• Rahmân’ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bir tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında “Selam!” der (geçer)ler

    Furkan Suresi 63.Ayet
    5 1 ...
  • (bkz: akp döneminde olacaktır)

    hayırlı uğurlu olsun.

    türkiye cumhuriyeti sudan'dan 500 ton taze at, eşek ve katır eti ithal edecek.
    ayrıca yine sudan'dan toplam 500 ton at, eşek, katır ve domuz sakatatı ithal edeceğiz.

    belge;
    sudan dan at eşek ve domuz eti ithal edilmesi

    kaynaklar;
    https://yesilgazete.org/b...urkiye-urun-ihrac-edecek/
    https://t24.com.tr/haber/...eti-ithal-edilecek,851803

    gerçekten hadi at, eşek eti ile sucuk yapıyoruz tamam da, domuz sakatatını neden ithal ediyorsunuz?

    tabi ki tavuk yemi yapmak için.
    sofranızda yediğiniz tavukların yemlerinde neler var bir bilseniz;
    (bkz: domuzdan üretilen yem ithalatına izin veren parti)
    (bkz: endüstriyel tavukçuluk/#39122363)

    ama akp'nin domuzlar ile arası çok iyi.
    domuzu kasaplık hayvan statüsüne alan iktidar akp'dir.

    ayrıca akp döneminde epey bir domuz ithalatımız oldu;
    (bkz: 12 nisan 2018 domuz ve eşek eti ithal edilmesi)

    bu ülke müslüman ülke diyenler onlayn mı acaba?
    madem müslümanız neden domuz ithal ediyoruz? hadi domuzu biz yemiyoruz, neden hayvanlara yem yapımında kullanıyoruz?
    15 0 ...
  • bir kredi versusu...

    mansur yavaş, ankara büyükşehir belediye başkanı.
    geçtiğimiz günlerde belediyeye 300 yeni otobüs almak için 60 milyon euro kredi buldu.
    mansur yavaş'ın bulduğu kredinin 1 milyon euroluk kısmı hibe.
    geri kalan rakamın faiz miktarı yüzde 3.2...

    merkez bankasının faiz oranlarının yarısı faizle...
    https://www.haberler.com/...nin-yari-12709296-haberi/

    şimdi bunları aklımızda tutalım arkadaşlar. özellikle kredi faizini sakın aklınızdan çıkarmayın çünkü faiz çokomelli...

    akp de faizle kredi alıyor sevgili arkadaşlar.

    bakınız geçen sene 2 milyar dolar kredi almışız. yüzde 7 faizle.
    m yavaş ın bulduğu kredi vs akp nin bulduğu kredi

    yüzde 7 evet...

    tüm dünya kredi kullanıyor, tüm dünya yüzde 3-3.5 oranlarında kredi kullanırken akp yüzde 7 faizle kredi alıyor ve bunu başarıymış gibi sunuyor.
    bakınız akp'nin yüzde 7 faizle kredi aldığı dönem, bir türk şirketi olan akbank da kredi aldı. yüzde 2.75 faizle.
    (bkz: yüzde 3 5 yerine yüzde 7 faizle dolar borç almak/#40441664)

    yazdık bunları hep.
    hepsini yazdık...

    şimdi koskoca hükümet yüzde 7 ile kredi alıyor. bu ülkenin bir şirketi yüzde 2.75 ile kredi alıyor, bu ülkenin bir belediye başkanı yüzde 3.20 ile kredi alıyor.

    matematikte her zaman 2 + 2 = 4 eder.
    ama akp neden 3.5 faizle kredi alma imkanı varken gidip yüzde 7 ile hatta 7.25 ile kredi alıyor?

    sen ülkeyi yöneten hükümet olarak, ülkenin ufak bir parçası olan ankara belediyesinin şartlarında kredi bulamıyorsan bunun 2 sebebi vardır.

