• Aynı aya kito'nun yaşamına benzeyen yaşamı varmış bir litre gözyaşındaki.
    0 0 ...
  • Salakça bir soru.

    Buna nasıl cevap verilir bilinmez.

    Neyse, deneyelim bakalım; cebinde para olsa nereye gidersin?
    Bu yağmur rüzgar soğuk havada, boğaza gidip balık yemeye mi?
    Güzel nezih bir ortamda sıcak çikolata kahve çay içecek manzaralı bir cafe de sohbet etmeye mi?
    Sıcak havada Apaçi Suriyeli kaynayan halka açık plajlara değil bir havuz sefası yapmaya mı?

    Ulan amele!
    Züğürt olduğundan şehir içinde sıcakta bunaltıcı nem, soğukta yağmurda rüzgârda sana buluşma gezme için veya sinema için tek adres avm'ler olur.
    Mesela zorlu veya kanyon ya da Cevahir, vailand şehir içinde en ucuz buluşma yerin gezme veya lahmacun hamburger simit yiyip aç karnını doyuracak ucuz mekanlar sunan yerler.

    Buralara sen alışveriş için mi gidiyorsun akıllı?
    içeriye giren 1000 kişi ama elinde AVM içinde mağazalardan alışveriş yapmış paket çanta kutu ile çıkan 1 kişi.
    Otoparkında araçlarının bagajında alışveriş poşetleri yükleyen kaç kişi var, kaç kişiyi görüyorsun?
    Onlar da migros gibi market, Koçtaş Tekzen gibi yapı marketlerden alınan ev için gerekli boya tadilat tamirat malzemeleri ağırlıkta.

    AVM'de dükkan sahipleri satış yapmak değil marka ürün isim kalite reklamı yapmak, ürünlerini sergilemek için artık varlar.
    Satışlar kira işçi elektrik su aidat vb masrafları çıkarırsa şükür ediyor ve AVM'de satış noktalarından bir maddi kazanç beklemiyor artık.
    Çoğu AVM de kira zammı yapılmıyor.
    AVM işletmecileri bile kiracıların gitmemesi dükkanların kapanmaması, insan sirkülasyonu yok olmasın diye fedakârlık yapıyor.

    Buna rağmen avm'ler de çoğu dükkan bazı katlar ıssız bomboş, hele ki Alibeyköy de biz Cevahir ve mevideköy de Profilo AVM mezarlık gibi olmuş.
    0 0 ...
  • Staj yaptığım dönem Kırk takla atarak sezaryen ameliyatına girmeye hak kazandım. Kimse beni ameliyattan atmasin diye de Koltuk altıma kadar batikonla yıkandım resmen.
    Neyse steril bir şekilde iki kişi cerrah gelsin diye ellerimiz göğsümüzde mal mal bekliyoruz. Yanımdaki saf ama benden kıdemli çirkin mi çirkin mal bey, geri geri geldi. arkasında da sandalye var. Ben de sterilliği bozulmasın bir de bu ibneye önlük giydirmeyeyim diye arkasindaki sandalyeyi ayağımla itekledim. Amk ne bileyim oturmak için yaklaştığını. Adamı dolaylı yoldan devirdim yere.

    Sonra beni ameliyattan atmadılar tabi, şerefsiz onu ver bunu tut şuna bas diyerek ter içinde bıraktı bir de yapamıyorsun diyerek azarlayarak aldı intikamını.

    Yavşak.
    1 0 ...
  • fatih terim

    7149.
  • Futbol'dan anlamak başka, bir takıma bir sistem oturtmak başka.
    Sistem oturtmak ciddi anlamda mesleki uzmanlık ister. Fatih terim'de bu kabiliyet yok.
    Yönettiği takım futbol zekası yüksek oyunculardan kuruluysa takım iyi oynuyor, başka türlü bi sikim olmuyor.
    Fatih terim'in süper lig'de en önemli üstünlüğü psikolojik üstünlüktür. Bakınız Ali koç'a kafayı sıyırttı adam.
    Ancak bu kadar tecrübesine, şampiyonluklarına rağmen süper lig'de bile taktiksel bir üstünlük kuramıyor ya adam.
    Guardiola, klopp gibi hocalar gittikleri takıma bir sene sonra sistemlerini oturturlar.

