• dünyanın en yetenekli oyuncularına, en iyi yönetmenlerine bakın, en iyi yazarlara, sanatçılara, insanlığa önemli katkıları olan bilim insanlarına, en önemli şirketlerin ceo’larına ya da en ünlü politikacılara bakın...

    aralarında çok güzel/yakışıklı olan kaç tane? çok fazla yok di mi? demek ki neymiş? nitelik önemliymiş. göz boyayan şeylere bayılıyoruz insanlık olarak elbette. Bu Da bir gerçek.

    ambalajseverler sizi...
    2 0 ...
  • Herşey değildir ama ilk intiba için çok şeydir. Insan sevdigi şeylerin hepsinde aslında bir güzellik gördüğü için sever. Bunun dış yada iç olmasının farkı yok hep güzelliğin peşindeyizdir.

    Ama sonra önemli olan bunun altını doldurabilmenizdir. Altı boş kalırsa güzel bir biblodan farkınız olmaz.

    (bkz: şeyma subaşı)

    Fight club'ta dediği gibi:
    " popüler kültür bize, birşeyin kabı güzelse içinin de güzel olduğunu sanmamızı öğretti."
    1 0 ...
  • feminizm

    959.
  • Feminizm hareketi, celladına imrenen ve onun gibi olmak isteyen idam mahkûmlarına dönmüş bir eylem haline gelmiştir.

    Tıpkı komünist söylemler ile zalim kapitallzme patronluğa burjuvaya karşı işçi ezilenlerin diktalığını (gerçekten proletarya diktatörlüğünü savunup, diktatörlüğe karşı olmaları yok mu, buna gülüyorum) veya demokrasi barış özgürlük diyerek kendinden olmayan veya masum olan insanları bombalar ile parçalayan öldüren PKK ışid gibi yapılar ile aynı mental yapıya dönüp benim klitorisim var senin testisin var olayına evrilmiş bir Feminizm.

    Gerçekten, sonuna izm eki getirilmiş ve ideolojik bir kimlik haline gelmiş her inanç düşünce ve haraket kendi dogmatik yapısını ortaya çıkarır.
    Artık insanlar önemli değildir.
    insanları alternatif düşüncesi de önemli değildir.
    Tartışılmaz, kendi yarattığı kutsiyet içinde iyi de olsa kendinden olmadığı için her düşünceye karşıdır.

    Hele ki bizim gibi cinselliğin tabu günah yasak olarak varolduğu, bırakın kendi vücudunu inandığı dinin kitabını okumamış anlamamış her kafadan ayrı bir ses çıkan toplumlarda kişi neyi savunduğu neye karşı çıktığını bile bilmiyor.

    Sonuç olarak feminizm klitoris testis etrafında oluşmuş bir hareket olarak algılanıyor, savunuluyor, karşı çıkılıyor.
    1 0 ...
  • feminizm

    957.
  • Kadınla erkeğin eşit olduğunu savunma düşüncesinden çıkmış, erkekleri ezme şeklinde bir ideolojiye dönüşmüştür. Şu saatlerde de sözlükte bile belli oluyor.
    2 2 ...
  • neye inandığınızla ve ne düşündüğünüzle değil, davranışlarınızla ve düşünüş biçiminizle, kişiliğinizle ilgili uzun bir süreçtir. ihtiyarlıkla gençlik arasındaki dönemi kapsar.

    dolayısıyla din ve felsefi görüş, dil, ırk üstü bir kimlik; akıllı insanların birbirini anlama yolu.

    bu aynı zamanda geleceğe yön veren medeni ulusların genel bir niteliği. basit mantık ilkeleriyle teorik akıl yürütmeyi öğrenmekten ve felsefi akımları onaylamaktan ziyade doğru yaş, tecrübe, bilgelik, tutarlılık, tahammül, sakinlik, tevazu, ilke ve disiplin, plan yapma ve uygulama, azim ve sabır gibi değişkenlerin de doğrudan bir ürünü.
    0 0 ...
  • Pika ve pikaçu kelimelerinden oluşmayan dağarcıktır.

    https://youtu.be/a74_u8BA9ho

    Pikaçu’nun bilerek konuşmadığına dair bir yazı okumuştum. Senaristler öyle yazmış.
    2 0 ...
  • Sözlük kızlarının sorunları üzerine bir genelleme.

