ezan

398.
  • ille de arapça okunulacak diye baskı kurulan islam dini'nin namaza çağrısı.

    neden arapça okunacak? her ulus kendi dilinde okusun.
    yok olmaz...
    neden? çünkü ilk ezan arapça, kuran arapça, o yüzden ezan arapça okunacak...

    vay be, faşizme bak.

    ezan ille de arapça okunacak diyenler, peki madem öyle ezan arabistan'dan mı çıkmış? ezan arapların mı? müslümanların mı?

    okuyun anlatıcam...

    öncelikle islam dininde ezan nasıl ortaya çıktı, ilk nasıl okundu onu hatırlayalım.

    biliyorsunuz hz muhammed ve müslümanlar medine'ye hicret ettikten sonra ilk camiyi yaptılar, ibadetlerini bu camide yapmaya başladılar.
    fakat namaz vakitlerinde tüm müslümanlar camiye toplanamıyor, cami kısmen boş kalıyordu.
    müslümanları namaz vaktinden haberdar edecek bir çağrı yöntemi aramaya başladılar.
    "çan" teklif edildi, ama çan hristiyanların kiliselerinde kullanıldığı için uygun bulunmadı.
    yahudilerin boynuz şeklindeki borusu (şofar-shofar) da yahudi nüfusunun çok olduğu medine'de (bkz: yesrib) kullanılamazdı.
    "ateş yakalım", "bayrak asalım" gibi teklifler de ortaya atıldı.
    hiç biri kabul görmedi.
    hz muhammed sahabeden bilal habeşi'ye ezan okumasını söyledi, bilal habeşi de ezan okudu ve bilal habeşi'nin bu çağrısı bundan böyle namaza çağrı olarak kullanılmaya başlandı...(bir rivayete göre bilal habeşi ezanı okuduktan sonra nereden aklına geldiği sorulmuş, o da "rüyamda gördüm" demiş.)

    peki neydi ezan?
    ezan bir çağrı, bir bildiriydi.
    kökeni de bugünkü etiyopya, yani o dönemki ismi ile habeşistan'dı...

    habeşistan'da ms 100 yılında aksum krallığı diye bir devlet kuruldu.
    aksum kralı abraha ms 330 yılında hristiyanlığı kabul etti, devletin resmi dinini de hristiyanlık yaptı.
    aksum krallığı dünyadaki ilk hristiyan devletlerden biridir.

    işte bu ilk hristiyan aksum kralı olan abraha'nın asıl adı "ezana"dır. kral ezana, hristiyan olduktan sonra adını "ibrahim peygamber"e atıfla abraha(ebrehe) olarak değiştirmiştir.
    ezan

    işte hristiyanlığa geçen aksum kralı ezana, hristiyanlığı tüm ülkesinde yaymak istiyordu.
    kral, artık isminin ebrehe olduğunu, krallığın resmi dininin hristiyanlık(ortodoks) olduğunu tıpkı islam'daki ezan gibi, insan sesi ile ve günün belli saatlerinde aralıklı olarak sürekli tekrarlatmak suretiyle ilan etti.
    ve halk da okunan bu ilana "kral ezana'nın bildirisi" anlamına gelen "ezan" dedi.

    hülasa, islam'da ilk ezanın bilal habeşi tarafından okunması bilal habeşi'nin sesinin gür olması, güzel olması, bunu rüyasında görmesi ile alakalı değil, bilal habeşi'nin bizzat habeş kökenli olması ve atalarından gelen bu gelenekten haberdar olmasından kaynaklıdır.

