• Türkiye cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanının zulüm olarak nitelendirdiği türk milletinin ana dilinde olan ezan.

    Şimdi ne diyor kendisi, "türkçe olduğu zaman sadece biz anlarız ama arapça olduğu zaman bu müslümanlar için evrenseldir." Iyi peki, kendi içinde bir mantığı var ama bu mantığa göre türk milleti için neden zulüm olarak görülüyor?
    işte bu ancak arapçılıkla, türkçe düşmanlığı ile anlaşılabilir.
    2 0 ...
  • " memur teoman " ları seviyoruz.

    nasıl sevmezsiniz ?
    çünkü; çal mı yor lar...
    ve çalışıyorlar.

    not: ne günlere kaldık.
    işini yapanı ... sırf işini yaptığı için... alkışlıyoruz.
    velhasıl... biz de az manyak değiliz yani...
    4 0 ...
  • "Gerek faşizm gerekse komünizm bu ve benzeri uygulamaları sıkça kullanmıştır. Askeri ağırlıklı rejimler bu tür uygulamaları temel almıştır. Bunun bir yansıması olarak da okullarda da kullanılmaya başlanmıştır. Bu aynı zamanda okulların ideolojikleşmesi ve askerileşmesi anlamına gelmektedir."

    Bunun gibi türlü eleştiriler de bulunmuş meb öğrencilerin kafasına vurula vurula bu sözler dikte ediliyormuş... Madem okullar askerileştiriliyor o halde neden "her türk asker doğar" mantığı ile zorunlu askerlik yaptırıyorsunuz? Madem öyle askerlik serbest olsun asker mi yetiştiriyor bu ülke?

    Türküm desen faşist
    Din dil ırk ayırmıyorum desen komünist oluyorsun ülkede

    Sadece "Müslümanım" denmesini istiyor ve kabul ediyorlar. Bunun dışında kalan her şey ya faşistlik ya solculuk komünistlik ya da farklı kötü bir şey (onlara göre) ama Müslümanım dersen hiçbir sıkıntı yok sadece o serbest olmalı bu kişilere göre ülkede.

    http://www.cumhuriyet.com...al_Andimiz_dilekcesi.html
    5 0 ...
  • son zamanlarda birileri birilerini sürekli yaftalıyor.
    biliniz ki, kim yüksek perdeden ona buna "fetöcü" diyorsa o asıl fetöcüdür.
    kim sürekli birilerine "yahudi, kafir vb" diyorsa bilin ki o yahudidir veya kafirdir...

    şimdi sizlere kadir mısırpüskülü'nün bir bilinmeyenini anlatayım.

    sabetayistleri hepiniz biliyorsunuz sanırım.
    osmanlı döneminde yahudi olup, sonradan sabetay sevi olaylarından sonra müslümanlığa geçen, ama özünde yahudi olarak yaşamaya devam eden dönmelere sabetayist denir.

    sabetayistler kapalı bir toplumdur, dışarı kız alıp vermezler.
    o yüzden bir sabetayist biri ile evleniyorsa muhakkak o evlendiği kişi de sabetayist bir aileye mensuptur.

    kadir mısıroğlu.
    1933 akçaabat doğumlu, akçaabat-dürbinar nüfusuna kayıtlı.

    eşi, aynur mısıroğlu, 1937 istanbul doğumlu. akçaabat dürbinar nüfusuna kayıtlı.

    kadir mısıroğlu'nun eşi, aynur mısıroğlu'nun babası.
    vasıf aydınarslan. 1895 selanik doğumlu, tokat merkez soğukpınar nüfusuna kayıtlı.

    kadir mısıroğlu'nun eşi aynur mısıroğlu'nun annesi;
    huriye aydınarslan, 1900 selanik doğumlu, tokat merkez soğukpınar nüfusuna kayıtlı.

    kadir mısıroğlu'nun kardeşi, şengül kolot. 1942 akçaabat doğumlu.
    aslen rizeli olan kolot ailesinin kökeni de selanik'e dayanır, 4 kuşaktır zengin bir ailedir, sabetayistlerin bülbülderesi mezarlığında "kolot" soyismine çokça rastlanır.
    yani mısır püskülünün kardeşi de sabetayist bir ailenin gelinidir.

    gelelim mısıroğlu'na...

