• osmanlı imparatorluğu'nun 17'inci padişahı. 96'ıncı islam halifesi.

    padişah dördüncü murad, 26 Temmuz 1612 tarihinde, istanbul’da doğdu. Babası padişah birinci Ahmed, annesi Kösem Sultan’dır.

    Osmanlı hünkarlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Çeşitli olumsuz olaylar sebebiyle kargaşa dolu bir ortamın olduğu dönemde tahta çıktı. Osmanlı'da can ve mal güvenliği neredeyse kalmamış ve hazine tükenme noktasına gelmişti. padişah dördüncü murad çocukluk çağlarından çıktıktan sonra biraz da şiddet yolu ile bütün zorbaları sindirmiş, tekrar devlet hakimiyetini kurmuştur.

    Oldukça sert, disiplinli bir kişiliği olan padişah dördüncü murad, emirlerinin kesin olarak yerine getirilmesini bekler ve verdiği emirlerin uygulanışını takip ederdi. Emirlerine uyulup uyulmadığını tespit etmek için kıyafet değiştirerek halk arasında gezerdi.

    Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde toplanan işsiz, güçsüz, zorba takımını kontrol altında tutmuş, şiddetli ceza ve hattâ idamlarla tekrar idarî ve adlî nizamı kurabilmiştir.

    bu şekilde kati bir hüküm sürmesinin en büyük sebebi, abisi padişah ikinci osman'a yapılanlara bizzat tanık olmasıydı. bu sebeple bazı anarşist ve hain kesin kesim yüzünden halkın tümüne karşı aynı önyargıyla yaklaştı. Konya'da iken abisi padişah ikinci osman'ın infazında rol oynadığı iddia edilen 2 eski Yeniçeriyi kalabalığın arasında tanımış ve gürzüyle onları öldürmüştür. saltanatı boyunca kudretini en sert şekilde göstermiştir.

    padişah dördüncü murad Osmanlı hünkarları arasında fiziksel kuvvetiyle ünlüdür. Kaynaklarda geniş omuzlu, heybetli bir kimse olarak anlatılan padişah dördüncü murad'ın oldukça kuvvetli olduğu bilinir. Padişahın tek kolla 60 kilogramlık gürzleri ve 50 kilogramlık yayları ustalıkla kullandığı, Revan seferinde top güllelerini tek başına topa sürdüğü, iran'dan hediye olarak gelen ve esneklik mukavemeti az olduğu için tek kişinin çabasıyla kurulamaz olarak kendisine takdim edilen bir yayı çok kişiye denetmiş, ancak tek başına kimsenin kuramaması üzerine yayın iki ucunu içe doğru esneterek yay telini diğer ucada yetiştirerek tek başına 2 kez kurduğu söylenir.

    Bir gece Bağdat'ta onu öldürmek için odasına giren 4 cellatı kendisinin öldürdüğü iddia edilir.

    padişah dördüncü murad revan ve bağdat zaferleriyle, revan ve bağdat fatihi olarak da bilinir. 1640 yılında siroz hastalığından vefatı üzerine, yerine kardeşi padişah ibrahim tahtta çıktı.
    8 1 ...
  • hayırlı elçilikler arkadaşlar.

    biliyorsunuz ki kudüs bizim namusumuzdur(!).
    kudüs islam'ın namusudur(!).
    kudüs ümmetin kalesidir(!).

    evet, bunları söyleyenler, abd'nin kudüs'te büyükelçilik açma kararını protesto edenler...
    nasılsınız? iyisinizdir inşaallah.

    şimdi abd kudüs'te büyükelçilik binası yaptırıyor.
    bu bina için ihale yapıldı.

    ve ihaleyi 21.5 milyon dolar karşılığında kim aldı biliyor musunuz?
    limak holding aldı.

    limak kimdir? ve limak kimin şirketi?
    tanıyorsunuz;
    kudüs teki abd elçiliğini yapan firma

    o başkanının bir tanesi, o yandaş müteahhitlerin en yandaşı. limak holding ve nihat özdemir.
    gözümüz yok, hayırlı uğurlu olsun.

    ama ben kudüs namusumuzdur diyen ak kefenlilere üzülüyorum.
    siz milyon dolarlar kazanırken onlar kudüs kudüs diye geziniyorlar...

    sadakallahülazim.
    selam duva ve kudüs bizimdir ile.

    kaynak: https://www.politikyol.co...ni-limak-holding-yapacak/
    15 1 ...
  • burberry

    81.
  • ekosesinden artık ikrah getiren markadır.

    lütfen hanımlar üzerinizde 750tl lik eşarp amaçlı kullanılan şalı, veya 9000 tl lik trençkotu veyahut, 5000 tl lik çantasıyla kadıköy minibüs hattında yer kapmaya çalışırken tekrar düşünün lütfen. zira çok komik bir görüntü oluşturuyor. bu konuya hiç hümanist yaklaşamıyorum kimse kusura bakmasın.

