• ha birde hayatta böyle tipler var..

    ben orucluyum şunu yapamam
    ben orucluyum tasiyamam
    ben orucluyum yorgunum
    bla bla bla...

    kardeşim madem yoruluyorsun tutma o zaman oruç.

    allah sana zorla tut demiyor ki orucu...
    4 1 ...
  • köpek forumlarında çeşitli başlıklarla karşılaşıyorum.

    - 5 aylık labradorum kapıyı kemirdi
    - 4 aylık labradorum dana kemiği yuttu
    - 8 aylık labradorum bulaşık makinasını yemeye çalıştı
    - 6 aylık labradorum patlattığı mama torbasının yarısını yedi
    - 7 aylık labradorum kağıt para yedi
    - 4 yaşındaki labradorum arabamızı yedi

    gibi başlıklar. haliyle sahipleri panik olmuş, başlık açmış ve altına panik içerikli açıklama kısmı girmişler. gönlünüz rahat olsun sevgili labrador besleyicileri. domuzlardan, keçilerden farkları yok bu sıpaların. çelik konstrüksiyon, mdf, pimaş, beton gibi materyalleri ekmek niyetine yiyebilirler. şaka bir yana; tabii ki ciddiye alınması gereken oburluk vakaları var elbet ama, dana kemiği yedi diye panik yapılmasına hiç gerek yok. bu oburlar her an gözlem altında tutulmalı. ciddi ciddi asvalt gibi şeyleri kütür kütür yiyebiliyorlar.

    7.5 yaşında erkek labradorum var. oynasın diye önüne kalınca bir sopa atmıştım birkaç gün önce. ertesi gün sopa yoktu. bahçeye şöyle bir göz gezdirdiğim vakit anladım mideye indirdiğini. her yer sopanın kırıntılarıyla doluydu. görende aç bırakıyorum sanacak.. bunların yapısı böyle. sopayı yemesine şaşırdım mı? hayır tabii ki. zira daha beterlerini yediğine şahit olmuşluğum var efendim. köpek besleyenler beni iyi anlayacaktır. canımız gibi baktığımız bu canlıların kakasını temizlerken inceleriz bir problem var mı diye. incelediğim kakaların biri beni çok şaşırtmıştı. içinde;

    - tenis topunun sarı sarı tüyleri
    - kiraz çekirdekleri
    - incir çekirdekleri
    - ataç
    - mavi plastik parçaları ve küçük bir taş görmüştüm.

    hepsini anladım ama ataçı nereden buldun sen? topu ben attım. kiraz ve incir ağaçları bahçede var zaten. düşen meyveyi hüpletiyor sıpa. mavi plastik parçaları kemirdiği bahçe kovasına ait. taş ise arada kaynamış herhalde. peki ataç? hiçbir fikrim yok.. bunlar böyle. her şeyin tadına bakmak istiyorlar. yemek istemeseler bile, kemirirken merak edip "nomm nomm" bir parça indiriyorlar mideye. bunların huyunu bilmeyen duyarlı insanlar da aç bıraktığımı zannediyor. "baksana bi' lokma ekmek attım nasıl da iştahla yedi. az mı mama veriyorsunuz?" diye soruyorlar. yahu ne azı.. adam benden daha iyi besleniyor ama ne yapayım? doymuyor eşşolusu.. 100 labrador'un 80'i neden obez şimdi daha iyi anlaşılmıştır umarım.
    8 0 ...
  • Fakirin hep fakir, zenginin hep zengin kalmayacağı gerçeği.
    Ve mücadeleci bir yapısı varsa hâyallerine ulaşmasında hiçbir engelin olmaması. Okur, mesleğini eline alır, şirket kurar, birinin şirketinde çalışır hiç olmadı kpss ye girer oda zengin olabilir.
    2 0 ...
  • dumura uğratan olaydır. yani yazar burda bize diyor ki hay senin gibi... yazdığın şeyde bir tarafıma benziyor ahaha al verdim eksini kimden geldiğini de gör.

