• parmaklarını yormaya değmez. çok istiyorsan akrostiş şiir yazan programlar var. ordaki şiiri copy past et.
    0 0 ...
  • Biz yine içindeyiz. trolleri, bilerek ortalığı velveleye verenleri, hatta gaza gelip bilmeden suç işleyenleri tanıyoruz. Farkındayız.
    Kimi zaman sinir yapıyoruz, kimi zaman sövüyoruz. Fakat ciddiye alınmayacağını, çıkış butonuna bastıktan sonra hepsinin burada kalacağını biliyoruz.

    Yalnız dışarıdan bakanlar böyle hissetmiyor. Eleman yazmış uzun uzun(diyetetik okuyan tipten bahsediyorum). hah, bence de yaptıkları işin pek elle tutulur yanı yok lakin burada yazılanları da ciddiye alıp kararımı vermem. Ancak eleman baya ciddiye almış. Meslek örgütlenmesinden girmiş, bilinçli ve kolektif çalışmadan çıkmış. Tabii bunları kendince yazmış. Biraz da hava civa yapmış.

    diğer ornekte de yahudiler hakkında atıp tutanlar mesele olmuş. Yahu, hakikaten merak ediyorum, hayatınızda sözlük nedir, troll nedir hiç mi bilmiyorsunuz? Bir de gazeteci olacaksınız, bilmiyorsanız da bari birine sorun. Nedir bunlar diye birilerine danışın.

    Her neyse. Bu kadar üstüne düşülen, ne yazıldığı önemsenen bir yer değil yahu burası. Az sakin olun. Sözlüklerin hiçbirisi öyle değil. Benim birçok sözlükte her nesilden yazarlığım var. Hiçbirinde ciddiye alınacak seyler görmedim. Çünkü arada hakikaten bilerek nefret suçu işlemek isteyen varsa bile troller arasında kaybolup gidiyor. Ekşi’de de böyle, ulu’da da.
    Fazla takılmayın.

    Ayrıca, diyetetik okuyanlar hekim değil. Bak onu yazmayı unutmuştum. Söz konusu yazıda arkadaşımız biraz boş yapmış. Onu hiç karıştırmasa kendisi açısından daha iyi olurmuş.

    Hadi kolay gele.

    edit: aklıma gelmişken, antisemitizmin bu coğrafyada palazlanması şaşırılacak bir durum değil. Çünkü bizler 2. Dünya savaşında Avrupa’nın yaptığı ayıbı yasamadık. Yani utanılacak bir durumumuz yok. Bu tarz beylik laflar Almanya’da, Polonya’da falan geçerli olur ancak.
    Bizdeki yahudi karşıtlığı da bir ırktan ziyade, israil denilen ülkenin yaptıklarından dolayı ortaya çıkıyor. Eğer bir gün israil’i Detaylı olarak eleştiren yahudi elinden çıkmış bir yazı görürsem o zaman samimiyetlerine inanırım. Hah, bizzat bildiğim museviler var, Türkiye sevdalısı. Her dakika israil’e lanet okuyor. Ancak o antisemitizm diye ağlamıyor. Çünkü tepkinin kendisine olmadıgının açık ve net farkında.

    Bu arada, şöyle bir araştırma da var;
    - Yahudiler oturdukları ülkelerden çok israile sadıktırlar
    - Yahudiler iş dünyasında çok fazla güce sahiptirler
    - Yahudilerin uluslararası bankacılıkta çok fazla güce sahipler
    - Yahudiler Holokost’tan çok fazla bahsediyorlar
    - Yahudiler sadece kendilerini düşünürler. Yahudi olmayanlar umurlarında değildir
    - Yahudilerin dünya işlerinde çok fazla kontrolü vardır
    - Yahudiler Amerikan Hükümetini çok fazla kontrol ederler
    - Yahudiler kendilerini diğerlerinden üstün görürler
    - Yahudiler dünya basınını fazlasıyla kontrol ederler
    - Dünyadaki savaşların çoğuna Yahudiler neden olur
    - Yahudilerden nefret edilmesinin nedeni onların davranışlarıdır.

    Bu sorulardan 6 tanesine evet diyorsanız antisemitist oluyormuşsunuz. Dikkat ederseniz sorular o kadar gri bölgelerden sorulmuş ki. Şahsen ben kafadan 4 tanesine evet dedim. Neden mi? Evet, tv ve basın organları genel olarak yahudilerin elinde. Bunu bilmeyen mi var? Buna evet demek mi yahudi düşmanlığı oluyor? Öyleyse Almanlar araba markası konusunda dünya lideri derken de Alman düşmanı mı oluyoruz? Yahut Koreliler bilişim konusunda üstün derken Kore’ye laf mi çarpıyoruz? Kediler köpeklerden şirindir deyince de hayvan düşmanı kategorisine mi giriyoruz?