    1-işi bilmiyorsun, güven vermiyorsun, itibarın yok.
    2-faiz oranlarını özellikle şişiriyor, fazla faizle borç aldık gibi gösterip arada komisyon alıyor yolsuzluk yapıyorsun.

    bu her iki sebep de normalde insanı ipe götürür, ama yine de siz bilirsiniz...

    #ekonomi
    9 0 ...
  • bunlardan bir tanesini de ben gözlemlemiştim.

    bendeki bankacı versiyondu. ablamız 27-28 yaşlarında, bununla vadeli hesap açtık, yarım saat kadar sonra 500.000 lira transfer ettim. bir de bir konuda bilgi rica ettim kendisinden, benim için araştıracağına söz verdi.

    o gün gecenin 2'sinde telefonum çaldı, açtım kapandı. sonra sitem eden bir mesaj geldi, hemen ardından bir arama geldi. ya pardon nesgayfe bey arkadaşıma diye size atmışım kusura bakmayın vs. önemli değil estağfurullah dedim, iyi geceler dedi size de dedim kapattık.

    bir süre sonra whatsapp'tan mesaj, bu arada sizin konuyu araştırdım bıdı bıdı bıdı şeklinde. saat 3'e geliyor bu arada. e bu kadar sinyal sonrası hoca da durur mu? eşek değiliz tabi ufaktan kıvrılmaya başladık yılan gibi. habire konu konuyu açıyor. kadın burcuma, evli olup çocuğum olup olmadığına kadar sordu etti. bildiğiniz flörtleşme muhabbetleri hatta biraz daha kassak sextinge gidecek mevzu ki hiç adetim değildir. bir süre sonra benim uyku bastırdı, artık bana müsade devamını karşılıklı kahve içerken konuşuruz swh diye kapanışı yaptım. birkaç dakika sonra şöyle bir mesaj geldi:

    - ben kahve içmek istediğimi düşünmüyorum :s :s

    asdfasdfasdfsa
    5 0 ...
  • DPT Eski Uzmanı Haluk Dural'a ait yazıyı bilgilerinize sunuyorum.

    Başbakan Erdoğan’ın 2011 seçimlerinden önce açıkladığı “Kanal istanbul” projesi hakkında bugüne kadar pek çok olumlu veya olumsuz yorum yapıldı. Başbakan Tayyip Erdoğan, istanbul için düşündüğü 'Çılgın Projesi'ni şöyle açıklamıştı: “Karadeniz ve Marmara arasında 50 kilometrelik yeni bir kanal açılacak. Boğaz'da tehlike yaratan gemiler bu kanaldan geçecek, istanbul Boğazı su sporları merkezi olacak. Kanalla istanbul'un 24 ilçesini içine alan Türkiye'nin en büyük adası ortaya çıkacak.”

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 15.01.2018 günü Kanal istanbul Projesi'nin detaylarını anlattı. Bakan Arslan, “Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu 45,2 kilometrelik koridorunun Kanal istanbul projesinin yolu olarak tespit edildiğini” açıkladı.

    Bakan ayrıca “Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçip Avrupa istikameti üzerinden geçen bir köprü olacak. Sazlıbosna Karayolu geçişine bağlı Kesim 7 dediğimiz bir köprümüz olacak. Halkalı-Kapıkule bir demiryolu kaynaklı köprü geçişimiz olacak. Marmara tarafındaki 3 tane geçişi Marmaray projesinde olduğu gibi batırma tüple Küçükçekmece Gölü'nün altından geçirmeyi hedefliyoruz” dedi. Bir soru üzerine Bakan Aslan “en büyük proje olan 3. Havaalanı 25 milyar Avrodur, Kanal istanbul’un maliyeti bundan büyük olacaktır” dedi.

    Kanal istanbul iki amaca hizmet edecektir:

    1- ABD Montrö Andlaşmasını delmek için andlaşmanın feshi konusunda Romanya’ya baskıyı arttıracaktır.

