• Eskiden yamyamlar varmış kafalarına kırmızı sarık bağlar ölülerinin etrafında dans ederlermiş.

    Baron Samedi varmış misal örnek vereyim hemen ben size gençler.

    Ölülerin efendisiymiş bu yakınlarının ruhlarına iyi davransın fazla dürtmesin diye etrafında dans ederlermiş işte böyle.

    Hatta Death Note denilen anime vardı eski solcu bir sevgilim izletmişti söz eder Baron Samedi denilenden.

    Çok eskilere dayanıyor yani batıl inançlar.

    Yaşadığımız bu zamanda bile böyle batıl inançları olan yobazlar var Allah helak etsin onları.

    Hala kabile halinde yaşıyorlar dışarıya kız vermiyorlar falan derin bir konu.

    Araştırın gençler öneririm.
    6 1 ...
  • Niyeti iyice bozduğunu delilidir. Dünyaya kazık kakacak anlaşılan.

    Meral akşener hak ettiği ayarı vermiş:

    https://odatv4.com/kilicd...ates-etti-22102051_m.html

    Hani 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına giriyorduk? Bu yıl 20. Sıraya düşeceğiz, sonrasını Allah bilir.

    Erdoğan'a önce türkiye'nin ekonomik büyüklük açısından 16. Sırada olduğu yıllar oldu. Geldiğimiz yere bak!

    Sen yol yabıyon da diğer ülkeler duruyor mu? Ekonomiyi onlar kadar hızlı büyümeyi beceremedin ki 20. Sıraya düştük.

    Akp'nin ekonomi alanında hiçbir başarısı yoktur. Çünkü başarı görecelidir. Diğerlerinden daha hızlı ilerleyebilirsen başarılısın, yapamazsan başarısızsın, işte o kadar.
    8 2 ...
  • cumhuriyet halk partisinden sezgin tanrıkulunun pyd ile birlikte görüşme yaptığı esnada görüşmenin ayarlayıcısı olan,

    chpnin her evden hdpye bir oy diye kampanya yaptığı,

    kardeşi dağda olan eşbaşkanın hapse atılmasını "madalya ile ödüllendiren" chpnin kankardeşi partinin binasından çıkan posterdir.

    bugün diyarbakır il binalarında arama yapıldı. bakın ve görün ülkenin asıl sorunu iktidarmıymış muhalefet mi?

    muhalefet partisinin binasından çıkan apo posteri
    7 3 ...
  • Diyojen(Diogenes) M.Ö 412 ya da M.Ö 404-M.Ö 323 yılları arasında yaşamış Kinin felsefesinin öncü filozofudur. Sinopta doğmuş, Konikte ölmüştür. Kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlamıştır. insanın kendi kendine yeterli olabilmesi gerektiğini savunmuştur. Uygarlaşmanın getirdiği kurallara ve araçlara bağlı olan bir yaşamı reddetmiş, yaşamın doğal ve sade olması gerektiğine inanmıştır.Bu felsefeye göre erdem herşeyden üstündür.Diyojen bu felsefeyi benimsedikten sonra, bir fıçının içinde yaşamaya başlamış, yalnız bayat ekmek yemiş, yalın ayak gezmiştir. Tek malı olan, tahta bir su çanağını da, bir köylü çocuğun, avuçlarıyla su içtiğini gördükten sonra,bu çocuk bana fazladan eşya sahibi olduğumu hatırlattı deyip, fırlatıp atmıştır.

    Büyük iskender, bir gün Kornet’te dolaşırken, tembel tembel güneşlenmekte olan Diyojen'e rastlamış. Kalkıp, saygı ile kendisini selamlamasını beklemiş fakat Diyojen’in oralı olmadığını görünce, kendini tanıtıp saygı beklemiş. Dünya`dan elini ayağını çekmiş olan Diyojen’in istifini bozmadığını görünce ; Büyük iskender, "Büyüklük bende kalsın" düşüncesiyle “Dile benden ne dilersen” sözleri ile Diyojen’e seslenmiş . Amacı her dileği yerine getiren yüce bir imparator olduğunu göstermekmiş.