    Bahsedilen kişi benim ya da direkt beni tarif etmiş.
    Kendimi seviyorum, oh canım kendim. Öpüyorum buradan kendimi.
    Ve kezoyum he. Aynen.
    Kişilik bozukluğu teşhisini ise sadece doktorlar koyabilir, sen kimsin be terörist? Ha kimsin?
    5 0 ...
  • bugün başıma geldi, hala aklıma geldikçe gözümden pıt bir damla yaş süzülüyor dostlarım. avm kapısının önünde sıra vardı yavaşça ilerliyorken ben sensörlü kapının önünde iken kapı çat kapanmasın mı? (boyum biraz kısa, sanırsam kapı beni görmedi) ben arasında sıkışmayayım mı? güvenlik görevlisi koşuşturmasın mı? neyse daha fazla devam edemiciim..
    8 0 ...
  • bugün günlerden büyük taarruz...
    bugün günlerden malazgirt...

    bugün büyük taarruz'un 97. yıldönümü. türk ulusunun elinde avcunda ne varsa kurtuluş için harcadığı son büyük hamlenin yapıldığı gün.

    size büyük taarruz'a ne şartlar altında hazırlandığımızı ve kocatepe'den afyon'a, oradan da sincanlı ovası'na nasıl aktığımızı anatayım.

    işte size büyük taarruz öncesi ve büyük taarruz sabahı...

    tarihler 17 ağustos 1922'yi gösterdiğinde mustafa kemal paşa, ankara'dan gizlice ayrılıyor, önce konya'ya, sonra da akşehir'e geçerek kurmaylarına resmen büyük taarruz'u tebliğ ediyordu.

    26 ağustos günü sabaha karşı türk ordusu bütün kuvvetleri ile kocatepe'den afyon'a doğru saldırıya geçecek ve ivedilikle netice alınacaktı.
    20 ağustos sabahı ise ankara gazeteleri mustafa kemal'in "çankaya köşkünde bir davet vereceğini" yazıyordu.

    bütün dünya böylece mustafa kemal'in ankara'da vereceği davete hazırlık yaptığını, ankara'da olduğunu düşünürken, mustafa kemal zaman kazanıyor ve kurmayları ile görüşüp, türk ordusunu denetleme fırsatı buluyordu.

    bu bir aldatmacaydı ve son derece gerekliydi.
    çünkü türk milleti'nin atacak tek kurşunu, vurabilecek tek yumruk darbesi şansı vardı.
    o yumruk düşmanın tam kalbine atılmalı, düşman tek yumruk ile parçalanmalıydı.

    işte o yumruğun atılacağı yer afyon'du...
    afyon müstahkem mevkii...
    sakarya'da durdurduğumuz, bozduğumuz yunan ordusu geri çekilmiş, afyon'u merkez almak suretiyle büyük bir savunma hattı inşa etmişti.
    yunan ordusunda başkomutanlık mevkisi el değiştirmiş, sakarya meydan muharebesini kaybeden general papulas başkomutanlıktan alınmış, yerine georgios hacianestis getirilmişti.
    yunan ordusu'nun afyon müstahkem mevkii komutanı ise general Nikolaos Trikupis'ti.

    trikupis dersini iyi çalışmıştı doğrusu.
    afyon, kütahya ve eskişehir tahkimatları mükemmeldi. başkomutan hacianesti haziran 1922'de izmir'den cepheye gelmiş ve 15 gün boyunca incelemelerde bulunmuş, hatta "tüm cepheyi dolaştım mustafa kemal adında bir komutana rastlamadım" diye gazetecilere küstahça röportajlar vermişti...

