• Sıkıntılı ve zor olsa gerek. günlerdir soğuktan eve sığınmış bir sinek var, az önce sabit dururken yakaladım herhalde uyuyordu. Bu saatte başka ne yapsın amk. tam şaplağı yapıştıracakken bu dellendi, kafasını tavana falan vurmaya başladı yerden yere atıyor kendini. Dedim tamam sakin ol şampiyon. Bu gece de kal ama yarın pılını pırtını topla git. Bilmiyorum anladı mı... Ama sineğin gözünden şöyle bi baktım dünyaya, zor aga. Bizim görmekte zorlandığımız toz zerrecikleri oluyor, düşünsene yaratıkta bir sürü göz var. Çiziyordur, canı acıyordur. Üstelik göz kapağı bile yok, nasıl uyuyor acaba. Offff yine sıkıntı bastı beni.
    2 0 ...
  • Sanki müzikolog Bazılarının bizans nameleri diye nitelendirdiği Türk sanat müziği temeline kendince bir yol çizerek ortadoğu tavır ritm ve nameleriyle bezeyip süsleyerek farklı bir tarz oluşturmuş, beste güfte ve yorum olarak komple bir sanatçıdır. Kendi müziğine arabesk değil türk müziği der orhan baba. Müzik bu sabit kalmaz illa ki zamanla etkileşip zenginleşecek. Ona bakarsanız özellikle gazino kültüründen sonra gelişen şimdiki (yaklaşık 1950 den sonra) çok sesli tsm parçalarını da eski bestekarların kuşağı beğenmiyor. Alaturka dedikleri safiye ayla müzeyyen senar sabite tur gülerman ekolü. Batı müziğinde yarım diyezlik ve koma tabir edilen buçuk vuruşluk ara notalar yok bir kere. ister orkestra ister piyano ister klasik batı müziği olsun. Oysa tsm de kayda geçmemiş 500 makam var bilinen. Böyle zengin bir müziğin farklı çeşitlerini dışlamak yada batı müziğiyle karşılaştırıp türk müziğini zehirledi iddiasında bulunmak iyi bir müzikalite zevkine sahip olmayan insanların işi. Bazıları arabesk diye dışlasa da kültür diye sevmese de bu bir döneme damgasını vurmuş bir tarz. Evet mozart kendi coğrafyasının efendisi. Ama anadoluda yetişen sanatçıların ve ozanların da en az mozart kadar kıymeti var bizim gözümüzde ve gönlümüzde. Bırakın dünya mozart dinlesin. Bizim olan bizi anlatan şarkılarımız ve sanatçılarımız bize yeter.

    Babaya selam yola devam..

    https://youtu.be/c3uVeF5RrK0
    0 0 ...
  • Ayrılık ne biliyor musun?
    Ne araya yolların girmesi,
    ne kapanan kapılar,
    ne yıldız kayması gecede,
    ne ceplerde tren tarifesi,
    ne de turna katarı gökte.

    insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

    ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
    birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
    Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
    duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
    Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
    Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
    Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
    Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
    iki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
    hüznün arması ayrılık.

    O küçük ölüm!

    Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

    Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
    Ben bulutları gösterirken,
    ‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış,
    ‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’
    türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
    Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
    ‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘
    diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

    Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
    bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
    Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
    Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında….

    Ne mi yapacağım bundan sonra?

    Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
    Şiir yazmayacağım bir süre,
    Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
    Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
    Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
    Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
    Trafik polislerine adres sormayacağım,
    Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

    Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

    Tenin tenime bu kadar sinmişken,
    ömrüm azala azala önümden akarken,
    gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
    Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
    bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

    şükrü erbaş

    (sıfır alınteri. Copy paste. Talebime arz ettim.)
    4 0 ...
  • Yok kanka.

    O güzel kadınların yanında ki çirkin erkeklerin çoğunun ya çevresi ya gücü ya parası olduğundan yanında.