    Diyojen: “Gölge etme, başka ihsan istemem” sözleri ile koskoca imparatorun sunduğu teklifi reddettiğini görünce çok kızmış ve bu davranışın hikmetini sormuş.

    Diyojen; “Sen benim esirimin esirisin, bana ne yardımın olabilir ki? Ben nefsimi kendime esir ettim; onun tüm isteklerini çiğnedim. Nefsim, ayaklarımın altındadır. Sen ise nefsinin esirisin, işin gücün, servet, saltanat, azamet. Nefsinin istekleri ardında koşuyorsun.”

    Kendime göre bazı düşündürücü sözlerini çeşitli kaynaklardan alıntılayıp aşağıda derledim.

    Diyojen bazen heykellerden para istermiş.
    Ne için böyle yapıyorsun? diye soranlara da şu cevabı verirmiş:
    Red cevabına alışmak için!...

    Diyojen, halkın daimi bir telaş ve koşuşturma içinde oluşuna,sürekli binalar yapışına baktıkça şöyle dermiş:
    insanlar dünyada nihayet altmış sene yaşayabileceklerini bildikleri halde bu kadar tedarikte bulunuyorlar; ya bir de altıyüz sene yaşayacaklarından emin olsalardı, neler yapmazlardı?

    Diyojen bir gün mutadı üzere sokak ortasında yemek yerken,gelip geçenler etrafına toplanıp,
    Köpek! Köpek! Diye kızdırmaya başlamışlar. Diyojen bir müddet sustuktan sonra şöyle demiş:
    Köpek ben değilim, sizsiniz. Çünkü yemek yiyen bir adamın etrafına toplanıyorsunuz!...

    Diyojen, bir delikanlının utandığı için yüzünün kızardığını görünce şöyle der:
    Gayret evladım! işte güzel ahlakın rengi yüzünde ortaya çıkıyor!...

    Diyojen esir düşer. kendisini satmak üzere pazar yerine getirirler. bütün köleler “şöyle güçlüyüm, böyle yük taşırım..” diye bağırırlarken Diyojen: “çok iyi insan yönetirim, benden çok iyi efendi olur” diyerek kendisini pazarlamaya çalışmaktadır. Diyojen’i gören bir asil çocuklarının öğretmeni olması için kendisini satın alır ve bir süre sonra da azad eder zaten.

    Diyojen’e neden hep dileniyorsun diye sorarlar, o da “Insanlara ogretmek için” diye cevap verir. “Evet tabi, ne ögretiyorsun ki?” diye sorarlar, bu sefer çevresindekiler küçümseyerek, “Alçakgönüllülük” der.

    Bir gün çok dar bir sokakta zengin ve kibirli bir adamla karşılaşır. ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Zengin adam hor gördüğü Diyojen’e, “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: “Ben çekilirim!”

    Güpegündüz elinde fenerle dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara cevabı: Adam arıyorum, adam!

    Dyojen'e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşıldığını sordular. Yanıtı kısa oldu: "Konuşmasından." Bir soru daha sordular: "Peki adam ya hiç konuşmazsa." Dyojen'in yanıtı bu kez şöyle oldu: "O kadar akıllı olanı henüz yok dünyada."

    Kendisinin vaktiyle kalpazanlıkla uğraştığını hatırlatanlara:
    "evet, bir zamanlar sizlere benzemem lazım gelmişti. fakat şimdi, siz benim olduğum hale asla gelemezsiniz." diye cevap vermiştir.

    Fakirliğine dokundurmak isteyen birine: "zengin olunursa istenildiği zaman, fakirlikte ise güç yettiği zaman." yanıtını verir.

    Diyojen'e, "dünyada en fena hal nedir?" diye sordular. "hem ihtiyar hem fakir olmaktır," dedi.

    Birisi, "adam ne vakit evlenmeli?" diye sordu. "genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. ihtiyar ise, vakti geçmiştir, " dedi.

    Derdi ki: "bir takım ehemmiyetsiz şeylerde, insanların, birbirlerinin önüne geçmeye çalıştıkları görülüyor. fakat, fazilet yolunda öne geçmeye gayret eden hiç görülmüyor."

