• ya bu karilar standart tip hep.
    cogu sonradan gorme oluyor.
    45 ve ustu yas platin sari sac asiri uzun tirnakli pembe ojeli surekli savaroski tasli terlik giyen ayak tirnaklari uzunluktan kivrilmis tasli strec giyen cogu zaman ilk adini begenmeyip adı selver oluyor mine ya da ebru yapiyorlar.
    of of of ben biliyorum bu tipler standart.
    araba kapisini acarken tirnaklari cirtt diye ses cikarir milf agir parfum kullanir zincirli buyuk cantalar kullanirlar.
    bu kadinlari bana sorun.
    1000 kisinin arasinda irite edici ses tonu goruntusuyle sak diye bulurum.
    6 1 ...
  • uludağ sözlük premium üyelik ile birlikte kadın yazarlarımız için sözlük abisi ataması yapılmaktadır.

    sözlük abilerimiz, kadın yazarların nick altına yazılanları itinayla incemekte, kadınlarımıza yan gözle bakanları kara listeye almaktadırlar.

    sözlükte kadınlarımıza, kızlarımıza yürüyen arkadaşlardan riskli gördükleri için bu mal sana yaramaz geri dönüşleri yapmaktadır. böylece onların pamuk kalplerinin incinmesi engellenmektir.

    zamanla erkek arkadaşın var mı senin bakayım, sözlükte canını sıkan biri var mı, o eteğin boyu kısa onunla dışarı çıkamazsın gibi şeyler de olmuyor değil, ancak bunlar sözlük abisiyle birlikte standart paketin içerisinde geliyor. ek paket almanıza gerek yok.

    erkek yazarlar için sözlük ablası ataması yaptık ama belki lazım olur diye abla demediler. o iş pek yürümedi o tarafta.
    10 1 ...
  • vereceksin 600 akçe ver lan para üstünü diyeceksin. helal yoldan yapılan ticaret iyidir ama bu diziler, ünlüler üzerinden falan yapılanlar tuhaf. ertuğrul kılıcı, polat alemdar yüzüğü, abdülhamid giysisi, aleyna tilki pijaması. allahtan hani bizim diziler amerikan dizileri gibi falan değil. o dizilerde afedersiniz dildo falan oluyor bazen. düşünsene meşhur olmuş öyle bir alet, aygıt. hadi yap ürünü de sat bakalım ticari deha seni *
    8 3 ...
  • Eskiden çok sevdiğim ancak artık instagramlara düşmüş ve inandırıcılığını yitirmiş bir hikayeyi paylaşayım.

    Amerika’da genç adam bir gün dergi almaya gittiğinde dergicide bir kitap görmüş ve o kitabı almış. Okuduktan sonra, kitaptaki düşüncelerin kendi düşünceleriyle aynı olduğunu farkedip çok etkilenmiş. Yazarın adı Amy’ymiş. Adam bu kitabı yazan kişinin adresini bulmuş ve ona mektup göndermiş. Kitabını çok beğendiğini ve her yönde aynı fikirde olduklarını söylemiş.

    Aylar geçmiş, adam ve yazar hala mektuplaşmaya devam ediyorlarmış. Adam her geçen gün bu kadına aşık oluyormuş, kadın da adama. Aralarındaki bağ her gün kuvvetleniyormuş.

    Bir gün buluşmaya karar vermişler ve bir yer belirlemişler. Kadın yakasında kırmızı bir gül olacağını söylemiş. Adam kadına öyle aşıkmış ki gözü başka bir şey görmüyormuş. Buluşacakları günü iple çekiyormuş.

    Zaman geldiğinde genç adam bulaşacakları yere gitmiş. Aman tanrım…!! hayatında görmediği kadar güzel bir kız… Bu kızın gerçek olup olmadığına bile inanamıyormuş. Adam “Ne olur sen o kız ol, Ne olur sen o kız ol” diye içinden haykırıyormuş.
    Kız bankın üzerine oturmuş ve adama bakmaya başlamış. Adam etrafına baktığında bir de ne görsün başka bir bankta kısa boylu, çirkin ve şişman bir bayan oturuyor ve yakasında da kırmızı bir gül var.

    iki kadının arasında kalan genç, ya çirkin ama hayatında tanıdığı en mükemmel olan kadının yanına gidecekmiş ya da dünyalar güzeli bir kadının yanına. Ancak o aylarca mektuplaştığı, sevdiği kadını seçmiş, yanına gitmiş ve:

    – Merhaba Amy…

    Kadın yabancı gözlerle ona bakmış:
    – Ben Amy değilim, şu karşı bankta oturan bayan bana bu gülü verdi ve bunun gül için yanıma gelecek olan adamın hayatının sınavı olduğunu söyledi. Şimdi seni orada bekliyor.
    9 0 ...
  • green book

    akademi ödüllerini yıllardır takip ediyorum, ilk kez en iyi film oscar'ını alan film hakkında aksi yönde düşüncem yok. (Evet, roma'dan daha iyi film green book)

    gerçek hayattan esinlenildiği için, 'acaba burasi doğru mudur' dediğim sahne hiç olmadı, siyahilere yapılan ayrimciligi bir kez daha dehşete düşe düşe izledim. gözlerimin dolduğu sahneler de oldu, 'keşke abartmış olsalar' dediğim yerler de oldu. kanım dondu. düşünün, akşam konser vereceğiniz yerin restoranında yemek yemenize izin yok. Sebep? Sebep ise siyahi olmak. ürpertici.

    yönetmenden, sinematografi'den, sanat yönetmeninden falan bahsetmek istemiyorum gerçekten. öyle vurucu bir senaryoya sahip ki film, 2 saatin nasil geçtiğini anlamamistim. abartıyorum, 2018'in en dolu ve en güzel filmiydi. Shirley ve tony arasında geçen diyalogların çoğu ise kahkaha ata ata, tekrar tekrar izlenesi.

