• belki bugün birisi sana bir şeyler anlattı. yeni birileriyle sohbet etme fırsatın oldu, bugün bir olaya şahit oldun. birisini aşağıladın, birisine yardım ettin, birisine gülümsedin.
    gülümsediğin insanın gününü güzelleştirdin.
    yardım ettiğin kişiye umut verdin. aşağıladığın kişi belki senden nefret etti.

    sen bugün bir şekilde birilerinin hayatına dokundun.
    birileri senin hayatına dokundu.

    belki dinlemedin, bakmadın, izlemedin.
    bunları yapsaydın seni düşünmeye, sorgulamaya, yeni kararlar almaya, değişimlere, yeni fırsatlara itecekti hayat.
    görmen gerekenler yerine görmek istediklerine, duyman gerekenler yerine duymak istediklerine odaklandın.

    sen bugün birilerinin hayatına teğet geçip gittin.
    10 2 ...
  • lisedeyken bir dönem yaz tatilinde kısa bir süre bir kitapçı/sahafta çalıştım. sahibi olan beyefendi çok yakışıklı bir adam olmamasına rağmen, çekici bir adamdı, evet, bu doğru sözcük. kabul ediyorum. esmer, ince uzun boylu, son derece güler yüzlü (hani o kadar ki kahkahasına katılmamak mümkün değil.) bir adamdı. ''hikayesi olan bir yüzü var.'' derler ya; öyle işte...

    hep anlatacak çok şeyleri varmış gibi bakar insanın gözlerinin ta içine...anlatır da. hiç susmasın, hep anlatsın ister insan. ve enteresandır size de anlattırır. sizin de bilmediğiniz, o anda anlatırken öğrendiğiniz hikayelerinizde size tercüman olur. sözcükler dilinizin ucuna gelmez, hemen bir anda ''şıp'' diye bulup çıkarıverir. hani o kadar ki; bazen aklınıza gelir de o bulup söylesin istersiniz. hikaye o zaman sanki daha güzel olurmuş, onun sözcükleriyle peri masalına dönüverirmiş gibi gelir insana... yanlış veya aptalca bir şey söylediğinizde ise; hiç öyle utanmanıza, yanaklarınızın pembeleşmesine gerek kalmaz, çünkü öyle tatlı güler ve öyle centilmence düzeltir ki; hani neredeyse yanlışınıza sevinirsiniz. böylelikle her şeyi sorabilir, öğrenebilirsiniz.

    o zamanlar anlamamış olsam da, şimdi düşününce kadınları epeyce iyi tanıdığına inandığım, sevdiğim ve sözlerine güvendiğim bu beyefendi; şöyle demişti. Ha!! nereden mi biliyorum, dükkan her gün birbirinden güzel kadınla dolar taşardı. aralarında editörler, yazarlar, oyuncular, gazetecilerin olduğu birbirinden güzel kadınlarla...

    bir gün dayanamayarak sordum;''bunu nasıl yapıyorsunuz? bu kadınların hepsi size aşık gibi, sizde ne buluyorlar bu denli? diye. aslında tam olarak bu sözcüklerle, bu kadar açık soramasam da buna yakın bir şeydi. yine gülümseyerek;

    ''kadınlar yanında kendini değerli hissederlerse, hep yanında olmak isterler.'' demişti.

    fakat ben hala dükkanda sürekli çalan farid farjad ve okuduğu cemal süreya şiirlerinin yavana atılmaması gerektiğine inanıyorum.
    13 4 ...
  • onur ünlü üzerine çok şey söylenebilir, şair, senarist yönetmen, vicdanın sesi. ben bu adamı şiiri ile sevdim, sohbeti ve sinema kurgusuyla sevmeye devam ediyorum. bu sıralar ''itirazım var'' adlı filmini tekrar izledim. sırrı süreyya önder ile hikayesini oluşturup,sonra senaryosunu yazıp yönetti. bence film günümüz islamcı kesime tokat gibi gelecek ibretlik durumlar ile dolu tabii ki devlete de. zaten o yüzden gösterime girer girmez +18 şeklinde izleyiciye açıldı. izlediyseniz tekrar tekrar izlemenizi öneririm, yok eğer izlemediyseniz hemen izleyin derim.

    onur ünlü' nün güzel şiiri ile bitirelim;

    https://www.youtube.com/watch?v=JuT8kQdEAuQ+

    Hatırlat Da Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım

    Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
    Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
    Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
    Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

    -Senegalliler dahil değil

    Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
    Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
    O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
    Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

    -Yoksa seni rahatsız mı ettim?

    Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
    Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
    Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
    Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

    -Freud diye bir şey yoktur.

    Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
    Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
    Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
    Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

    -Haydi iç de çay koyayım.