    aynı şekilde yunan savunma hatlarını ingilizler de teftiş etmiş ve "mükemmel" bulmuşlardı.

    izmir'de bulunan ingilizlerin atine askeri ateşesi albay naire'nin yanında iki ingiliz istihbarat subayı ile cepheyi dolaşması ve sonucunda ingiliz dışişleri bakanlığına yazdığı rapor şöyledir;

    --spoiler--
    Haziran Ayı içinde, izmir’de görevli Binbaşı Johnston ve Binbaşı Strover ile birlikte, Yunan Küçükasya Ordusu’nun genel durumunu öğrenmek üzere Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir’de incelemelerde bulundum.

    Cephede edindiğim izlenimlere göre, Yunan askerlerinin genel durumu umduğumdan daha iyidir. Askerler iyi giyinmişler, iyi besleniyorlar, haftada üç dört defa et veriliyor, açıkta asker yok, bütün askerler bir barınakta veya örtü altında kalıyorlar, silahları iyi ve bakımlı.
    Erler ile subaylar arasında iyi bir ilişki var.
    Askerler her zamankinden daha iyi eğitim görüyorlar. Cephe tahkimatı olağanüstü ve çok kuvvetlendirilmiş.
    ilk deha organize eğlenceler düzenleniyor, kukla oyunlarından, iddialı piyeslere kadar çeşitli temsiller veriliyor.

    Sonuç olarak, gerek askerlik ve gerekse moral yönünden Türk askerlerine göre Yunan askerleri daha iyidir.
    Türk taarruzuna, aktif bir savunma ile karşılayacaklarına ve başarı kazanacaklarına tam bir güvenleri vardır.
    Türkleri püskürttükten sonra, büyük bir hırsla geri atıp kovalayabilirler.
    Ama geçen yıl olduğu gibi, Yunan Ordusu kendiliğinden taarruza geçmek niyetinde değildir.
    Yunan komutanları, Mustafa Kemal’in kuvvetleri karşısında, cephenin güven içinde olduğundan şüphe etmiyorlar.

    albay naire, atina-13 temmuz 1922.
    --spoiler--

    işte büyük taarruz öncesi yunan tarafının durumu buydu.
    ingilizler rahattı, yunanlar rahattı...
    hatta ve hatta türklerin taarruz edebilecek durumda olmadıklarını düşünüyorlardı.
    esasen harp tarihine baktığımızda hakikaten de öyleydi.
    günlük düzenli hava fotoğrafları da bunu kanıtlıyordu.

    türk ordusu afyon müstahkem mevkiine 100 km mesafedeydi ve afyon'a taarruz edecek büyüklükte bir askeri kuvvetin yunanlardan habersiz yer değiştirmesi mümkün görünmüyordu...

    peki nasıl oldu? ne oldu da 26 temmuz sabahı kocatepe'den afyon'a taarruza geçtik...

    hiç şüphesiz ki yunanların ve ingilizlerin bildiklerini mustafa kemal paşa'da biliyordu.
    yukarıda da belirttiğimiz gibi tek bir hamle yapma, tek bir darbe vurma şansı vardı.
    bu darbeyi de yunan ordusu'nun merkezine, en kuvvetli olduğu yere yani afyon'a yapmalı, yunan ordusunu bölmeli ve tek hamlede kesin zaferi kazanmalıydı.
    aksi bir durum 1919'dan beri ilmek ilmek işledikleri kurtuluş planının bir hayal olması demekti.

    işte bu tek darbelik vuruş için türk ordusu afyon'un hemen yakınına kadar sokulmalı, topçularımız afyon'a ateş kusacak mesafeye kadar gelebilmeliydi.

