• yanlış anlaşılmasın. iki hatta değil tek hat ile gerçekleşiyor bu olay. faturasız gibi dilediğin şekilde kullanıyorsun, ödemeni de faturalı gibi ay sonu yapıyorsun. turkcell'in rahat hattı işte böyle bir şey. adı gibi rahat bir kullanım sağlıyor.

    tıpkı adı gibi "rahat" bir uygulama. yok pakatim bitti mi yok internetim kaldı mı yok liralar yetecek mi gibi bir durum yok. kullanıyorsun ve ödüyorsun. büyük kolaylık sağlayacak bu rahat denen hadise.

    insan kafası rahat olsun istiyor. telefon kullanırken de durum böyle. bu yüzden turkcell'in rahatı on numara bir hizmet olmuş. sadece konus, internetini kullan, sosyal medyada takıl, gerisini düşünme diyor resmen. çoğumuzun ihtiyacıda zaten bu.

    Turkcellin yeni sunduğu telefon kullanmanın rahatlığının ön planda olduğu bir hat. Taahhüt deyince herkes bir korkuyordu artık o dert kalmamış kafamız raHAT.
    10 0
  • O ırkçı naziler, kibirleri ve o. Ç. beyinsiz liderleri yüzünden birkaç yıl sonra kaşınıp girdikleri savaşta kaybedince berline giren başka caniler tarafından tüm kadınlarına tecavüz edildi. Tüm Almanya genetik olarak rus melezi oldu hatırlatırım. Yani insanları katlettiler ve birkaç yıl içinde erkekleri ölürken anneleri eşleri, kız kardeşleri tecavüze uğradı.

    ilahi adalet. Hiçbirşey ucuz değil.
    0 0 ...
  • hayatın her alanında insanı nefrete sürükleyen terör çeşidi.

    hele restoranda falan çalışıyorsanız elinizde su bardağıyla bile yanına yaklaştırmazlar. cevap olarak tekmeyi basacaksın bebeğine de arabasına da anasına da babasına da.

    avm ve toplu taşımada saymıyorum bile. hepsi royal aileden olduğu için hepsinin bebeği prens ve prenses. insanda insan nefreti üstüne bir de çocuk nefreti oluşturuyorlar.
    5 1 ...
  • iş bulamamak
    1 aylık arayışım son buldu. onlarca cv doldurdum, en az yüz yere girdim çıktım. Kimisi “açığımız var alımımız yok” dedi ilgilenmedi, kimisi “biz size döneceğiz” dedi dönmedi, kimisi işe alana kadar gerçek yüzünü göstermedi...
    Bilen bilir, gerçekten çok zor bir süreçti, hele ki ciddi anlamda işe ihtiyacın varsa.

    Bugün arkadaşımla oturduğumuz kafede hesabı öderken mekanın sahibine ümitsizce sordum:
    - eleman açığınız yok değil mi?
    + ... var, yarın başlayabilir misin?

    inanamadım sözlük, gerçekten inanamadım. Onlarca doldurduğum cv’den sonra ayaküstü sorduğum bir soru şu son bir aylık berbat süreci sonlandırmaya yetmişti. Arkadaşıma dedim “lütfen bana vur, cimcikle, bir şeyler yap!”

    Çok mutlu oldum, gerçek anlamda çok mutluyum. Peki bunları size niye anlattım? Sizlerden iyi dileklerinizi istiyorum dostlarım. kaygılarım var, heyecanlıyım. bugün benim için çok önemli...
    3 0 ...
  • öncelikle sivil havacılık mezunuyum bunun üzerinden tavsiyelerde bulunacağım ilgilenenler yeşillendirebilir gelen kutumu, yardımcı olmaya çalışırım.

    bölümün en önemli noktası uygulamalı derslerin olması ve bölümden mezun olunca temel seviyede deneyime sahip olmak. ilgi alanınıza giren bir bölüm ise teori olarak derslere çabuk adapte olabiliyorsunuz. gerekli özeni ve ilgiyi gösterirsen mezun olmak çok zor değil.