    2- Açılacak kanal, TSK’nın 1. Ordusunun ağır zırhlı birlikleri ile Trakya’nın irtibatını kesecektir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir sıcak çatışmaya ABD’nin NATO’da müttefiki olan Bulgaristan ve Bulgaristan’daki ABD üslerinde bulunan ABD askerleri de katılarak, Trakya’yı işgal edeceklerdir.

    MONTRÖ SÖZLEŞMESiNE AYKIRILIK

    Projenin en önemli gerekçelerinden birisi olarak sunulan, “istanbul Boğazında tehlike yaratan gemilerin bu kanaldan geçirileceği” iddiası kamuoyunu aldatmaya yönelik büyük bir yalandır. Çünkü: 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesinin;

    1. Maddesine göre Boğazlardan geçiş ve seyir serbestisi kabul edilmiştir.

    2. Maddesinde ise ticari gemilerin “barış zamanında, sancak ve hamuleleri ne olursa olsun, gündüz ve gece, 3’ncü maddenin hükümleri (sağlık ile ilgili hususlar) saklı kalmak üzere, hiç bir merasime tabi olmadan Boğazlardan geçiş ve tam serbestisine sahip olacaklardır” denmektedir.

    Uluslararası Montrö Boğazlar Sözleşmesine göre, istanbul ve Çanakkale Boğazları serbest su yollarıdır ve buralardaki deniz ulaşımı hakkında Türkiye Devleti hiçbir yasal kısıtlama yapamaz, istanbul Boğazından geçecek gemileri Kanal istanbul’dan geçmeye zorlayamaz.

    Bu nedenle, “serbest su yolu” olan Çanakkale ve istanbul boğazlarından herhangi bir ücret ödemeden geçen gemileri, iddia edildiğinin aksine, ücret mukabili Kanal istanbul’dan geçirmek mümkün olmayacağı için açılacak olan kanal herhangi bir gelir sağlamayacaktır.

    AMERiKA VE MONTRÖ

    Amerika Karadeniz’e kıyıdaş ülke olmadığından, diğer bütün devletler gibi Karadeniz’de sürekli harp gemisi bulunduramaz. Barış zamanında önceden Türkiye’ye diplomatik kanaldan ön bildirimde bulunduktan sonraki 5 gün içinde Çanakkale Boğazından girmek şartıyla, ABD harp gemileri 21 gün süre ile Karadeniz’e girebilirler (Madde: 18/2), süre sonunda Çanakkale Boğazından Türk karasularını terk etmek mecburiyetindedir. Ayrıca kıyıdaş olmayan bütün devletler gibi ABD’de boğazlardan bir seferde toplam tonajları 15.000 tonu aşmayan, en fazla 9 adet gemiyi Karadeniz’e çıkartabilir (Madde: 14). Andlaşmanın II Nolu Eki ile kıyıdaş olmayan devletlerin harp gemilerinin tonaj ve toplarının çapları için ayrıca sınırlamalar getirilmiştir.

    ABD Senatosu’na 2006 yılında verilen bir yasa taslağında; “istanbul ve Çanakkale Boğazlarını ilgilendiren Montrö Antlaşması’nın, ömrünü doldurduğu, bu anlaşmanın günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği” söylendi.[[1]]

    Bu girişimden kısa bir süre sonra, ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, Ankara’da bir açıklama yaptı ve Montrö Anlaşması’nı Türk kamuoyunda tartışılabilir duruma getirdi. 3 Mart 2006’da gazetecilere; “Montrö Antlaşması oldukça açık. Ve biz Karadeniz’in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir” dedi.[[2]]

    Bütün bu söylemlere rağmen Amerika 70 bin tonluk Mercy isimli donanma hastane gemisini 7-16 Ağustos 2008 tarihleri arasında meydana gelen Rusya-Gürcistan savaşı sırasında Karadeniz’e çıkarmak istemiş, ancak bu istek tonaj kısıtlaması nedeniyle reddedilerek, Türk Deniz Kuvvetleri anılan gemiyi Çanakkale Boğazından sokmamıştır.

