• cevabı çok basit olan soru.

    libya'da şu işimiz var;
    libya da ne işimiz var

    bu harita ne alaka?
    bu harita (bkz: yunanistan ın münhasır ekonomik bölge haritası)'dır.

    yunanistan, mısır, israil vb ülkelerin kurduğu (bkz: doğu akdeniz gaz forumu)'nun türkiye'ye biçtiği plandır.
    buna göre türkiye'ye doğu akdeniz'de bırakılacak küçük bir alan var.

    oysa türkiye'nin doğu akdeniz planı şudur;
    libya da ne işimiz var
    libya da ne işimiz var

    işte libya'da işimiz bu.
    dünyanın en güçlü ordularından birine sahibiz, bunun adı vatan savunmasıdır.
    doğu akdeniz'i yunan'a, mısır'a bırakacak olan kim varsa, bırakmayı düşünen kim varsa vatan hainidir.

    vatanın bir karış toprağı düşmana terk edilemeyeceği gibi, ülkemizin denizlerdeki hakları da en az vatan toprağı kadar kutsaldır. terk edilemez.

    bugün ülkemizin bir karış toprağı için binlerce şehit veriyorsak, doğu akdeniz'deki çıkarlarımız için, mavi vatan için gerekirse yine binlerce şehit veririz...

    libya'da işimiz bu.
    yoksa sarrac'ın kara kaşı kara gözü için, libya'nın çölleri için, hafter iti için falan orada değiliz. önce bunu idrak edin...
    6 1 ...
  • hayırlı imparatorluklar...

    şimdi sizlere abdülhamid'in torunu türkistan imparatoru(de facto) abdülkerim efendi'den bahsedeceğim...

    abdülkerim efendi 2. abdülhamid'in en büyük oğlu şehzade selim efendi'nin oğludur...
    şehzade mehmet selim efendi abdülhamid'in sevmediği çocuğuydu...
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    selim efendi'nin babası tarafından neden sevilmediğine bazı tarihçiler abdülhamid'in oğlunun fikirlerini beğenmediğini ve kendisine rakip gördüğünü sebep gösterirler.

    fekat, abdülhamid han'ın oğlunu sevmemesinin, hatta ondan nefret duymasının sebebi başkadır.
    bir kadın meselesi vardır baba ile oğulun arasında...

    2. abdülhamid bir cariyeye gönül verir.
    fakat o cariyenin gönlü şehzade selim efendidedir. abdülhamid ne yaptı ne ettiyse cariye ona karşılık vermemiş, ve abdülhamid bu güzel cariyeyi oğlu selim efendi'ye kaptırmıştır. işte abdülhamid'in oğlu şehzade selim'i sevmemesinin sebebi budur.

    neyse, magazini bırakalım. dönelim türkistan imparatoruna...
    osmanlı hanedanı türkiye'yi terk edince, şehzade selim de ailesi ile birlikte lübnan'a gider ve beyrut'un sayfiyesi olan cunye'ye yerleşir.

    şehzade selim'in oğlu abdülkerim efendi 18 yaşında iken, cunye'de bir hristiyan kıza aşık olur. fakat babası selim efendi bu ilişkiyi onaylamaz.
    abdülkerim efendi de babasına posta koyar ve aşık olduğu kızı alıp birlikte şam'a yerleşirler.

    bak hep baba oğul çatışması.
    selim efendi babası ile çatışmış, oğlu abdülkerim efendi de ona diklenmiş...

    neyse, abdülkerim efendi ve hristiyan eşi(daha sonra müslüman olmuş nimet ismini almıştır) bir süre şam'da yaşadıktan sonra amerika'ya yerleşirler.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    abdülkerim efendi'nin iki oğlu olur, harun ve dündar. her ikisi de abd vatandaşıdır. (yerli ve milli)

    abdülkerim efendi'nin amerika yılları devam eder, fakat abdülkerim efendi eski şaşaalı günlerini özlemektedir.
    kendisi bir prenstir ve prenslere layık bir hayat geçirmek arzusundadır.
    bu durumda iken birden bire bir fırsat zuhur eder.

    japonya hızla artan nüfusuna ileride bir hayat sahası olarak orta asya'yı seçmiş, 1. dünya savaşı'nın galip devletleri arasında olmanın verdiği rahatlıktan faydalanmak istemekteydi.
    bunun için de doğu türkistan'da japon nüfuzu altında bir devlet kurmak istiyordu.