    mustafa kemal paşa işte 20 ağustos'ta çankaya'da davet vereceği haberlerini bu yüzden yaptırmıştı.
    bakınız ne muazzam bir tarih, ne muazzam bir mücadele.
    askeri mücadeleyi boşverin. şu milli mücadele ruhuna bakın...!!!
    ankara'daki medya o zaman milli mücadele'nin bir parçası olmuş resmen. milli çıkarlara uygun bir şekilde hareket ederek büyük taarruz hazırlıklarına zaman kazandırıyor ve düşman istihbaratı yanıltılıyor.
    bunu ankara'da çıkan gazeteler sayesinde yapıyor mustafa kemal paşa.
    milli ruha bak arkadaş...
    nerede şimdiki yavşak ve yalaka medya, nerede milli mücadele medyası.

    neyse...
    ordumuz afyon'a taarruz yapacak şekilde sevk edilmeliydi.
    mustafa kemal paşa bunu muazzam bir şekilde örgütlemişti.
    işte ordumuzun zafer yürüyüşü burada başladı...
    burası zafer yoluydu...
    büyük taarruz

    zafer yolu nedir?

    30 ağustos zaferimizin parçalarından biri olan "zafer yolu" bizim tarihimizin dönüm noktalarından biridir.

    zafer yolu, büyük taarruza hazırlanan kahraman ordumuzun, düşman kuvvetlerinin bulunduğu afyon müstahkem mevkii'ni tek hamlede parçalamak adına kocatepe civarına yaptığı yığınağın tanımlamasıdır.
    başlı başına bir kahramanlık destanıdır zafer yolu…
    büyük taarruz

    kemal'in ordusu öyle bir orduydu ki, 4 gün boyunca 100 kilometreden ziyade bir mesafeyi sadece geceleri yürüyerek katetmiş ve afyon'un güneyinde konuşlanmıştı.
    tam 4 kolordu asker, 100.000 asker, binlerce at, yüzlerce top arabası…
    gündüzleri gölgeliklerde dinleniyor, sonra gece boyu hiç durmadan yürüyordu.
    zafere doğru, zafer yolundan yürüyorlardı.

    20 ağustos'ta ordu'nun yürüyüşü bitmiş, 20 ağustos'u 21 ağustos'a bağlayan gece hava karardığında ordusuna erzak ve mühimmat taşıyan bir milletin yürüyüşü başlamıştı.

    zafer yolunda sevkiyat başlamıştı.
    şuhut yönünden kocatepe'ye ve afyon'u çevreleyen tüm müstahkem mevkilere büyük bir sevkiyat yapılıyordu.

    sevkiyatı yapanlar kimlerdi?

    köylüler, halk, asker, subay herkes.
    hatta anadolu'nun türlü hayvanatı…
    öküzler, beygirler, katırlar, eşekler, köpekler bile bu kutlu zafere sebep olacak sevkiyatı birlikte yapıyorlardı.
    filhakika zafer yolunda 25 ağustos sabahı katarın önünde beliren bozkurt da bunlara dahildi.
    o bozkurt adeta zaferin müjdecisiydi...

    şuhut dağlarından afyon tepelerine.
    kiminin ayağı çıplak, kiminin kolu kırık.
    kimi ateşli, kimi gebe, kiminin kucağında çocuğu…

    halk ve asker birlikte.
    bomba taşıyordu, mermi taşıyordu, top arabası itiyordu.

    hepsi tam imanlıydı.
    zafere iman etmişlerdi...

    birinin bile kazanılacak zaferden şüphesi yoktu.
    çünkü onların hepsi aynı amaç doğrultusunda ilerliyordu.
    kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısı…
    hep birlikte onlarca kilometre yol katetti.
    bir yudum suyunu, bir parça ekmeğini kahraman mehmetçik ile pay etti.

    kurtarılacak bir vatan vardı o dağların arkasında.

    ve binlerce asker, binlerce insan yürüdü durdu zafere, zafer yolu'ndan.
    afyon'a taarruz edecek bir ordu sevkedildi elbirliğiyle zafer yolu'ndan.

    taaruzdan 1 gün önce çekilen şu fotoğraf zaferi müjdeliyordu adeta.
    25 ağustos 1922, mustafa kemal ve inönü cephede bir ağaç gölgesinde.
    büyük taarruz

    başkomutan mustafa kemal paşa zaferden o kadar emin ki, rahat rahat oturuyor, taarruzdan önce son kez dinleniyor belki de...

