• yanlış anlaşılmasın. iki hatta değil tek hat ile gerçekleşiyor bu olay. faturasız gibi dilediğin şekilde kullanıyorsun, ödemeni de faturalı gibi ay sonu yapıyorsun. turkcell'in rahat hattı işte böyle bir şey. adı gibi rahat bir kullanım sağlıyor.

    tıpkı adı gibi "rahat" bir uygulama. yok pakatim bitti mi yok internetim kaldı mı yok liralar yetecek mi gibi bir durum yok. kullanıyorsun ve ödüyorsun. büyük kolaylık sağlayacak bu rahat denen hadise.

    insan kafası rahat olsun istiyor. telefon kullanırken de durum böyle. bu yüzden turkcell'in rahatı on numara bir hizmet olmuş. sadece konus, internetini kullan, sosyal medyada takıl, gerisini düşünme diyor resmen. çoğumuzun ihtiyacıda zaten bu.

    Turkcellin yeni sunduğu telefon kullanmanın rahatlığının ön planda olduğu bir hat. Taahhüt deyince herkes bir korkuyordu artık o dert kalmamış kafamız raHAT.
    10 0
  • şu olabilir;
    dünyanın en acayip fotoğrafı

    fotoğrafın kahramanları;
    recep tayyip erdoğan,
    beşar esad,
    mateja kezman,
    suat kılıç,

    mekan: halep olimpiyat stadı.

    fotoğrafın hikayesi;
    sene 2007, erdoğan henüz dünya lideri(!) olmadan önce "kardeşim" dediği esad ile canları sıkılmış, suriye'nin halep şehrinde suriye takımı al ittihad ile türk takımı fenerbahçe'ye bir maç yaptırmışlar, maç halep olimpiyat stadında oynanmış ama halep'in olimpiyat ile herhangi bir alakası yok.
    bu arada maçta çetnik selamı ile tanınan sırp milliyetçisi mateja kezman sakatlanmış, esad ve erdoğan soyunma odasında onu ziyaret ediyorlar.
    bu esnada erdoğan sakatlanan futbolcuya; "canın acıyor mu" diye soruyor.
    erdoğan'ın hemen arkasındaki kişi ise spor bakanı suat kılıç, kendisi erdoğan tarafından tokatlanmış ve görevden alınmıştır ilerleyen yıllarda.

    fotoğraftaki iki ülke lideri birbirleri ile fiilen savaş halinde.
    biri diğerinin ülkesinde iç savaş çıkınca o ülkenin başkentinde cuma namazı kılacağız demişti, 350 cuma geçti o namaz hala kılınamadı...

    kesinlikle dünyanın en acayip fotoğrafı...
    8 2 ...
  • 15 temmuz anma törenlerinde eline mikrofon alıp akp propagandası ve tayyip erdoğan güzellemeleri yapan validir.

    akp il başkanı gibi davranan yozgat valisi kadir çakır'dır kendisi.

    izleyelim;
    https://streamable.com/hwbym

    konuşmaya, şu üslüba bak...
    bir vali bu konuşmayı yapan.

    liyakat sıfır, eğitim sıfır...bu adam ülkemizde bir vilayeti yönetiyor.
    böyle bir vali olabilir mi? sen valisin, devletin valisisin, akp il başkanı değil.

    ha bir de konuşmanın sorunda osmanlı torunu, osmanlı torunu diyor.

    yahu osmanlı torunuysan git osmanlı'da valilik yap da görelim. osmanlı olsa sen ve senin gibiler valilik makamını rüyanızda göremezdiniz.
    9 1 ...
  • Bir aptal insana bir de bunlara tahammülüm yok. ister tanımadığım birisi olsun isterse tanıdığım ama o an modu düşük bir insan olsun, konumu ve yakınlığı fark etmeksizin etrafından uzaklaşırım veya onu uzaklaştırırım. Hiç af dilemiyorum bunun için: yaşadığınız sorunlarla veya kendiliğinden gelişen gerginlik ve sıkıntı halleriyle ilgilenmiyorum.

    Ne tür bir psikolojik sıkıntın olursa olsun beni germeye Değmez. Bencilce mi? Belki ama Hayatımın en berbat, en yoğun, en yorucu, en sıkıntılı ve en kaotik zamanlarında bile neşe ve enerji ile dolu birisi olarak bu kayıtsızlık ve redde fail olmayı hak ediyorum.
    5 1 ...
  • Hüzünlendirir.

    Köpek olduğunu unutup, konuşarak ciddi ciddi ikna etmeye uğraşıyorum.

    Seni alamam, sana bakamam, avuçiçi kadar evim var, sıkılırsın, var git yoluna filan diyorum, yere çömelip.
    Birçoğu anlıyor iyi mi?!
    Usulca dinleyip, gidiyorlar.
    Gözleri kalpli gülen emoji!
    15 1 ...
  • yazıktır. sardalya gibi üst üste doldurmuşlar adamları. allah rahmet eylesin. o hayatını kaybeden 17 kişinin yarısı normal kazadan değilde insanların üstüne yığılması sonucu vefat etmişlerdir zaten. ne acayip işler lan bunlar. hindistana döndük iyice ülkede adım atacak yer kalmayacak 10-15 seneye.