    Bir gün Diyojen'e, "zalim denys dostlarını nasıl kullanır?" diye sordular. "dolu iken alınıp, boşalınca atılan şişeler gibi," dedi.

    Diyojen derdi ki: "dengesiz arzular, insanları perişan eden felaketlerin kaynağıdır. "işsiz adamların işidir aşk!" "terbiye dairesinde söylenmiş bir nutuk, baldan örülmüş bir ağ gibidir."

    "Altının rengi neden sarıdır?" diye sordular. "Kıskananı çoktur da ondan," dedi.

    Bir gün, her tarafı mermer ve altın yaldızlarla süslü, muhteşem bir saraya girdi. bu güzelliği bir müddet hayranlıkla seyretti. sonra, bir öksürüktür tuttu onu. iki, üç defa arka arkaya öksürdükten sonra, kendisini sarayı gezdiren frikya'lının suratına tükürdü, ve,"kusura bakma!" dedi. "tükürecek daha pis bir yer bulamadım."

    Pis yerlerde oturduğu için kendisine ileri geri söylenenlere şu cevabı verdi:"güneş daha da pis yerlere girer, ama hiçbir zaman bozulmaz."

    Diyojen'e, "ihtiyarladınız. artık sizin dinlenmeniz gerek!" dediler. diyojen "niçin?" diye sordu. "eğer koşucu olsaydım, koşunun sonuna doğru yavaşlamam mı gerekirdi? tam tersine bütün gücümle koşmam gerek."

    Biri diyojen'e sordu: "ne zaman yemek yemeliyim?" diyojen cevap verdi: " zengin isen, canının istediği zaman; fakir isen, bulduğun zaman."

    Bir gün sokakta giderken hakimlerin, devlet hazinesinden bir küçük şişe çalmış bir adama işkence yapmak üzere götürdüklerini gördü, ve dedi ki: "işte, büyük hırsızlar bir küçük hırsızı yakalamış götürüyorlar."

    Üstat, insanlar neden dilencilere, körlere, topallara sadaka verirler de, filozoflara vermezler?''diye sorulunca; ''çünkü o sadaka verenler günün birinde kör, topal, fakir olabileceklerini düşünürler ama filozof olabileceklerini akıllarından bile geçirmezler.''
    7 0 ...
  • muhteşem bir(!) kararname...

    alkış, alkış, alkış...

    bu kararnameye istinaden sanayileşme icra komitesi kurulacak ve cumhurbaşkanlığına bağlanacak.

    söz konusu kararname resmi gazetede yayımlandı.
    linki şurada;
    https://www.resmigazete.g...er/2020/10/20201014-6.pdf

    buraya kadar okey miyiz?
    ✔️

    o halde devam ediyorum.

    söz konusu kararnamenin 4. maddesinin 3. fıkrasının c bendinde çok ilginç bir metin var.
    diyor ki;
    "ülke için kritik öneme sahip şirketlerin ortaklık yapılarında, yurtiçi üretimin sürekliliğini ve ulusal güvenliği riske atabilecek değişikliklere ilişkin yapılacak işlemler konusunda karar almak..."

    süper bir madde değil mi?

    ekran şeysini de koyim;
    sanayileşme icra komitesi hakkında cb kararnamesi

    şimdi muz cumhuriyeti olmayan herhangi bir ülkede (türkiye hariç) yaşıyor olsaydık, "vay be süper bir karar valla, demek ki devlet stratejik öneme sahip şirketlere gerekli gördüğünde el koyabilecek, ne kadar da yerli ve milli bir karar böyle" diye takdir ederdik değil mi?

    ama sonuçta türkiye'de yaşıyoruz.

    stratejik öneme sahip şirketler üzerinde inisiyatif kullanacağını kararname ile açıklayan akp'nin satmış olduğu stratejik öneme sahip şirketlerimiz ise şöyle;

    ►türk telekom,
    ►sakarya tank palet fabrikası,
    ►tüpraş,
    ►petkim,
    ►tekel,
    ►limanlarımız,
    ►havalimanlarımız,
    ►doğalgaz dağıtım şirketlerimiz,
    ►demir çelik fabrikalarımız,
    ►madenlerimiz...

    ve daha niceleri.