    türk ordusu taarruz için son saatleri beklerken ingilizlerin atine büyükelçisi "Türkler bu mevzileri dört-beş ayda geçebilirlerse, bir günde geçtiklerini saysınlar" diyerek tatile çıkmıştı...

    türk ordusunun eskişehir'den afyon kocatepe'ye geldiğini anlamamıştı düşman,
    bu asil sevkiyattan, zafer yolundan yapılan bu asil ve kutlu yürüyüşten haberdar olmamıştı.
    o kadar teknoloji, o kadar uçak görmemişti...haberleri olmamıştı.

    ta ki 26 ağustos sabahı türk topçusu en müstahkem mevzilerini dövene kadar hala haberleri yoktu.
    nereden gelmişti bunlar?
    kimlerdi?
    nasıl bir güç bir gecede onları tam da tepelerine bindirmişti…
    büyük taarruz

    bırak yunan'ı, ingiliz'i de, fransız'ı da şaşkındı. tüm dünya şaşkındı.
    26 ağustos sabahı tüm askeri teammülleri yıkan bir harekat başlıyordu.
    "kurt kapanı" adı verilen bu taarruz bir yıldırım savaşıydı.
    büyük taarruz

    26 ağustos sabahı saat 05:30'da türk topçu ateşi ile taarruz başlamıştı.

    yıldırım savaşı taktiği yıllar sonra almanlar tarafından Blitzkrieg adıyla uygulanıyordu. ne var ki türk piyadeleri ve süvarilerinin yerini alman mekanize tümenleri ve panzerler almıştı...

    türk ordusu sabahın erken saatlerinden itibaren akın akın kocatepe'den afyon'a akıyordu.
    saat 6.45'te kalecik sivrisi, 10 dakika sonra tınaz tepe ele geçirildi.
    sonra belen tepe, kazuçuran...
    yunan mevzileri birer birer düşüyordu.
    yunanlar toparlanmaya çalışsa da, fahrettin altay komutasındaki türk süvarileri afyon ile uşak'ın arasına çoktan girmiş, afyon'un izmir ile bağlantısı kesilmişti.
    yunan palikaryası kurt kapanındaydı...

    saat 13.00'te ilk birliklerimiz afyon kent merkezine girmiş, saat 14.00'te türk süvarileri sincanlı ovasına inmişlerdi.

    düşman yok ediliyordu.
    atatürk büyük taarruz'u şöyle özetlemiştir;
    Yunanlılar iyi dövüşüyorlariyi dövüştükleri için de mahvolacaklar. Çünkü savaşmakla hata ettiler. Bugün Dumlupınar’a çekilseler belki kurtulurlardı. Yarmak için gerekli bütün kritik yerler elimizde. Yarın bu iş biter...”

    işte bir başkomutan.
    yaptığı plandan o kadar emin ki, düşman ordusunun yanlış kararını bile o an değerlendiriyor ve o değerlendirdiği ancak 2 gün sonra yunan'ın aklına geliyor ve dumlupınar'a çekiliyor. fakat mustafa kemal hep bir adım önde. dumlupınar'da yunan ordusundan önce mevzileniyor ve o son noktada yok edici darbeyi vurarak 30 ağustos'ta zafer kazanıyor...

    4-5 ayda geçilir denilen mevzilerin sadece 1 günde geçildiği ve başladıktan sadece 15 gün sonra izmir'de nihai zaferin kazanıldığı taarruzdur büyük taarruz.

    bugün 26 ağustos.
    bugün günlerden hem malazgirt, hem kocatepe...
    büyük taarruz

    fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır...

    kutlu olsun...
    17 1 ...
  • Konya gol atınca spikerin bir aglamadigi kaldı amk. GS gol attığında kendini yirtiyordu.
    Sizin sözde tarafsizliginizi sikim.
    13 1 ...