    mısıroğlu soyadı, osmanlı döneminde bir sıfat olarak kullanılırdı.
    kayıtlarda mısıroğlu adına galata bankerleri arasında rastlıyoruz.
    galata bankerleri kimlerdi?
    baltazzi, lorando tubini, korpu, kamondo, zarifi, ogenidi, mavrogordato, fernandez, köçeoğlu, mısıroğlu gibi levanten, ermeni, rum ve yahudi bankerlerdi...

    sanırım bu kadarı şimdilik yeterli...
    13 2 ...
  • "bir çift" denilip 28 çift seçeneğinin sayıldığı mevzudur.

    kim bu sözlükteki donsuz aşıklar

    vay arkadaş vay. hayır aşıklar kısmı tamam olmaz, olamaz diye bir şey yok neticede hepimiz insanız. hani buluşmuş bir şeyler yaşamış olabilirler bunda da sıkıntı yok herkesin hayatı kendisine neticede. de donsuz oldukları veya yaşadıkları şeylerden neden ve nasıl başkalarının haberi olabiliyor. ulan baksana millet böyle şeyleri yazabilmek için yazarlık bile alıyor neden anlatıyorsunuz 3.tekil şahıslara dimi.

    *Mecburi istikamet-yasar ustaa (mı)* bu gözüme takıldı bir de.

    kim bu sözlükteki donsuz aşıklar
    11 0 ...
  • Bir süre sonra alışkanlık haline gelir.

    Sela okunmadığı gün acaba bu sefer de müezzin mi öldü diye sorgulatır.
    3 0 ...
  • Makyaja, internete, cins kedi mamalarına para vereceğinize, evsizlere evinizi açsanıza. Sözde merhametli ve yardım seversiniz haahah!
    2 1 ...
  • Karşılığında "gezi parkındakiler de seni siksin" diye tepki verilecek durum.
    Yine fetö köpekleri havlamış.
    3 0 ...
  • Terapi gibidir.
    Evet, terapi olduğunu söyleyen uzmanlar (şahin k reyiz vb uzmanlar değil canım) vardır. Seks tabu olmaktan çıkar.
    Her şeyin fazlası zarar olduğunu da unutmayalım (Tıpkı teknoloji gibi) sağlıklı normal etik kurallar çerçevesinde (tecavüz şiddet çocuk hayvan vb olmayan) filmler ara sıra izlenmesinde bir sakınca yoktur.
    Bir de eğlenceli oluyor.
    Şöyle:
    Şahin k reyiz doktor, kadını muayene ediyor. Uzatmayalım, klasik oram ağrıyor buram ağrıyor muhabbeti yeşil ışık yakmak frikik vermek ve Dr Şahin k reyiz tanı için kararını açıklıyor "hanım efendi, size acil sikap yapmam lazım"
    Kadın "aaay doktor check-up demek istediniz galiba"
    Şahin k reyiz "hayır hanımefendi sikap dedim, sizin acil zikilmeniz lazım" sonuç haşırt.
    1 1 ...
  • Hayalini kurduğun şeyin gerçeği hayal kırıklığından başka bir şey değildi.
    Yaşama karşı çocuk inancımızı kaybetmiştik ve ondan bizi ayağa kaldıracak mucizeler beklemiyorduk.
    Perdenin gerisinden dışarıyı seyrediyor ve yaşayan ölüler olarak algılarımızı ceplerimizden düşürüyor farkına bile varmıyorduk.
    Kimseye ayıp olmasın diye yaşamı ciddiye alır gibi davranıyorduk.
    Ciddiye alıyorduk belki ama eski önemi artık bizde yoktu.
    Her gün daha fazla şeyler kopup gidiyordu.Parçalarımıza uzaktan bakarken artık gözlerimiz dolmuyordu.
    Alışmıştık umursamıyorduk.
    Aynı adreslerde aynı şeyleri yaşamaya çalışırken hayatın kaotik bir sarmala bulandığının farkında olup elimizden gelen hiç bir şeyi yapmıyorduk.
    Yaşlanıyorduk ve hep aynı kısa hikayeleri aynı insanlara aynı köşelerde anlatıyorduk.
    Bazen eklemeler yapıp kendimizi bile kandırmaya çalıştığımız anlar oluyordu.
    Bir film defalarca seyrediliyordu defalarca aynı kitabın aynı sayfaları okunuyordu.
    Kaset takılı kalmıştı bitmiyordu ve bir adım öteye gitmiyordu.
    Kendimizden sıkılmıştık ve kendimizi dinlerken kendimizin bile uykusu geliyordu.
    3 0 ...