    Şimdi Hocam okuyorsan sana bi sorum olacak;
    bu takım iki senedir ne oynuyor amına koyim?
    ite kaka rakiplerin berbat durumu ve kadro üstünlüğü ile şampiyon oluyoruz. Senin rolün tam olarak nedir?
    2 1 ...
  • Neslicana öldüğü için üzülmedim açıkçası. Çünkü nihayetinde hepimiz öleceğiz. Ben sadece onun çektiği o acılara değsin istemiştim, bu kadar mücadele etmişken boşuna olmasın istemiştim. Onunla aynı kaderi paylaşan bir sürü insan var, farklı bir son olsun istemiştim. Bunların dışında,

    Çok fazla “ölmeyi hak eden bir sürü insan varken neden sen” minvalinde entry okudum. Ölüm hak edilen bir şey midir ya da insanlar dünyayı çok mu benimsedi, kalıcı mı zannediyorlar kendilerini? bilmiyorum. Su an yanınızda duran su bardağı bile sizden daha garantiyken bu dünyada, ben olsam böyle cümleler kurmaya cesaret edemezdim. Neyse, iyi ki karar mercii biz insanoğlu değiliz.

    Birisi de şey yazmış, “keşke ömrümüzden verebilme şansımız olsaydı gönlünden ne kopuyorsa herkes 2-3 verseydi.” Ömrümüzden verebilme şansımız olsaydı annemize, babamıza, sevdiklerimize vermez miydik? Dünyada bu kadar hastalıkla boğuşan insan varken hangi birine gönlünden kopartıp da üç beş vereceksin?

    Son olarak, Neslican gerçekten çok güzel şeyler yaptı. Birilerinin hayatına dokundu. Direndi. Çok güzel mücadele etti ve ne yazık ki başaramadı. Bunu artık dallandırıp budaklandırmak samimiyetsiz görünür, dua etmeli yalnızca.
    5 0 ...
  • Olmayacağını bile bile zorlamanın alemi yok özlem geçicidir. Duruma uygun görsel.
    özlem duyduğun insanı arayamamak
    14 0 ...
  • orijinali, küçük kayiklar icerisindeki derin tavadaki yağın dalgayla sallanarak baligin her tarafinin eşit olarak pişmesine olanak tanimasiyla oluşur. simdiki sikko dev gemilerde yapilanla alakasi yoktur. ayrica olmasi gereken ithal uskumru degil palamuttur.
    eminönü nde balık ekmek yemek
    14 0 ...
  • Olmuyor işte ne kadar uğraşsam da kendime kandırmaktan daha ileri gidemiyorum, yapamıyorum. Hiçbir şeyi becerememek ile kalmayıp her şeyi de mahvediyorum.

    Ulan hiç mi bir işim rast gitmez! En tehlikeli olan duygu; umut ile dolanıyorum. Sonumu hiç iyi görmüyorum.
    8 1 ...
  • (bkz: khadi)

    yazın serin, kışın sıcak tutan kumaş.

    işte bulunmaz hint kumaşı denilen kumaş bu, adı khadi...
    elde dokunan ve ipekten elde edilen kumaş.
    hintliler buna "tanrının ipeğinden dokunan kumaş" derler.
    bulunmaz hint kumaşı

    eski çağlarda çok tercih edilen bir kumaş çeşidi, zenginliğin ve aristokratlığın sembolü.
    yunan mitolojisi ile alakalı tablolarda tanrıçaların, mitolojik kahramanların üzerinde bu kumaşı görürüz.
    bulunmaz hint kumaşı

    neyse...
    hindistan'da bu ipekli dokuma işi almış yürümüştü.
    fakat ingilizler hindistan'ı işgal ettiler.

