• acaba kimdir kimdir?

    tabi ki başlığı okuyanlar bu halifenin kim olduğunu şıp diye anlamıştır.

    bir papaz tarafından kurulan ve bu papazın başkan olduğu derneğe üye kaydı yaptıran bu halife son osmanlı padişahı vahdettin'dir...

    işgal yıllarında bilimum vatan haini şerefsizleri bünyesinde toplayan ingiliz muhipleri cemiyeti'nden bahsediyoruz.
    papazın başkan olduğu derneğe üye olan halife

    ingiliz muhipleri cemiyeti'nin kurucusu said molla adlı vatan haini iblis olarak gözükse de, derneğin asıl kurucusu robert frew (bkz: rahip frew) adlı iskoç asıllı ingiliz papazıdır.

    ingiliz muhipleri cemiyeti işte bu rahip flew tarafından kurulmuş ve idare edilmiştir. said molla denilen vatan haini it, bu papazın yardımcısıdır.

    "ingiltere en büyük müslüman devlettir" propagandası pompalayan ve nihayi amacı ingiliz hakimiyeti altına girmek olan bu zararlı cemiyetin ingiltere'ye bağlanma talebi;
    papazın başkan olduğu derneğe üye olan halife

    ingiliz muhipleri cemiyeti'nin tanınmış bazı üyeleri şunlar;
    -vahdettin,
    -damat ferit paşa,
    -sait molla,
    -ali kemal,
    -sultanzade sami,
    -kamil paşazade şevket bey,
    -rıza tevfik bey,
    -mevlanzade rıfat.
    -konya valisi cemal bey,
    -ankara valisi muhittin paşa.

    aaaa, baksanıza şu işe!!!
    koskoca padişah ve islam halifesi de bu derneğe üye...

    ulu önder mareşal gazi mustafa kemal atatürk, nutuk'ta bu dernekten şöyle bahseder;

    --- spoiler ---
    bu derneğe girenlerin başında osmanlı padişahı ve halîfe-i rûy-i zemîn unvanını taşıyan vahdettin, damat ferit paşa, dahiliye nâzırı olan ali kemal, âdil ve mehmet ali beyler ile sait molla bulunuyordu. dernekte rahip frew (fru) gibi ingiliz milletinden bazı macera heveslileri de vardı. yapılan işlemlerden ve gösterilen faaliyetlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı rahip frew idi...
    --- spoiler ---

    atatürk nutuk’ta sait molla’nın rahip frew’e gönderdiği 12 mektubu yayınlamıştır. bu 12 mektup incelendiğinde “molla” ve “papazın” işgalci ingilizlere nasıl uşaklık ettikleri ve halife vahdettin'den nasıl destek gördükleri çok açık bir şekilde görülmektedir.

    dikkatinizi çekti mi?
    atatürk'ün nutukta bahsettiği bölümde, padişah ve islam halifesi vahdettin de bu derneğin üyeleri arasında...
    papazın başkan olduğu derneğe üye olan halife

    heyhat...!!!
    koskoca islam dininin halifesi, bir ingiliz papazının başkan olduğu dernekte sıradan bir üye...

    işte size halifelik makamının etkisi(!) ve önemi...

    aman abartmayalım değil mi?
    halife efendimiz atatürk'ü samsun'a gönderip milli mücadeleyi başlatmıştı(!) zaten.
    ingiliz muhipleri cemiyetine üye olma sebebi de milli mücadele için istihbarat toplamaktır(!) olsa olsa...

    bugün halifelik isteyenlerin, halifeliği matah bir şey zanneden meczupların iyi bilmeleri lazım bunları.
    siz bugün hilafeti tesis etseniz, halife yapacağınız kişi gidip bir amerikalı papazın emri altına girebilir.
    siyasal islam böyledir...kandırır...kandırılır...
    5 3 ...
  • (bkz: pkk motifli parkın 13 milyon liraya mal olması/#44162666)

    Terör Örgütü PKK için gayet yerinde olan bir açıklamadır.

    Eğer CHP iktidara gelirse PKK ile mücadelelerinin nasıl olacağı konusunda hiçbirimiz fikir sahibi değilizdir bana kalırsa.