    16 kişilik minibüse 67 kişinin binmesi
    7 1 ...
  • Hadi len, sokayım sizin kaputaş plajınıza. Benim gözümde rezillik ve resmen ''ankaranın dikmeni bir daha gelirsem mıncıkla beni'' dedirtti.

    Araba park edecek yer yok ve o kadar mahşeri kalabalık ki arabayı yukarda 1 km ötede park edip 65 derece sıcakta yürüyorsunuz. Ben diyeyim 100, sizin deyin 200 basamak inip sıcakta buharlaşmış bir şekilde plaja inmeyi başarıyorsunuz.

    Allah'ın sevgili bir kuluysanız hemen bir şezlong denk geliyor, yoksa kalabalıktan birileri defolup gidene kadar çam ağacı gibi dikeliyorsunuz.

    ''ulan bu eziyeti çektik, bâri şu denize bi girelim'' diyorsunuz ve insan yığınları arasında bi dalıp çıkıyorsunuz. Deniz değil, insan yığınında yüzüyorsunuz.

    Kadının biri yan şezlongta telefonla konuşuyordu. Nasıl bir yokluktaysa artık karşısındaki kişiye ''kaputaştayız hayâtım'' diye hava yapıyordu. Vay bee, kadın kaputaşta aga var mı böyle bir lüks. Phuket'te falan denize girse peygamberliğini ilân edecek demek ki.

    Çocuk böğürmeleri arasında ben diyeyim 300, siz deyin 500 basamağı 84 derece sıcakta geri çıkıyor ve 1 km uzaktaki arabaya 97 derece sıcakta yürüyorsunuz. Kaş belediyesine küfrederken arabanın camından kafayı çıkarıp ankaranın dikmeni türküsünü bağırarak gaza basıp gidiyorsunuz.

    Kısacası sakın gitmeyin, biz telef olduk siz olmayın. Evet denizin rengi çok güzel ama hepsi bu. Ahanda eziyet aşağıda.

    kaputaş plajı
    kaputaş plajı
    kaputaş plajı
    kaputaş plajı
    21 10 ...
  • savaşın kazanan tarafı olan abd ve rusya olduğundan kimse onlarında ne büyük bir canavar olduğunu konuşmadı.
    birinci ve ikinci dünya savaşlarının sebebi zengin yeraltı kaynaklarıydı. osmanlı dünyadaki bilinen bütün petrol yataklarına sahipti.
    almanya hep teknolojide iyiydi ama ham maddede tamamı ile dışarı bağımlıydı.
    sonuçta demek istediğim zenginler hep daha zengin olmanın yolunu arar, bu da yıkımdan geçer. yıkım içinde 'yıkıcılara, yokedicilere' ihtiyaç vardır. aradada masum, alman, türk, fransız, ukraynalı, rus, polonyalı insanlar kalır, ölür, tecavüze uğrar ya da tanımadığı insanı ölmemek için öldürmek zorunda kalır.
    9 1 ...
  • Ne kadar öfkelendiyse o kadar sevinmiştir aslında. Bakmayın atar gider yaptığına, hatta içinden hep ben mi ödeyeceğim biraz da sen öde diye geçiriyordur. Ha evet, yaparım öyle.

    Bizim buralarda alman usulü falan olmaz, herkesin kendi hesabını ödemesi ayıptır. Bu nedenle hesabı mutlaka biri öder. ister kahve içmiş olun ister yemek yiyin. E napalım kasada güreşecek hale geliyoruz artık.

    "ama kanka olmadı böyle ya üfff. Bak ayıp ettin ama. Neyse hadi kahveler benden bari. Üfffff. Ya olmadı kızaağğm. Ay hiç rahat değilim beyle. Ooufff slk."
    8 1 ...
  • Kasko, trafik sigortası, mtv ve periyodik bakım zamanı aynı döneme denk gelmişse insanı derin dusuncelere gark eden bir durum.
    Araba Kontağı bile çevirmeden 1 yıl boyunca kapının önünde yatsa 4 bin lira masrafı var. Daha yüzde 70 i vergi olan yakıttan veya arabanın yıllar geçtikçe oluşan değer kaybından bahsetmedim. Yakıtla birlikte yılda 2 maaş yiyiyor maşallah.
    uzay çağında 1.2 motorluk arabaları lüks tüketim olarak bize yansıtan zihniyete buradan selamlarimi iletiyorum.
    6 0 ...
  • Bazen kendime uzaktan bakınca cevapsız kalan soru.

    Hayat öyle, böyle geçip gidiyor. Bu haftayı bir bitirsem diyorum işler Yoğunken, Hafta bitiyor. Bugün de bir bitse diyorum günüm kötü geçtiyse, gün bitiyor.

    Koşarken fark etmiyorum ne kadar hızlı koştuğumu, geriye dönüp bakınca uzaklaşmışım diyorum.

    Böyle böyle hayat bitiyor sanırım. Kum saatinin azalan kısmındayım.

    10 sayfa kitap okumayı, bir bölüm dizi izlemeyi nimetten sayıyorum. 2 arkadaşımı görsem dünyanın en mutlu insanı oluyorum.
    He bir de pilatese başladım.
    Daha ne olsun?

    Gerçekten bugün ne yaptım acaba kendim için? Yine kent reklamlarında torununu bekleyen dede hüznüyle yazdım. En iyisi pilates yerine örgüye başlamak sanırım.
    16 0 ...