• böcek. rezil bir fobi. insanlar bunun bir fobi olduğunu anlayamayıp şu küçücük şeyden mi korkuyorsun dediklerinde çıldırıyor insan. bazen geceleri böcek gördüğümde ağlamaya başlıyorum ama öyle böyle değil, bir iki saat süren bir ağlama. aşmaya çalışsam da olmuyor. bombok bir fobi anlayacağınız. hayatımı zehir etti.
    0 0 ...
  • --spoiler--
    Kekik kokusu duydum
    Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
    Uyandım birdenbire
    Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
    Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
    Yorgunum;
    Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
    Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
    Düşmanlarım ulaşamazlar..
    --spoiler--
    2 0 ...
  • Çözümü; çok basit ve bir o kadar da acımasız olan sorunsal. dünya savaşları, büyük çaplı savaşlar her zaman bu gezegenin ömrünü uzatmıştır. 3. bir dünya savaşını insanoğlu kaldıramaz; ama dünya gezegeni için bir çözümdür. Nüfusun azalmasını kimse istemese de her canlının yaşamak hakkıdır dense de doğal seleksiyon şarttır. Doğal seleksiyon ile doğal denge sağlanmak zorunda. Hepimize yetecek kadar yer yok. Cahil, cühela, doğa ve insan düşmanlarının (tecavüzcüler, katiller, hırsızlar, din tacirleri vs.) da yaşama hakkı konusu tartışmaya açıktır. Gerçi insan evladı bunun farkında olarak ya da olmayarak suni seleksiyon ile dengeyi sağlamaya çalışıyor.

    Akla hep zombi temalı filmler geliyor. çılgın bir bilim insanı bir ilaç geliştirir. zehri ve panzehiri yapar. zehri tüm gezegene yayar ve panzehiri belli ayrıcalıklı zümrelere satar ya da laboratuvarda büyük bir hata olur ve tüm gezegene bir virüs yayılır. Her türlü klasik senaryolar var, bıraksak akla türlüsü gelir. Böyle bir şey olursa sanırım gezegenimizin ömrü bayağı bir uzayacak. Galibi de tabiat olur, çünkü insanlar kendilerini yok ederek nüfusu azaltamaya en başından meyilli. bahaneler değişiyor, araçlar değişiyor; ama sonuç aynı.
    1 0 ...
  • güzelliğini boyayla kapatma ahmaklığına düşmeyen bağğğyandır. doğallığı savunacağız.
    4 0 ...
  • leto

    12.
  • acıların kadını...
    apollo ve artemis'in annesi...

    leto, koios ile phoibe'nin kızıdır. ana ve babası güçlü gök titanlarıdır. dolayısıyla leto da bir titandır.
    tam bir iyilik meleği olan leto'nun çocukluğu ve gençliği çok mesut geçmiştir.
    ta ki zeus ile tanışana kadar.

    daha önce metis ve themis ile 2 evlilik yapıp boşanmış olan baş tanrı zeus, titan kızı leto'yu görünce hayvani bir içgüdü ile sahip olmak ister.
    zaten zeus hangi güzel kadını görse hepsine sahip olmak istermiş.
    bunun için de çok çeşitli hilelere başvururmuş.
    kimisine kuğu kılığına girip tecavüz eder, kimisine de satir kılığında görünüp sahip olurmuş.

    neyse, çapkın dul(!) zeus leto'yu da "sana belediye nikahı kıyacağım" diyerek kandırarak sahip olmuş ve hamile bırakmış.
    tabi zeus bu, hamiler bırakınca kadıncağızı kendi haline bırakıp başka aşklara yelken açmış hemen.
    ve hoop kendi öz bacısı hera ile aşka tutuşmuş.
    bir yanda hamile titan kızı leto, diğer yanda kendi öz bacısı güzeller güzeli tanrıça hera.

    hera da çok kurnaz bir orospu ama.
    zeus'un leto ile olan ilişkisinden haberdar. başlarda ilişkiyi kabullenmiş.
    "ya neticede o kadın da senin çocuğunu taşıyor, bizimle birlikte yaşar, yuvarlanır gideriz" diyerekten zeus'un kalbini kazanmış.
    ve bir punduna getirerek zeus'a belediye nikahı kıydırarak zeus'un resmi karısı olmuş.

    zeus'un hera ile evlenmesi ile adeta ortada kalan leto, karnındaki bebelerini düşünerek "aman babasız büyümesinler, elalem piç demesin" diyerek duruma razı olmuş.