    Objektif olan herkes benimle hemfikirdir diye umuyorum.

    Gerçekten de CHP iktidarında PKK ile mücadelenin nasıl ve ne şekilde olacağı konusunda zerre bir tahminimiz yok.

    Sonuçta istanbul'da PKK Motifli Çocuk parkı yapılıyor, HDP'yle Ortak Bir dile sahibiz diyen Ekrem imamoğlu Selehattin Demirtaş'ı övüyor, PKK'yla ilişiği olduğu için yerlerine kayyum atanan HDP'lileri ziyarete gidiyor, bunlar da yetmiyor Kemal Kılıçdaroğlu Terörist Selehattin için 'Hapis günleri onun şeref madalyası' diyor falan ve en önemlisi Sezgin Tanrıkulu twitter'da Sözde Kürdistan Bayrağı diye bir paçavra paylaşarak 'Bu bayrağı tanıyacaksınız' diyor.

    Bunlar sadece aklıma gelenler de değil, sadece kısa kesmek istediğim için bu kadarını yazdım.

    Yoksa CHP'nin PKK'nın siyasal kolu HDP'ye göz göre göre utanmaz bir şekilde nasıl şirinlikler yaptığını örneklendirmeye daha üç saat devam edebilirdim ama o kadar da zamanım yok.

    Hem siz de okumaktan sıkılırsınız.

    Yoksa bu olayların kat be kat fazlasını yaptı CHP Kılıçdaroğlu koltuğa geçtiği günden bugüne kadar.

    Biliyorsunuz ki Ümit Özdağ Hocamız CHP'nin yanına iyi Parti ve Saadet partisini alarak HDP ile halktan gizli bir anayasa hazırladığını ve bu anayasada Ulu Önder Atatürk'ümüzün isminin, Türk isminin kaldırılacağını, ülkenin yirmi idari yönetime bölüneceğini açıkladı.

    Ümit Özdağ Türklükten başka hiçbir gayesi olmayan, kitaplarını büyük bir zevkle okuduğum şerefli ve haysiyetli bir bozkurttur.

    Böyle bir adam yalan söylemeyeceğine göre, görünen köy de kılavuz istemez.

    Atatürkçü tek bir siyasetçiyi içinde barındırmayan y-CHP iktidara gelme hırsıyla adeta halkın aklıyla dalga geçiyor.

    Atatürk'ü hiç sevmeyen Seyit Rızacı seçmenleri ise Ulu Önder Atamızın annesi Zübeyde Hanım'a küfreden Musa Anter'i ölüm yıldönümünde anan CHP'li Özgür Özel'in partisine basıyor oyları...
    5 2 ...
  • Gün gelecek ahlaksizlara inen tokadımı çok arayacaksınız. Sonra kimse demesin yetiş ya hbbia karılar bikini giymiş diye. Aylardır yazmiyorum karılar Esenyurt un ortasinda bile bikini giymeye basladilar. Tek başıma mücadeleye devam. Yıkılmayan kaslı dindar.
    3 0 ...
  • yalnızlık

    9541.
  • yaşıyorken yalnızız...öleceğiz. tek başımıza değil. herkesle paylaştığımız tek ortak noktamız ölüm. ölürken yalnız değiliz. herkes ölecek...tıpkı doğmuş olduğumuz gibi

    sikerim.
    0 1 ...
  • Youtube'dan kuruluş osman son bölününü izlerlen uyuyakalmışım. Uyandığımda hemen geriye sarıp izledim. Biraz önce bitti. Bieazdan da uyurum. Şimdiden hepinize iyi geceler.
    1 0 ...
  • herkes canlı söylemede sıçarken, şebnem çatır çatır söylüyor. esas mesele stüdyo sanatçılığı değildir, stüdyoda karga bülbül olarak çıkar. Ama şebonun kendi doğası zaten bülbülken, aldığı opera eğitimiyle bildiğin her konserinde gerek kostümüyle gerek sesiyle bir kuğu olmayı başarmaktadır. Ayrıca diğer sanatçılar ya laylaylom söyler veya leylöyley aşk şarkıları söylerken, Şebo toplumsal olaylarda kadınları uyandırmaktan,doğaya,savaşlara kısaca tüm toplumsal olaylara değinen felsefe ve sosyolojiyi müzikte çok iyi ön plana çıkarabilen kraliçemizdir,candır. <3 ya hangi şarkısını yazsam şeboya ayıp olur ama 50 tane şarkısını dinliyorum. kaç sene önce en genç halindeyken yazdığı sözlere bak kadınlar için, hala geçerli...

