• Kyk kredisini kocasına geçirip nafaka peşinde koşan kezoları üzen kliptir.

    Bu ülke size minnettar.

    https://youtu.be/-UAgFVG3OLA
    5 0 ...
  • yine bir başlık açılmış ve hiçkimse konu ile ilgili bilgi vermemiş.

    neyse ki tengir abiniz burada. merak etmeyin, bu konuda da aydınlanacaksınız.

    işte dünyada ve türkiye'de ilk defa "çuçulara dikala operası" görüntüleri.
    https://streamable.com/qfsbxc

    sanırım "çuçulara dikala" ne demek bilgi sahibi olmuşsunuzdur.
    6 0 ...
  • merak edilen ifadedir.

    biliyorsunuz ki sakarya-hendek'te patlayan havai fişek fabrikası ile ilgili soruşturma başlatıldı ve bu iş için sakarya cumhuriyet başsavcısı ve o'nun emrinde tam 10 tane savcı görevlendirildi.

    patlama ile ilgili başlayan soruşturmanın ilk saatlerinde fabrikanın mesul müdürü ve 2 ustabaşı gözaltına alındı.
    bugün 1 kişi daha gözaltına alınmış.
    ayrıca ilk gün gözaltına alınan 3 kişinin gözaltı süreleri uzatılmış...

    yani soruşturma yürütülüyor.
    ben de merak ettim, fabrika sahibi yaşar coşkun'un ifadesini aradım.

    yaşar coşkun fabrika sahibi.
    akp'li, aynı zamanda müsiad sakarya şube başkanı.
    patlayan havai fişek fabrikası sahibinin ifadesi

    erdoğan'ı da bizzat tanıyan bir isim, hatta patlama sonrası bizzat erdoğan kendisini birkaç defa aradığını konuştuğunu söyledi.

    hal böyle olunca fabrika sahibi yaşar coşkun hiçbir şekilde ifade falan vermemiş iyi mi?

    düşünsene bir işyerin var, patlıyor, işçiler ölüyor.
    ama hiçkimse senin ifadeni almıyor...

    senin ifaden alınmıyor ama senin yanında çalışan 4 personel gözaltına alınıyor.

    ilginç değil mi?
    yoksa normal mi bu durum?

    hadi adamın fabrikası patlamış, üzerine gitmemişler diyeceğim.
    ama aynı adam patlamanın olduğu gece müsiad tarafından kendisi için verilen moral yemeğine katılıyor.
    patlayan havai fişek fabrikası sahibinin ifadesi

    müsiad yemeğine katılab bir adam, kalkıp gidip bir yarım saat ayırıp ifade de verebilir değil mi?

    yaşar coşkun'un neden ifadesi alınmadı hala?
    bakın bu adam tutuklansın, gözaltına alınsın demiyorum.

    ama patlayan fabrikanın sahibi bu adam.
    ve hakkında ciddi ithamlar var.
    neden bu adamın hala ifadesi alınmıyor???
    13 4 ...
  • belki de başbağlar katliamı ile ilgili pek bilgisi olmayan tiptir.
    bilemeyiz.

    lakin bildiğim bir şey var;
    (bkz: faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir)

    başbağlar katliamı türkiye'de terör örgütü tarafından gerçekleştirilen pek çok katliamdan biridir.
    ne yazık ki ülkemiz 1984'ten beri bu terör eylemlerine, katliamlarına alışmış/alıştırılmıştır.

    lakin gördüğüm kadarıyla bazı arkadaşlar -ki bunların yaşlarının yetmediğini çok iyi biliyorum- "vay efendim sen sivas katliamı konusunda konuştun, ama başbağlar'ı konuşmadın" tarzı provokasyonlarla katliamları/terör eylemlerini bile ayrıştırma cihetindeler.

    yazık.

    her ikisi de katliam.
    bu konuda kimsenin bir itirazı yok.

    sivas katliamının başbağlar'dan daha fazla gündem olması, daha çok konuşulmasının sebebi, bunun sadece bir terör eylemi değil, vahşet içeren, insanları diri diri yakma sonucu infial uyandıran bir katliam olmasıdır.

