• Toslayanlar ev arkadaşlarıyla yaptıkları harcamalarda asla mağdur olmaz!

    Sen de Tosla kullan, ev arkadaşlarınla ortak harcamaların için grup oluştur, tüm harcamalar tek bir yerde kolayca takip edilsin. Tosla kimin kime ne kadar borcu var hemen hesaplasın, ödemeler Tosla’dan anında yapılsın. Harcama hatırlatma özelliği ile kimsenin kimseye borcu kalmasın, kimse mağdur olmasın *(swh)

    Hemen sen de kullanmaya başlamak için tıkla.

    10 0
  • Daha bugün öğrendiğim hede höde. Aferin hemşehri sayılırız. Ben Trakya hüdüdündenim...
    Jsjsjsjsjsjs.
    7 2 ...
  • NE zaman 11 Temmuz yaklaşsa, konuşulması gereken bir konu var: Srebrenitsa’da yaşananlar…

    Her zaman vurgulamaya çalıştığım bir konu ki, Srebrenitsa’da yaşananlar katliam değil, soykırımdır! Bu, Lahey Uluslararası Savaş Mahkemesi’nde kabul edilmiş bir soykırımdır ve her yerde bunu böyle belirtmek lâzım.

    Srebrenitsa’nın soykırım olarak mahkemece kabul edilmesi için, orada katledilenlerin aileleri yıllarca çok büyük ve zor mücadeleler verdiler. Yıllar süren o mücadelenin sonunda, artık kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde, Srebrenitsa’da yaşananlar “soykırım” olarak nitelendirildi.

    Peki, bu neden o kadar önemli? Çünkü o kadar argüman ve şâhide rağmen Sırp tarafı hâlâ bunu inkâr ediyor. Hâlâ 8 bin 372 kişinin öldürülmediğini, sayının daha az olduğunu, boş boş mezarların kazıldığını ve aslında hakaret sayılabilecek tarzda iddialarda bulunuyor, yaşananları ısrarla “katliam” olarak nitelendiriyorlar. “Soykırım değil, katliamdır” diye savunuyorlar.

    işte tam bu yüzden, Srebrenitsa’dan ne zaman bahsediyorsak, üstüne basa basa soykırımın olduğunu vurgulamamız gerekiyor.

    Bir çift spor ayakkabıdan…

    Bana çok sık şekilde Bosna-Hersek hakkında kitaplar soranlar oluyor. Elbette ilk başta her zaman tavsiye ettiklerim, rahmetli Aliya izetbegoviç’in bıraktığı eserlerdir. Bu sefer, Srebrenitsa konusunda değerli bir isimden de bahsetmek istiyorum: “Hasan Nuhanoviç”…

    Tek başına bile hem dünyanın acısını çekmiş, hem de mücadelesini verdi Hasan. Srebrenitsa’da soykırım yaşanmadan önce, orayı güya koruyan BM güçlerinde tercümanlık yapıyordu. BM ve Sırp tarafı arasında yapılan birçok toplantıda da kendisi tercümanlık yaptı.

    Soykırımda babasını, annesini ve erkek kardeşini kaybetti. Onları korumak, kurtarmak için çok uğraştı. Hasan, görevi dolayısıyla BM ile birlikte hareket edebiliyordu; ailesini de o şekilde kurtarmaya çalışmıştı.

    BM’nin oluşturduğu isim listesine kardeşi Muhamed’in ismini de ekletmek için çok büyük mücadele verdi. Çok yalvarmıştı. Ancak başaramamıştı. BM, listede ismi olmayan herkesi Sırplara teslim etmişti. Sonrasında bir daha onlardan haber alamadı…

    Hasan, yıllar boyunca ailesi hakkında bilgi edinmeye çalıştı. Bilgileri toplarken, onları bulacağı günü bekledi. ilk önce babasının kemikleri bulundu. Cenazesi kılındı. Daha sonra annesini… Ve en son kardeşi Muhamed’i buldu. Onu, savaş döneminde ona aldığı spor ayakkabısı ile pantolonundan tanıdı.

    Hasan’ın tek başına taşıdığı yük bile Srebrenitsa hikâyesini anlamak için yeterli. Oysa 8 bin 372 kişinin hikâyesi var!

    Hasan, ailesini kurtarmak için çok çabaladı, izin vermediler. Sonrasında yine de gücünü kaybetmedi. Haklarını aramaya kararlıydı. Yaklaşık 10 yıl kadar Hollanda’ya karşı açtığı dâvâ ile mücadele etti. Babasının ve kardeşinin ölümünden Hollanda’nın da sorumlu olduğunu ispatlamak için savaş gösterdi. Bu oldukça ağır ve zor bir mücadeleydi.

