• Bugün ağda günüm sözlükçüğüm caaarrttt.

    Ok. Sadece ortamı yumuşatmak için iğrenç bir şakaydı.

    Ben bu hanımefendiyi tanımam etmem, zaten yazdıkları ve paylaşımları bana hitap etmediği için takibimde değil. Ancak bu olayda şunu söyleyeyim demek ki sanal olsak da yazdıklarımızla, düşündüklerimizle bir kimliğe bürünüp bir noktada gerçekleşiyoruz ve sonunda istediğimiz her şeyi yazamıyoruz. Çünkü o sanal kimlik buna müsade etmiyor. Bu bir. ikincisi eğer bir erkek “ ben inşaatta karının TEKine çaktım eki ehiii” deseydi onun da bu kadar üstüne gidilecek miydi? Çünkü bir erkek için Uludağ sözlükte günde milyon tane yazılmış sıradan yazıdan biri olurdu.

    Herşey bir tarafa Bence yazacak paylaşacak daha güzel şeyleri olmalı insanların. Kavgadan, seksten başka bir şey yok mu hayatınızda ? yapmayın.
    6 1 ...
  • doğrudur, teorik tipler çok, sağda da çok, solda daha çok...sosyalizm kitaptan diil hayattan çıkan bir rejimdir. çok basit şeyler üzerine döner, biz bunu almanya´da görürüz. mesela büyük süpermarket zincirlerine devletin "bak koçum benim şu kadar işsizim var, bu adamların senden alışveriş yapacak paraları yok, ve senin de bana şu kadar milyon euro vergi borcun var, sen bana bu borcunun yüzde 40-45´ini bira, ekmek,yumurta, şarap, peynir babından hibe et - ki tonlarca gıda maddesi yapıyo bu- ben de senin vergi borcunun bi kısmını siliim " demesi çok zor bişey diildir.

    adama parası yoksa bir kart verirler, bizim türkler hep o kartın peşindediler- mavi renklidir bu kart- devletin işsizler için açtığı süpermarketten alışveriş yaparsın. benim param var ben yapamam, ama buralarda tanıdığım birkaç kişi var, adamların arabaları yok, bana paganviodio bizi şu markete götürür müsün, alışveriş yapıcaz da, derler, ben de onları o işsizler marketine götürürüm.

    bu, almanya´da bugün yok 45 yıldır falan varmış.

    o markette senin normal şartlarda 9,99 euro´ya aldığın şarap resmen 30 cent !! 30 tane taze yumurta normalde 2,5 euro orada 20 cent...meşhur fransız peyniri cheddar normalde 4 euro orada 40 cent, falan...adamların oturdukları yerler bedava, otobüs kartları var, yüzde 85 daha ucuz bi de ceplerine devlet 1000 euro´nun üzerinde para koyuyo, vallaha da ellerinde benden daha fazla para kalıyo...

    yani bunları organize etmek zor bişey diil ki...organize meselesi. brezilya bunu organize edememişse, bunun suçlusu neden sosyalizm olsun ki?...almanya bunu oturtmuş bu sistem oturmuş...

    ama mesela bak, o işsizlere iş bulma kurumu iş bulur da onlar da çalışmaya gitmezlerse, o yardımı keser, o komlikleri de geri alır. bi de o var. icabında seni mesela demiryolu inşaatında çalışan adama 5000 euro falan aylık verirler, ağır iş çünkü, aylık 5000 euro´dan iş yapabilirsin, öyle bi iş bulurlarsa...

    sonra alman iş bulma kurumu bi şirkete adam gönderirse, o şirket o adamı işe zike zike almak zorunda...öğrenme zamanları belirlenmiş, herşey sisteme bağlanmış...bi işi 3 ayda öğrenirsin, yani işveren seni en az 3 ay çalıştırmak zorunda. sonra işten çıkartırsa, devlete hesap vermek zorunda, icabında işverenin başı belaya girer, sonradan o işe aynı kaolibrede başka bi adamı, bi arkadaşı ya da tanıdığını alırsa... burada bi inşaat şirketine alman devleti 150 bin euro ceza kesti, sen niye bizim adamı keyfi olarak işten çıkarttın, diye...gazetelere çıkmıştı, oradan biliyorum.

