• Bunun en acısını yemiştim, asabiydi sanırım adı.
    Bakın arkadaşlar, ben acı süs biberi leblebi gibi yiyen insanım, bunu yerken ağlamıştım.
    Ama yine de bitirdim Ehehe.
    5 0 ...
  • Bir Alfred Hitchcock filmini yarısına kadar izleyebildiginiz diye,googlela Stanley Kubrick yazıp filmlerini ezberlediniz diye,kültürlü olmuyorsunuz. Geceleri evde cayinizi demleyip 3 saat entrika dizileri izliyorsunuz gizli gizli. Kültürlü olmak önce kendi cografyanda olana bitene hakim olmakla baslar. O yüzden sizi dizilere verdiginiz şansı,yerli filmlere vermeye davet ediyorum.
    Şöyle de tamamen yerli filmlere odaklı film seçerken size yardımcı olacak bir link bırakıp onerilerimi söyleyeceğim.
    Link:
    https://koalaninfilmdefteri.wordpress.com

    Onerilerim:
    Fakat Muzeyyen Derin Bir Tutku Bu
    Kar
    Sarmaşık
    Sınav
    Her Şey Çok Güzel Olacak
    Masumiyet
    Ahlat Ağacı
    Polis
    Aşkın Gören Gozlere Ihtiyaci Yok
    Arkadaslar Arasında
    Ölümlü Dünya
    Kış Uykusu(uyanin lan! ödüllü film)
    Neredesin Firuze
    Av Mevsimi
    Gönül Yarası
    Dar Alanda Kısa Paslasmalar

    Daha devam etmemek için kendimi zor tutuyorum. Siz tutmayın ama.
    7 1 ...
  • şu feminen suratlarda erkeklik emaresi aramak; memesiz bir hatunun, iki boş avucu doldurarak iade etmesi kadar imkansızdır.

    bizim türk erkeği, 2 yaşındayken bile şunlardan daha erkeksi yemin ederim.

    yaprak kıpırdatmayanlarda bugün.
    7 0 ...
  • yozgatın çekerek ilçesi doğumlu. küçük yaşta ailesiyle beraber geçim derdinden dolayı adanaya göçtüler. adananın 19 mayıs mahallesinde gecekonduda 6 kardeşi ile birlikte ikamet ediyor. favori yemeği hamburger. en sevdiği içecek ülker link. güllü hayranı. ileride colaradoda yaşamak istediğini belirtiyor.
    7 0 ...
  • demiryolunu sinyal olmadan hizmete açan akmal kim

    ---------------------------

    Mutlaka iki-üç bin maaşlı gariban bulup,

    Birbirlerine telefonda,

    "Ben geliyomm ollumm, genara Çeek"

    Demedikleri için yargılayacaklar.

    Rumuz:

    "Z.iken mii... zabbahha mıı..bırakann"
    7 0 ...
  • gülümseyerek ağlamak

    Öz ağlamadan, göz ağlamazmış gerçeğinden yola çıkarak denilebilir ki, o gülümseme, neşe değil, can acısı izleri taşıyan gülümsemedir.

    Yıkılan hayallere veda ediştir bazen.

    Ya da gözyaşlarınıza kıyamayan anneyi bir nebze rahatlatmak, " bakma ağladığıma iyiyim ben" demektir ve tabii ki koca bir yalandır bu.

    Bazen koca bir çaresizliğin, sinirlerinizi tahrip etme gücüyle, gözyaşlarınıza karışan biçare bir gülümseyiştir.

    Fenadır...
    Çok fenadır yani...
    6 1 ...
  • kendisine dikkat etmesidir. taksim taraflarına falan gitmesin pis dayak yer badem abiler gezerler gene yılbaşı gecesi..
    6 0 ...
  • yalama olmuştur.

