• hayırlı ödemeler arkadaşlar...

    dünyayı kıskandıran(!) istanbul havalimanını yaptığımız için biliyorsunuz atatürk havalimanı kapatılmıştı.

    aslında havalimanı kapatılmadı.
    kullanılıyor.
    havalimanı sadece halka kapatıldı.

    asrın liderimiz, ümmedin umudu başkanımız erdoğan hala atatürk havalimanını kullanıyor misal.
    (bkz: atatürk havalimanı rte ve zenginlere hizmet edecek)

    insanları ta bulgarya sınırına, allah'ın siktir ettiği yere gönderdi uçağa binmeleri için, ama kendisi istanbul'un göbeğindeki havalimanına inip kalkıyor...

    işte biz bu atatürk havalimanı için işletmeci olan tav firmasına sözleşmesinden dolayı 4 milyar tl daha ödeme yapacakmışız.
    https://www.birgun.net/ha...n-bedeli-4-milyar-tl.html

    neden yapacağız bu ödemeyi?
    çünkü tav'ın sözleşmesi 2021'e kadar devam ediyor.

    tav ile sözleşme yapılırken, istanbul havalimanının 2019'da açılacağı bilinmiyor muydu?
    bal gibi biliniyordu.
    ama gittiler 2021'e kadar sözleşme yaptılar.

    eee bu nasıl planlama, bu nasıl devlet yönetmedir?
    bu ülkenin sokağa atılacak, boşa harcanacak tek kuruşu yokken, bu 4 milyarın sorumluları ne yapacak acaba?

    bu sözleşmeyi yapanlar hem vallahi hem billahi vatan hainleridir.
    tüyü bitmedik yetimin hakkı olan 4 milyar liranın kaçta kaçını aralarında üleştiler acaba?
    13 1 ...
  • zekasız insanların sözlükte popi olma yöntemleri isimli bi başlık açmış ve sözlük erkeklerine abaza yıkık bilmem ne diyerek şov yapmış. ama burda tarif ettigi kadınlarla 7-24 yalaşan da kendisi.

    https://m.uludagsozluk.com/e/41631985/

    1) orasını burasını atın maddesinde akla gelen ilk isim çiçekli şiir. dil altını bile attı. daha napsın. ama gün aşırı nikaltini yalayan, ay çiçekli çok hoşsun hihihi, diyen yine bu bizim alkolik.

    2. maddedeki seksist, am göt meme konuşan kadın maddesindeki ilk akla gelen, son 2 yılın en igrenç en sapık iki kadını icimdeolenbirivar ve lilith'i zamanında yalayan koruyan yine bizim alkolik. ben lilith'e sallarken bu korumaya gelirdi. yok lilith ile buluşma başlıgı bilmem ne.
    içimde ölen var ile cinsellik bile konuştum ama meriçlik yapmadım rezilliğini, onla nasıl fingirdediğini anlatan yine bizim alkolik.

    aristo mantığı ile; kendi başlığındaki ilgi budalalarına yanaşan abazyalı, yıkılmış sözlük erkeği yine kendisi.

    kişi ya kendini bilecek ya da kendi yaptığı pislikleri öteki insanlara atmayacak. hani bazı roman yazarları kendi hayatlarını anlatır ya, bizim alkolik de kendini anlatmış bu romanında.

    Not; abaza ve yıkık yerini editledim. Gel yine formata aykırı diye gammazla, bu yediğin efsane ayarı.
    22 7 ...
  • son birkaç yıldır doluşan suriler hariç anadolunun en ayrıcalıklı kesimi,

    ülkeye hiçbir gelir getirisi olmamasına rağmen okullar, hastaneler, stadyumlar ve sosyal tesisleri taraflarına karşılıksız çek olarak bahşedilen kesimi,

    bunların karşılığını yaşadıkları yerlerden terör, kaçakçılık, uyuşturucu madde, cinayet ve cehalet ihraç ederek veren kesimi,

    sürekli artan nüfuslarına rağmen çatısı altında yaşadıkları ülkeyle homojenize olmama konusunda ısrarla direnen kesimi, ve küstahça seçimlerine girip yönetimde direkt söz sahibi olan kesimi,

    "ühühühü dışlanıyoruz" diyor. vay arkadaş sözün bittiği yer.
    7 2 ...
  • Uniye amcık değil de okumak için gidiliyorsa tabi okunur. Hatta amcık için giden 20 yaşındaki çocuktan önce mezun olunur.
    4 0 ...
  • Yani yaz yaz bitmez.

    ilkokuldan gireriz üniversiteye kadar çıkarız makale olur bundan. Misal ilkokulu ele alalım

    Daha ilkokul da hiçbir şeyden habersiz çocuklara yapamayacakları ödevleri verip duruyorlar. Çocuk ne yapıyor? Eve gidip annesine babasına yaptırıyorlar. E çocuk ne öğreniyor bu işten? Hiçbir şey.