    Neyse yahu. Nereden tutsan elinde kalıyor.
    3 0 ...
  • Az önce aşk acısı çeken bir arkadaşla konuşurken fark ettiğim detaydır.

    Beni 21 senedir kimse sevmemiş lan. Severmiş gibi yapan da zaten bir süre sonra üzüp gitmiş. Kimse beni düşünmedi. Kimse beni başkasına anlatmadı lan. Niye ki? Hiç hak etmeyen insanları seviyorsunuz. Ben iyi biriyim bence. Beni neden kimse sevmedi?

    Böyle bir şeye ağlayabileceğim hiç aklıma gelmezdi. içim burkuldu. Tuhaf. Ben de sizi kimseye anlatmayacağım bundan sonra. Duygularıma değmiyorsunuz.
    5 0 ...
  • Hümeyra - tutsana ellerimi

    Sana bu karanlık bu gürültü içinde
    Ellerimi uzatıyorum
    Sen bu karanlık bu gürültü içinde
    Görmüyorsun

    Bütün köşeleri tutmuşlar
    Ortada meydanlar, gözler içinde
    Sana anlatamıyorum
    Bütün bu köşeler, bu karanlık, bu ıslak, bu gürültü

    Tutsana ellerimi
    Ellerimi görmüyor musun?
    Tutsana ellerimi
    Ellerimi görmüyor musun?
    4 0 ...
  • biraz vakit ve nakit sıkıntısıyla, çoğunlukla da toplumun ilgi alanlarının farklı oluşuyla alakalı bir durum. akşam evde dizi, yarışma programı gibi şeyler izlemek veya bir kafede oturup dedikodu yapmak, avm’ye gitmek insanların ilgisini daha çok cezbediyor.

    bu ülkede sanata talep yok, bu da aslında bizim için üzücü bir duruma sebep oluyor. birçok değerimiz, sanatla ilgilenen insanımız sanat yaşamlarını gidip yurtdışında sürdürüyorlar. çünkü orada insanların sanata dair talepleri var, sanatçı sanatıyla hak ettiği düzeyde ilgiyi görüyor.

    ülkemizde tersi bir durumun olmasında hepimizin kabahati var, bu noktada iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmak lazım.
    6 0 ...
  • galatasaray

    20248.
  • Fatih terim ile özdeşleşmiştir. Galatasaraylı olduğunu söyleyen ama fatih terim'i sevmeyen tipler var.

    Adam bir buçuk yıldızı tek başına kazandı amk. göndersek tek başına bir buçuk ekmek alamaz, Fatih hocamı eleştiriyor.

    T: türkiye'nin en iyi en şanlı takımı. Durmak yok forma almaya ve maçlara gitmeye devam.
    16 10 ...
  • liseyi ailemin bulunduğu şehirde ancak evden uzakta olması nedeniyle yatılı bir okulda okudum. her cuma günü eve gelir, her pazar akşamına doğru da tekrar yurda dönerdim. yine bir pazar günü yurda dönmek için hazırlık yaptığım sırada facebook'ta ilkokul öğretmenimin bir gönderisini gördüm.

    ilkokulda bizim sınıfımızda olan bir kız vardı. sessiz, sakin, temiz kalpli, ufacık tefecik bir kızdı. kimseye zararının dokunduğunu görmemiştim o güne kadar. çok yakın arkadaşım değildi ancak sevdiğim saygı duyduğum bi arkadaşımdı. meğer çok hastalanmış sonradan ve hayatını kaybetmiş, ben de bunu bir facebook gönderisinden öğrendim. öğretmenim ayrıca eklemiş ''pazar günü şu saatte şu cemevinden cenazesi kalkacaktır.'' diye. bunu görünce ağlamaya başladım. küçücük çocuktu daha, ne kadar tatlı bi insandı, ne tatlı hayalleri vardı kim bilir. öylece ağladım bir süre. sonra anneme söyledim, 'ah'lardan 'vah'lardan sonra hadi cemevine gidelim dedi annem. -bu arada belirtmeden geçmiyim, ailem son derece muhafazakar sünni bir ailedir. ben de çok muhafazakar olmasam da o dönemler islam'a inanan sünni biriydim- ikimiz de daha önce hiç cemevine gitmemiştik ama bunun bir önemi yoktu, arkadaşıma karşı son görevimi yerine getirmek istedim. ilkokuldan birkaç arkadaşıma da haber verdim ve onlarla da mezarlıkta buluşmak üzere sözleştik. yalnız haberi biraz geç aldığımız için cenaze törenine (nasıl adlandırıyor aleviler bilmiyorum, özel bir adı varsa) tam anlamıyla yetişemedik, yetişseydik bile kalabalıktan içeri giremeyecektik zaten. biz cemevine gittiğimizde artık sınıf arkadaşımın cenazesi mezarlığa doğru yola çıkıyordu.