    Bir röportajda kendi söylemesine göre, her duruşmada karşı tarafın avukatlarını dinlemek onun için çok zordu. “Sanki benim birebir yaşadıklarım ve kendi gözlerimle gördüklerim hiç olmamış gibi konuşuyorlardı” diyordu Hasan.

    Ama pes etmedi ve en sonunda, 10 yılın mücadelesiyle, Hollanda Devleti de babasının ve ağabeyinin ölümünden sorumlu tutuldu.

    Bu aslında çok önemli bir dâvâydı. Hollanda’nın sorumlu tutulmasıyla birlikte, aslında BM’nin de sorumluluğu ve suçu ortaya çıkıyordu. Ve diğer tarafta, her ne kadar bu dâvâda sadece birkaç isimden söz edilse de, Hollanda’nın aslında Srebrenitsa Soykırımı’nda hayatını kaybeden herkesten sorumlu olduğu kanıtlanmıştı!

    Hasan için bu mücadelenin ne kadar zor olduğunu tahmin etmek bile imkânsız. Ama soykırımda hayatını kaybeden her bir insan için çok değerli. Ve Srebrenitsa’yı yüreğinde taşıyan herkes için…

    Hollanda’nın bir ara, Srebrenitsa’da görev yapmış askerlerine ödül verdiğini de unutmamak lâzım. Onlara göre “zor şartlar altında” görev yapmışlar. Ama Hasan ve Hasan gibilerinin şâhitliği, aslında hem Hollanda’nın, hem de BM’nin Srebrenitsa Soykırımından ne kadar sorumlu olduklarını anlamak için yeterli.

    Bosna’da verdiği bir röportajında Hasan, Hollandalı komutan Tom Kerremans’ın, bir gece öncesinde gelip, 11 Temmuz’da 60 NATO uçağının Sırp güçlerinin bulunduğu bölgeleri bombalayacaklarını söylediğini anlatıyor. O toplantıda bulunanların düşüncesine göre, Kerremans o sözleriyle aslında Srebrenitsa’nın kurtarılmasını da önlemiş oldu.

    Hasan hâlen Srebrenitsa mücadelesini devam ettirmekte. Kendisinin unutması mümkün değil, ancak belki daha da önemlisi, başkalarının da unutmaması için çaba sarf ediyor. Tam da bu noktada, Bosna-Hersek hakkında kitap tavsiyesi isteyenlere, Hasan Nuhanoviç’in kitaplarını da şiddetle tavsiye ederim.

    ingilizce olan “The Last Refuge” ve “Under The UN Flag” adlı kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin de ayrıca yararlı olacağını düşünmekteyim.

    Srebrenitsa sadece 11 Temmuz değildir. 11 Temmuz, unutmamamız gereken bir tarihtir, ancak Srebrenitsa her gün hatırlamamız gereken bir soykırımdır!

    Hatırlayalım, hatırlatalım, unutmayalım, unutturmayalım!

    Unutmayalım ki tekrarlanmasın!

    (bkz: EMiNE ŞEÇEROViÇ)
    11 0 ...
  • ayasofya cami olarak inşa edilmedi.
    kilise olarak inşa edildi.
    tayyip onu cami yapmak istemez. çünkü bilir ki o hristiyanların vergileriyle inşa edilmiş bir yapıdır ve bir müslümanın onu gasp etmesi olur şey değildir. zira müslümanlık barıştan yana bir dindir.

    fakat ortada bir realite var.
    ayasofya müslüman olmayanlar tarafından gasp edilmiş.
    birisi onu babasının malı yapmış, bir başkası müze.
    bır kısım ırkçı zevat ise uzun yıllar müslüman halka, ayasofya cami olmalı yalanını pompalamış, empoze etmiş.

    fetoş, empoze olmuş müslüman halkı tayyip'e karşı kışkırtmaya çalışıyor. tayyip'in kiliseyi camiye çevirmediğini görsün ve desteğini çeksin istiyor. şayet tayyip bu oyuna gelir ve ayasofyayı cami yaparsa hem dünyada hem ahirette suçlu olacak. üstelik dünyada başına bir sürü dert almış olacak.

    kurtuluş için tayyip tek bir şey yapabilir. müslüman halkı bilgilendirmeli, gasp edilmiş mabedi camiye dönüştürmenin hem dünyada hem de allah indinde suç olduğunu, bunu yapanların allah indinde müslüman sayılmayacağını anlatmalı.

    bu dertten kurtulmasının başka yolu yok.