    (bkz: açık eksilemek)
    6 2 ...
  • bir yazar.
    kelimeleri hislere bulayıp, cümlelere lezzet katmış. tadı damakta kalan cinsten.

    bazen cümleler, hislere dar geliyor. xl giyiyormuşsun da sana s verilmiş gibi. bu öyle değil.

    kabına sığmaz olunca bana koşardı eskiden, şimdi bunu yapmıyor; kırgın. kırgınlığının nedenini çözemiyorum bir türlü, artık gözleri çok uzaklaştı, okunmuyor.

    ------------------------------o--------------------------------

    gene de, sevmemiştim sokakları. insan onları gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. hatta, uzaktan uzağa da olsa, öteki insanların varlığına yaslanıp kendi varlığını, yalnızlığını ve tekdüzeliğini yeniden kavrıyordu.

    uu gök gürledi tamam tamam uyudum zzzz..
    6 0 ...
  • herkesten uzaklaşıyorum, uzaklaşmak istemediklerim de dahil buna. canım yandığında konuşmak istediğim insanlar tarafından ya umursanmadığımı hissedip kendimi çekiyorum ya da anlatırsam onları üzeceğimden korktuğum için susuyorum. gerçekten karşılıklı oturup tam olarak ne hissettiğimi, neden böyle hissettigimi hiç kimseye anlatmadım sanırım. ne zaman kötü bir şey olsa hiçbir şey anlatmadan sadece gidip sevdiğim birine sarıldım, tek kelime etmedim, nedenini söylemedim ya da kendi kendime kalıp sayfalarca yazdım. bana en yakın dediğim insanlar neye, neden üzülüp tepki verdiğimi bilmedi hiç. bazen sarılmak, hatta yazmak için bile takat bulamadığım zamanlar oldu. öyle zamanlarda hep yaptığım gibi uykuya teslim ettim kendimi ama uyku hiçbir zaman kaçış olmadı. sürekli aynı acıyla, bazen de berbat rüyalarla bölünen saçma sapan uykulardı bunlar. berbat rüyalar diyorum çünkü kabus değillerdi. sadece çok kötü hissettiren rüyalardı, bugün de gördüğüm gibi. rüyamda beyaz saçlı, yaşlı bir adam istemediğim halde saçlarımı okşayıp beni sevdiğini söylüyordu. sıkış tepiş bir otobüsteydim, istanbul'daydım. kaçmak istiyor fakat yol bilmiyordum, otobüsten inip nereye koşacağımı bilmiyordum, bana yardım etmesini istediğim hiç kimseye ulaşamıyordum, korkunç derecede yalnız, üzgün ve terkedilmiş hissediyordum. işin garibi bu hisler korkudan önce geliyordu. gün ortasında böyle uyandım. rahatlamak için yattığım uykulardan böyle uyanıyorum. sonra banyoya girdim, dakikalarca kaldım suyun altında ve üzgün olduğumda hep yaptığım gibi. en kötüsü ne biliyor musunuz? rüyalarım çıkıyor benim. belki on sene önce gördüğüm bir rüyanın bir buçuk sene kadar önce çıktığını biliyorum. bu yüzden beni normal bir insanı etkilediklerinden daha fazla etkiliyorlar. hiç ama hiç güzel bir rüyam çıkmadı. güzel bir rüya görüp görmediğimi bile hatırlamıyorum. anlamıyor, anlatamıyorum. sürekli içime atmaktan yoruldum, bir şeyleri sürekli kendi başıma halletmeye çalışmaktan da öyle. gerçekten ne hissettiğimi, neyi neden yaptığımı anlatmaktan korkuyorum çünkü kırılmaktan ve üzmekten korkuyorum. benim derdimle kimsenin dertlenmesini istemiyorum, aynı zamanda benim neye üzüldüğümü bilip beni zayıf görmelerini de istemiyorum.