    ABD, KARADENiZ’E NEDEN ÇIKMAK iSTEMEKTEDiR

    ABD, istanbul Boğazından bir günde taşınan ve önemli kısmı Rusya’nın Novorosiski limanından yüklenen Rus, Kazak ve Bakü’den gelen Azeri’lere ait 121 milyon ton petrol akışını (2016 yılı verisi) kontrol etmek istemektir.[[3]] Ancak ABD bu petrol sevkiyatını bir sıcak çatışma halinde Ege Denizi’nde de engelleyebilir.

    Amerika’nın Karadeniz’e girmek istemesi için başlıca üç sebep sayılabilir;

    (i) Ukrayna’daki batıcı hükümeti desteklemek, Kırım üzerinden Rusya’yı güneyden kuşatmak,

    (ii) Gürcistan’a tam destek vermek, NATO’ya alarak Gürcistan’daki askeri üslere yerleşerek, Rusya’yı Kafkaslardan kuşatmak, bu çerçevede Mustafa Kemal ve Lenin’in anlaşarak yıktıkları “Kafkas Seddi”ni tekrar kurarak, Rusya ile Türkiye’nin irtibatını keserek, Türkiye’yi kuzeyden kuşatmak,

    (iii) En önemlisi ise Romanya’ya ve Ukrayna’nın Odessa veya başka uygun bir limanında Avrupa Füze Kalkanı projesi kapsamında Füze Kruvazörü konuşlandırarak, böylece Rusya’nın stratejik hedeflerini vurma imkânını elde etmektir.

    Bu yazımızda, özellikle (iii). şıkta bahsedilen stratejik amacı irdelemek istiyoruz.

    NATO’nun (2-4) Nisan 2008 Bükreş zirvesinde kararlaştırılan Füze Kalkanı kurulması konusu, “başkanlığını ABD eski dışişleri bakanı Madeleine K. Albright’ın yaptığı ve içinde Türkiye’den B. Elçi Ümit Pamir ve Türkiye’nin NATO eski askeri temsilcisi Korgeneral Yılmaz Oğuz’unda bulunduğu NATO Uzmanlar Gurubu tarafından hazırlanan 17 Mayıs 2010 tarihli “NATO 2020: Assured Security; Dynamic Engagement, Analysis and Recommendations of the Group of Experts on a New Strategic Concept for NATO” raporda Avrupa-Atlantik bölgesine yapılacak balistik füze saldırısına karşı bir füze savunma sistemi kurulması” şeklinde önerilmektedir. Bu raporda balistik füze tehdidinin iran’dan geleceği açıkça ifade edilmiştir.[[4]]

    ABD-NATO tarafından Türkiye’ye yerleştirilmek istenen füze kalkanının “iran’a karşı” olduğu yüksek sesle dillendirilmesine rağmen, NATO’nun 19-21 Kasım 2010 tarihli Lizbon liderler zirvesi kararlarında ne iran, ne Suriye, hatta ne de Rusya “tehdit” olarak yer almaktadır.[[5]]

    Hâlbuki, Avrupa Füze Kalkanı kurulmasının esas amacının, Şubat 2009 tarihli ABD Kongre Bütçe Ofisi Raporu’nun[[6]] 14. sayfasında verilen 3 seçenekli haritalarda, iran’dan ABD’ye yapılacak balistik füze tehdidinin önlenmesi için olduğu açıkça ifade edilmekte, Avrupa Füze Savunması bileşenlerinin yerleştirileceği 2 nolu seçenekte Ukrayna limanlarına füze destroyeri konuşlandırılması öngörülmektedir.