    yukarıda da bahsettiğim üzre, terör örgütünün başbağlar katliamı gibi pek çok katliamı vardır ve malesef toplum bu katliamlara alışmış, bu tip terör eylemlerinin fazla olması başbağlar'ı geçmişte bırakmıştır.

    lakin sivas katliamı özelliği bakımından tektir ve örneksizdir.
    böyle olması da sivas katliamını daha fazla gündemde tutmakta, hafızalarda daha taze tutmaktadır.

    her iki katliam arasında mezhepse ayrımcılık kurgusu yapmak provokasyondur, bunu yapanlar provokatördür ve de yargılanmalıdır.

    başbağlar'da katledilenler de, sivas'ta katledilenler de bizim canımızdır.
    13 5 ...
  • Bazı Başbağlar Katliamını anmayanları ve sürekli mağdur-ağlak takılanları olanlar hakkında doğru bulduğum söylem.

    (bkz: 5 temmuz başbağlar katliamını lanetlemek/#43591958)

    Gördüğünüz üzere sadece 6 entry girilmiş...

    Konudan alakasız olarak söylemeliyim ki, kendi insanları söz konusu olunca bunu yedi düvele duyurmaya çalışan bazı şeref ve haysiyet yoksunları, konu kendi insanları olmayınca katliamlara bile pek bir sessiz...

    Neyse, konuya gelelim...

    "sanal alemdeki ateist zannedilen insanların aslında büyük bir kısmıdır bu.

    hani bazen dersiniz ya "ulan reelde hiç ateist göremiyorum ama sanalda istemediğin kadar var" falan diye. işte sebebi bu kendini ateist gibi göstermeye çalışan gizli alevi dindarlardır aslında. bunlar salt sünni-islam karşıtlığını ateizm diye kakalamaya çalışırlar.

    halbuki ateizm sadece sünni-islam'a değil tüm dinlere karşı olmaktır. mantıklı ve gerçek bir ateist bütün inançlara eşit mesafede durur.

    ama bakıyorsunuz bu tipler "alevilik de bir dogmadır" denmesine bile tahammül edemiyor. birden içlerindeki o dindar ve tutucu yönü ortaya çıkarıyorlar."

    kaynak;

    radikalkemalizm nickli yazar...

    (bkz: kendini ateist gibi gösteren gizli alevi/#43528893)

    "atalarının osmanlıya karşı yaptığı şahkulu isyanında, ele geçirdikleri bölgelerde 50.000 masum sivili sünni oldukları gerekçesiyle kadın-çocuk demeden katlettikleri göz önüne alınırsa, günümüzde atalarından miras kin ve nefretlerini sünni islam mensuplarına kusarken ateizm maskesinin arkasına saklanmaları oldukça doğaldır.

    bunun haricinde, dhkp-c mezhep faşizmiyle yanıp tutuşurken, terörist sempatizanı suratlarına atatürkçü maskesini takarak, laiklik ilkesi dışında halkçılık, milliyetçilik, devletçilik ilkeleriyle uzaktan yakından alakaları olmayanları da oldukça fazladır ve insanları dindarlara karşı nefret aşılayacakları şekilde manipüle ederler.

    günümüzde herkesin elinde bir telefon ya da bilgisayar var. internet herkesin ulaşabildiği bir şey. sosyal medyada çok rahat bir şekilde insanları kutuplaştırıyor, ayrıştırıyor ve manipüle ediyorlar.

    ayrıca sünni olduğunu söyleyen ama sünni olmayan bolca tanıdıklarımda var aralarından ve sürekli solcuları övüyorlarken, canan kaftancıoğlu, veli ağbaba, barış yarkadaş, kılıçdaroğlu hayranı olmalarına rağmen, atatürkçü ya da türkçü olduklarını iddia ediyorlar. türkçü olduğunu iddia etme nedenleri de zamanında yavuz sultan selim'in sünni arap ve kürtlerle birlikte şahkulu isyanını bastırması nedeniyle kürtlere duydukları kin ve nefreti çok iyi dışa vurmaları. ama aynı anda dindar türklerden de bu denli nefret ediyorlar. üstüne bir de 'bizim libya'da ne işimiz var, arap değil mi suriyeliler esad öldürsün hepsini ne güzel işte!' gibi kelimeler kullanıyorlar. inanılır gibi değil gerçekten."

