• Kimi ziyaret ettiğine bağlı biraz da. 1. Dereceden yakınınsa eğer, kalbin yana yana, sanki seni orada bekliyormuş da geç kalmışsın gibi gidip dertleştigin, olan biteni anlatıp göz yaşı döktüğün, en sevdiği çiçeklerden bitkilerden ekip her hafta suladığın, "bak nasıl da büyümüşler canım" dediğin, hatta
    Çoğu zaman Etraftakilerin tuhaf tuhaf baktığı, ayrılırken yanaklarını değil de mezar taşını öptüğün ziyaretler de olabilir.
    6 0 ...
  • bazı konularda seri bilgi girince tematik mod uygulanmış.
    sözlük kızı -türk kızı serisi , yatalak dede serisi gibi başlıkları da sol tarafta kaynarken tematik mod uyguluyor mu merak ettiren sözlük.
    3 0 ...
  • Cocuktan terorist olmaz. Evet bende ayni fikirdeyim. Cocugun beyni yikanir polisin ustune salinir. Ancak cozumi olum degildir. Islah evleri neden var? Burada cezalandirilmasi gereken aile. O cocuk bu kadar nefret ediyorsa yasadigi topraktan isleyene bakacaksin. Bu gezi parki teroristine gecen oldurulmemeliydi ama yargilanmaliydi berkin dedim tavsan gibi kaldi. Cunku o ancak kotol dovlot demeyi biliyor. Berkin oldurulmeyip yargilansa ruhu bile duymazdi kevasenin.
    6 9 ...
  • Yeni fark ettiğim ve adeta hayatımı kurtaran bir eylemdir. Evet evet hayatımı..

    Sırf pubg mobile yi rahat rahat oynayabileyim diye format attım, sayısız ram hızlandırıcı indirdim, olmadı. Malum oyun açılınca 5 dakika içinde cihaz aşırı ısınıyor. Haliyle de oyun sürekli donuyor ve ölüyorum. Uğur derin dondurucu sayesinde artık böyle bir problemim kalmadı. Koyuyorum telefonu dondurucuya, 5 dakikada buz gibi oluyor telefon. Ne ısınma var ne donma cillop gibi oynuyorum artık. Teşekkürler buzluk, teşekkürler..
    7 0 ...
  • insanlarla yollarınızın sonsuza kadar ayrılmasının ne kadar kolay olduğunu farkettiğiniz an şok olursunuz.
    işte bu yüzden, yanınızda olmasını istediğiniz birini bulduğunuzda bunun için bir şey yapmalısınız.
    7 0 ...
  • şu dakikalarda eriştiğim evredir. cesaret edemiyorum ama zorundayım sanki. belki de bu kararlar 1 ay sonra, 2 ay sonra bu kadar acı verici olmayacak ama şu an anlam veremediğim şekilde zor. bir insanı mutlu edebilmek uğruna var olmanın verdiği yükü artık kaldıramıyorum. bir 'hadi, yapabilirsin' e ihtiyacım var. buna da sahip olamamak artık dizlerimin kilitlenmesine sebep oluyor. ayağa kalkamıyorum.
    3 0 ...
  • jazz

    52.
  • ilk örneklerini 1920'lerde siyahi kölelerin çalışırken eğlenmek adına söyledikleri, yer yer çektikleri çileleri dışa vurdukları ağıtlar, yer yer de çalışırken kendilerine yarattıkları eğlenceler denilebilecek; work songs olarak adlandırılan ve tamamen doğaçlamaya dayalı; zaman içinde dünya kadar evrime uğramış ve türlü alt türleriyle varlığını sürdüren bir müzik tarzı.

    evlenip çocuk yapma, istediğini konuşma gibi konularda bile söz sahibi olamayan kölelerin tek kendi ve özgür hissettikleri anlar bu şarkı söyledikleri anlar olunca haliyle verimlilikte bir artış gözlenmiş. verimliliklerinin arttığını gören toprak sahipleri (selfler, senyorlar) da bu konuda köleleri özgür bırakmış ve olay jazz başlamış. bir süre sonra bu doğaçlamaları kendi içlerinde bir forma dönüştürdükten sonra bando müzikleri haline gelmiş. bunun üzerine amerikanın o döneminin unkapanı diyebileceğimiz tin pan alley'deki -plak şirketleriyle dolu olan bir cadde- müzik üreticilerinin dikkatini çekmiş, bu müzik beyazlara öğretilmeye çalışılıp dans müziği halini almış. bu dans müziği olduğu süreç 50'lere tekabül eder.