    Avrupa Füze Kalkanı hazırlıkları öncesindeki çalışmalarda iran’dan Avrupa ve ABD’ye yönelik balistik füze saldırılarına karşı;

    - Doğu Avrupa’ya (Polonya’ya) 2011-2013 yıllarında uzun menzilli füzesavar yerleştirilmesi,

    - Pasifik’teki test alanında kullanılmakta olan orta-yörünge radarının 2011’de Orta Avrupa’ya (Çek Cumhuriyeti’ne - Çekya) yerleştirilmesi,

    - iran tehdidine karşı ise (Türkiye’ye) seyyar bir izleme ve takip radarı yerleştirilmesi

    öngörülmüştür.[[7]]

    Polonya’nın Baltık Denizi sahilinde Redzikowo’daki Ustka-Wicko üssüne yerde konuşlu füzesavar sistemi yerleştirilmesi, gecikmeler nedeniyle 2020’ye ertelenmiş durumdadır.[[8]]

    Çek Cumhuriyeti’ne (Çekya) yerleştirilmesi düşünülen orta-yörünge radarı projesi Eylül 2009’da Obama’nın kararıyla iptal edilmiştir.[[9]]

    Romanya’nın Deveselu üssüne karada-konuşlu Aegis füzesavar sistemleri yerleştirilmesi tamamlanmıştır. Ancak modernizasyon kapsamında tesise SM-3 Block 2A füzelerinin[[10]] yerleştirilmesi yapılmakta olup[[11]], sistem işletmeye açılana kadar Amerika üsse geçici olarak yedi bataryalık THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) füze sistemi yerleştirilmiştir.[[12]]

    Rusya, Devesolo üssüne yerleştirilen Amerikan füzesavar sistemlerinin kullandığı Mk41 dikey fırlatma kovanlarının saldırı amaçlı füzeler içinde kullanılabileceği gerekçesiyle, bu durumun nükleer başlıklı karadan-karaya atılabilen, menzili 500 ile 5.500 kilometre arasında olan nükleer ve konvansiyonel balistik füzelerin yasaklanmasını öngören ve ABD ve SSCB arasında imzalanmış olan 1987 tarihli Orta menzilli Nükleer Kuvvetler-INF anlaşmasına aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını talep etmiştir.[[13]] Ancak ABD 3 Şubat 2019 itibariyle anlaşmadan çekildiğini açıklamıştır.

    Pentagon tarafından yayınlanan Missile Defense Review 2019 raporunda Amerikan anavatanına yönelik gelecekteki ve mevcut balistik füze tehdidi kaynakları olarak Kuzey Kore, iran, Rusya ve Çin açıkça düşman olarak sayılmaktadır.[[14]]

    RUSYA’DAN ABD’YE YÖNELiK BALiSTiK FÜZE TEHDiDi

    Bugün Rusya Stratejik Füze Kuvvetleri (RVSN) üç ordudan oluşmaktadır. Bunlar 27, 31 ve 33. Muhafız füze ordularıdır. RVSN’nin komuta merkezi Moskova’nın güneybatı köşesinde, yedek savaş merkezi ise Ural’lardaki Kosvinsky dağındadır (59o31’00.36”K, 59o02’59.78”D). Ancak son yıllarda stratejik füze sistemlerinde yapılmaya başlanan modernizasyonlar neticesinde yeniden organizasyona gidilmektedir.

    Bu üç ordudan yedisi hareketli ve dördü siloda konuşlu toplam 11 Kıtalararası Balistik Füze tümeni bulunmaktadır. Uralların batısındakiler; Vypolzovo, Kozletsk, Tagil, Teykovo, Yoskar Ola, Tatischkovo ve doğudakiler ise, Domborovskiy, Novosibirsk, Barnaul, Uzhur ve Irkutsk’tur.[[15]]

    Uralların batısındaki üslerden atılacak füzelerin izleyeceği rota Grönland üzerinden doğu ve orta Amerika yönünde olacaktır.