    7 0 ...
  • bir istisna oluşturduğunu zannettiğin aile üyelerinin bile aslında seni yalnızca bazı iç ve dış güdümlerin uyandırdığı o görev bilinciyle önemsediklerini ve sana《sen》olarak değil de《kendilerinin bir şeyi》olarak anlam yüklediklerini fark ettiğin zaman yüzleştiğin korkunç gerçektir. bir gece oturup düşünürsün ve görürsün ki bu dünyada kim olduğunu bilen veya merak eden kimse yok. belki merak edilecek hiçbir vasfın da yoktur ama sonuçta bir kalbin vardır, değil mi? sen de sevilmesen bile bilinmek istersin. buna sahip olmadığını, dahası gelecekte de olamayacağını anlamak insanı hiçbir şeyin acıtamayacağı kadar acıtır. eğer bir de kıymet vermek için kıymet bekleyenlerden olamadıysan ve geceleri umurunda olmadığın insanlar için dua etmek istiyorsan durumu nasıl kabulleneceğini düşünmek çok güçtür. tanrı seni yaratmaktan vazgeçmiş de varla yokun arasında sıkışıp kalmışsın gibi kararsız bir kimlikte boşlukta savrulduğunu hissedersin ve sana varlığını ispatlayan tek şey bunu hissedebilen bir benlik duygunun olmasıdır. fakat bu benlik tüm dünyanın kendisini yok etmeye çalışırcasına üstüne gelişinden başka bir şey duymayacak mıdır? sevilmek için çırpınmak ve bazen de açıkça yalvarmak hangi günahın bedelidir? sen fark edilememenin, edildiysen görmezden gelinmenin, gelinmediysen unutulabilmenin ıstırabıyla kıvranırken; dünyanın tamamında bu acıdan haberdar olan bir kişinin bile solumaması nasıl tanrının gözyaşlarıyla boğmaz insanlığı? kişi kıyametin kopmasını düşler mi, hiç değilse tamamen yok edilecek olmanın kesinliğinde teselli arar mı? yazık değil midir ona? yazıktır be.
    8 0 ...
  • Umarim iyi huylu, kaliteli arkadaslar biriktirmissindir. Buradaki bazi sapiklar gibi "vefat eden arkadasin tas gibi karisi" tarzindaki basliklar atanlardan olmasinlar bak benden once ölürsün falan beni oyle sapiklara birakma. Benimkiler iyi kizlardir ama yine de "vefat eden arkadasin tas gibi kocasi" statusunde olursan durum ne olur bilemedim bak simdi icime bir kurt dustu. Bence sen beni bulma evlenmeyelim simdi cok sinirlendim gerildim su an.
    21 2 ...
  • Her konuda eşitlik isteyen Manyak feministlerin görmezden geldiği durum. Hani kadın - erkek eşitti ? Neden kızlar birbirini rahatça öperken, erkeklerin bu davranışı toplum tarafından yargılanıyor?
    6 0 ...
  • Göz rengi ile değil, karakter ve yapı ile alakalı olan durum.

    Yeşil gözlü biri olarak, sürekli çevremdeki insanlardan bu kadar saf olma, çok safsın, iyi niyetini insanlar kullanıyor gibi tepkiler aldım. Bunları hayatımın her döneminde ve çok farklı kişi ve kişiliklerden duydum. Şimdiye dek bir kişiden bile böyle bir geri dönüt almadım.

    Demek ki neymiş? Yeşil gözlü olmak ile değil karakter ve yapı ile alakası varmış sinsi, bencil ya da ukala olmanın.

    Mavi gözlü kuzenim var, şeytanın aklına gelmeyen fesatlık onun aklına gelir ama bu onun göz rengi ile değil, karakter ve hayata karşı duruşu ile alakalı bir durum.
    7 1 ...