    " Nerden geldim of, yolculuk nereye
    Belki söyler of, sorarsam kadere
    Yok sevenim arzuyla
    Mezarlar bile küsmüş of, kadınca ölene
    Yürekler alınmaz pulla parayla
    Kim yenmiş kaderi duayla
    Gelinlik giymeden ışığı görmeden
    Bebeğimden önce vazgeçtim dünyadan
    Kaderi yenmeden utandım kendimden
    Daha sevilmeden vazgeçtim dünyadan
    "
    3 0 ...
  • troll başlıklara girip troll e ahlak dersi verirler, güldürür. duvara konuştuklarının farkında değiller.
    2 0 ...
  • 1995-1996 yılları arasında “sınır ötesi” isminde bir reality show vardı. mezarından çıkıp caminin çatısına konan tabutlar mı dersin, uzaylı otopsisi mi dersin bir çocuk için gece altına işemelik her türlü içerik vardı. annem her ne kadar hadi sen uyu dese de çocuk odasının olmaması sayesinde ve yorganın arasından bu programı izleyerek s*ktik attık psikolojiyi.
    2 0 ...
  • geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

    çiçek pasajı...
    allah'ın cezası covid pandemisi yüzünden hasret kaldığımız, istanbul'un, hatta türkiye'nin sembol mekanlarından biri...

    çiçek pasajı'nın asıl adı, cite de pera'dır.
    galata'da bankerlik yapan hristaki zagrafos tarafından "biraz da müteahhitlik yapıp parayı vuralım" diyerekten, geçirdiği yangın sonrası harabe haline dönen naum tiyatrosunun yıkılması üzerine kazanılan arsada inşa edilmiştir.
    bu yüzden buraya hristaki'nin hanı da denilmekteydi...

    çok şeyler görmüş, çok şeyler geçirmiştir bu mekan.

    tabi ki işgal yıllarını da...

    işgal yıllarında beyoğlu'nun sakinleri arasında ekim devrimi nedeniyle rusya'dan kaçıp istanbul'a sığınan beyaz ruslar da vardı...

    çarlık rusyasında her biri iyi bir konumda, rahat ve ferah bir hayat yaşayan bu mülteci zevat, istanbul'da bulundukları zamanlarda geçimlerini sağlamak için çalışmak zorundaydı.
    kadınıyla, erkeği ile her biri çalışmaktaydı.

    işte günlük nafakasını kazanmak için çalışan beyaz ruslar arasında cadde-i kebir'de çiçek satan rus hanımlar da vardı...
    bunlar hristaki'nin hanındaki çiçekçi dükkanlarından çiçek alır, çeşitli şirinlikler ve işve naz hünerlerini kullanarak caddede satarlardı...

    kimisi birkaç sene öncesine kadar kontesti, kimisi opera sanatçısı, kimisi general kızı...
    hayat onlara acımasız davranmış, o eski hayatlarını ellerinden alıp üç kuruş paraya sabahtan akşama çalışmak zorunda bırakmıştı...
    geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

    her biri de birbirinden güzel tabi...

    o yıllarda beyoğlu'nun başka yabancı sakinleri de vardı.
    işgal kuvvetleri askerleri...

    kimi ingiliz, kimi fransız, kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...

    işte memleketinden uzakta yabancı diyarda mülteci hayatı yaşayan ve üç kuruş nafaka kazanmak için sabahtan akşama çiçek satmaya çalışan bu rus kadınlara tebelleş olmuştu işgal kuvvetlerinin askerleri...

    kadınları sokakta sıkıştırıyor, elliyor, mıncıklıyor, taciz ediyor, hatta kucaklayıp götürmeye çalışanlar bile oluyordu içlerinde.