    Rusya’dan ABD’ye yönelik batı yönünde balistik füze saldırısı halinde füzelerin izleyeceği rotaları, füzeler henüz Rusya sınırları içindeyken izleme imkânı olan en gelişmiş radar, Norveç’in Vardo kentindeki Amerikan Gobus-II radarıdır.[[16]]



    Menzili 40.000 km’den büyük olan bu radarın, radar kesit alanı (RCS) 0,01 m2 = 1 dm2 = 10x10 cm’lik çözünürlükteki menzili yaklaşık 2.800 km olup, Kırım’a kadar olan bütün alanı izleyebilecek kapasitededir.[[17]]

    Bütün ileri düzeydeki özelliklerine rağmen bu radarın da bir zafiyeti bulunmaktadır. Çok hassas ve uzun menzilli (40.000 km mesafeden bir tenis topu boyundaki bir cismi tanımlayabilmektedir) olan radar, dünyanın yuvarlaklığı nedeniyle ufuk çizgisinin altında kalan bölgeleri göremez. Rusya’nın Ural dağları ile Moskova’nın batısı arasındaki bölgede yer alan üsler Vardo radarı için kör alanlarda bulunmaktadır. Bu nedenle, Bu üslerden atılacak balistik füzelere, Vardo radarının ufuk çizgisine yükselene kadar herhangi bir müdahale yapılamaz ama Rus füzeleri radarın izlemesine yakalandığı andan itibaren, Polonya’nın Redzikowo’daki Ustka-Wicko üssüne yerleştirilecek Aegis SM-3 Block 2A (RIM-161 A) füzesavarlarının hedefi olacaktır.

    iRAN’DAN ABD’YE YÖNELiK BALiSTiK FÜZE TEHDiDi

    Romanya’nın Deveselu üssüne karada-konuşlu Aegis füzesavar sisteminin SM-3 Block 2A füzelerinin yerleştirilmesi neye yarayacaktır? ABD ve NATO kaynaklarınca söylenen bariz gerekçe, iran’dan Avrupa’ya ve ABD’ye atılacak balistik füzelere karşı olacaktır şeklindedir.

    Ancak Polonya’ya yerleştirilecek Aegis sistemindeki AN/SPY-1 radarlarının hedef tesbit menzili çok kısadır (yaklaşık 185 km[[18]]) ve füzesavar füzelerinin en gelişmişi olan RIM-161A bile, ABD’nin iran uzun menzilli füzelerine karşı olduğu ısrarına rağmen, çok yavaştır. Açıkça söylenirse, Aegis sistemi iran’ın uzun menzilli füze hücumuna karşılamakta yetersizdir.

    Aegis radarları uçakları izleyebilir ve birkaç 10 km’lik menzilde füzeleri uçaklara kilitleyebilir. Ancak uçakların radar resimleri, uzun menzilli balistik füzelerin savaş başlıklarının imajında yüzlerce veya binlerce kez daha büyüktür. Balistik füze savaş başlıkları yüksek hızları nedeniyle yüzlerce km uzaklıktan tesbit edilmelidir ki, Aegis radarları bunun için yetersizdir.

    Trump yönetimi Rusya’nın 2017’de kullanıma soktuğu 2.500 km menzilli SSC-8 (9M729) seyir füzesinin (hız 850 km/sa) INF anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle anlaşmadan çekildiğini açıklamıştır. Rusya’nın da ABD hakkında benzer gerekçeleri vardır. Nitekim ABD Romanya’daki Devesolo üssünü Rusya’nın SSC-8 ile benzer olan Tomahawk seyir füzeleri (menzil 2.500 km, hız 890 km/sa) yerleştirmeye hazır hale getirmiştir. Aynı füzeleri Polonya’daki Ustka-Wicko üssüne de yerleştirecektir.