    lakin günler geçip leto'nun karnı büyüdükçe hera orospusu ona düşmanlık yapmaya başlamış. "seni sürdüreceğim bu diyardan" diye tehditler etmiş.
    tabi hera'nın yancıları da hera'ya fena gaz vermişler.
    zira leto çocuk doğurursa o doğacak çocukların kudretli birer tanrı olacağı aşikarmış.
    (bkz: hera/#41122299)

    hera bunu istememiş tabi. onu olimpos'tan kovalamış. "yeryüzünün her köşesi sana yasak bundan sonra" diyerek peşine de python adlı dev yılanı takmış.

    bütün bunlar olurken zeus hiç ses çıkarmamış iyi mi?
    yazık, acıların kadını leto hamile haliyle oradan oraya hera orospusunun şerrinden kaçmış durmuş.

    tabi leto'nun hamileliği artık sona yaklaşmış, kadın iyice karnı burnunda doğurdu doğuracak.
    hera da hem leto'yu hem çocuklarını katletmek için peşinde.
    zeus ise hera'dan korkuyor, ama bir yandan da leto ve doğacak çocuklarına yardım etmek istiyor.
    poseidon'u devreye sokmuş zeus.
    poseidon biliyorsunuz zeus'un biraderi. zaten zeus tüm çapkınlık maceralarında biraderi poseidon'un yardımına başvuruyor bir şekilde.
    işte poseidon bunun üzerine leto'ya yardım ediyor ve leto'yu alıp yunanistan'ın doğusundaki küçük bir ada olan delos'a götürüyor.

    leto burada poseidon'un koruması altında tam 9 gün 9 gece sancı çekerek ikiz çocukları apollon ve artemis'i doğurur.

    delos adası günümüzde dünyadaki en muazzam apollon tapınaklarından birine sahiptir ve tapınakta poseidon'un dilinden şu şiir yazar;

    --spoiler--
    Selam sana, ey ulu Leto,
    Bu parlak çocukların anası, mutlu ana,
    sensin kral Apollon’u,
    okçu Artemis’i doğuran,
    kayalı Delos’ta doğurduydun oğlunu,
    vermiştin sırtını koca dağa, Kynthos’un
    sarp eteklerine,
    kızını Ortygie’de doğurduydun,
    inopos akıntılarının orada,
    bir Fenike ağacı dibinde.
    --spoiler--

    evet, leto böylece çocuklarını doğurur.
    apollon ve artemis dünyaya gelir. ama leto'nun acıları biter mi? bitmez...
    leto

    hera'nın öfkesi onları delos'ta rahat bırakmaz ve çocukların doğumundan kısa bir süre sonra leto, çocuklarını da alarak(poseidon'un da yardımlarıyla) anadolu'ya gelir.

    leto'nun hera'dan kaçış yolu şöyle;
    leto

    leto ve evlatları anadolu'ya ayak bastıktan sonra karşılaştığı kurtlar leto ve çocuklarına yol gösterir, xanthos nehri'ne kadar(eşen çayı) onlara eşlik eder ve korurlar.
    xanthos nehri'nin güney kesiminde deniz kıyısını kendilerine yurt yaparlar.
    yolda onlara eşlik eden kurtlara olan minnet duygusu için de yerleştikleri bölgeye yunanca "kurt" anlamına gelen "lykos" sözcüğünden türetilmiş olan lykia (bkz: likya) adını verirler.

    likya halkı leto'yu ve çocuklarını sahiplenir.
    onları korur, sevgi ve saygı gösterirler.

    leto ve çocuklarına istinaden letoon antik yerleşim alanını kurarlar.
    (bkz: letoon/#40340058)

    letoon kenti likya uygarlığının dini merkezi olur.
    burada likyalılar 3 tapınak inşa ederler.
    bu 3 tapınaktan en büyüğü leto'ya aittir ve bugün en sağlamı da odur. ortadaki tapınak artemis'e soldaki tapınak ise apollon'a aittir.
    leto

    letoon'daki leto tapınağının mimari bloklarının yüzde 80'i günümüze ulaşmıştır. bu yüzden dünyadaki en iyi korunmuş tapınaklar arasındadır.
    leto
    leto

    not: letoon antik kenti, komşusu xanthos ile birlikte unesco dünya mirası listesindedir.
    (bkz: xanthos/#40336367)
    8 0 ...
  • 18 mart 1924 tarihli kanundur.
    bu kanun ile köy yaşamı düzenlenmiş, köy yaşamı cumhuriyet rejimine entegre edilmiştir.