    Kadınların çirkin erkek tutkusu yok. Çevre saygınlık güç para gibi tutkuları var. Erkeğin güçlü olmasini görünmesini isterler %99unun uzun boy sevmesi tercih etmesi içgüdüsel olarak bunu beğenmesi de bunun kanıtıdır. bunlar yoksa da yakışıklı olacaksın.

    Ne dediklerine de bakmayacaksın, ne yaptıklarına bakacaksın. Konuşmak kolay.
    4 0 ...
  • Kim siker israi'i, kim siker Filistin'i dedirten olay. Bize ne amkdumun Filistin'inden ?
    6 1 ...
  • devir sovyetler birliği devri, hikaye 1950'li yıllardan.

    sovyetler birliğinde yaşayan bir yahudi, israil'e göç edebilmek için izin alır.

    sovyetlerden çıkarken gümrükte denetleme sırasında yahudinin eşyaları arasında bir lenin büstü bulurlar.

    görevli; "bu nedir?" diye sorar.

    yahudi; "Bu nedir sorusu yanlıştır yoldaş! Bu kimdir? demeniz gerekirdi." der.

    yahudi devam eder;
    "Bu Lenin'dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. Ben de bunu bereketli günlerin anısı olsun diye yanıma aldım..."

    gümrükteki rus görevli çok etkilenir, "geçebilirsin" der.

    yahudi sovyetler birliğinden çıkış yapar, tel aviv'e gelir. bu kez israil gümrük görevlileri lenin büstünü görürler ve "bu nedir" diye sorarlar.

    yahudi yine; "Bu nedir sorusu yanlıştır kardeşim, Bu kimdir? demeniz gerekirdi." der.

    yahudi devam eder;
    "Bu Lenin'dir. Bu deli cani yüzünden Rusya'yı terk etmek zorunda kaldım! Yanıma.aldım ki, her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım ve vatanımız israil'in kıymetini hiç unutmayayım..."

    bu cevap karşısında israilli görevliler çok etkilenir, gözleri dolar ve "tamam buyur geçebilirsin" derler.

    yahudi geçer.
    israil'de yeni evine yerleşir.
    yeni evinde de lenin heykelini evinin baş köşesine koyar.

    büstü gören yeğenlerinden biri sorar; "amca bu kimdir?"

    yahudi yanıtlar; "Bu kimdir" sorusu yanlıştır kuzum. "Bu nedir" demen gerekirdi.

    yahudi devam eder;
    "Bu gördüğün şey tam on kilogram, yirmi dört ayar altın, gümrüksüz üstelik vergisiz..."

    işte siyaset böyle bir şeydir.
    senin doğru bildiğin karşı tarafa göre yanlıştır, karşı tarafın doğru bildiği de sana göre yanlıştır. boş beleş şeylerle çekişip durursunuz ama yahudi malı götürür...
    6 0 ...
  • tbmm'de plan bütçe komisyonunda başlanan 2020 bütçesi görüşmelerinde sağlık bakanlığı'nın yaptığı bütçe sunumunda ortaya çıkan geri vitestir.

    geri vites tabiri ağırınıza gittiyse; yanlıştan geri dönmek de diyebiliriz...

    şimdi sevgili arkadaşlar.

    biz bu şehir hastanelerinin ne kadar yanlış olduğunu yazdıkça bu akp'liler, aktroller "şehir hastanelerinin süper olduğunu ve son derece faydalı olduğunu" savunuyorlardı değil mi?
    şimdi de bu geri vitesi savunacaklar birazdan, yüzlerine tükürmek serbest, zira her yüzüne tükürdükçe "yarabbi şükür" diyorlar...

    neyse, mevzuya dönelim.

    şimdiye kadar yapılan şehir hastaneleri nasıl yapıldı?
    kamu özel sektör ortaklığı ile...

    yani, şehir hastaneleri yapımı müteahhide verildi, binalar yapıldı, devlet de "müşteri" pardon, "hasta garantisi" verdi ve bu şehir hastanelerine verilen müşteri garantisinin ülkemize pahalıya patladığı anlaşıldı.

