• türbanlı bir işçinin beyanıdır.

    https://odatv.com/hep-ak-...ik-erdogana-27051812.html

    yanlışın neresinden dönülse kardır ama yine de "günaydın!" diyorum.

    yahu bu şahıs ne kadar grev, direniş varsa iktidara geldiği günden beri yasaklamadı mı? hatta patronlara bu "hizmetlerini"(!) anlatıp, "nankörlük etmeyin lan!" demedi mi?

    sanırım sıranın size gelmeyeceğini, bir gün direniş yapmak zorunda kalmayacağınızı, direniş yapanların vatan haini filan olduğunu sanıyordunuz...

    günaydın....
    9 2 ...
  • gerçekten hiç hoş olmayan bir davranış. 10 saat sonra falan zaten öküz gibi tıka basa yiyip içeceğini biliyorsun. size geri zekalı bir dinci olduğum zamanlarımdan bir anımı anlatayım.

    oruç tutuyordum. oturdum iftar sofrasına ezan okundu başladım hunharca yemeye ve bir anda ''aç olmak çok zor ya'' dedim. bunu söylerken öyle bir kibir hissetmiştim ki anlatamam. bu mu yani?

    bu anı ne zaman aklıma gelse ulan ne malmışım derim ve utanırım.
    7 2 ...
  • pucca

    586.
  • çok pompalanmıştı evlilikleri. çocuk da yaptılar baya prim kastı. şu öocuk yaptıktan sonra boşanma olayına kılım. o çocuk böyle bir şey yaşamayı haketmiyor madem çocuk yapmasaydınız. sorumsuz ebeveynler yüzünden yeni nesil sorunlu oluyor işte. neden ilgi orospusu çomar kezo tipler türedi belli işte. anneden babadan yeterli ilgi ve sevgiyi göremezse düzgün aile ortamı içinde büyümezse çocuk böyle olur tabi. yazık. şimdi bununla ilgili de kitap yazar. rezil.
    7 1 ...
  • Instagram'ı iş olarak görenler hariç kişisel hesaplarından zırt pırt kendi fotoğraflarını paylaşanlara anlam veremiyorum. Bir şey olur mutluluğunu arkadaşlarınla paylaşırsın falan anlarım da boş boş kendi yüzünü paylaşmanın anlamı nedir? Bir şey değişmedi, dünde aynı yüze sahiptin bugünde. Neden gerçek hayatta yapmayacağın şeyleri instagram'da yapıyorsun? Bir arkadaşınız her gün kendi portresini gösterip beğendiğinizi söylemenizi istese ne düşünürsünüz? Ben söyleyeyim deli olduğunu düşünürsünüz. Ama aynı şeyi instagram'da yapınca kimse tuhaf karşılamıyor.

    Hiç fotoğraf paylaşmayın demiyorum sadece paylaşacaksanız bir anlamı olmalı diyorum. Hayatınızda bir şeyler değişmeli ve bunun arkadaşlarınızın ilgisini çekiyor olması lazım. Sırf güzelliğini kanıtlamak için paylaşırsan komik duruma düşersin. Bilmiyorum kimse benim gibi düşünüyor mu ama bana aşırı anlamsız ve komik geliyor.
    8 1 ...
  • ha birde hayatta böyle tipler var..

    ben orucluyum şunu yapamam
    ben orucluyum tasiyamam
    ben orucluyum yorgunum
    bla bla bla...

    kardeşim madem yoruluyorsun tutma o zaman oruç.

    allah sana zorla tut demiyor ki orucu...
    5 1 ...
  • köpek forumlarında çeşitli başlıklarla karşılaşıyorum.

    - 5 aylık labradorum kapıyı kemirdi
    - 4 aylık labradorum dana kemiği yuttu
    - 8 aylık labradorum bulaşık makinasını yemeye çalıştı
    - 6 aylık labradorum patlattığı mama torbasının yarısını yedi
    - 7 aylık labradorum kağıt para yedi
    - 4 yaşındaki labradorum arabamızı yedi

    gibi başlıklar. haliyle sahipleri panik olmuş, başlık açmış ve altına panik içerikli açıklama kısmı girmişler. gönlünüz rahat olsun sevgili labrador besleyicileri. domuzlardan, keçilerden farkları yok bu sıpaların. çelik konstrüksiyon, mdf, pimaş, beton gibi materyalleri ekmek niyetine yiyebilirler. şaka bir yana; tabii ki ciddiye alınması gereken oburluk vakaları var elbet ama, dana kemiği yedi diye panik yapılmasına hiç gerek yok. bu oburlar her an gözlem altında tutulmalı. ciddi ciddi asvalt gibi şeyleri kütür kütür yiyebiliyorlar.