    şimdi hal böyle iken, bir habeşistan geleneği olan ezanı alınıp islam'a adapte edilirken, bu ezanın arapça okunma dayatması nedendir?
    ezan araplardan, arabistan'dan çıkmış bir şey değil ki?
    özünde hristiyanlık çağrısı olan bir gelenek. islam'ın etiyopya'dan devşirdiği ezan neden benim kendi dilimde okunamaz?

    not-1: habeş kralı ezana'nın babası olan kral ousanas'ın ünvanı ella allada'dir. bu kralın bir diğer ünvanı da ella amida'dır.(hamd edilen, hamd).

    not-2: aksum-habeş kralları arasında bir tane daha ella amida mevcut. bu ella amida'nın babası ise kral kaleb'dir. kendisi hem kral, hem de bir hristiyan azizidir.
    ezan

    kaleb bu bölgenin yerel dillerinde köpek anlamına geliyor, fakat hükümdar kaleb'in adının anlamı; "tanrıya adanmış, tanrıya bağlı, tanrının temsilcisi ve yeryüzündeki halifesi" anlamına gelir.

    yani; kaleb--->caliph--->halife...

    not-3: kuran'da fil suresinde bahsi geçen filleri ile kabe'ye saldıran ebrehe ile kral ebrehe farklı kişilerdir. fil suresinde geçen ebrehe aksum krallığının yemen valisi olan bir generaldir, kral ezana(ebrehe) ile alakası yoktur. ayrıca mekke'liler yemen'i de "habeşistan" olarak tanımlardı.

    not-4:bakınız burası çokomelli, etiyopya ortodoks hristiyanları tewahedo kiliselerine bağlıdırlar, ilk tewahedo kilisesi kral ezana tarafından yaptırılmıştır.
    tewahedo'nun tevhid anlamına geldiğini yazmamıza gerek var mı? yok.
    ezan

    islam mitolojisinde habeşistan etkisi çok daha fazladır, bu ayrı bir yazı konusu tabi. ben ezan'ın kökeni hakkında bilgi vermeye çalıştım biraz.

    ekler;
    etiyopya'daki ezana taşı(obelisk);
    ezan

    bir diğer ezana obeliski;
    ezan

    yemen'in başkenti sana'da bulunan al qalis kilisesi, burası "kaaba abraha" olarak biliniyor.
    ezan

    aksum kralları listesi;
    ezan

    #tarih
    #din
    6 1 ...
  • her şey bacağındaki ağrılarla başlamış basketbol oynadığı için bu ağrılar sıradan gelmiş başta...
    fen lisesi mezunu olan bu kızcağızın geleceği de çok parlak gözüküyordu ne hayalleri vardı belki de.
    hangimizin yok ki.
    sonra biliyorsunuz bacağı alındı.
    genç bir kızsınız ve bacağınız alınıyor. halbuki her birimiz için dış görünüş ne kadar değerli.
    insanların garip bakışları...
    ameliyat sonrası bir uyanıyorsun artık bacağın yok.
    başta o da umutsuzluğa düşüyor balkonda otururken mermere konan kuşun bir bacağının olmadığını görünce sımsıkı sarılmış işte hayata.
    çok az insan yapabilir bunu sanıyorum.
    yeni bir düzen belki biraz alışmak ne kadar olabilirse sonrasında yine nüksediyor akciğerine sıçrıyor.
    yine yaşama sarılıyor bir şekilde bu nüks de öteleniyor.
    umut olmayı sürdürüyor belki saçma sapan şeylere oturup hayata kendini zindan etmeyi beceren birçok insana.
    ve sonra nüksediyor yine.
    ve bizlerden onu alıyor.
    belki o da yorulmuştur belki onunda çilesiydi ve sonlandı.
    21 yıla ne de güzel bir hayat sığdırdın be güzellik. imrenmemek elde değil.
    Allah rahmet eylesin.
    mekanın cennet olsun.
    9 1 ...
  • Ne zaman bir ölüm haberi alsam, babam geliyor aklıma.

    Babam Yaklaşık 20 yıldır hasta, 10 yıldır yatakta... Düzelme ihtimali yok.
    insanlar bazen, acı çekmeden gitse keşke diyor. işte o zaman boğazıma bir yumru oturuyor.

    Sapasağlam amcam, bir gece trafik kazasında öldü.
    Babaneme taziyeye gelenler, hasta olan mı dediler bana. Yok dedim, büyük olan.
    Tuh dediler...