    Yine aynı şekilde başta kimseye kendini ifade etmeyi öğretmiyorlar, tamamıyla düz bilgi. Çocuğa şu konu hakkında düşüncelerini yaz desen 2 satır ancak yazı çıkıyor yazamıyorlar hiçbir şey. Çünkü öğretmemişler sadece al ezberle sınava gir al ezberle sınava gir. Kendini ifade etmek bile yok.

    Sorunların birçoğu ilkokuldan başlıyor en tepeye kadar çıkıyor. Yeterli öğretmenlerin eksik oluşu da büyük bir sorun. Sistem zaten komple sorun tabi ki.
    9 0 ...
  • iyi okuyun dostlar!

    yazdıklarım kurgu ,abartı ,hele hele yalan asla değildir.

    anadolunun küçük bir şehri elazığ..

    bu şehrin de verimli bir ovası uluova ..

    içerisinde 36 köyü barındırır..

    köylüler 2000 başlarında geçimlerinin çukurovaya rakip olacak şekilde pamuk ,

    aynı zamanda anadolunun çoğu ovasında yetişen şeker pancarı,arpa ve buğday ile sağlardı.

    pamuğun kabuk ve gövdesi kışın yakıt olarak ,

    şeker pancarının hasattan önce yaprakları hayvanların yazın otunu karşılar ,

    glikozundan sonra artan posası ise küspe kışın gıdasını karşılardı.

    aynı zamanda pancarın yaprağı toprağa karışarak tarlanın gübre ihtiyacını ciddi oranda karşılardı.

    arpa ise hayvanın yemininin hammaddesi olup her köy değirmeninde yem haline rahatlıkla getirilebiliyordu.

    bu güzelim topraklarda çiftçiler pamuğunu çukobirliğe , şeker pancarını elazığ şeker fabrikasına , buğday ve arpasıı ise tarım mahsülleri ofisine yada özel kuruluşlara satmaktaydı dostlar.

    bakınız dostlar bundan sonra anlatacaklarım artık kendi vicdanınızla yorumlayın,

    devlet ilk olarak nedeni bilinmez pamuğa kota koydu , çiftçi üretim azalarakta olsa yine ekmeye devam etti.

    daha sonra taban fiyatları düşürüldü. zaten kotadan yakınan çiftçi bu olaydan sonra ekimi % 80 azalttı.

    üretimin azalmasını sebep gösterip çukobirlik kapandı ve elazığda pamuk üretimi sonlandı.

    pamuğu kaybeden çiftçi pancara daha da yöneldi.

    fakat pancarın da kaderi pamuktan farksız değildi.

    pamuğun başına gelen herşey pancarın da başına geldi.

    önce kota sonra taban fiyatları düşümü sonrası pancar ekimi durma noktasına geldi.

    işin acısı dostlar devlet kendi eliyle evet kendi elleriyle tam 36 köyün suyunu kesti.

    3 tarafı sularla çevrili olan elazığda 36 köylük alan susuz hale geldi.

    leylerin uğrak mekanı, heryerin yemyeşil olduğu güzelim ova kurak bir ovaya dönüştü.

    burda şunu belirtmek istiyorum, yazdıklarıma en ufak bir şüphesi olan elazığlı biriyle bunu konuşabilir.

    yada bizzat gidip görebilir.

    neyse konumuza devam edelim dostlar,

    suyun kesilmesi ile de köylüler tamamen şeker pancarı üretimini bitirdiler.

    biten sadece pancar olmadı tabi,

    tarımla ilişkili bütün sektörler darbe yedi,

    traktör satışları yarıya düştü,

    tarım aleti satışları azaldı,

    pancar üretiminde kullanılan küçük el alartleri üreticileri(dehre, pancar kancası, külbe vs.) kapandı.

    pancar hasadına gelen işçiler artık gelmez oldu .

    ve daha sayamadığım birçok şey..

    anlayacağıız toplumsal bir çöküş oldu.

    dostlar bakın bir pancarla bunlar mı oldu demeyin ,

    sanayinin olmadığı anadolu şehirlerinde piyasa belli ürünlere bağlıdır malatya'da kayısıya adıyamanda tütüne bağlı olduğu gibi.

    artık köyler de terk edilmeye mahkumdu.

    gidebilen büyük şehirlere gidemeyen ise elazığ'a taşındı.

    bakınız dostlar şimdi size bu olayın sonuçlarını özelde elazığ olsa da genelde türkiye için anlatacağım anlatacağım.