    ülkemiz için son derece stratejik öneme sahip pek çok şirket, akp iktidarı boyunca yabancılara, yahut yabancı ortaklı şirketlere satıldı.

    borsada işlem gören pek çok kamu şirketinin hisselerinin bir kısmı da yine yabancılara satıldı.
    (bkz: akp iktidarında satılan kurum ve kuruluşlar/#14192662)

    onlarca, yüzlerce şirketin yabancılara satılmasına göz yuman akp, şimdi kararname çıkartmış, stratejik öneme sahip şirketlerde karar alacağız falan filan yapıyor.

    lan siz tank palet fabrikasını 50 milyon dolar için satmış adamlarsınız.
    (bkz: arifiye tank palet fabrikasının satılması kararı/#40809695)

    stratejik düşünmek sizin neyinize???
    8 1 ...
  • ya amına kodumun gabrağı sen ne anlatıyon. senden ala ammmcık mı var piyasada gebeş. şimdi delbeğini sikmeden siktir ol git buradan daha ağır konuşursam taksirle adam öldürmekten alırlar kalbin falan durur aq.
    5 0 ...
  • nafakanın evlilik süresi kadar ödenmesi

    https://www.yenisafak.com...demesine-hukmetti-3445513

    Boşanan insanlar birbirinden sorumlu değildir ve bunun için boşanmaktadır...
    7 1 ...
  • almanya--->%9
    ingiltere(uk)--->%6
    abd--->%5
    italya--->%5
    ırak--->%5
    fransa--->%4
    ispanya--->%4
    hollanda--->%3
    israil--->%3
    rusya--->%2
    suudi arabistan--->%2
    çin--->%2
    belçika--->%2
    romanya--->%2
    polonya--->%2
    bae--->%2
    mısır--->%2
    kanada--->%1
    ukrayna--->%1
    bulgaristan--->%1
    iran--->%1
    isveç--->%1
    azerbaycan--->%1
    katar--->%1
    gürcistan--->%1
    macaristan--->%1
    isviçre--->%1
    hindistan--->%1
    libya--->%1
    yunanistan--->%1
    lübnan--->%1
    özbekistan--->%1
    avusturya--->%1
    portekiz--->%1
    çekya--->%1
    suriye--->%1
    güney kore--->%1
    danimarka--->%1
    cezayir--->%1
    tunus--->%1
    fas--->%1
    slovenya--->%1

    yukarıda görülen kaydadeğer ihracat yaptığımız ülkelerin toplam yüzdesi; yüzde 86.

    toplam ihracatımızın da geri kalan yüzde 14'ünü dünyanın diğer ülkelerine yapıyoruz...

    kaynak: türkiye'nin ihracat haritası;
    https://www.trademap.org/...c2%7c1%7c%7c2%7c1%7c1%7c3

    şimdi sevgili arkadaşlar...
    gündemimiz ekonomi...
    ekonomi ne yazık ki gündemimizden hiç düşmüyor.

    dış ticaret açığımız var ve bu dış ticaret açığı da her gün bizi fakirleştiriyor.
    katma değerli ürün üretip ihraç edip gelir elde edemiyoruz...

    ve yukarıda yaptığım listede türkiye'nin en önemli ihracat yaptığı ülkelerin çoğuyla da papaz olmuş durumdayız.

    ihracatımızın yüzde 9'unu gerçekleştirdiğimiz, türkiye'nin en büyük alıcısı almanya "bizi kıskanıyor" (!)...

    ihracatımızın yüzde 5'ini gerçekleştirdiğimiz abd ile durumumuz karışık...

    ihracatımızın yüzde 4'ünü yaptığımız fransa ile durumumuz ortada.

    ihracatımızda yüzde 5 paya sahip ırak hükümeti sürekli bize ultimatom veriyor.

    ihracatımızın yüzde 3'ünü gerçekleştirdiğimiz hollanda ile reisimiz küs.