    Ölmediğine üzüldükleri benim babam...
    insan çekmeden gitsin diyemiyor kendi babası olunca. Belki de bencillik.

    Şimdi beni tanımasa da varlığı yeter gibi.
    Soğuk Toprakta olacağına, sıcak yatağında olsun.

    Ne zaman bir ölüm haberi alsam, kararıyor işte içim. Sanki kendi babamı kaybetmişim gibi.
    22 1 ...
  • terörirsttir. adil bir hukuk devletinde yaşıyor olsaydık alayı guantanamo benzeri yerlerde işkence çektirilerek idam edilmiş, cesetleri de okyanusa atılmıştı. ama malesef idam edemiyoruz, neden edemiyoruz? yok mu bir babayiğit çıkıp idam getirecek?
    11 5 ...
  • hayırlı destekler, hayırlı müjdeler...

    bizim bir tarım bakanımız var, bekir pakdemirli.
    gelmiş geçmiş en başarısız tarım bakanı olur kendileri. kardeşi de fethullahçı terör örgütüne üye olduğundan dolayı cezaevinde ayrıca.

    bakan bey dün bir müjde verdi.
    bakan beyin verdiği müjdeye göre bugün(20.09.2019) tarihinde saat 18.00'den sonra çiftçilere tc kimlik numaralarına göre tarım desteği ödemeleri yapılmaya başlanacaktı.
    https://www.dha.com.tr/ek...-aciklamasi/haber-1712095

    başlanmadı mı? başlandı.
    ödemeler yapılmadı mı? yapılıyor...

    fakat yapılan ödemeler 2018 yılına ait.
    yani, bakan bey'in müjde olarak verdiği tarım desteği ödemeleri aslında hükümetin geçen sene çiftçiye ödemesi gereken destekler.

    2018 ödemelerini 2019'un eylül ayında yapıyorlar, 2019 desteklerinin ne zaman yapılacağı meçhul.
    ve bakan bey bunu "müjde" olarak sunuyor.
    tarım bakanının tarım destek müjdesi

    milleti aptal yerine, keriz yerine koyuyorlar resmen.

    şimdi akp'liler gelip "destek vermek zorunda mıyız" diyebilirler.
    peşinen onları da yanıtlayayım.
    evet hükümet çiftçiye destek vermek zorunda, bu ödemeleri yapmak zorunda, bu keyfi bir uygulama değil, anayasal bir zorunluluk.

    bakan bey ve akp'liler bilmiyor olabilir, ama bakınız 5488 sayılı tarım kanunu'nun 21. maddesi gayet açık.

    --spoiler--
    madde 21 – tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.
    --spoiler--

    yani çiftçiye yapılacak olan destekler anayasal bir zorunluluk, seve seve değil, seve seve destekleyeceksiniz çiftçilerimizi.

    ama bakın burası çokomelli, yasaya göre hükümet tarım desteğini gsmh'nin yüzde 1'inden az olmayacak şekilde yapmalı iken, akp hükümeti 2017 yılında tarım desteği olarak gsmh'nin yüzde 1'inin yarısından daha az bir meblağ destekleme yapmış. yani çiftçinin hakkını gasp etmiş.

    yazdık bunları daha evvel;
    (bkz: devletin tarıma verdiği destek/#40505134)

    ha bu hakkı gasp edilen çiftçi yine gidip bunlara oy veriyor ya, onlara da müstehak aslında...

    kendi yasal hakkını aramayan, kendi yasal hakkının gasp edilmesine ses çıkarmayan çiftçilere, 2018 desteğini 2019'da ödemek, bunu da "müjde" olarak sunmak da normal bence.
    onu da vermeseler, ona da ses çıkarmayıp "din elden gitmesin" diyerek akp'ye oy vermeye devam edecek milyonlar var bu ülkede.
    9 0 ...
  • kendisine yönelik bir övgü halinde dahi, bu hale bürünüyorsa, iyi bir insan olma özelliği tahminini doğru çıkaracak olan tiptir. hele bu bir de sevgili falansa tadından yenmez. herhangi bir konu üzerine, ne utanmazmışsın be, yazıklar olsun diyeceklerine; aslında çokta utanılacak olmayan bir konu üzerine, ne utanıyorsun canım, utanılacak ne var ki bunda desinler.
    10 0 ...
  • (bkz: akp döneminde olmuştur)

    hayırlı batışlar...