    bayrak niyetine o ekoseyi veya herhangi bir markayı orjinali bile olsa taşımak dünyanın en anlamsız davranışıdır fikrimce. bu anlamda, yani olmayan ayranımız konusunda ruslarla yarışıyoruz maalesef. Bir de samimiyet gösterip birebir taklidi veya defolu demezler mi... hiçbir marka bir insana, şahsiyet kazandırmaz. hele ki imitasyonu...

    tüm samimiyetimle söylüyorum ki 8000 tl lik trençkotumu giyip gönül rahatlığıyla gidebileceğim bir işim olsa bir dakika istanbul'da durmam.

    bakınız; bir markanın minibüs güzergahının üzerindeki herhangi bir billboarda reklam ilanı vermemesi kullanıcısının, sizinle aynı yolu dahi kullanmadığının acı bir ispatıdır maalesef.
    13 1 ...
  • ş.urfada dayısının ve ağabeyinin tecavüz ettiği 14 yaşındaki çocuk haberini, bir ensar rezaletini, bügün yaşanan 12 yaşındaki çocuk istismarını posta güvercininden almadık.. magazin sayfalarındaki resimlerden tahrik olduğunu iddia ederek sapık zihniyetlerine kılıf arayanlarla 'hamile kadınlar sokağa çıkmasın tahrik oluyoruz' saçmalığını kusanlar aynı kafanın versuslarıdır.
    26 4 ...
  • (bkz: #39882326)

    normalde böyle şeyler söylemem ama bu fetöcü zata artık "senin kanını s...yim" demek farz oldu. 12 yaşında bir kız çocuğu taciz edilmiş hala bunun üzerinden hükümet güzellemesi ve muhalif muhalifliği yapıyor yaratık. artık günahı, bu lanet örgütle ilişkisi ne boyutlarda ise düşünün siz karar verin.
    7 2 ...
  • istanbulluyum diyen olduğunda beni bi gülmek alıyor, bırakmıyor.
    bir de 'doğma büyüme istanbuluyum' diyen var ki allah affetsin kahkahadan öleceğim. bir ben istanbullu değilim herhalde.
    toplama kampı gibi oldu istanbul.
    neresinde oturursan otur 7 göbek öncesinden istanbullu değilsen soy kütüğünde ne yazıyorsa oralısındır.
    özetle anadolu yakasına oyum. avrupa yakası ortadoğu görünümüne bürünmüş durumda.
    istanbul şehir olmaktan çıkarılmalı, dünyanın toplama kampı olan büyükşehir merkezlerinden biri olarak başka statü verilmeli.
    9 1 ...
  • türkiyedeki binlerce bu zihniyetteki okul servisi şoförlerinden sadece birisi.

    servis şoförünü torpile göre alırsan olacağı bu.

    bir zamanlar bir haberde görmüştüm adamın birinin adam yaralama ve çocuk istismarı kaydı var çocuk servisine şoför yapmışlar.

    videoda yapılan şeyi de tasvip etmiyorum bu arada. az dövmüşler.
    12 0 ...
  • Evet Allah şükür mutlu olan bir insan nasıl mutsuz edilir? Bir insan neden gereksiz yere dinlenir? Daha prosedürleri okuduğuna inanmadığım insanların nereye geldigini düşünüyorum. Bir insanın hayatı nasıl zikilir görmek mi istiyorsunuz? Gelin benimle beraber. Son 1 yılıma bakalım beraber. Sonra vücuduma bakalım. Kollarıma felan. Halime bakalım. Psikolojime bakalım. Çevreme bakalım. Aman neyse.
    2 0 ...
  • hep sonradan gelmesin aklın başına. şu an bilmelisin kıymetimi. bırakıp gitmek istemiyorum seni ama ne olur birazcık aydınlat yolumu.
    3 0 ...
  • türk şiirinin kilometre taşlarından biri olan nazım hikmet, edebiyatımıza sadece şiir(memleketimden insan manzaraları, 835 satır, sesini kaybeden şehir) kazandırmamış, bunun yanı sıra oyunlar (kafatası, demokles'in kılıcı), romanlar (yaşamak güzel şey be kardeşim, kan konuşmaz), mektuplar da yazmış. hatta tüm bunların dışında "kuvayi milliye destanı, kurtuluş savaşı destanı ve şeyh bedrettin destanı"nı yazmış ve çok yönlü bir edebi kişilik olmuştur.

    temsilciliğini mayakovski ve marinetti'nin yaptığı fütürizm'den etkilenip türkiye'ye döndüğünde bu minvalde, toplumcu gerçekçi çizgide eserler vermeye başlamış, 60 sonrası kuşağa ilham kaynağı olmuştur.

    belki akıllarda en çok aşklarıyla kalmış. nüzhet, piraye, kızıl saçlı kadın, münevver, galina ve en son, "saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” diye 1961'de yazdığı “saman sarısı” şiiri ile ölümsüzleştirdiği kadın vera.

    ve vera için yazılan, son şiir.