    50'lerde altın çağında olan klasik jazz şu an realbook olarak bilinen jazz standartları repertuvarının da çoğunu o dönem çıkarmıştır. daha sonra etnik unsurlar, teknolojiyle birlikte modern enstrumanlar ve elektronik öğeler jazzın içine karışmış, modern jazz, nu jazz gibi alt türler ortaya çıkmış. saksafonun ön planda olduğu, ballad etkilenmeleri içeren smooth jazz, rock müzik ile bütünleşmeler gösteren fusion jazz gibi bir çok alt türle birlikte günümüze gelmiştir.

    günümüzde tınısal bir müzik tarzı olmaktan ziyade müzikte bir uslup, bir ifade biçimi olarak kullanılmaktadır. hal böyle olunca dinlendiğinde 'bu ne alaka' dedirtebilecek bir çok şey de jazz adı altında yer edinmektedir.

    ilk çıktığı günden bu yana müzikal olarak da gösterdiği ilerlemenin sonucunda zorlu bir öğreti halini almıştır. çalması hiç ama hiç kolay değildir. keza dinlemesi de öyle...
    2 1 ...
  • her insan heyecanlanmayı seviyor. her insan tahrik olmayı seviyor. sekse tabu olarak bakanlar bile bu duygudan zevk alıyor, farkı olarak yaşama olanaklarını baskılıyorlar. her insan estetik seviyor. aseksüel insanlar dışında her insan cinsellikten keyif alıyor. haliyle pornoyu kadın ve erkek diye ayırmak yersiz.

    kadınlar pornografiyi sevmiyor demek saçmalık, kadınlar pornografideki cinsiyetçi algıyı sevmiyor diyebiliriz.

    erkeklerin ergenliklerinde her nedense kendi vücudunu ve kendini tanımaya çalışma dürtüsü yok. yani az var. olması gerekirken buna uygun bir altyapı en azından bu coğrafyada ailelerde hazırlanmıyor. bu dürtü bazı istisna örneklerde yüksek olsa da genel olarak sekse karşı olan merağın yanında hiçbir şey. sekse karşı var olan merak da porno ile kapatılabilecek birşey olduğu için pornolar erkeklerin hayatlarına daha erken giriyor diye genellesek yanlış olmaz.

    porno zaten ergenlikte işlevi belli olan birşey. izleyip tahrik olup mastürbasyon yapmak. yani izleyen için empati kurma şeklinde işlevsel olabileceği düşünülerek hazırlanan yapımlar. var olan pornoların büyük çoğunluğunda erkeklerin kadınlara karşı saçma bir üstünlüğü var. ki günlük hayatta sekste kadını bulutlardan bulutlara savurabilecek yetide olmadıklarıyla doğru orantılı diyebiliriz. mesela bir gang bang pornosunda birsürü erkek bir kadınla adeta işkence edercesine birlikte oluyor. arkadaş bir erkeğin bundan neden zevk aldığı sorusunun cevabını bulamamamla birlikte bir kadının bunu neden izlemek istemeyeceğinin cevabını biliyorum. bu denli egzajere olmayan porno örneklerinde de aynı duygu var. haliyle kadın pornoyu kafasında böyle seksist ve çirkin birşey olarak kodlarsa haklı.

    mesela kadın porno yönetmenleri var. bildiğin kieslowski hassasiyetinde çalışıyorlar anasını satayım. estetik onlar için önemli, sevişmek onlar için önemli. sahte orgazmlar istemiyorlar, kurguda kullanmıyorlar. pornodaki erkek egemenliğine karşılar. doğallıktan yanalar. kadınla erkeğin sevişmesini, o anı paylaşmasını yansıtmayı hedefliyorlar. az da olsa böyle örnekler var ve bunları bir partnerle izleme tecrübesi olan biriyim. abartacak bir şey yok. izleyip, tahrik olup sonrasında sevişmek olarak da gelmesin hemen akıllara. porno izlemek illa ki 'boşalma' sonucuna ulaşmak için var olan birşey değil. sevişen iki -insanın sınırlarına göre belki daha fazla- insanı izlemek bence keyifli bir şey. tamamiyle heteroseksüel bir kadınla sevişen iki kadın videosu izlediğimi de biliyorum. güzel bir yapımdı ve estetik diye bir şey vardı ortada. amsterdamda canlı seks tiyatrosuna da gittim. yanımda bir kadın da vardı. gerçi sadece merak ve turistik bir gezi için orada bulunduk. neticede bir salon dolusu insanla izlemek ayrı bir saçmalık benim için, ama neticede izlendi mi, izlendi...

    bunun yanında insanların fantezi dünyasını da tabi kimse bilemez. bdsmden hoşlanan bir kadının zaten bu ilgisini istediği gibi yaşayamazken pornodan medet umması anormal mi? bence değil.
    8 2 ...
  • hiç şaşmaz.

    emek emek yazdığınız entry'i kimse görmez de o tatlı kedilere herkes gelir.

    (bkz: adaletin bu mu sözlük)
    5 1 ...
  • bülent Ortaçgil' in en sevdiğim şarkısı. içimde hiç hüzün yokken birden aklıma düşer, sanki o Ortaçgil' in sesindeki dinginlik içime akar, olmayan ya da belki de ulaşamadığım imkansız askima açılıyormusum gibi hissederim. Sonra çok merak ederim, bu şahane şarkının hikayesini ancak Ortaçgil anlatmaz, kendisi biraz da kibirlidir ama haklı bir kibirdir bu ne yasadiysam şarkılarkmda anlattım, nasıl yorumluyorsan odur der.
    elimde olsa, Ortaçgil dışında kimsenin bu şarkıyı-ve hatta çoğu Ortaçgil şarkısını - yorumalamasini istemem

    aynı zamanda mahmut çınar' in bülent Ortaçgil' i anlattığı biyografi kitabının adıdır.

    "bu su hiç durmaz, çünkü su duran birşey değildir ".
    5 0 ...