    yani demem o ki, sosyalizm de kapitalizm de organize meselesi...sizin kitaplarda okuduğunuz gibi olmuyo o işler, pratikte çalışılmış, pratikte, teoride olmayan hatalar gözlemlenmiş, o hatalar giderilmiş, sistem tıkır tıkır çalışıyo. kimse mağdur olmuyo.

    yani bütün bu işler organize meselesi, bunu organize etmek mutlaka bikaç yıl sürmüştür, ama brezilyanın yapamadığı organizasyonu almanya, fransa yapmış...

    mesela fransa, polis memurlarından, bürokrat memurlardan hayat boyu elektrik ve su parası almaz, devletin bağladığı interneti kullanırsa, telefon, internet parası da almaz. adamlar bunları organize etmişler...

    yani brezilya sosyalizm i nasıl uygulamış bilemiyorum ama, almanya´da uygulanan sistemden herkes memnun aslında. ki atla deve falan diil, denletin kurumlarını işe yarar bir biçimde organize etme meselesi. bunu yaptın mı sistem gayet de güzel işliyo.
    4 0 ...
  • brezilya'nın sosyalizm değil abd belasıdır.

    şimdi öncelikle amerika birleşik devletleri'nin olduğu bir kıtadan bahsediyoruz. kıtayı gözünün önüne getir. abd ortada değil mi. abd'den sonra aşağısı çöp, abd'den üstü zaten bi kanada bi alaska onları sayma aynı menfaat doğrultusundaki devletler. diyeceğim şu, abd kendi kıtasında hiçbir zaman güçlü bir devlet demiyorum dikkat edin; güçlenmek isteyen bir devlet, güçlenme çabaları olan bir devlet, bu potansiyeli içinde barındıran bir millet istemez. bu söz konusu değildir ki abd kaç bin km ilerideki kendisi ile uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan ama ne olur ne olmaz diye demokrasi götürdüğü ülkeleri biliyoruz. orta hatta uzun vadede potansiyel en ufak bir menfaat abd'yi orada bitiriyor maalesef. peki böyle olan bir ülke hiç kendi kıtasındakileri boş bırakır mı kendisi ile toprak bütünlüğü olan devletleri es geçer mi. tabi ki de oralara müdahale edecek. güney amerikanın büyük bir bölümünü oluşturan, toprak bakımından iki büyük devleti brezilya ve arjantin. bu iki devlette çolak. adeta sağ kolu ve sol bacağı yok. bu kasıtlı yapılan bir şeydir. abd'nin yıllardır süregelen planının parçasıdır. çeteler, mafyalar, uyuşturucu kartelleri, kadın-çocuk istismar çeteleri aklınıza ne gelirse. siz bu ülkelerde polisseniz zayıfsınız ama çetelerden birine üyeyseniz daha güçlü ve itibarlısınız. kendi kıtasındaki milletleri bu ve buna benzer durumlarla yıllardır oyalayan ve bu saye de ekonomik, siyasi ve sosyal olarak geri kalmasını sağlayan sorumlu ülke abd'dir. yok sosyalizmmiş, demokrasiymiş, liberalizmmiş; 'izmleri geçiniz bunlar boş laflar. abd'nin müdahalesinden sonraki merhaleler bunlar. o ülkelerin başlarına sardığı çoraplar. ille bir şeyler söylenecekse öncesine bakmak o konuları tartışmak lazım.
    4 1 ...
  • Ve kum saati, dünyanın kum saati boşaldı ve yüzyılın tüm gürültüleri sustu; çılgın ve kısır çabamız bitti, yakınlarına gelince, sonsuzlukta olduğu gibi– erkeğin veya kadının, zenginin veya yoksulun, kölenin veya efendinin, mutlunun veya mutsuzun olduğu gibi– herşey sessizlik içindedir; başın ister tacın parıltısını taşısın ister basit insanların arasında kaybolsun, ister yalnızca günlerin sıkıntılarına ve alınterlerine sahip ol, ister dünya durduğu sürece ünün yüceltilsin, ister isimsiz ve unutulmuş olarak sayısız kalabalıkların içinde kaybol, ister seni kaplayan bu görkem tüm insansal betimlemeleri aşsın, ister insanlar, ne olursan ol seni yargıların en acısı, en alçaltıcısı ile vursunlar, sonsuzluk milyonlarca benzerinden her biri için olduğu gibi senin için de tek bir konuda bilgiyle donanacaktır: Yaşamının umutsuz olup olmadığı ve umutsuzsa bunu bilip bilmediğin veya bu umutsuzluğu bir korku gizi gibi, suçlu bir aşkın meyvesi gibi içine sokup sokmadığından veya umutsuz olarak ve diğerlerine nefret duyarak öfkeye kapılıp kapılmadığın konusunda. Ve eğer yaşamın yalnızca umutsuzluğu taşıyorsa gerisinin hiçbir önemi yoktur! ister zaferler isterse yenilgiler söz konusu olsun, senin için herşey kaybedilmiştir, sonsuzluk seni artık hiç içine almaz, seni hiç tanımamıştır veya daha da kötüsü seni tanırken seni kendi benine çiviler. Umutsuzluğun benine!
    0 0 ...
  • sen onu geç de, bu dünyada en çok evsiz barksız, sokakta yatan, sağlık sigortası olmayan, hastalanınca ölmek zorunda olan adamın kapitalist abd´de de olduğunu biliyo musun yigenim?...