    7.5 yaşında erkek labradorum var. oynasın diye önüne kalınca bir sopa atmıştım birkaç gün önce. ertesi gün sopa yoktu. bahçeye şöyle bir göz gezdirdiğim vakit anladım mideye indirdiğini. her yer sopanın kırıntılarıyla doluydu. görende aç bırakıyorum sanacak.. bunların yapısı böyle. sopayı yemesine şaşırdım mı? hayır tabii ki. zira daha beterlerini yediğine şahit olmuşluğum var efendim. köpek besleyenler beni iyi anlayacaktır. canımız gibi baktığımız bu canlıların kakasını temizlerken inceleriz bir problem var mı diye. incelediğim kakaların biri beni çok şaşırtmıştı. içinde;

    - tenis topunun sarı sarı tüyleri
    - kiraz çekirdekleri
    - incir çekirdekleri
    - ataç
    - mavi plastik parçaları ve küçük bir taş görmüştüm.

    hepsini anladım ama ataçı nereden buldun sen? topu ben attım. kiraz ve incir ağaçları bahçede var zaten. düşen meyveyi hüpletiyor sıpa. mavi plastik parçaları kemirdiği bahçe kovasına ait. taş ise arada kaynamış herhalde. peki ataç? hiçbir fikrim yok.. bunlar böyle. her şeyin tadına bakmak istiyorlar. yemek istemeseler bile, kemirirken merak edip "nomm nomm" bir parça indiriyorlar mideye. bunların huyunu bilmeyen duyarlı insanlar da aç bıraktığımı zannediyor. "baksana bi' lokma ekmek attım nasıl da iştahla yedi. az mı mama veriyorsunuz?" diye soruyorlar. yahu ne azı.. adam benden daha iyi besleniyor ama ne yapayım? doymuyor eşşolusu.. 100 labrador'un 80'i neden obez şimdi daha iyi anlaşılmıştır umarım.
    12 0 ...
  • Fakirin hep fakir, zenginin hep zengin kalmayacağı gerçeği.
    Ve mücadeleci bir yapısı varsa hâyallerine ulaşmasında hiçbir engelin olmaması. Okur, mesleğini eline alır, şirket kurar, birinin şirketinde çalışır hiç olmadı kpss ye girer oda zengin olabilir.
    2 0 ...
  • dumura uğratan olaydır. yani yazar burda bize diyor ki hay senin gibi... yazdığın şeyde bir tarafıma benziyor ahaha al verdim eksini kimden geldiğini de gör.

    (bkz: açık eksilemek)
    6 3 ...
  • bir yazar.
    kelimeleri hislere bulayıp, cümlelere lezzet katmış. tadı damakta kalan cinsten.

    bazen cümleler, hislere dar geliyor. xl giyiyormuşsun da sana s verilmiş gibi. bu öyle değil.

    kabına sığmaz olunca bana koşardı eskiden, şimdi bunu yapmıyor; kırgın. kırgınlığının nedenini çözemiyorum bir türlü, artık gözleri çok uzaklaştı, okunmuyor.

    ------------------------------o--------------------------------

    gene de, sevmemiştim sokakları. insan onları gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. hatta, uzaktan uzağa da olsa, öteki insanların varlığına yaslanıp kendi varlığını, yalnızlığını ve tekdüzeliğini yeniden kavrıyordu.

    uu gök gürledi tamam tamam uyudum zzzz..
    7 0 ...
  • herkesten uzaklaşıyorum, uzaklaşmak istemediklerim de dahil buna. canım yandığında konuşmak istediğim insanlar tarafından ya umursanmadığımı hissedip kendimi çekiyorum ya da anlatırsam onları üzeceğimden korktuğum için susuyorum. gerçekten karşılıklı oturup tam olarak ne hissettiğimi, neden böyle hissettigimi hiç kimseye anlatmadım sanırım. ne zaman kötü bir şey olsa hiçbir şey anlatmadan sadece gidip sevdiğim birine sarıldım, tek kelime etmedim, nedenini söylemedim ya da kendi kendime kalıp sayfalarca yazdım. bana en yakın dediğim insanlar neye, neden üzülüp tepki verdiğimi bilmedi hiç. bazen sarılmak, hatta yazmak için bile takat bulamadığım zamanlar oldu. öyle zamanlarda hep yaptığım gibi uykuya teslim ettim kendimi ama uyku hiçbir zaman kaçış olmadı. sürekli aynı acıyla, bazen de berbat rüyalarla bölünen saçma sapan uykulardı bunlar. berbat rüyalar diyorum çünkü kabus değillerdi. sadece çok kötü hissettiren rüyalardı, bugün de gördüğüm gibi. rüyamda beyaz saçlı, yaşlı bir adam istemediğim halde saçlarımı okşayıp beni sevdiğini söylüyordu. sıkış tepiş bir otobüsteydim, istanbul'daydım. kaçmak istiyor fakat yol bilmiyordum, otobüsten inip nereye koşacağımı bilmiyordum, bana yardım etmesini istediğim hiç kimseye ulaşamıyordum, korkunç derecede yalnız, üzgün ve terkedilmiş hissediyordum. işin garibi bu hisler korkudan önce geliyordu. gün ortasında böyle uyandım. rahatlamak için yattığım uykulardan böyle uyanıyorum. sonra banyoya girdim, dakikalarca kaldım suyun altında ve üzgün olduğumda hep yaptığım gibi. en kötüsü ne biliyor musunuz? rüyalarım çıkıyor benim. belki on sene önce gördüğüm bir rüyanın bir buçuk sene kadar önce çıktığını biliyorum. bu yüzden beni normal bir insanı etkilediklerinden daha fazla etkiliyorlar. hiç ama hiç güzel bir rüyam çıkmadı. güzel bir rüya görüp görmediğimi bile hatırlamıyorum. anlamıyor, anlatamıyorum. sürekli içime atmaktan yoruldum, bir şeyleri sürekli kendi başıma halletmeye çalışmaktan da öyle. gerçekten ne hissettiğimi, neyi neden yaptığımı anlatmaktan korkuyorum çünkü kırılmaktan ve üzmekten korkuyorum. benim derdimle kimsenin dertlenmesini istemiyorum, aynı zamanda benim neye üzüldüğümü bilip beni zayıf görmelerini de istemiyorum.
    9 0 ...