendimize. Ziyan oluyoruz. Olmayalım istiyorum. insana yaraşır hayatlar yaşayalım istiyorum hep birlikte. imkansızı mı istiyorum? Suç mu işliyorum istemekle? Umarım tez vakitte silkinip, kendimize gelebiliriz millet olarak. Aksi halde gerçekten ziyan olacağız. Sadece sosyal mecradan tepki verip reelde tırt blablabla. Peki yani peki. Bir gün gelecekte suça iştirakin, mesuliyetlerin kişiye, koşula göresi, olacağını, akla hayale sığmayacak küfürlerin,tehditlerin alenen hatta tv ekranlarından yapılacağını. Masum, sade insanlar olarak başımıza her an bir bela, kahır düşebileceğini, masumun suçlu, güçlünün haklı olacağını hayal dahi edemezdim. Hale bak. Yazık, günah, ziyan. Bir süre geçer ve unuturuz nasıl olsa. Fabrikasında sürekli patlama yaşanan godomona zeval gelmesin. Mühim olan o.
    6 1 ...