    sosyalist kuralları benimsemiş almanya, hollanda, fransa...brezilya´yı bi yana bırak, biraz da bu ülkelerden bahset kardeş. bak almanya mesela geçen yıl 300 milyar euro cari fazla verdi, bu öyle büyük bir para ki, türkiye´nin bütün dış borcunu neredeyse bi zikmede ödüyo...

    öyle çocukca sosyalizm düşmanlığı yapmayı bırakalım, haticelerden diil neticelerden bahsedelim, bence öylesi daha iyi.
    3 1 ...
  • bu olay tarihe geçecek, ve bir hukuki kara leke olarak türk hukuk tarihinde yer alacaktır. "milli irade" diyen tiplerin işlerine gelmediği zaman milli iradeyi nasıl hiçe saydıkları, oluşturdukları "saray soytarısı" sözümona hukukçuların nasıl " emredersin abi" dedikleri, herkesin artık malumudur.

    sonuçta herkesin bildiği şeyi bir kere de biz buraya yazalım - bu seçim yenileme muhabbeti tamamen milli iradenin çalınması, halkın hiçe sayılması anlamına gelmektedir. yapılan şey, direkt olarak haksızlıktır.

    bunun ileriki zamanlarda bir cezai müeyyidesi olacaktır...olmalıdır.

    bu olay, bunu yapanların yanına kar kalmamalıdır.
    3 2 ...
  • Bir sahuru daha bitirdik. Yasin'imizide okuduk.Sabah namazını kılıp yatacağız.
    4 2 ...
  • Uyutmaz.
    Günlük aktivitelerinizi aksatır.
    Fizyolojik ağrı ve sancılara yol açar.
    Depresifliğe yatkınlığınız hep vardır.
    ilaç kullanımı bir yerden düzenler, bir yandan bozar ruh halinizi yine.

    Arada bir gözlerinizi yuvarlarından çıkarır karşınıza koyar bedeninizi izlersiniz, her şey normal gelir bir an "niye endişeliyim ki" "her şey bir gün bitecek nasılsa" "niye bu korku" "neden bu acele?" "Iyiyim be"

    Yok, olmaz yine devam eder işkence. Beni mi buldu dersin bu lanet şey. Evet seni buldu, çekeceksin.
    7 1 ...
  • Neden yenilenmesin dedikleri de belli olmuş 4 gerçek YSK üyesidir. Yaptıkları açıklama Buram buram Hukuk kokar.

    “Seçmenlerin sandık kurulunun oluşumuna itiraz etmeleri ve sandık kurulunun nasıl oluşturulduğunu bilmeleri mümkün değildir. Seçmenler Anayasa gereğince kendilerine tanınan seçme hakkını kullanarak oy vermişlerdir. Sandık kurulunun oluşumunda bir hata varsa bunun sorumluluğu seçmenlere yüklenemez”

    Yazının tamamı bile herhangi bir ak yolcunun büyük ihtimalle toplam 1 ayda okuduğu şeylerden fazladır.

    https://www.google.com/am...alefet-serhi-4895943/amp/
    10 1 ...
  • Beyefendi olmak kadar değerlidir.

    Nezaket ve saygı en önemli iki unsurudur.
    8 2 ...