    bu arada sanayi devrimi ile birlikte dokuma işi de makineler ile yapılmaya başlandı.
    fakat hintliler geleneksel yöntemlerle dokuma yapmaya devam ettiler.
    bu durum ingilizlerin tekstil ticaretine engel oluyordu.

    ve ingilizler khadi dokuyan hintli ustaların parmaklarını kesmeye başladılar.

    khadi dokuyan az sayıda usta da yeraltına çekildi ve kumaşları el altından dokumaya başladılar.

    böylece khadi üretimi oldukça düştü.
    piyasada bulunmamaya başladı.
    fiyatı arttı.
    khadi artık yoktu.

    bu yüzden bu kumaşa, "bulunmaz hint kumaşı" dediler.

    yıllar sonra bir adam çıktı.
    mahatma gandhi...

    ingilizlere karşı hindistan'ın bağımsızlık mücadelesini başlattı. (bkz: swadeshi)

    gandhi, swadeshi hareketini işte ingilizlerin yasakladığı bu kumaş üzerinden başlattı.
    zira khadi dokumacılığı hint inancına göre tanrının bir lütfuydu ve halkı birleştiren, bir arada tutan bir etkendi.
    gandhi hint halkından khadi kumaşı dokumalarını istedi.
    hatta ilk olarak da kendisi dokudu.
    bulunmaz hint kumaşı

    bulunmaz hint kumaşı'nın etrafında kenetlenen hintliler 1947'de bağımsızlıklarını kazandılar. (özgürlükleri daim olsun...)

    bağımsızlıktan sonra gandhi bizzat kendi dokuduğu bir bulunmaz hint kumaşını o zaman henüz prenses olan kraliçe 2. elizabeth'e gönderdi.

    şimdi artık bu kumaşı kolayca bulabiliyorsunuz.
    ama artık onu ustalar değil makineler dokuyor haliyle.

    bugün hindistan'da hala geleneksel yöntemlerle khadi dokuyan ustalar ve atelyeler mevcuttur.

    #tarih
    11 1 ...
  • yol medeniyettir.
    ve yol yabdılar...

    evet, babil imparatorluğu.
    sanat, tıp, felsefe, mimari, astronomi ve ticaret anlamında güçlü bir devlet.
    ve babil kenti, herkesin yaşamak istedikleri bir yer.
    duble yol yapıp tarih sahnesinden silinen uygarlık

    babilliler her konuda ileri gittikleri gibi, yol yapımında da çok ileri gitmişlerdi.
    tarihte ilk asfalt yolu yapan babillilerdir.

    ve bu yaptıkları yollar babil'in sonu oldu.

    zira babilliler ticaret gelişsin diye her yere "yol yabdı"lar.
    işte bu yaptıkları yollar sonucunda kontrol edemedikleri şekilde göç aldılar.
    (bkz: suriyeli mülteciler)

    bu göçleri kontrol edemediler.
    öyle ki babil'de halk 72 dil konuşuyordu. neticede bunca karışık kimlik birbirine girdi.
    ve bu iç karışıklık babil'in sonunu getirdi.

    yüzlerce yıl medeniyetin hüküm sürdüğü imparatorluk, yollar ve göçler yüzünden çöktü.

    ne kadar da kıskanılan bir ülkeye(!) benziyor bu hikaye.

    bizde de sürekli yol yapmakla övünenler var.
    yol yapıyorlar, her yere beton döküyorlar, inşaatlar, saraylar yapıyorlar.
    ve ülkemiz kontrolsüz göç alıyor.
    her yerden göçler alıyor.
    suriye'den, ırak'tan, afganistan'dan, afrika'dan.

    ipini koparan geliyor.

    allah sonumuzu hayır etsin.

    #tarih
    15 2 ...