    (bkz: gemi yalama oldu abi tutmuyor)

    bunlar o kadar mide bulandırıcı tipler ki kameralar eşliğinde adam gelip analarını babalarını öldürse ortamdaki herkes gidene kadar "bi bildiği vardır reyizin yoksa niye öldürsün" derler ortamda kimse kalmayınca bir ömür arkasından beddua ederler.

    adam la adam her gün yüz yüze baktığımız adam. kızı yıllarca dirsek çürüttü gecesini gündüzüne kattı üniversiteler bitirdi. geldi kpss ye girdi yıllardır atanma bekliyor. onun girmek istediği yere kendisinin çeyreği etmeyecek "bacılar" giriyor araya badem bıyıklı amcalarını dayılarını koydurup. adam hala etrafta yabancı insanlar varken bunları övüyor. yabancılar gidip biz bize kalınca bize dert yanıyor adaletsizlik var diyor benim kızım hak ediyordu diyor. e bize de beter olun abi demesi düşüyor..
    6 0 ...
  • Sabah başa gelmiş olaydır.

    evet arkadaşlar. bugün şirkete geçmeden önce amerikan hastanesinde çalışan dayımın yanına gittim. bir işim vardı kendisiyle. onun bulunduğu kata çıktım. bi baktım etrafı hafif kalabalık. ne oluyor acaba dedim, bir baktım ersun hocamız orada. fotoğraf çektiriyorlar. bildiğiniz üzere amerikan hastanesine sık sık ünlü isimler gelir. daha önce sneijder, gomis ve negredo'yu görmüştüm orada. neyse gittim hocamın yanına bir iki kelam etme şansı yakaladım. sizinle tekrardan güneşli günler görebilecek miyiz hocam dedim, gülümsedi sadece ve henüz ortada resmîleşen bir şey olmadığını söyledi. yani zaten geldi bize ama tedbirli davranarak temkinli bir cevap verdi. erzurumspor maçında sizi takımın başında görebilecek miyiz hocam dedim, nasip kısmet, sabırlı olmak lazım dedi. eski fenerbahçe'yi görmeyi çok özledik dedim. inşallah yakındır o günler dedi ve bizlere hoşçakalın arkadaşlar diyerek gitti. eski fenerbahçe'nin sinyalini çaktı ersun hocam.

    dayımla çekildiği fotoğrafı da atıyorum, bu arada dayım fanatik gs'lidir.

    13 aralık 2018 ersun yanal la konuşmam
    25 7 ...
  • SöZcü gazetesi'ni ve yazarlarını fetöcülük ile suçlayan kumpasçılara karşı tokat gibi bir yazı.

    --spoiler--
    Fethullah Gülen henüz Türkiye'de tanınmıyordu ama, izmir Kestanepazarı'nda kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı.
    Vaazlarını hiç kaçırmayan hatırı sayılır bir esnaf grubu oluşmuştu. Manisa'dan Denizli'den Uşak'tan Afyon'dan dinlemeye gelenler vardı.
    Din ekseninde ticari faaliyetti, kendi aralarında tuhaf bir zincir oluşturmuşlardı, sadece birbirlerinden alışveriş yapıyor, kendilerine katılmayan esnafı alışveriş zincirinin dışında tutuyorlardı.
    Fethullah Gülen bu dinci-tüccar kalabalığı, öğrenci yurdu kurmaları için teşvik etmeye başladı. “Işık evi” tabir edilen cemaat yurtlarının temeli 1972 yılında izmir Bozyaka'da atıldı, peşpeşe mantar gibi türedi.
    10 sene içinde, 1982'de Yamanlar Koleji'ne dönüştü. Karşıyaka sınırları içinde ama, Yamanlar Dağı eteklerinde, o günkü izmir'in gözden uzak, tenha bölgesindeydi.
    1982 tarihi çok önemliydi… Çünkü, 12 Eylül darbesinde sağcı solcu, devrimci ülkücü herkesi biçmişler, hapse tıkmışlar, Fethullah Gülen'e hiç dokunmadıkları gibi, üstüne, Yamanlar Koleji'ne yol vermişlerdi.
    Feto'nun gözbebeği sayılan kolejin kurucu müdürü, hapse girmem için beni mahkemeye veren Sezen Aksu'nun babasıydı. “Yaman dede” lakabıyla tanınıyordu.