    aynı şekilde bolşevik devrim ile sarsılan rusya'da japonlarla aynı emelleri gütmekteydi.
    sovyetler de çarlık dönemi politikasına sadık kalarak doğu türkistan'ı çin'den ayırıp burada kendine bağlı bir devlet kurma niyetindeydi.

    her iki devlet de, doğu türkistan'ın başına kendi adamları olacak bir türk prensini geçirmeyi düşünüyorlardı. ve tesadüfe bakın ki hem sovyetler birliği, hem japonya kuracakları doğu türkistan devleti'nin başına geçmesi için abdülkerim efendi'ye teklif götürdüler...

    abdülkerim efendi kendisine teklif edilen "türkistan imparatorluğu" tacı için rusya'nın teklifini kabul etmedi, zira rusya osmanlı'nın düşmanıydı, ataları ile savaşmış, osmanlı'nın zayıflamasına hatta çökmesine sebep olmuştu.
    fakat abdülkerim efendi japonya'nın teklifini kabul etti.
    detayları konuşmak üzre japonya'ya gitti. burada her türlü konuda mutabık kalındı ve hindistan üzerinden doğu türkistan'a hareket etti.
    burada japonya'nın para ve techizat desteği ile doğu türkistan'ın istiklali için bir ordu toplamaya başladı.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    fakat henüz hazırlıklarını tamamlayamadan çin ordusu'nun taarruzuna uğradı. topladığı kuvvetler dağıldı, silah ve mühimmatları, karargahı çin ordusu'nun eline geçti.

    abdülkerim efendi türkistan imparatoru olarak geldiği doğu türkistan'dan canını zor kurtardı.
    hayata küstü.
    japonya'ya dönmek yerine yeniden amerika'ya gitti.

    abdülkerim efendi'nin bundan sonraki yılları müthiş bir maddi sıkıntı ve imkansızlıklarla geçti.

    hayatı yenememişti.

    içinde bulunduğu durumu kabullenemiyordu.
    1935 yılında new york'ta kaldığı fakat uzun zamandır kirasını ödeyemediği bristol oteli'nde intihar ederek hayatına son verdi.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    abdülkerim efendi intihar ettiğinde henüz 29 yaşındaydı...

    abdülkerim efendi'nin mezarı bugün new york'taki queens mezarlığındadır...
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    ----------------------------------------------
    şimdi bir küçük not düşelim.

    yukarıda da bahsettiğim üzere abdülkerim efendi'nin iki oğlu var.
    büyük oğlu dündar efendi şam'da yaşıyordu en son.
    (bkz: osmanlı hanedan reisi nin esed in elinde olması)
    akibeti nedir bilmiyorum...

    abdülkerim efendi'nin küçük oğlu harun efendi ise istanbul'da yaşıyor.

    bu harun efendi'nin oğulları orhan osmanoğlu ve abdülhamid kayıhan osmanoğlu.
    orhan osmanoğlu'nun bir kızı var, o da nilhan osmanoğlu...

    kendilerini osmanlı'nın varisi olarak görenler işte bu 3 isim.
    orhan osmanoğlu, abdülhamid kayıhan osmanoğlu ve nilhan osmanoğlu.
    ama 3'ünün de osmanlı hanedanlığı ile, osmanlı ile, türkiye coğrafyası ile bir alakaları yok.

    bugün nasıl prens harry britanya kraliyet haklarından vazgeçtiyse, bunların büyük dedesi abdülkerim efendi de osmanlı hanedanlığını kendi isteği ile terk etmiştir...

    ayrıca abdülkerim efendi, harun ve dündar'ın hristiyan dönmesi annelerinden 1931 senesinde boşanmıştır ve harun ve dündar anneleri ile birlikte suriye'ye dönmüşlerdir.

    #tarih

    edit: bu arada vikipedi'ye baktım da abdülkerim efendi'nin torunu abdülhamid kayıhan osmanoğlu, dedelerini çin gizli servisi'nin öldürdüğünden bahsetmiş. bildiğin intihar etmiş adam, bu da dedesini yüceltme peşinde yazık.
    7 0 ...
  • Burada muhalif kadınlara “laik” diyerek etmediği hakaret kalmayan, şirinlik yapayım derken daha çok itici olan sözlük değişiği.
    Millete hakaret et, sana hakaret edilince de çemkir. Bak sen şu işe.. hakaret edersen hakarete uğrarsın.. ayrıca, Atatürk düşmanısın, bana göre de kansız bi vatan hainisin. Umarım yakın zamanda yine defolup gidersin!

