• Bir kimsenin kendi kendine konuştuğu esnada kurduğu bir cümlenin ardından "şunu söylemek istedim" ve "şunu kastettim" tipi cümleler kurmasıdır. Birkaç kez kendimde gözlemledim bunu. Sanki anlatan da muhatap da ben değilmişim gibi bir ifadeyi daha açık hale getirmeye çalışmak...

    Bunu fark ettikten sonra bir çıkarım kendiliğinden tezahür etti. Biz diyaloglarda ya da türlü türlü iletişimlerde kullandığımız ve kurduğumuz cümlelerin sınırlarını katiyen bilemeyiz, iletişimin yalnızca bir kısmını teşkil eden dilimiz her zaman içsel imkanları bakımından iletişimde kendisini destekleyecek şeylere ya da karşıda bir anlayışa ihtiyaç duyar. Öyle ki hepimiz kurduğumuz cümleler sonrasında yanlış anlaşılmışızdır ve ardından önceki ifadeyi kasıt yönünden yinelemek adına "şöyle söylemek istedim" deriz. Çünkü kelimeler kendi başlarına bir anlam ile var olmazlar. Birtakım anlamlara işarət ederler.

    Kendi kendine konuşan bir kişi kendisini bu esnada ya da kısa bir süre sonra yabancılaştırarak veya ötekileştirerek konuşmaya başlar. Bu konuşma esnasında kendimize söylediğimiz şeyleri bilmemek gibi bir saçmalık olamaz ama kendimizi ötekileştirdiğimizde ifademizin biraz eksik olduğunu hissedersek ya "yani" ile başlayan ya da "şunu kastettim" tipi cümleler kurarız. Zira dil düşüncelerimize bir form olamadığı gibi ötekileşmiş kendimize dışarıdan bir insana anlatır gibi anlatırız.

    Ne var ki düşünürken hal böyle değildir. Yastığa başımızı koyduğumuzda aklımızdan asla "bunu düşünürken şunu kastettim" gibi bir şey geçmez. Çünkü yanlış düşünme veya düşünme sürçmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Fakat ne zaman düşünceyi kendi kendimize konuştuğumuz bir anda ifade etsek yetersizlik fark ederiz. Dilin bu yetersizliğini veya anlam bakımından özsüz oluşunu en iyi kendi kendimize konuşurken anlayabiliriz. Çok basit bir şekilde deneylenebilir bu. Kendi kendinize konuşmaya başlayın ve kurduğunuz her cümleden kastınızı çok iyi bildiğiniz halde yalnızca dil formundaki düşüncenizin ne kadar yetersiz olduğunu anlarsınız.

    Not: belim yine çok ağrıyor.
    5 1 ...
  • bir de özür videosu paylaşmış ki özrü kabahatinden büyük. ''o da benim görüşüme saygı duymuyor'' demiş atatürk için. ulan bu topraklarda aldığın nefesi bile ona borçluyken sen nasıl böyle bir hakaret edebiliyorsun? beyniniz bu kadar mı yıkandı? bu kadar mı tarihten bihabersiniz?

    yargılanacaksın. sen ve senin zihniyetindekiler gibi herkes yargılanacak. bugün atatürk'e hakaret eden yarın bayrağımıza, diğer milli değerlerimize de hakaret eder. eğer ki bir tane bile bunu savunan birini göreyim hemen suç duyurusunda bulunucam. beraber yargılanırsınız artık!
    13 2 ...
  • Çok çok temiz ve güzel ama aynı zamanda sağlıklı yemekler yapan birini bulursam evlenirim.
    istediğim düzeyde iyi yemek yapan birine rastlamadım.

    Şu an için sevgili kriterim; yakışıklı ve diksiyonu düzgün olması. ilerideKi kriter; iyi yemek yapması ve diksiyonu düzgün olması.
    Biri eğlenmelik diğeri evlenmelik.
    6 1 ...
  • meşhur olma sevdasına düşmüş bir adet geri zihniyet mensubudur. ee elde zanaat olmayınca ne yapacak? ata'ya sallayıp damarlara basacak tabii. kaşı gözü de az düzgün ya hanımın. yapmayalım bence. meşhur etmeyelim şunu.
    12 3 ...
  • Öyle olsaydı Sevdiğimin yüzlerce defa ölmesi gerekirdi diyeceğim durumdur.

    Maalesef. Ryuk bu işe bir el atmalı
    6 1 ...
  • bir gerçek.
    evet, eskiden hastanelerde kuyruk vardı, şimdi randevu sistemi var.

    insanlar kuyrukta beklemiyor, randevu almak için 6 ay kadar bekliyor sadece.

    buyrun yeni türkiye'den hastane manzaraları.
    eskiden hastanelerde kuyruk vardı

    hayaldi gerçek oldu.
    almanya görmesin bak bunu da kıskanır...
    17 0 ...
  • (bkz: #39885490)burada kendi kitaplarından alıntı yapılmış sapıklığı ve gavatlığı savunan sözlük yazarıdır.

    (bkz: idrak yolları enfeksiyonu)

    gavatlığı ve sapkınlığı savunduğu entry: (bkz: #39885613)
    evet, menzilciler allah dostu velilermiş, onlara savaş açanlar allah'a savaş açarlarmış.

    menzil deki gavatlığı savunan sözlük yazarı

    bak sen...

    sen sakın bir daha "müslümanlıktan, kuran'dan, allah'tan" falan bahsetme. müslümanım diye dolaşma.
    sen müslüman falan değilsin, tependen tırnağa kadar şirke batmışsın aferin.
    hayır sen istersen git ayağına giydiğin kokan çoraplarına tapın, beni zerre ilgilendirmiyor, ama burada müslüman kisvesi altında dinimize, inanışlarımıza, islamın temellerine hakaret edemezsin, bu tck'ya göre suçtur, ki ben bu yaptığını cimere bildireceğim.

    nasıl yıkamışlarsa beynini bunun, allah anasına babasına sabır versin. umarım kurtulur.
    15 8 ...
  • Fransızca "gynémagogie" olan bu -bileşik- kelime, "jine" ve "magoji" ögelerinden oluşmuş olup kadınlara, onları övmek ve abartılı biçimde yüceltmek ile sahip olma sanatıdır. Tahmin edilen etimolojisi gyne (kadın) ve (ma)goji (güden) şeklindedir fakat bu kesinlik taşımamakla birlikte demagoji sözcüğünden çıkarılmıştır; demos+gogia gibi. Ago eski yunanca olarak gütmek ve yönlendirmek anlamına gelir. Demos da halk demektir.

    Hayırlı işler.
    4 2 ...
  • oytunkaran

    5790.
  • bu evet muhabbetini ekşi de 15 20 sene önce yapıyorlardı, bir dönem bazı yazarlar entrylerinin sonuna "evet" ibaresini eklerlerdi.

    ama böyle demode ve özenti bir davranışı görünce yüzüm ekşiyor, cennet mahallesindeki evlenemeyen ferhat tribine giriyorum...
    6 0 ...
  • şişman olsun, zayıf olsun, kısa olsun, uzun olsun. ne farkeder? siz gerçekten ya hiç sevilmemişsiniz ya da hiç sevmemişsiniz. sevgiden yoksun olduğunuz için üzgünüm. bir gün aşık olursanız birini severseniz fiziksel özelliklerin hiçbir önemi olmadığını göreceksiniz.
    9 1 ...