    şimdi sağlık bakanlığı yapmış olduğu 2020 bütçe sunumunda yapılacak 3 şehir hastanesinin bütçe kaynakları ile yapılacağını arz etmiş.
    akp nin şehir hastaneleri konusunda geri vitesi

    bu 3 şehir hastanesinin yapımına başlanacak, ayrıca 7 şehir hastanesinin de proje çalışması yapılacakmış. bunlar da bütçe kaynaklarıyla yapılacak yani.
    akp nin şehir hastaneleri konusunda geri vitesi

    şu ana kadar bitmiş 10 şehir hastanesi var.
    bu şehir hastaneleri kamu özel sektör ortaklığı ile, yani müşteri garantisi verilerek yapıldı.
    yapımı devam eden 10 şehir hastanesi daha var. malesef bunlar da müşteri garantisi verilmiş hastaneler.
    akp nin şehir hastaneleri konusunda geri vitesi

    şimdi 20 hastane malesef hepimize kaçmış durumda.
    bu hastanelerin taahhüt süreleri bitene kadar verilen hasta garantilerini tıkır tıkır ödeyecek devlet.
    akp nin şehir hastaneleri konusunda geri vitesi

    işte aktroller bu sistemi savunuyorlardı.

    ama hükümet bile az biraz oturup hesap yapınca bu 20 hastaneden ülkemize girecek kazığı yeni fark etti ve yanlıştan döndü.

    iş işten çoktan geçti.

    zararın neresinden dönersek kardır diyeceğim ama, zarar öyle büyük ki malesef.

    hadi sevgili aktroller şimdi savunun bakalım şehir hastanelerini...

    ek:
    (bkz: 2018 sayıştay raporunda şehir hastaneleri soygunu/#42190116)
    12 4 ...
  • sami hazinses in ermeni olması

    koccca nubar terziyan'a şu skik hareket yapıldıktan sonra sami hazinses'e pekala, afedersin ermeni denilir tabii.
    size bir sır vereyim; memleketimizi aslında imar barışının arkasına saklanıp tüm doğal güzelliklerimizi mahveden müteahhitler, devlete binlerce adam dolduran cahil cühela tarikat şeyhleri, liyakatle gelmeyen ve tek dertleri cebini doldurmak olan idareciler, sanal bahisçiler, tefeciler, çocukların ırzına geçen sapıklar, boğazımızdan kesilerek istemememize rağmen bir eli yağda bir eli balda beslenen mülteciler, teröristler, bozuk gıda satanlar, ormanlarımızı yakanlar, 18 metre gibi neredeyse yüzeyde avlanıp yavru balıkları karşımıza koyup denizlerimizi bitirenler, kaçak elektrik kullananlar, çiftçinin elinde natürel tohum bırakmayanlar, arıtma tesisi yapmamak için su kaynaklarımızı içilemez hale getiren fabrikatörler falan batırmıyor. suçlular sıralı tam liste; danyal topatan, sami hazinses, nubar terziyan, vahi öz. projenin kilit ismi sami hazinses'ti, onun için bir deri bir kemik kalmıştı rahmete gittiğinde...
    6 0 ...
  • (bkz: ne bekliyordun ki)
    Bu adam zaten her 15 Kasım'da cumhuriyetin en büyük düşmanlarından çapulcu terörist seyit rıza'yı anar. 10 kasım'da atatürk'ü anıp 5 gün sonra da hiçbir şey olmamış gibi kıllı domuza benzeyen kendi atasını anacak hali yok ya.

    Umrumda değil fakat bu adama yağ çekenlerin ne vatanseverliğine ne de atatürkçülüğüne inanırım.
    7 0 ...
  • Genellikle yorucu zamanlar da ortaya çıkan dedelerdir. Şimdi şöyle bir durum var tamam yaşlılara hürmet etmeliyiz ama eğlencesine yerleri gasp eden insanlar mevcut. işe gidenler okula giden çocuklar yorgun argın eve geliyorlar ve mecburen yer veriyor ayakta gidiyorlar. Böyle olmamalı eğer çok acil değilse önce vazife sahibe olan insanlara öncelik verilmelidir.
    6 0 ...