    Bir de güzel replik kalmış aklımda:

    'bilirsin, dünya ilk adımı karşı taraftan bekleyen yalnız insanlarla dolu.'
    6 1 ...
  • tuhaf bir sözlüktür. "dünün iyileri" kısmında o başlığın ilk entrysi var. bugünün iyileri kısmındaki zannedersem benimde bir entryimin olup günün beğenilenlerine giren entrylerden bahsedilmiş veya dünün iyileri kısmı kast edilmiş. bugünün iyileri kısmında benim yazdığım ve listeye giren bir diğer entryde zaten bu durumun absürdlüğüne dem vurduk ama olsun yapılan çıkarım genede doğrudur *

    buradaki yönetim işini zaman zaman yapıyor ama biraz daha sık yapsa mesela fena olmaz. misal bu tarz başlıkları veya açık açık ensest içeren başlıkları veya içerisinde küfür hakaret içeren, birilerini direkt hedef alan başlıkları ertesi güne kadar bile bırakmadan yok etseler. bu açtığı başlıklar, girdiği entryler silinen yazarlar aynı şeyleri yazmakta ısrar ederlerse direkt silinseler. ancak sadece nicki değil bu siteye bir daha girmesi ekşi sözlükte olduğu gibi yasaklansa. yazar olmak biraz zorlaştırılsa yani buranın değeri ancak bu şekilde artar. sen adamı siliyorsun ertesi gün yeni nick ile geri gelebiliyor. bu şekilde bir şey elde edilemez.
    9 0 ...
  • instagram profiline de baksan yardım kuruluşları, yardım dernekleri, yardım yemekleri... hey gidinin sosyal medyası. Birçoğu da böyle işte. Sosyal medyada melek görünüp normal hayatta aşağılık psikolojisiyle ezdikleri insanlar üzerinden bir yerlere gelmeye çalışırlar. Açık bir tahrik söz konusu ve sadece dikkat çekmek için yapılmış, yaptığı şeyle bekleyen diğer yolculardan onaylanmayı bekledi ama az kalsın linç yiyecekti. Keşke yeseydi de sahte sarı saçlarını koca kıçlı başka birinin elinde görseydik. Ayrıca taciz de söz konusu, kadının kıçını milletin içinde pis ağzına malzeme etmek. Rögar kokusu geldi ağzından taa buraya kadar.
    2 1 ...
  • Trabzon'lu kadına denk gel emiş.yoksa çoktan paspas olmuştu.
    0 0 ...
  • Bazıları emekçi diye görevliye sahip çıkıyor.
    Bu emekçi (!) Emeğini korumak için "neden bir surumlu idareci bu vb durumlarda ortaya çıkıp gerekli açıklamaları yapmaz? Neden bizi emeği böyle ortaya atıp hep bizi suçlu olarak insanların önüne atarlar?" diyor mu?

    Bazıları ise sarışın hatuna hakaret davası açılmasını hak hukuk dan bahsetmiş.
    Orada bekleyen, parasını ödediği bir hizmeti alamayan insanın hakkı tazminatı hakkında da konuşsanız keşke
    Ne bileyim, inşallah ölüm döşeğinde anneniz babanız kardeşiniz evladınız olur. Son nefesini verirken yanında olamazsınız.
    Hak hukuk adalet tazminat gereği al sana 3-5 kuruş derler de manevi zararınız giderilir.
    Ya da şahsen son başvuru müracaat günü saat 5 de olan geleceğinizi belirleyen Bir iş okul ya da ihale sözleşmeyi bu gecikme ile kaçırırsınız da alacağınız 3-5 kuruş tazminat ile mutlu olursunuz...
    Demek gerekir de, neyse denmez.

    Burada onun suçlu bunun suçlu olduğu veya onu bunu savunmak amaç değil.
    Böyle ağır ve çarpıcı örnekler empati yapın diye verilmiş olup bir işletme iş ahlâkı sorumluluk açısından kurumsal yapı işletmelerin saldım çayıra Mevla'm kayıra hesabı bakış açısı ile yönetildiğini anlatmak maksadı gereğidir.

    Kimin haklı olup olmadığına değil, bir insanın parasını ödediği bir hizmetin verilmemesi asla düşünülemez açısından olaya bakın.
    Asıl sorunun kaynağını görmüyor sonuçlara göre kişiler üzerinden tartışıyoruz.
    Bu gerçeği görecek göz, anlayacak akıl, kabul edecek kişiliktir, ne de bunu değerlendirecek ahlâk sahibi değiliz.

    Ne kadar basit insanlarız?
    Yolcunun saçı, görevlinin kıçı mihvalinden çıkamıyoruz.
    0 10 ...
  • ray bradbury'nin 1951 yılında çıkan bilim-kurgu romanı, aynı zamanda bir 1967 yılında vizyona giren bir françois truffaut filmi.

    film, karanlık bir gelecekte, kitap okumanın yasak olduğu, itfaiye çalışanlarının ise yangın söndürme değil de, kitap yakma görevi üstlendiği bir evrende geçiyor. Kitap hakkinda bilgim yok, okumadım. Ama bir kitap uyarlaması olduğunu düşünürsek filmin, kitaba sadik kalındı ise konu aşağı yukarı aynıdır. (Bu gözler kitap uyarlaması adinda kitap ile alakası olmayan filmler gördü. bunu yazmamın sebebi bu)

    bir kitap okudum, hayatım değişti lafının canlı kanli örneği. Diğer françois truffaut filmleri kalitesinde olmasa dahi izlenebilir.
    1 0 ...