    Ah Muhsin Ünlü
    10 2 ...
  • Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamlardan,
    Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...
    10 0 ...
  • shutter island

    başrollerinde mark ruffalo ve leonardo dicaprio'nun oynadığı 2010 yapımı martin scorsese filmi.

    leonardo dicaprio'nun oyunculuk olarak en iyi filmi miydi? leonardo dicaprio'nun seyir açısından en iyi filmi miydi? her ikisi de öznel olup tartışılabilir.

    ama siz sayın 'and the oscar goes' diyen abi ve ablalarım nasıl olur da leonardo dicaprioya sırf ödül vermek için the revenant'ı seçersiniz.

    bu 2016 yılının sinema açısından utanç kaynağı olmalı.

    hiiiç inception, titanic, django, the wolf of wall street var demeyeceğim çünkü ödül alması gereken film shutter island olmalıydı.

    the departed ve shutter island filmlerinin sonu tam bir 'oha'lıktı. filmi izlerken filmin sonunu tahmin ettimciler gelmesin çünkü inanılır gibi değil.

    filmler başlarken 'ben kaliteliyim beni izle, bırakma lütfen der mi?' demez çümkü dilleri yok ama bu film resmen dile geldi.

    öyle bir anlattım ki filmi izlemeyenler ne diyor ya bu deli diyebilir ama cidden güzel ya hu. zaten sevdiğim repliklerde delilikle alakalı daha çok ama siz buna aldanmayın. *

    ''Deliler mükemmel dava konularıdır. Konuşurlar ama kimse dinlemez.''

    “insanlar sana deli olduğunu söyler. Sen aksini iddia ettiğinde de sana katılırlar.”

    “Şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.”

    “Dünyayı artık tanımıyorum. Bütün şehirleri küle çevirecek bombalar olduğunu söylüyorlar. Bir de televizyon dedikleri şey var. Bir kutuda insanlar ve sesler var. Ben yeterince ses duyuyorum zaten.”

    “Hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?”

    ve filmi izleyipte hala daha anlamayanlara gelsin? *

    ----------------------------spoiler-----------------------

    o deniz fenerinde ne yapıyorlar yaa? *

    ----------------------------spoiler-----------------------

    tşklr.
    26 4 ...
  • Ot gibi yaşamaktan bin kat kötüdür.
    En azında onun bi faydası var, en saçma ot bile oksijen sağlıyor.

    Bu yaşam formu ise cemaatçi, ulu önder atatürk takıntılı ergenin teki.
    Şu sözlükte tek nefret ettiğim şahıs ya, bende engelli ama nick altını görmem sinirlenmeme yetiyor.
    Yallah atatürk'ün ayağını öpmeye.
    18 11 ...
  • 2018'de türk ekonomisine faydası dokunan yaratıcı mühendislerin yüzde doksan dokuzu lanet ettiğiniz kesimden çıkıyor. dinci ve kalifiye olmayan neslinizle baş başa kalsanız don lastiği bile üretemezsiniz. kaldı ki burnunuz havada olmasın. bizim petrol ya da doğal gaz rezervlerimiz yok. herkes gibi siz de sürünürsünüz.

    velhasılkelam babası ve annesi torpilin geçerli olduğu üniversitelerden mezun olan, intihal kokan tezleri dinci bir beyin fakiri olduğu için siyasi hakemli dergilerde yayınlanan hiç kimse gerçek bir akademisyen olamaz:
    dinci ve yalaka rektörlerle türkiye nin geleceği
    dinci ve yalaka rektörlerle türkiye nin geleceği
    dinci ve yalaka rektörlerle türkiye nin geleceği
    https://dusunbil.com/akad...rkiyenin-intihal-tablosu/

    mantık ve bilim düşmanları asla gelişmiş bir medeniyet inşa edemeyecek, daha da dibe batacaklar.

    intihali, bilgi hırsızlığını, yalanı müslümanlık olarak algılayan bir meczup islam'ın kamuoyundaki imajının da, müslümanların da en büyük düşmanıdır.

    islam'ı ya da herhangi bir dini ve ideolojik görüşü kan davası olarak algılayan, aşiret töreleri ile dini bağdaştıran aklı kıt bir meczubun geleceğe yön verebileceğine de inanmıyorum.
    6 0 ...
  • istanbul kağıthane'de bulunan tarihi yapıdır.
    abdülhamid han ın yaptırdığı su terazisi

    "su terazisi" deyince aklınıza nalburlarda satılan sıvacıların, fayansçıların kullandığı su terazisi geldi tabi, ama bu kule şeklindeki su terazisi.

    evet bu su terazilerinden istanbul'da birkaç tane var.
    kağıthane'de bulunan bu su terazisi de "hamidiye su yolu" nun beyoğlu-galata güzergahına su dağıtmak için kullanılmaktaymış.

    bu su terazileri, şehir şebekelerinde pompa sistemlerinin bulunmadığı dönemlerde, boru hattında bulunan suyu bileşik kaplar yöntemi ile farklı noktalara dağıtmak amaçlı yapılmış binalardır.

    yani velhasılı kelam, abdülhamid han'ın yaptırdığı bu su terazisi uzun yıllar istanbul halkına hizmet vermiş.