    Esrarengizdi.
    Ege bölgesinin çeşitli şehirlerinden gelen ve orada yatılı okuyan öğrencilerin adeta dünyayla ilişkisi yoktu, dışarda arkadaşları yoktu, zaten dışarı da pek çıkmıyorlardı, haftasonu sadece altı saat çarşı izni veriliyor, robot gibi yetiştiriliyorlardı.
    Ders dışında sürekli namaz kıldıkları, dini sohbetler yaptıkları konuşuluyordu. Kız öğrenci almıyorlardı. Feto'nun sık sık bu okula gittiği, toplu ibadetler yapıldığı söyleniyordu.
    Burslara tamah edilerek aileleri tarafından zorla buraya gönderilen bazı öğrencilerin psikolojisinin bozulduğu, bazılarının kaçtığı, bazılarının davranış bozukluklarıyla hastanelik olduğu duyuluyordu.

    Sadece milli eğitim içinde değil, medyada da adeta sihirli bir el tarafından korunuyordu, ne soruşturuluyor, ne haber yapılıyordu.

    Matematik Olimpiyatı diye bir şey icat ettiler.
    Sonradan icat edecekleri Türkçe Olimpiyatı'nın miladıydı.
    Güya dünya çapında matematik yarışmaları düzenliyorlardı, Yamanlar Koleji öğrencileri hep dünya şampiyonu oluyordu!

    Tören yapmaya bayılıyorlardı.
    izmir'in kamu ve yerel yöneticilerini, iş dünyasını törenlere davet ediyorlar, normalde içeriye kuş bile sokmazken, kapılarını ardına kadar açıyor, dünya şampiyonu dedikleri çocukları sahneye çıkarıyor, şarkılar filan söyleniyor, törene katılan lavuklara plaketler veriliyor, övgüler düzülüyordu. Bu okuldaki törenlere katılmak moda haline getirilmişti.

    90'lara doğru, yüksek duvarlarla çevrili kampüs şeklindeki okulun ortasına devasa bir bina yapıldı. Kubbeliydi. Bildiğin cami mimarisiydi. Sadece minaresi eksikti. Haftasonu çarşı iznine çıkan öğrencilerden öğrenildiği kadarıyla, camiydi. Dışardan merak edip soranlara “kütüphane binası” diyorlardı ama, camiydi, toplu namaz kılınıyordu.

    CIA destekli Fethullah Gülen organizasyonunun, kumpas davalarından 15 Temmuz darbe girişimine uzanan tüm faaliyetinin odak noktası, başlangıç noktası, nüvesi, işte bu okuldu.

    Ve bu okulu, Türk basınında ilk kez cesaret edip, barındırdığı tüm tehlike ve tehditleriyle birlikte haber yapan, okul adı altındaki bu cemaat yapılanmasının mutlaka durdurulması gerektiğini yazan, afişe eden, alarm zillerini çalan, Yeni Asır gazetesinde dokuz sütuna manşet olmasını sağlayan kimdi biliyor musunuz?

    Yücel Arı'ydı.

    Evet…
    Sözcü'nün yeni iddianamesiyle, Emin Çölaşan ve Necati Doğru'yla birlikte torbaya sokulan, sözcü.com.tr'nin haber koordinatörü Yücel Arı.

    Özellikle, asrın liderimizin iyi okuması gereken bir yazıdır bu.

    Ömrü boyunca çalıştığı tüm gazete ve televizyonlarda, Yeni Asır, Sabah, Star, Habertürk, Hürriyet ve Sözcü'de feto yapılanmasıyla mücadele eden, üniversiteden beri arkadaşım, 30 yıllık gazeteci Yücel'in, fetoya yardım etti diye suçlanması tesadüf değildir.

    Sinsi bir takiptir.

    Yücel iddianamede neyle suçlanıyor mesela?
    2013-14-15 yıllarında Sözcü'de yapılan haberler nedeniyle suçlanıyor.
    Halbuki, Yücel o tarihlerde Sözcü'de değildi.
    2016'da Sözcü'ye geldi.

    Sözcü iddianamesinde Yücel'in iş adresi olarak neresi yazıyor?
    “Hürriyet Towers” yazıyor!
    Bu yanlış adres çok açık şekilde gösteriyor ki…
    Yücel'i bu torbaya monte edenler, çoook önceden mimlemişler, adresi değiştirmeyi unutmuşlar!

    Özellikle, asrın liderimizin iyi okuması gereken bir yazıdır bu…
    Fetoyla mücadele ediyoruz ayaklarıyla yürütülen Sözcü davası, fetoyla mücadele edenleri imha etme operasyonudur.
    --spoiler--

    Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/...l/fetocu-oyle-mi-2792452/
    10 4 ...