    gerek cemevinin önündeki toplulukta, gerekse mezarlıkta gözlerim hep ilkokul sınıfımızdan arkadaşlarımı, ilkokuldan hocalarımı aradı. ama gelin görün ki benim gelmelerini istediğim 2 arkadaşım ve vefat eden sınıf arkadaşımın kendi gibi alevi olan çok yakın arkadaşı dışında sınıftan kimse gelmemişti. biz 43 kişiydik ilkokulda sözlük. sadece 4 kişi oradaydı. farklılığı yüzünden birinin dışlanmasının ne kadar kötü olduğunu ilk kez orada anladım. o zamana kadar belki ben de pek çok defa aleviler hakkında kötü düşünmüştüm, keza yine yaşadığım ilçede azımsanamayacak kadar fazla sayıda olan bulgaristan göçmenleri hakkında. tamam hiç onları ayırmadım kendimden, ama bilmiyorum elbet ön yargıyla yaklaşmışımdır. çünkü gerçekten yaşadığınız çevre ciddi manada her kesimin yobazıyla dolu olunca ister istemez siz de bu ön yargıların içine doğuyorsunuz. ama işte ilk kez o gün, o mezarlıkta hissettim 'farklı' insanların hissettiklerini. çok üzüldüm, çok daha fazla üzüldüm. ve o gün benim için bazı şeyleri sorgulamanın, bu ülkede yanlış gidenlerin farkına varmanın, farklı insanların acılarına ortak olabilmenin temellerinin atıldığı gündü.

    mezarlıktan eve doğru yürürken anneme anlattım hissettiklerimi, sitemlerimi. o da bana anlattı. biz ilkokuldayken öğrencilerin velileri kendi aralarında gün yapıyorlardı, bilirsiniz sürekli bir başkasında oturup poğaça, börek, tatlıların yendiği muhabbet ortamları. annemin demesine göre vefat eden sınıf arkadaşımın annesi de her buluşmalarında 'bi dahakine bizde olsun' diyormuş, ama kimse gelmek istemiyormuş onlar alevi diye. bir gün zoraki 'tamam' denmiş, ancak o güne sadece 3 veli gitmiş. aleviler diye sözlük, aleviler diye.

    işte bu ülkede alevi olmak böyle bir şey. bu alevi olmayan biri olarak benim dışarıdan şahit olduğum sadece bir olay, ancak beni gerçekten derinden sarsan bir olay. bu insanların bu ülkeye hakim olan zihniyetten ne çektiğini bi de onlardan dinlemek gerekir, uzun uzun dinlemek gerekir üstelik. zordur alevi olmak, farklı olmak. özellikle de türkiye'de.
    12 0 ...
  • Ölüm bildiğimiz kadarıyla bilincin yokluğu ise herhangi bir ‘an’ parçasında farkına varamayacaksın. Velev ki bilinç düzeyinde çok boyutlu bir geçiş söz konusuysa bunu yine o ‘an’ parçasında değil sonrasında idrak edebilirsin.

    Ha bileklerimi kesicem, küvete uzanıp yavaş yavaş, sindire sindire tecrübe edicem diyorsan o başka.
    9 1 ...
  • 28 nisan 1937...

    Anlamı çok derin olan bu fotoğraf, numune hastanesi'nden dönerken çekilmiş. Atatürk sağlığındaki ciddi durumu az önce öğrenmiş. Yüzüde karmaşık bir duygu var. Onu bu denli üzen şey yaklaştığı son değildi bence, yarım kalacak bir devrim ve yetim kalacak milyonlardı...

    Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun.

    Belki bedenen bir mustafa kemal daha grlmeyecek ama fikren:

    Hepimiz mustafa kemaliz...

    geceye bir hüzün bırak
    11 1 ...
  • Neden çocukların yanında kavga etmemeliyiz sorusuna verilecek en güzel örnek.

    Çocuk sır, özel, gizli bilmez.

    Anne babasını evde uygunsuz vaziyette görse bile bu onun için söylenmeyecek bir şey değildir.

    Bu yüzden özellikle boşanma davalarında bir pedagog eşliğinde çocuktan aile hakkında bilgi alınır.

    Yalan söyledikleri tek şey kaç tane çikolata yedikleridir. Öyle yalana can kurban be!
    8 4 ...