    ROMANYA VE POLONYA’DAKi ABD ÜSLERi SALDIRI AMAÇLIDIR

    ABD her iki ülkedeki üslere, SM-3 füzesavar füzeleri ve nükleer başlıklı karadan-karaya atılabilen geliştirilmiş Tomahawk füzelerini kullanabilen Lockheed Martin üretimi Mark 41 model dikey atış sistemi (Vertical Launch System-VLS) sistemi yerleştirerek, bu üsleri balistik füzelere karşı savunma amaçlı değil, Rusya’ya karşı NÜKLEER SALDIRI amaçlı olarak kullanma kararı almıştır.[[19]]

    SONUÇ:

    Kanal istanbul projesi gerçekte yapılmayacaktır. Hedef Montrö Andlaşmasıdır.

    Projenin ısrarla gündeme sokulması, Montrö Andlaşması’nın fesihle ilgili 28. maddesi veya değişiklik yapılmasıyla ilgili 29. maddelerini uluslararası diplomasi masasına getirerek, andlaşmanın değişiklik veya iptali sağlayarak Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine getirilmiş olan kısıtlamaları kaldırmanın yolunu açmak içindir.

    Eğer, kıyıdaş olmayan devletlerin Karadeniz’de süresiz savaş gemisi bulundurmasının önü açılırsa ABD, nükleer başlıklı geliştirilmiş Tomahawk seyir füzeleri de taşıyan MK-41 dikey atış sistemlerine sahip Ticonderoga sınıfı füze kruvazörleri veya Arleigh Burke sınıfı füze destroyerlerini Karadeniz’e sokacaktır. Böylece;

    - Rusya’daki muhtemel hedefleri baskılayacak,

    - Romanya’daki Devesolo üssünü güçlü şekilde korumaya alacak,

    - NATO’ya alınması gündeme getirilen Gürcistan’a doğrudan askeri destek verecek,

    - Türkiye ile Rusya’nın irtibatını kesecektir,

    - Türkiye’yi kuzeyden kuşatacaktır.

    DPT Eski Uzmanı Haluk Dural

    Millî merkez Genel Sekreteri

    https://odatv.com/kanal-i...-bambaska-12121946_m.html
    12 3 ...
  • ümmetimizin lideri, asrın lirerimiz, dünyanın kıskandığı adam recep tayyip erdoğan'ın "çılgın proje"si kanal istanbul'un faydalarıdır.

    ben merak ediyorum, kanal istanbul'un nasıl faydası olacak? yılda bize nasıl 8 milyar dolar kazandıracak?

    "kanal istanbul'dan para kazanacağız" diyenler bu parayı nasıl kazanacağımızı izah edebilirler mi?

    şöyle diyorlar;
    "kanal istanbul'u yapınca Montrö antlaşmasını bay pass edecek, möntrö sözleşmesine tabi olmadığı için geçen gemilerden para alacağız, tankerleri kanal istanbul'a yönlendireceğiz, boğazı tanker trafiğine kapatacağız..."

    nasıl yapacaksın ki bunu?
    böyle bir hakkın var mı? yani sen boğazı kafana göre kapatamıyorsun. rus'un tankeri, fransızın şilebi elini kolunu sallaya sallaya gider gene boğazdan geçer. kanal istanbul'dan geçmek zorunda bırakamazsın.

    mevcut istanbul boğazından geçen gemilerden para kazanamıyoruz, zira burası uluslararası bir su yolu. geçen gemiler sadece fener ve kılavuzluk hizmeti parası ödüyor bu da senelik 300 milyon lira civarında. ama bu para boğazların güvenliği, işletmesi, fener bakımları vb giderler için harcanıyor, yani bu gelirin vatandaşa bir katkısı olmuyor.

    gemileri boğaz'ı bırakıp kanal istanbul'dan geçmeye zorlayabilir miyiz?
    hayır.
    yani isteyen geçer, isteyen geçmez.
    e peki o halde biz kanal istanbul'dan nasıl para kazanacağız?

    bilmiyorum. reis de bilmiyor sanırım.