    kanunun tamamı şurada;
    https://www.qsl.net/ta2iz/KANUN/KOYK.htm

    şimdi bu kanunun 87. maddesine bakalım;
    madde 87: Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmıyan gerek şahıslar, gerek
    şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin (eşhası hususiye ve hükmiye) köylerde
    arazi ve emlak almaları memnudur.

    bu madde ile köy sınırları dahilinde yabancı şahıs ve şirketlerin mal edinmesi, faaliyette bulunması yasaklanmış.
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu

    (memnu burada yasak demek, aşkı memnu'dan hatırlayınız)

    fakat özal hükümeti 2 defa bu maddeyi değiştirmeye çalışmış, anayasa mahkemesi de bu iki değiştirme hamlesini iki defa iptal etmiş.

    nihayet akp iktidara gelmiş.
    akp iktidara gelir gelmez ilk iş olarak 1924 yılında atatürk tarafından çıkarılan köy kanununun 87. maddesini bir torba yasa paketi ile meclisten geçirmiş ve 87. maddeyi komple iptal etmiş...

    belge-1:
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu
    belge-2:
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu

    böylece yabancı şahıs ve şirketlerin köylerde ve köy arazilerinde mal edinmesi serbest kalmıştır.

    atatürk neden 87. maddeyi koymuştu?
    çünkü türk halkı cahildi, fakirdi, kandırılabilirdi.

    köylüler ellerindeki toprağı yabancılara satabilir, yabancılar köy arazilerinde maden arayabilir, çıkarabilirdi.
    işte atatürk köy kanununun 87. maddesi ile bunun önüne geçmişti ve 2003 yılına kadar da hiçbir hükümet bu maddeyi değiştirememiş, kaldıramamıştı.

    ta ki akp gelene kadar.

    ve bugün köy arazilerinde yabancı şirketler maden arıyor, maden sahaları işletiyor.
    cargill gibi kuruluşlar köy arazilerini yağmalıyor, yok ediyor...
    kanadalı şirket bu maddenin kaldırılmasına istinaden kaz dağlarında siyanür kullanarak altın elde ediyor.

    bilmem bir şeyleri anlatabiliyor muyum?
    19 1 ...
  • 17lik ego bulutu.
    (bkz: #42007974)

    bayılırım böyle kendini nimetten sananlara.
    yalnız doğru bildin, çok kıskancımdır. ama kulvarımdakileri kıskanırım; ün için çırpınan insanları, kendini kanıtlama arzusu yaşından büyük olanları değil.

    eksiler beni yıldıramaz diye fantastik bir entryn var küçüğüm. eğer öyleyse açık eksiyi kafana takmana gerek yok.

    umarım trollüğün kısa sürer.
    öpüyorum.
    14 1 ...
  • dövme

    738.
  • Küçük bir yıldız yaptırmak istiyorum kızımın adının anlamı olduğu için.

    Bileğinin iç kısmına olabilir.
    11 2 ...
  • dövme

    13.
  • Küçük bir yıldız yaptırmak istiyorum kızımın adının anlamı olduğu için.

    Bileğinin iç kısmına olabilir.
    11 2 ...
  • diyanet işleri başkanlığının yaptığı ender faydalı işlerden biri olan rapordur.
    her ne kadar eleştirsek de, diyanet işleri başkanlığı devletin resmi kurumudur ve cahil insanları din üzerinden kandırmak isteyen menzil ve benzeri tarikatlara karşı kısmen de olsa mücadele vermektedir.

    işte diyanet işleri başkanlığı hazırladığı rağorda, nakşibendi menzil tarikatının bazı gerçeklerini paylaşmış ve raporun sonunda menzilciler ile ilgili görüş belirtmiştir.

    diyanet'in hazırladığı rapora göre;
    ■menzil grubu sahih islamdan uzaktır.
    ■gavs denilen şahıs kendini seyyit olarak tanıtmaktadır, bunun doğruluğu yoktur.
    ■menzil grubu çok fazla taraftara sahip olduğu için bürokraside, kamuda etkinliğini arttırmaktadır bu da ileride sıkıntılara sebep olabilir.

    diyanet işleri başkanlığının menzil raporunu aşağıya bırakıyorum. ileride lazım olacak.
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu

    edit: bizi bekleyen en büyük tehlike, menzil tarikatı ve menzilciler hakkında daha kapsamlı bilgi için menzil külliyatını inceleyiniz.
    (bkz: menzil tarikatı/#40040646)
    18 5 ...