    eyyy israil dediğimiz israil, ihracatımızın yüzde 3'ünü yaptığımız ülkeymiş meğer. ama bizimkiler gidip bize 5 kuruş faydası olmayan filistin'in götünü yalıyorlar.

    rusya ile bir dargın bir barışıkız. ayrıca rusya'dan yaptığımız ithalat, rusya'ya yaptığımız ihracattan kat be kat fazla.

    ihracatımızda yüzde 2'şer paya sahip olan suudi arabistan, bae ve mısır'a bundan böyle ihracat yapmamız mucizelere bağlı. ama olsun, suudi arabistan milli gününü kutlamaya devam eder bizimkiler.

    ve diğerleri...
    ihracatımızda yüzde 1 paya sahip ülkelerin bir çoğuyla da ilişkilerimiz kırılgan...

    ama ne yazık ki ülkeyi yöneten siyasi irade bu tabloları doğru okuyup dış ilişkileri geliştirecek somut adımlar atmıyor.

    ihracatımızın yüzde 86'sını gerçekleştirdiğimiz ülkelerin yarısıyla aramız bozuk. birçoğu bizden mal almayı durdurmuş yahut azaltmış durumdalar.
    ve bunun neticesi olarak ülke yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyor.

    yukarıdaki listede aramızın en iyi olduğu nülkeler; azerbaycan, katar, ukrayna, gürcistan ve lübnan...
    bunların hepsi yüzde 1'er paya sahip.
    bu ülkelerin paylarını yüzde 2'ye çıkarmak bile mümkün değil, zira bu dost ülkelerin nüfusları, kapasiteleri, yapacakları ithalat bedeli belli...

    elimizdeki tablo malesef bu.
    ve bu durumda ülkeyi kim yönetirse yönetsin, türkiye'yi biraz olsun düzlüğe çıkarması için, bir parça rahat nefes alabilmemiz için bu ülkelerle, özellikle de ab ülkeleri ile aramızı düzeltmemiz, ilişkilerimizi normalleştirip, geliştirmemiz şart...

    işte türkiye'nin dünya ülkeleri ile ilişkilerini düzenleyen, geliştiren, krizleri çözen diplomatları vardı eskiden.
    birileri kendisine "şahsım" dedi, türkiye'yi dünyada temsil eden diplomatlara ise "monşer" diyerek yol verdi.

    neticede dünya ile ilişkilerimiz ortada...

    durumumuzu da yukarıda açıkladım.
    bize acilen dolar lazım, o da bu gece lazım...

    ha tabi kendini "yerli ve milli" zanneden birileri şimdi çıkıp, "biz bize yeteriz, ekmeği bu ülkelerden mi alıyoruz" diyecektir.

    evet, ekmeği bu ülkelerden almıyoruz ama geçtiğimiz sene 2.3 milyar dolarlık buğday ithalatı yapmışız, bu ithalatın da yüzde 95'ini yukarıdaki ülkelerden yapmışız.
    türkiye nin en çok ihracat yaptığı ülkeler

    neyse...
    görüldüğü gibi ekmeği dolarla almıyoruz, ama askıda ekmek kampanyası yapacak kadar da düşmüş durumdayız...

    o halde gayrisini fütüvvet ehli olan(!) ümmetimiz bilir, bizler şahsım için amorf ehliyiz(!) ne de olsa...

    ampulü lüzumsuzsa söndürmek farzdır...
    7 0 ...
  • Ağır bir gerçek.
    Hatta görüp arttırıyorum;
    ışid, PKK, el kaide, dhkp-c, fetö, metö...

    Bunların hepsi Atatürk düşmanıdır.
    6 1 ...
  • türkiye'nin namusu sayıştay'ın 2019 raporlarında, hazine ve maliye bakanlığında (damat ve çokomel bakanlığı) tespit edilen usulsüzlük ve eksikliklerin yer aldığı rapordur.

    tüyü bitmedik yetim hakkının harcanması konusunda yetkili olan hazine ve maliye bakanlığında yapılan tetkikler neticesinde sayıştay şu bulguları elde etmiş ve raporunda yer vermiş;

    1. tahsisli kullanılan taşınmazların bakanlık mali tablolarında yer almaması.