    ha ben olsam ortodoksların kabesi ayasofyayı kilise olarak ibadete açar, ziyaretçisini on'a katlar, müzecilere para nasıl kazanılır dersi veririm o başka.
    5 3 ...
  • enteresan bir taleptir. yani adam diyor ki mesela müşteri türk ama hayatında ilk defa istanbula gelmiş. veya turist olarak yurt dışından gelmiş. o taksimetre disko topu gibi dönerse ses etmeyin. veya atıyorum müşteri sultanahmetten galata kulesine götürülecek şöyle sahilden dolanıp bir yedikule turu yaptırıp 5 km lik yolu 25 kilometreye çıkartalım siz de elleşmeyin diyorlar.
    6 0 ...
  • Bir söz. Erdoğanın zamanında dillendirdiği bir söz.

    "Ayasofya'yı açmanın bir götürüsü var. Ayasofya'nın açılmasını isteyenler, yurt dışındaki camilerimizin başına ne gelir hiç düşünüyor mu? Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim."

    https://mobile.twitter.co.../1281723471496712197?s=19

    Çomarlar? Wtf?
    13 5 ...
  • tarih ve medeniyet konusunda diyarbakır her türlü paris'in eline verir.
    bakma 200-300 senedir ihmal edilediğine. türlü uygarlıklar gelmiş geçmiş. biz ihmalkarsak bu kadim şehrin kabahati ne?
    bizim medeniyet ve kültür şehrimiz diyar-ı bekir'e doğunun parisi falan denmesi benimde çok canımı sıkıyor.
    3 0 ...
  • crocs

    21.
  • yıl 2009, yer bodrum torba.

    -lan oğlum bi terliğe o kadar para verilir mi? hemde lastik resmen. tuvalet terliği. ahahah, malsın sen resmen. ahaha.

    +ya arkadaş günde 12 saat ayakta çalışıyorum ben. rahat bu.

    -ya bırak ya, enayisin sen. ahaha.

    yıl 2020, yer bütün şehirler.

    -aşırı rahat ya. ayrıca çok şık. artık sadece bundan giyiyorum.

    diyeceklerim bu kadar bu marka hakkında.
    6 1 ...
  • crocs

    7.
  • yıl 2009, yer bodrum torba.

    -lan oğlum bi terliğe o kadar para verilir mi? hemde lastik resmen. tuvalet terliği. ahahah, malsın sen resmen. ahaha.

    +ya arkadaş günde 12 saat ayakta çalışıyorum ben. rahat bu.

    -ya bırak ya, enayisin sen. ahaha.

    yıl 2020, yer bütün şehirler.

    -aşırı rahat ya. ayrıca çok şık. artık sadece bundan giyiyorum.

    diyeceklerim bu kadar bu marka hakkında.
    6 1 ...
  • Yerden göğe kadar hakkı vardır, sövsündür, hatta beraber sövelim.

    Denilen odur ki, avrupa'nın bir yıllık dondurma harcama gideri tamamıyla afrika'ya aktarılırsa, açlık, sefalet kalmaz.

    On katlı hamburgeri löppp diye yiyip, ardından büyük boy elmalı turtayla, iki litre kolayı gömen, sonra da dr nowzaradan'dan medet uman amerikalı yamyamları gören çocuk, küfretmesin de napsın?!

    Tek derdi, somonun bu yıl yağlanmaması olup karalar bağlayan, norveç' i duyup da, basmasın mı en kallavi küfürü?!

    Yağı fazla görünce orasına burasına süren, altın taharat musluğuyla mabadını paklayan, şatafat düşkünü, petrol zengini araplara hiç değinmeyelim bile!

    Durum hal böyleyken, g.tünü dönüp görmezden gelen, hiç yoklarmış gibi davranan sisteme ben de seninle küfrediyorum çocuk!
    Fuck you!

    Ayrıca coğrafya kader değildir diyenlere de fuck you!
    6 2 ...
  • Kültürlü olmak 3-5 kitap okumak demekse ülkemizin cinsiyet farketmeksizin sorunu zaten bu.

    Ama kültürlü olmak bu değildir. Bir insan, hangi konuyu açarsan aç, sakin ve mantıklı şekilde konuşabiliyorsa, bilmediği bir konu olduğunda öğrenmeye çalışıyorsa kültürlüdür. Zira millet olarak araştırmaktan ve öğrenmekten yoksunuz. Bu yüzden bilgi sahibi olup bu bilgiyi aktarabilen her insan kültürlüdür.

    Bana böyle biri denk geldi mi? Hayır. Ama genel sorundan kaynaklandığı muhtemel.
    5 2 ...