    Edit: bu geri zekalı kendini fasulyeden nimet sanıyor galiba. Olm eğer şizofren isen siktir git tımarhanede yat. Feleğin sillesini sen yemişsin ki sağa sola sataşıp duruyorsun işte. Madem sikinde değiliz niye cevap veriyorsun o zaman? Bak senin gibiler ilgiyi burada arar bulamayınca da böyle çemkirir işte. Beyni olmadan yaşayanlar grubuna girdin, tebrikler.
    Hadi, yalakalık yapmaya devam et sen ilgi budalası.
    6 3 ...
  • Sözlüğe birçok farklı Nickle gelip gitmiş ilginç bir yazar. Kendisinin siyasi görüşü desteklediği parti beni gram ilgilendirmiyor. Sonuçta siyasette kendi görüşüne uygun olanı desteklersin bu kadar basittir. Ben atadan dededen şu partiliyim diyen takım tutar gibi parti tutanları hiçbir zaman demokrasi kültürünü benimsemiş tiplerdir. Bir partiye ömür boyu bağlı kalmak nedir? Temel düşüncelerini yansıtan her siyasi partiye dönem şartlarına göre oy verebilirsin bu gayet normaldir.

    Asıl olay o değil. Arkadaşın yazım şekli çok itici. Bilgi belge haber buluyor kaynaklı falan bunu saçma sapan bir bakınızla açıp acayip bir yazı diliyle yazıyor. Bunu yapmak yerine daha net bir ifadeyle yazsa belki yazdıkları daha çok ilgi görür okuyanlar acaba mı falan der. Çoğu başlığın ciddiye almıyorum çünkü o ciddi üslubu yok. Eğer bu konularda samimiyse savunduğu partiye burada böyle yazılarla sadece zarar veriyor. Yaşı başı büyük adamsın bence daha ciddi yazılarla daha iyi yazılar çıkartırsın benden ufak bir öneri. Evet.
    10 3 ...
  • "Saydam duvaklı heykel" olarak da bilinir.

    peçeli meryem heykeli
    peçeli meryem heykeli
    peçeli meryem heykeli
    peçeli meryem heykeli
    peçeli meryem heykeli
    peçeli meryem heykeli

    Milenyum boyunca heykeltıraşlar mermer üzerinde çalışmışlardır. Hassaslığı ve saydamlığı ile beğenilmiştir. Bu karakteristik özellikler mermeri, metamorfik taşı, anatomik incelik ve dökümlü kumaş gibi karmaşık detay gerektiren işler için ideal yapmıştır. Bu iki özelliği en iyi tasvir eden eser ‘Duvaklı Bakire Heykeli’ olarak bilinen, italyan heykeltıraş Giovanni Strazza’nın 19. Yüzyılda yaptığı ‘The Veiled Virgin’ eseridir.

    Heykelin yapım aşaması hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Tarihçiler, Milanlı Strazza’nın bu eseri 1850’lerde Roma’da yaptığına inanıyor.
    The Veiled Virgin, oldukça gerçekçi betimlenmiş çehresi üzerine örtülmüş peçesiyle Bakire Meryem’i tasvir ediyor. Gözleri kapalı ve başı hafif eğik haliyle Meryem, ya huzur içinde ibadet ediyor ya da keder duyuyor, ikisi de Meryem’in tarihsel sürecine bakıldığında doğruluk gösteren tasvirlerdir.
    Duvaklı Bakire, Karara mermerinden yapılmıştır. Tuska’dan çıkarılmış olan bu parça, antik Romalı mimarlar ve italyan Rönesans sanatçıları tarafından tarihsel olarak kullanılmıştır.
    Bu yüksek kaliteli mermer, örtümsü görüntü vermek için mükemmel bir tuval görevi görmüş, Strazza ve çağdaşları tarafından tercih edilmiştir. Büst ve özellikle yüzleri gizli içi görülebilen örtülü kadın heykelleri yapmakla ilgilenmişlerdir. Bu modayı, duvaklı kadın heykeltıraşları Pietro Rossi ve Raffaelo Monti başlatmıştır.