    kaynak;

    (bkz: kendini ateist gibi gösteren gizli alevi/#43531153)
    4 1 ...
  • yalnız durumu öğrenmek için aramıyor, ona destek olmak için arıyor zaten.
    müdahil olmak için baş şüpheliyi telefonla aramaya gerek yok. devletin başının adamları ona gereken bilgiyi verirler.
    tabii normal bir devlette.

    bir işyerinde bu ölçüde ölümlü yaralanmalı bir kazada ne olursa olsun en büyük sorumlu patrondur.

    akpli ve dinci işadamları şeysi üyesi olduğu için arıyor.

    aynen somadaki kazada patronun akpli olması ve madenci yakınlarını tekmeleyen adam benzeri.
    8 0 ...
  • Şükür bıraktım artık. Daha bir gün bile olmadı fakat o kadar farkındayım ki bıraktığımın. Çok nadir içesim geldi ve bunun nikotin eksikliğinden kaynaklandığının farkına vardım. Nikotin yoksunluğunun geçmesi de içmeyerek olacak, içerek değil. O da çok rahat atlatılıyor. Artık özgürüm. Hayatımdaki güzel gelişmeleri buraya editlerim.
    4 0 ...
  • Süleyman demirel merhum konuyu harika özetlemiştir;

    --spoiler--
    Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girmek için tarih alma konusunu şu fıkrayla değerlendirir;

    "Avrupa Birliği'ne girmek isteyenler sınava alınıyor. Bulgaristan sınava giriyor, 'atom bombası ne zaman atıldı' diye soruluyor. '1945' diyor, 'geçtin' deniyor.

    Daha sonra Romanya sınava giriyor. 'atom bombası nereye atıldı' deniyor, 'Japonya' diyor, 'sen de geçtin' deniyor.

    Türkiye'ye sıra gelince 'atom bombası atıldıktan sonra ölenlerin isimleri, soyadları, doğum yerleri, mesleklerini söyle' deniyor.

    https://www.kayseriolay.c...l-demisti-ki-amp17351.htm
    --spoiler--
    6 0 ...
  • bozkırda avcılık insanların en önemli geçim kaynağıydı.
    geyikler ise en kıymetli av olarak bilinirdi.
    yazılı olmayan bir kuralsa yavru geyiklerin ve yavrulu ana geyiklerin avlanmamasıydı. bu kuralı çiğneyenler karşılarında kayberen'i bulurlardı...

    kayberen; geyiklerin koruyucusu, "ulu ruh"tu...
    kayberen

    efsaneye göre yaşlı bir çift hiç çocuk sahibi olamamış, çocuk sahibi olmak için tengri'ye yalvarmışlardı.

    ulu tengri bu yalvarışları duydu ve yaşlı çifte 40 çocuk verdi.
    fakat yaşlı çift bu çocuklara bakamadılar ve çocukları dağa bıraktılar.

    tengri çocuklara kıyamadı, kayberen ana'yı gönderdi, kayberen çocukları doyurdu, büyüttü, baktı...
    o 40 çocuğun her biri ulu ruh oldu, her biri bir kayberen oldu...
    kayberen

    gel zaman git zaman, bozkırda yaşayanlar (kırgızlar) uzun zaman sonra dünya işlerine daldılar, ulu ruhu, töreyi unuttular...

    oysa ki verdiği nimetlerle bozkıra hayat veren ulu ruh'tu...
    kayberen

    günlerden birgün bir kırgız avcı günlerce sürdürdüğü avdan eli boş dönmek üzereyken yavrulu bir geyiğe rast geldi.
    o kadar zaman harcayıp bir şey avlayamamış olmak onu iyice hırslandırmış, gözünü adeta kan bürümüştü.

    yavrusu olan bir geyik olduğunu bildiği hâlde son okunu da ona fırlatmıştı. yavrulu geyik yaralanmış ama yere düşmemişti.
    inatçı avcı peşinde düştü, ne yapıp edip onun canını alacaktı. avcıdan kaçan geyik nihayet bir mağara buldu ve korunmak için derinliklerine doğru ilerledi.