    bu güzel kadınlar da bu azgın ve vahşi yaratıklardan kurtulabilmek için her seferinde cite de pera'ya sığınıyorlar, dertlerini buradaki esnaf ile paylaşıp onlardan yardım görüyorlardı.
    mülteci kadınları taciz eden sarkıntılık eden sapık işgalci askerler kadınlara esnafın yakınlık gösterip sahip çıktığını görüklerinde yapacakları pislikten vazgeçiyorlardı...

    işte, işgal yılları boyunca çiçek satan beyaz rus kadınların sığınağı olan bu pasaj, işgal askerlerinin mağdur ettiği rus dilberlerinden dolayı zamanla "çiçek pasajı" olarak anılır olmuş, "hristaki'nin hanı" yahut "cite de pera" isimleri bir kenara bırakılıp buraya bu sebeple çiçek pasajı denilmeye başlanmış ve bu isimle günümüze gelmiştir...

    **********************
    not: işgal yıllarında karakol cemiyeti namına çalışıp milli mücadeleye destek olan beyaz rus kontesi vera hanım'ın hikayesini okumak isteyenler için;
    (bkz: karakol cemiyeti üyesi rus kontesi vera hanım/#41093460)
    4 2 ...
  • emektar pavyon şarkıcısı abla...

    seyahatteydim geçenlerde...
    yoktum...
    çarşamba günü döndüm işyerine.
    çay söylemiştim, çayım geldi. "başımız sağolsun, ablayı kaybettik" dedi çaycı.

    hangi abla falan derken sokağa çıkıp kafamı kaldırdım.
    karşı binanın 3. katı bomboştu. daire boşaltılmıştı...

    bir ablamız yaşardı burada.
    abla diyorsam da benden de 2 yaş küçüktür, dünya ahiret bacım olsun.
    kalp krizi geçirmiş evinde.
    pazar günü cesedini bulmuşlar. meğer öleli 1 günden fazla olmuş.

    hemen kaldırmışlar tabi şüpheli ölüm diye adli tıbba.

    abla gece hayatı emekçisiydi.
    ama tövbe etmiş, bir iş insanının 2. hanımı olmuş, eve kapanmıştı.

    kandillerde ve bazı cuma günlerinde lokma-pişi yapar getirirdi iki laflardık.

    kimseye bir zararı yoktu.

    üzüldüm ziyadesiyle...

    dün baktım ki işyerinin önüne kocaman bir lokma kamyonu geldi.

    rahmetli ablanın birlikte yaşadığı kişi gelmiş, lokma döktürdü.

    "delikanlı adammış" dedik. "helal olsun", seviyormuş gerçekten de ablayı...

    öte yandan ablaya hayatı boyunca sahip çıkmayan şeref yoksunu akrabaları vefatından hemen sonra gelip evini yağmalamışlar. evin eşyalarını 2. elciye satmışlar 3 kuruş paraya.
    tamah etmişler...
    ömrü boyunca sahip çıkmadıkları kadıncağızın cesedinden nemalanmışlar...

    insan var insan var...
    şimdi bu ablayı o hayattan çekip çıkaran, ona ev tutan, öldükten sonra da onun için hayır yapan adamı "vay şerefsiz, kart zampara" der ayıplarsınız toplum olarak değil mi?

    ama ablaya hayatı boyunca sahip çıkmayıp öldükten sonra evini yağmalayan, eşyalarını satan akrabaları da namus timsali insanlardır çevrelerinde...

    işte böyle...
    ne hayatlar yaşanıyor, ne hayatlar göçüp gidiyor bu dünyadan.
    hayat herkese eşit davranmıyor.
    bazılarına karşı çok acımasız. cesedine bile ızdırap çektiriyor...

    işte daha gencecik bir kadın daha göçtü gitti böylece bu kahbe dünyadan.
    tam da kendine sahip çıkan, sevip sarmalayan adam gibi bir adam bulmuşken, yaşadığı zorlu yılların yorgunluğuna dayanamadı minik yüreği...

    allah gani gani rahmet eylesin...
    10 3 ...