    şimdi ise durumu perişan.
    oto sanayinin arasında sıkışıp kalmış can çekişiyor.

    işte ecdadımızın yaptırdığı su terazisinin son hali;
    abdülhamid han ın yaptırdığı su terazisi

    sağına soluna çöpler atılmış, duvarlarına yazılar yazılmış, içi de torbacıların mekanı olmuş...
    9 3 ...
  • bu ülke şerefini satmış halk neyi hak ediyor ki de askerlik yapalım? iktidara kim gelirse gelsin kralcılık oynayan halka inancınız bittiğinde vatan sevginiz de ölüyor kardeşim. 1920lerdeki o şanlı halk tarihe gömüldü ne yazıkki. yok bedelli askerliktir yok kutuplaşmadır birbirimize düşman ettiler bizi.

    güç kimdeyse ona taptı bu halk. şerefi namusu unuttu. bedelli askerlik yok! dendi, seve seve giderim ben askere dedi bu halk yalaklık yapmak için. bedelli askerlik şu yaş, bu para! dendi, inş. şu yaştakilere vardır ya yoksa askere gidicem ühühüh dedi bu sefil halk.

    öyle bir kesim tanıyorum ki ben.. gezi olayları ülke genelinde destek görürken berkin elvan olayı olduğunda "berkin elvan ölümsüzdür" derken, reisin gücü belirgin olunca da "piç berkin oç berkin" dedi bu halk.

    yıllarca beş para etmeyen fetto denen tipi sırf hükümet savunuyor ve meşru kılıyor diye yalayıp durdular. reisleri aniden dönüş yapınca da "pis fetö, oç fetö" diyerek halk da döndü.

    orta yolu bulup, hakkı, hukuku savunmadı bu halk. sen düştüysen bir tekme de sana vurdu bu halk. kutuplaşarak; içki içeni kafir, türban takanı orospu ya da molla, "zamlar iliğimizi kuruttu be kardeşim yeter" diyeni hükümet karşıtı bir vatan haini ilan etti bu halk.

    he ideolojinin her görüşün içindeki o ince doğruyu görmek yerine birbirine taraf oldu birbirini kırdı bu halk.

    24 haziran 2018 akşamı chp ve iyi partili olduğu halde kazananı destekleyen kralcılar türedi bu ülkede..

    yarın da benim linç edilmeyeceğim ya da ne hikmetse kral ilan edilmeyeceğim ne malum?

    ben bu halkın neyine güven duyayım ve bu vatan için ölmeye değer deyip de askere gideyim?

    6 ay askerlik yapıp gelecekken, gönüllü olarak 12 ay doğuda yapmak isteyen ben bile artık bunu istemiyorum!

    kahrolsun militarizm ve onu kullanarak vatan sevgisi adı altında prim yapanlara!

    gitmiyorum kardeş.. özgür irademi kullanıyorum ve bu ülke adına 2 taşı yan yana getirme zahmetine bile girmek istemiyorum.
    15 9 ...
  • (bkz: 126 ülkeden tarım ürünleri ithal eden ülke) olan türkiye'nin henüz ithal etmediği 5 tarım ürünüdür.

    bunlar;
    ♞fındık.
    ♞fıstık.
    ♞üzüm.
    ♞kayısı.
    ♞narenciye.

    geri kalan tüm tarım ürünlerinin ithalatını yapıyoruz ne yazık ki.

    bunu söyleyen kişi de türkiye ziraat mühendisleri odası genel başkanı özden güngör.

    esasen ben dünya kuru incir piyasasının yüzde 70'ine sahip olmamız bakımından inciri de ithal etmediğimizi düşünüyordum, ama sanırım çeşitlendirmek maksadıyla incir ithalatı da yapılmış.

    beni en çok şaşırtan antep fıstığı ve pamuk ithalatları oldu.
    yıllık 1 milyar dolar pamuk ithalatı yapıyormuşuz.
    http://www.cumhuriyet.com...l.html?platform=hootsuite

    çok hazin bir durum.
    bir 10 seneye kadar da fındık ithalatı yapacağımızdan eminim.
    zira fındık yeterli parayı etmiyor, fındık üretimi azalıyor, dünyada fındık tekeli olan italyan ferrero da birkaç senedir güney amerika'da fındık yetiştiriyor ve bunda da başarılı oluyor.

    ferrero'nun başka ülkelerde fındık yetiştirmesi bizim fındığın önünü kesecek ve birkaç sene sonra fındık da hiç para etmeyecek. sonra gelsin ithalat...
    8 1 ...