    avcı karanlık mağarada usul adımlarla ilerledi ve mağaranın nihayetinde korkuyla kendisine bakan bir çift gözü fark etti.
    avcı belindeki keskin hançeri çıkardı ve geyiğe doğru yaklaştı. o an gaipten bir ses işitti "ona ilişirsen kendi yavrunu öldürürsün" diyordu sesin sahibi.

    avcı kırgız o an sanki bir kabustan uyanır gibi irkildi. "ben ne yapıyorum? yavrulu bir geyiği öldürecek kadar kendimi nasıl kaybettim? ömür boyu lanetlenmek mi istiyorum?" diye kendine kızdı ve hançeri yerine soktu.
    oradan uzaklaşmak için arkasını döndü.

    karşısında yaşlı bir kadın duruyordu. "al yavrum susamışsındır" diyerek ona bir tas kımız verdi.
    kırgız teşekkür edip tası aldı ve kafasına dikti.
    tası indirdiğinde tastaki kımızın tek damla eksilmemişçesine durduğunu fark etti. o an karşısındakinin kim olduğunu anlamıştı.

    ulu ana kırgız avcıya "bundan sonra sen sen ol yavrulu geyiğe dokunma, yazıktır, vebali büyüktür. başına öyle işler gelir ki altından kalkamazsın. var dön yurduna şimdi, bağışladığın geyiğin mükafatını alacaksın." dedi.

    adam yurduna döndü ve kayberen'in dediği gibi mükafatını fazlasıyla aldı.
    hayvanları da ürünleri de iki katına çıktı.
    birçok çocuğu oldu. onlar büyüdü, hepsi birer yurt edindi, bey oldu. bu bolluğun sebebini soranlara ise "merhamet" cevabını verdi.

    başından geçeni anlattı "kim kayberen ana'nın elinden bir şey yer içerse bay olur, bayındır olur!" sözü dilden dile dolaştı. yavrulu geyikler de güven içinde yaşadılar...
    kayberen

    #mitoloji
    -------------------------------
    ------------------------------
    ben bu yazıyı neden yazdım???

    bizim öz kültürümüz, tarihimiz, inançlarımız doğaya saygı, doğa ile bütünleşmeye dayanır.
    doğa ana türk milletine her zaman bonkör davranmış, pek çok zenginlik bahşetmiştir.
    ama doğa ana'nın bir şartı vardır.
    saygı bekler.
    bizim kültürümüz, doğa ana ile inatlaşan, doğa'nın kanunlarını yok sayanların başına neler geldiğine dair mitlerle doludur.

    işte yukarıda aktardığım kırgız avcı ve kayberen ana hikayesi de bunlardan biridir.

    doğa anayı unuttuğun, yok saydığında ve o küçücük beynin ve yarım aklınla doğa'nın dengesini bozmaya kalkıştığında başına neler geleceğine dair ibretlik hikayelerimiz var.

    tabi her şey türk kültüründen uzaklaşıp yabancı kültürlerin, özellikle ortadoğunun insanlık dışı kültürlerinin etkisi altında kalmakla ilgili.

    bugün başımıza ne geliyorsa da bundandır işte.

    kendi öz kültürümüzü unutup, doğaya saygı duymaz, onu yok etmeye kalkarsan bunun kötü sonuçları olacaktır.

    sen doğanın sana bahşettiği nimetleri tek tek yok ediyorsun.

    kaz dağlarını, kuzey ormanlarını, denizlerini, göllerini, akarsularını yok ettin.
    tarım arazilerini kirletip, ekin vermez hale getirdin.
    her sıkıştığında, her paraya ihtiyaç duyduğunda doğayı biraz daha katlettin.

    şimdi ise doğa ananın öz evlatlarını para için av turizmi adı altında peşkeş çekmeye çalışıyorsun.
    (bkz: türkiye de yaban hayatını bitirecek kanun teklifi)

    şüphesiz ki doğa ana'nın gözü kulağı kayberen'lerin senden soracak hesapları olacak elbet...
    12 1 ...