    artık elazığda şeker pancarı ekilmiyor gibi,

    dolayısyla hayvancı küspesini ucuza alamıyor.

    yazın hayvanına ot veremiyor yem satın alıyor.

    köyler boşaldığı için artık arpa ekimi de azaldı .

    dolayısıyla hayvancı yemini de ucuza alamıyor.

    buna mütekiben hayvancılık maliyeti artıyor bizler eti pahalı yemek zorunda ya da ithal etmek zorunda kalıyoruz.

    köyler boşaldığından köylerde sebze meyve ekimi de yapılmıyor ,

    işte dostlar soğana o yüzden şükrediyoruz.

    salçayı kilosunu 20 liradan bu yüzden alıyoruz.

    insanlar şehirlere akın ettiğinden arz-talep meselesi evler bu yüzden pahalılaşıyor.

    mütahitlik bu yüzden değer kazandı, yüzüne bakmayacağınız topraklar alınmaz seviyeye geldi.

    evinde namazını kılan anadolu insanı büyük şehirlere ayak uyduramadı,

    kültürel yozlaşma yaşandı dostlar , bakıp güldüğümüz bağcılar dans videoları hep bu hikayenin sonucu.

    dostlar bu hikayenin çok sonucu var...

    benim yazmaya bitiremediğim, sizin anlatmaya bitiremeyeceğiniz çok sonucu var dostlar..

    sağlıcakla...
    7 0 ...
  • iyi okuyun dostlar!

    yazdıklarım kurgu ,abartı ,hele hele yalan asla değildir.

    anadolunun küçük bir şehri elazığ..

    bu şehrin de verimli bir ovası uluova ..

    içerisinde 36 köyü barındırır..

    köylüler 2000 başlarında geçimlerinin çukurovaya rakip olacak şekilde pamuk ,

    aynı zamanda anadolunun çoğu ovasında yetişen şeker pancarı,arpa ve buğday ile sağlardı.

    pamuğun kabuk ve gövdesi kışın yakıt olarak ,

    şeker pancarının hasattan önce yaprakları hayvanların yazın otunu karşılar ,

    glikozundan sonra artan posası ise küspe kışın gıdasını karşılardı.

    aynı zamanda pancarın yaprağı toprağa karışarak tarlanın gübre ihtiyacını ciddi oranda karşılardı.

    arpa ise hayvanın yemininin hammaddesi olup her köy değirmeninde yem haline rahatlıkla getirilebiliyordu.

    bu güzelim topraklarda çiftçiler pamuğunu çukobirliğe , şeker pancarını elazığ şeker fabrikasına , buğday ve arpasıı ise tarım mahsülleri ofisine yada özel kuruluşlara satmaktaydı dostlar.

    bakınız dostlar bundan sonra anlatacaklarım artık kendi vicdanınızla yorumlayın,

    devlet ilk olarak nedeni bilinmez pamuğa kota koydu , çiftçi üretim azalarakta olsa yine ekmeye devam etti.

    daha sonra taban fiyatları düşürüldü. zaten kotadan yakınan çiftçi bu olaydan sonra ekimi % 80 azalttı.

    üretimin azalmasını sebep gösterip çukobirlik kapandı ve elazığda pamuk üretimi sonlandı.

    pamuğu kaybeden çiftçi pancara daha da yöneldi.

    fakat pancarın da kaderi pamuktan farksız değildi.

    pamuğun başına gelen herşey pancarın da başına geldi.

    önce kota sonra taban fiyatları düşümü sonrası pancar ekimi durma noktasına geldi.

    işin acısı dostlar devlet kendi eliyle evet kendi elleriyle tam 36 köyün suyunu kesti.

    3 tarafı sularla çevrili olan elazığda 36 köylük alan susuz hale geldi.

    leylerin uğrak mekanı, heryerin yemyeşil olduğu güzelim ova kurak bir ovaya dönüştü.

    burda şunu belirtmek istiyorum, yazdıklarıma en ufak bir şüphesi olan elazığlı biriyle bunu konuşabilir.

    yada bizzat gidip görebilir.

    neyse konumuza devam edelim dostlar,

    suyun kesilmesi ile de köylüler tamamen şeker pancarı üretimini bitirdiler.

    biten sadece pancar olmadı tabi,

    tarımla ilişkili bütün sektörler darbe yedi,

    traktör satışları yarıya düştü,

    tarım aleti satışları azaldı,

    pancar üretiminde kullanılan küçük el alartleri üreticileri(dehre, pancar kancası, külbe vs.) kapandı.

    pancar hasadına gelen işçiler artık gelmez oldu .

    ve daha sayamadığım birçok şey..

    anlayacağıız toplumsal bir çöküş oldu.