    "gelsene dedi bana
    kalsana dedi bana
    gülsene dedi bana
    ölsene dedi bana
    geldim,
    kaldım,
    güldüm,
    öldüm."

    sadece çok iyi bir aşık olmamış, çok iyi bir arkadaş da olmuş, dost da olmuş nazım hikmet. çok yakın arkadaşı olan ve dokuzuncu hariciye koğuşu adlı kitabını nazım hikmet'e adayan peyami safa ile aralarına her ne kadar komünizm ve faşizm tartışmaları girse de diğer yakın arkadaşları olan ve bizim de "garipçiler" olarak bildiğimiz orhan veli , melih cevdet anday, oktay rifat horozcu , nazım hikmet özgürlüğüne kavuşabilsin diye üç günlük açlık grevine girmişler.

    hapisteyken, kendisinin bir vatan haini olmadığını anlatan bir mektup yazıp atatürk'e göndermiş ve hastalık zamanı olduğu için belki de hiç ulaşamamış. nazım hikmet ise bunun bilinçli olarak gösterilmediğini iddia etmiş.

    "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında,
    ne sen bunun farkındasın,
    ne polis farkında."

    şiirinin, gülhane parkındaki bir ceviz ağacında, arandığı dönemde sevgilisine haber vermesini istediği kişinin hem sevgilisine hem de polise haber vermesi sonucu, polis devriyesinde polis ve sevgilisi yan yana geldikleri için yakalanmamak adına ağaca çıkıp, sevgilisine bu şiiri yazdığı rivayet edilir.

    hatta günümüzde birçok şiiri bestelenmiş değerli birçok sanatçı tarafından.

    ezginin günlüğü - seni düşünmek
    edip akbayram - güzel günler göreceğiz
    onur akın - seviyorum seni (bu şarkıda ilhan berk'in "ne böyle sevdalar gördüm ne böyle ayrılıklar" adlı şiirinden bir kısım ile birleştirilmiş.)
    athena - geberiyorum
    zülfü livaneli - yiğidim aslanım
    grup yorum - bu memleket bizim
    zülfü livaneli & joan baez - kız çocuğu
    leman sam - nazım hikmet memleket (sanırım bu ilhan şeşen tarafından, nazım için yazılmış bir şarkı, emin olmamakla birlikte koyuyorum buraya.)
    cem karaca - herkes gibisin
    ahmet kaya - aynı daldaydık
    edip akbayram - gidenlerin türküsü
    ilhan irem - hoş geldin kadınım
    hüsnü arkan - bor oteli
    zülfü livaneli - bulut mu olsam
    cem karaca - ceviz ağacı

    ayrıca tüm bunların dışında, çevirileriyle de tanınır. türk edebiyatının en değerli yazarlarından biri olan yaşar kemal'in ince memed kitaplarını rusçaya çevirmiştir.

    yaşar kemal'in nâzım hikmet'le ilgili bir anısını vefatının ardından yakın dostu zülfü livaneli şöyle yazmıştı: "paris’te abidin dino’yla birlikte nâzım hikmet’i tren istasyonunda karşılamışlar. nâzım demiş ki 'yaşar, romanını okudum. eğer bana bu kadar zulmetmeselerdi, bunca yıl hapis yatmasaydım, belki ben de senin kadar güzel bir şey yazabilirdim ama olmadı.' yaşar kemal, 'koca nâzım’ın genç bir adamla alay etmesi yakışık alıyor mu?’' diyerek oradan ayrılmış ve küsmüş.

    3 haziran 1963 sabahı, gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonrası hayata veda eden nâzım hikmet'in mezar taşı bir granitten yapıldı ve meşhur şiirlerinden biri olan "rüzgara karşı yürüyen adam" figürü taş üzerinde ebedileştirildi.

    1951 yılında bakanlar kurulu tarafından alınan bir kararla türk vatandaşlığından çıkarılan nazım hikmet, 58 yıl aradan sonra yine bakanlar kurulu kararı ile türk vatandaşı olmuştur.

    onun aşkları da şiirleri kadar ölümsüz sanki. sözümü belki de en çok sevilen, en çok iç burkan şiirlerinden biri ile bitirmek istiyorum. "ben senden önce ölmek isterim."

    "ben senden önce ölmek isterim.
    gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
    ben zannetmiyorum bunu.
    iyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun,
    içinde bir kavanozun.
    kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin.
    fedakârlığımı anlıyorsun, vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    ve toz oluyorum,
    yaşıyorum yanında senin.
    sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin.
    ve orda beraber yaşarız,
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek.
    toprağa beraber dalacağız.
    ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak iki çiçek açacak:
    biri sen, biri de ben.”

    hasretle, mavi gözlü dev...
    5 0 ...