    2. hazineye ait madeni para, madalyon ve madalya arşivinin taşınır ve muhasebe
    sistemlerinde izlenmemesi.

    3. menkul varlıkların mali tablolarda gerçeğe uygun değerleri ile gösterilmemesi.

    4. 2019 yılı açılış yevmiyesinin her bir hesap bazında borç ve alacak tutarı içermesi.

    5. takipli alacağa dönüşen idari para cezalarının bakanlık mali tablosunda raporlanması.

    6. türev ürün işlemlerinin muhasebe kayıtlarına hatalı aktarılması.

    7. avukatlık vekâlet ücretlerine ilişkin muhasebe kayıtlarının hatalı tutulması.

    8. kredi devralma ve ikraz anlaşmaları uyarınca belirlenen ve faaliyet dönemi itibarıyla tahakkuk edecek olan gelirlerin risk hesabı alacakları hesabında takip edilmemesi.

    9. dönem sonu işlemlerinin eksik yapılması.

    10. ilama bağlı ödemelerin ve tahakkuk kayıtlarının zamanında yapılmaması nedeniyle faiz ve icra masrafıyla karşılaşılması.

    11. girişim sermayesi fonlarına kaynak aktarımına ilişkin karar kapsamında belirlenen taahhüt sınırının nazım hesaplarda izlenmemesi.

    12. doğrudan dış kredi kullanımlarına ilişkin uzun süredir teyit edilemeyen kayıtların olması.

    13. bakanlık harcama birimleri tarafından doğrudan temin ve pazarlık usulü için belirlenen sınırın takip edilememesi.

    14. yurtdışı teşkilatına gönderilen avansların süresinde kapatılamaması.

    15. hazine malı haline gelen menkul varlıkların ekonomiye kazandırılması sürecine ilişkin düzenlemelerin yeterli olmaması.

    16. genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere bakanlığa aktarılan tutarların doğruluğunun teyidi ve takibinin yapılmaması.

    17. mali tabloların ekinde önemli muhasebe politikaları ve açıklayıcı notların sunulmaması.

    18. muhasebe kayıtlarının mali yılın bitiminden sonra da yapılmaya devam edilmesi.

    19. kamu borç yönetimi raporunda yer alan borç üstlenim anlaşmalarına ilişkin
    bilgilerin yeterli, açık ve kapsayıcı olmaması.

    20. kredi garanti fonu a.ş. (kgf) tarafından bakanlığın erişimine açık bir veri tabanının oluşturulmaması.

    21. kgf’nin hazine destekli kefalet kullanan yararlanıcılardan tahsil edemediği kefalet komisyonu alacağının bulunması.

    22. merkezi finans ve ihale birimi (mfib)'in tabi olması gereken muhasebe ve raporlama usulü ile ihale mevzuatında belirsizlik bulunması.

    23. yükseköğretim kurumlarına hazine yardımları tertibine ilişkin harcama sürecinin
    mevzuata aykırı olarak yürütülmesi.

    24. avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtımına ilişkin yasal ve sistemsel sorunların vekâlet ücretlerinin takip ve dağıtımını güçleştirmesi.

    25. bakanlığın merkezi uyumlaştırma birimi olarak yürüttüğü faaliyetler ile kendi
    bünyesinde tesis ettiği iç kontrol sisteminde eksiklikler bulunması.

    26. 2019-2023 stratejik planı ve 2019 yılı performans programının geç yayımlanması.

    kaynak:
    https://www.sayistay.gov....%20MALIYE%20BAKANLIGI.pdf
    ---------------------------------
    bütün işi muhasebe, para, evrak olan bir kurumun bu kadar çok yanlışlıkları, hataları, eksikliklleri ve usulsüzlükleri olması anlaşılabilir bir şey değil.

    bu eksiklikler bize gösteriyor ki, devlet kurumlarında laçkalaşma ve liyakatsizlik had safhaya ulaşmış.
    basit hesaplar bile artık yapılmıyor, takip edilmiyor olmuş...

    ama normal.
    "dolar kuru benim umurumda değil" diyen birinin yönettiği bir kurumda böyle hatalar olması gayet normal...
    14 6 ...