    Bu heykelin italya’da kalması beklense de 150 yıl boyunca Kanada’yı evi olarak bellemiştir. 1856 yılında heykel, Newfoundland’de St. John’a taşınmıştır. Bishop John Thomas Mullock tarafından karşılanmış, Episkopal Sarayı’nda St. John bazilikasının yanına yerleştirilmiştir.
    6 0 ...
  • Hayatta yapılabilecek en büyük çılgınca cesarettir.

    Yaşamın final sahnesinin acımasız ve soğuk yüzünü izlersiniz afallayarak, ürpererek, şaşkınlıkla, gözlerinize inanamayarak, içiniz acıyarak...

    - Ben de giricem gasilhaneye, anneannemin yıkanmasına yardım edicem!
    Millet şok, ben de öyle!
    Nasıl isteyebildim, nasıl bir cesaret hücum etti bedenime, nasıl bir ayrılık acısı çöktü üzerime bilmiyorum ama deli gibi istedim bunu!
    Ansızın istedim!

    Şaşkın ve karşı koyan akrabaların seslerine aldırmadan, montumu çıkarıp, daldım içeri...
    Yüreğim küt küt atıyor ama zerre ürkmüyorum!

    iki yıkayıcı kadın, sanki meyve hazırlar gibi, sofra kurar gibi, çamaşır katlar gibi sıradan bir eylem yapıyormuşcasına hazırladılar nur yüzlümü...
    Üstündeki çamaşırları kesip çıkardılar üstünden ve yanda duran çöp kovasına teptiler el çabukluğuyla, hiçbir mimik yapmadan...

    Miniminnacık ve kaskatı kesilmiş bedenini beyaz sabunla köpürttükleri süngerlerle başladılar yıkamaya, bedenindeki, ruhundaki her anı, yaşamın tüm izlerini köpüklü sularla akıttılar...

    Sadece inleyerek ağlıyorum usul usul... Sesimin yükselmesine izin vermeden..

    Bizleri sevgi ve şefkatiyle sarıp sarmalayan, dünyanın en şahane yemeklerini hazırlayan, zamanlı zamansız acıkmalarımızda hazırladığı minik mutlu sandviçlerin mimarı yorgun ellerini öpüp koklayarak yıkıyorum...
    Hakkını helâl etmiş olmasını umarak...
    Hepimizde en az annelerimiz kadar emeği vardı kuzumunnn.

    Sabun kokulu buharlı küçük odada dualar, gözyaşlarımız eşliğinde yıkanıp kefenlendi ve tahta sandukaya yerleştirilip kapağını kapadılar.
    Ve bir yaşam bitti!
    Acısı, tatlısı, iyisi, kötüsüyle...
    The end!
    14 0 ...
  • çok ilginç bir algoritması var başkanımızın:
    eğer belediye başkanı bensem, "atanmışlaaarr seçilmişlere zulüm ediyooor. vesayeeeet."
    yoksa eğer cumhurbaşkanı bensem>"belediye başkanı topal ördek. benim atadığım seçilmemiş ve sorumlusu olduğu Çorlu tren katliamının hesabını bile vermeyen pişkin bakanı dinleyeceksiniz."
    12 0 ...
  • ilk yarıda gelenden geçenden küskü yiyen, ellerine alanların konuşmasının komik olduğu maç. sizi orta sıraları yakından ilgilendiren maçlarınızın başlığına bekleriz. ayrıca benficayı eleyemezsek sözlüğü bırakırım değil, hesabı kapatırım demiştim. neyin hesabını kapatacağımı açıklayan bir entry girmediğime ve bunun kanıtının elinizde olmadığına göre boş yapmanıza gerek yok. *
    4 0 ...
  • Savaş halindeki suriye'den patates ithal eden bir ülke için çok iddialı hamleler bunlar. sadece türkiye'deki değil, suriye'deki suriyelileri de beslemeye yemin etmişler demek ki.
    6 0 ...
  • you

    72.
  • Çok bayılmamakla birlikte sürükleyici olduğu ve başladığım işi bitirme hırsımdan dolayı izlediğim dizi.

    Psikopat joe'nun çatır çutur, bu kadar rahat adam öldürmesi ve imha etmesi enteresan. Beck desen ayrı bir bitch... Böyle böyle geçtik 2. Sezona.

    Diziyle ilgili sevdiğim şey, joe'nun iç sesinden dinlediğimiz monologlar ve Monologlara ağır çekimle eşlik eden kurbanlar oldu.
    5 2 ...