    bddk tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, enerji ve inşaat sektörlerinde kredi kullanıp bu kredileri ödemeyen firmalar tespit edilmiş ve tam 46 milyar lira batık kredinin takip hesaplarına alınması istenmiş.

    şimdi bu takip hesabına alınacak 46 milyar lira batık kredi, işsizlik fonundan karşılanacak.

    yani?

    yani enerji ve inşaat sektöründe bankalardan kredi kullanıp ödemeyen firmaların borçları vatandaş tarafından ödenecek.
    bankalara bir giren çıkan yok.
    kredi garanti sistemi var. banka her türlü parasını alıyor, ayrıca zarar gösterip vergiden düşüyor.

    ve bu batık krediler, hiç alakası olmayan bir yerden, işsizlik fonundan karşılanıyor.

    binlerce işsiz var piyasada.
    son dönemde işsiz kalan onbinlerce insanımız var.
    bunlar işsizlik fonundan maaş bağlatmak için başvuruyorlar ama bunlara maaş bağlamak için devlet pek çok şart koşuyor, bin dereden su getiriyor.

    işsizlik fonu normalde işsiz vatandaşlara maaş ödemesi gerekirken batırılmış milyonluk kredileri ödemek amacıyla kullanılıyor.
    hak mı bu adalet mi?

    bu bankalar bu kredileri verirken, kredi ödendiğinde kar etmiyorlar mı?
    bu karı vatandaşla, devletle mi paylaşıyorlar?
    o halde neden batık kredileri devlet ödüyor, vatandaşa ödettiriliyor?
    46 milyar tl batık kredinin vatandaşa kilitlenmesi

    yazık ya. dünyanın neresinde var böyle bir uygulama?

    kaynaklar;
    https://www.bloomberght.c...-kredi-aciklamasi-2233046
    https://www.yenicaggazete...ede-mi-olustu-249287h.htm
    https://www.sozcu.com.tr/...zmanlar-ne-diyor-5339745/
    https://t24.com.tr/haber/...larinda-kullanildi,839994
    36 2 ...
  • bir garip istek.

    ismailağa şeyhi mahmut ustaosmanoğlu'nun kolpacısı kucağında bir bebek getiriyor ve bebeğin kalbinin delik olduğunu annesinin ona dua edilmesini istediğini söylüyor.
    şeyh kendisi aciz, duası bir işe yarasa kendine faydası olur, zaten söyleneni anlamıyor bile yarım yamalak birşeyler söylüyor ve diğer sofi bebeği götürüyor.

    izleyelim;
    https://streamable.com/3uc00

    lan adamın kendisine faydası yok, kalbi delik bebeğe ne faydası olacak?
    23 10 ...
  • milletin çektiği storyler rezillik içerdiği için çok da haksız sayılmaz, çocukları kötü ektilediği de bir gerçek. siz şimdi dinci takıldığı için itiraz ediyorsunuz ama aynısını ilber ortaylı dese hemen katılırdınız.
    9 0 ...
  • ben neden sinirlendiklerini anladım.
    arkadaslar, arıların kovanlarının bulunduğu ortama bakar mısınız.
    şükür duasına çıkan müftüye arıların saldırması
    ben de arı olsam; " sizin bizi bal yapmak için koyduğunuz ortama, sağladığınız koşullara sokayım " deyip ben de sinirlenirim.
    resmen hayvancıklar taştan ballarını çıkarmışlar. ne çiçek var, ne ağaç ortamda. görünen 3-5 sikko çalı.
    üzücü. bu arılar bu muameleyi hak etmiyor.
    10 0 ...