    kanal istanbul'un tek faydası kanal civarında yapılacak yeni inşaatlar, kurulacak yeni şehirler olacak sanırım. o da yandaş müteahhitlere, arazi spekülatörlerine fayda sağlayacak.
    başka da bir faydası yok.

    zararlarını ve bize bir getirisi olmayacağını ise şu entryde yazdık;
    (bkz: kanal istanbul u bilale anlatır gibi anlatmak/#39614203)

    evet sevgili ak partili arkadaşlar.
    sizlere insan gibi bir soru soruyorum. beni aydınlatır mısınız? kanal istanbul'un bize ne faydası olacak?

    edit: arkadaşım insan gibi bir soru sorduk. neden eksiliyorsunuz? çıkıp anlatsanıza faydaları nelerdir. ben de bir tc vatandaşıyım ve belki bu konuda bilgi eksikliğim var. beni aydınlatsanıza.

    edit-2: cahil aktrollün biri harita koyarak kanal istanbul'un daha kestirme olacağını, dolayısıyla gemilerin daha az yakacağını yazmış.---->(#42546590)
    cahil işte, girip hiç incelemiyor ki.

    kanal istanbul-45 kilometre.
    istanbul boğazı-30 kilometre uzunluğunda.

    kestirme dediğin kanal istanbul 15 km daha uzun. burada nasıl kestirme olacak ve gemiler nasıl bir tasarruf yapacak acaba?
    22 10 ...
  • ekrem imamoğlu. yılın ikinci yarısının tamamı onun başlıkları ile geçti. 3 ayda 2 defa kafalara vura vura seçim kazanınca bazı gundiler kaldıramadılar. trol başlarından gelen emir ile 2019 un en çok başlığı açılan adamı ve olayı haline getirdiler.
    6 1 ...
  • akp döneminde ve akp sayesinde olmuştur.
    şehit babasının evine haciz gelmesi

    (bkz: 10 aralık 2016 istanbul beşiktaş patlaması)
    bu patlamada şehit verdiğimiz vatan evlatlarından biri, şehit polis memuru hüseyin dalgılıç.

    şimdi şehidimizin baba ocağı zor durumda.
    şehidimizin babası gelen hacizler yüzünden evini satılığa çıkarmış.

    oysa ki beşiktaş patlamasında kaybettiğimiz şehitlerimiz için tam 52 milyon lira toplanmıştı.
    bu toplanan paralardan şehit ailelerine tek kuruş gitmedi.
    neden?
    çünkü bu paralar kayıp, hiç edildi.
    şehit babasının evine haciz gelmesi

    tıpkı 15 temmuz şehitleri için toplanan 309 milyon liranın tek kuruşunun şehit ailelerine gitmediği gibi, bu 52 milyon lirayı da akp'liler hiç etti.
    (bkz: 15 temmuz vakfı ve 309 milyon liranın yok olması)

    kaybolan 52 milyon lira ve haciz dolayısıyla evini satılığa çıkaran bir şehit babası.

    söz bitmiştir...
    20 5 ...
  • ileri görüşlü bir ikaz.

    Bana diyebilirsiniz zira lazım olmam.

    Olsam da oldurmam.

    "Döl ile sivilce irinini karıştıran ergenler" Siz çekilin, Amca denildiği için kır bıyıkları burkulan beyleri getirin huzuruma. Mmmmm.
    9 9 ...
  • Bizi umreye götürecekti söz verdi, herkesler de şahit.
    Ama şimdi kıvırcık yapıyor.
    Sırf bu umre mevzusunu gündeme getirmeyelim diye sürekli çaylak oluyor.
    Yer miyiz biz bunları?
    Çakal seni.
    Istediğin kadar kendini çaylak yaptır bu umre mevzusunu unutmayız.
    Ya umreye götür yahut bigbeg ve bana 2500 er dolar ateşle biz kendimiz gideriz.
    Senin yüzünden dinimizi yaşayamıyoruz.

    Kafakoparanus istifa...
    15 2 ...