    dostlar bakın bir pancarla bunlar mı oldu demeyin ,

    sanayinin olmadığı anadolu şehirlerinde piyasa belli ürünlere bağlıdır malatya'da kayısıya adıyamanda tütüne bağlı olduğu gibi.

    artık köyler de terk edilmeye mahkumdu.

    gidebilen büyük şehirlere gidemeyen ise elazığ'a taşındı.

    bakınız dostlar şimdi size bu olayın sonuçlarını özelde elazığ olsa da genelde türkiye için anlatacağım anlatacağım.

    artık elazığda şeker pancarı ekilmiyor gibi,

    dolayısyla hayvancı küspesini ucuza alamıyor.

    yazın hayvanına ot veremiyor yem satın alıyor.

    köyler boşaldığı için artık arpa ekimi de azaldı .

    dolayısıyla hayvancı yemini de ucuza alamıyor.

    buna mütekiben hayvancılık maliyeti artıyor bizler eti pahalı yemek zorunda ya da ithal etmek zorunda kalıyoruz.

    köyler boşaldığından köylerde sebze meyve ekimi de yapılmıyor ,

    işte dostlar soğana o yüzden şükrediyoruz.

    salçayı kilosunu 20 liradan bu yüzden alıyoruz.

    insanlar şehirlere akın ettiğinden arz-talep meselesi evler bu yüzden pahalılaşıyor.

    mütahitlik bu yüzden değer kazandı, yüzüne bakmayacağınız topraklar alınmaz seviyeye geldi.

    evinde namazını kılan anadolu insanı büyük şehirlere ayak uyduramadı,

    kültürel yozlaşma yaşandı dostlar , bakıp güldüğümüz bağcılar dans videoları hep bu hikayenin sonucu.

    dostlar bu hikayenin çok sonucu var...

    benim yazmaya bitiremediğim, sizin anlatmaya bitiremeyeceğiniz çok sonucu var dostlar..

    sağlıcakla...
    7 0 ...
  • itiraf gibi açıklamadır. sonra dalga geçer gibi "seçimi ysk iptal etti" diyorlar. demokrasi diyor sandık diyor millet iradesi diyor. sonra diyor ki kazansa bile oturtmayız oraya. ki 31 martta kazandı haksızlık ile hile ile hurda ile makamını çaldılar. bunu takip edenlere koyun deniliyor çomar deniliyor diye kızıyorlar. neden kızıyorsunuz ki ? adam kendisi size koyun diyor resmen. yıllardır sizi demokrasi diye sandık diye "sizin iradeniz önemli" diye kandırıyorum demiş resmen. daha ne desin ? sizi koyun yerine koyan kimler aslında görün artık biraz. yıllardır tek değeriniz verdiğiniz oylardı. insan yerine bile konmuyordunuz. artık oyunuzun da bir değeri olmadığını söylüyorlar. siz oy verseniz de vermeseniz de biz istediğimizi yaparız diyor. ki yapıyor da. bir telefon açıyor ysk seçimi saçma sapan gerekçelerle iptal ediyor. bir telefon açıyor sayıştay "bizim öyle bir raporumuz yok" diyor. referandum da neye evet dediğinizi artık birazcık da olsa görün yahu.
    6 0 ...
  • anın görüntüsü

    "Yaşadığın, gittiğin, çalıştığımız okul projelerdeki şehirlerde sahil yok yapamayız ya " dediler, buldum:)
    Okullar tatil olmuşken tam gaz devam.

    Herkese mutlu günler, günaydın sözlük!
    17 0 ...
  • Türk feminiklerin sıkça kullandığı argüman.
    Bayan kelimesi bay kelimesinden türetilmişmiş,
    Ben de diyorum ki bay değil adam.
    Bay kelimesi bayan kelimesinden kısaltmadır, eksiklik mi belirtiyorsunuz? Bir erkek yarım kadın eder mi demeye çalışıyorsunuz?
    Bu arada bu tip hitap şekilleri bakımından Türkçe kadar güzel bir başka dil olduğunu düşünmüyorum,
    Mesela ingilizcede MS, mrs, miss gibi sıfatlar kullanılıyor, Türkçede bekarlık evlilik belirten bir sıfat yok, ayrıca man-woman da bizdeki gibi değil mi?
    internetle birlikte hayatımıza giren male-female kelimeleri de aynı şekilde,
    Arkadaşlar kısacası böyle abuk konular yerine neden istihdamda kadın erkek eşitliği istemiyorsunuz? Onun için ugraşsanız ya.
    Kadına şiddet için uygulanan cezaların artırılması için uğraşın mesela,
    Feminist deyince insanların aklına evde kalmış kız kurusu gelmesin.
    Boş işlerle uğraşmayı bırakın artık.
    12 5 ...