    üniversite tercihi yapacakken dikkat edilmesi gereken ilk hususlar uygulamalı olan derslerin teorik derslere oranın daha yüksek veya en azından denk olmasıdır. çünkü bölüm cidden teorikten çok pratiğe dayalıdır.

    önerebileceğim iki üniversite var devlet isteyenlere (bkz: anadolu üniversitesi) vakıf üniversite tercih edeceklere (bkz: nişantaşı üniversitesi) bu alanda kuşkusuz en iyi iki üniversitedir.

    nedenine gelecek olursak, en başından beri üzerine bastığım uygulamalı dersler için en son derece özel bir simülatöre sahipler. 3. istanbul havalimanı hava trafik kontrol kulesinin birebir aynısının simülatörü ile uygulamalı dersler veriyorlar. böyle bir ayrıcalık söz konusu ise tartışmaya gerek yok herhalde bu bölümü neden bu üniversitelerde okumalısın diye.

    simülatör özellikleri ise 4 mevsim olarak farklı farklı ayarlanabilir. istanbuldan, esen boğaya inen bir uçağın seyahatini a'dan z'ye birebir örtüşen bir deneyim sağlıyor.

    havelsan ile ortak bir çalışma sayesinde bu simülatör yapıldığı için, staj imkanına da sahipsin.
    13 1 ...
  • kanser

    407.
  • Kuzenlerimden birini geçtiğimiz saatlerde henüz otuzlu yaşlarının başındayken bu hayattan koparıp alan lanet olası hastalık. Narin, nazik bir bedende aynı oranda nazik bir ruh onca sevenine, iyi haberini dört gözle bekleyenine rağmen alıp başını gitti. Hayatımda yaşadığım en büyük travma değil ama en büyük hayal kırıklığı bu galiba. Bir insana yardım etmek için çabalayıp, iyileşeceği günü umutla beklerken bir gece ansızın gelen telefonda "yavrum x ablan..." cümlesini işitmek öyle acı ki. Annem umudumun öylesine farkındaydı ki o cümleyi tamamlayamadı. ilk öğrendiğimde bir gece yarısıydı, o gece uykum tamamen kaçmış yatağın içinde bomboş gözlerle karşımdaki perdeyi izleyerek sabahı etmiştim. Şimdi yine bir gece yarısı ve ben evde tek başıma boş boş dolanıp duruyorum. Onca emek, onca sınav, onca çaba, olağanüstü parlak bir öğrencilik hayatı, umutla ve aşkla yapılmış bir evlilik... sonuç yaşanamamış bir aşk, kucağa alınamamış çocuklar, hissedilememiş bir ton heyecan. Sonuç yıkıntı, yarın yokmuş gibi yaşamak klişe bir tavsiyeden çok daha fazlası...
    3 0 ...
  • Okudukça tüketilmeyen, aksine yoğunlaşan bir Edip Cansever şiiri. Çok geç buldum, erken kaybetmeyelim ama. Beyni altüst eder; çünkü şiiri bir o tarafa bir diğer tarafa çekiyor. Bu yüzden üzerine kafa yorulması şart.

    Araya soktuğu bu şeye bayıldım özellikle. Ve son darbeye.

    “Öyleyse başlayalım: Koz kupa! Ah şu sinek onlusu bire bir unutulmaya..
    Çayınız soğuyacak! Çayınız mı dediniz? Ne tuhaf biraz anlıyorum.

    – Üç karo!
    – Pas diyorum!
    – Susalım baylar, dört kupa!

    Ah şu sinek onlusu! Koz kupa! Çayınız mı dediniz? Susalım!
    Susalım – niye susalım – Anılar mı dediniz? Ne sesli bir vuruşma!
    Ya sonra? Bırakın şu sonrayı, bilmem ki nedir o sonra?
    Gene mi? Başladınız mı? Peki şimdi kim var sırada?
    Sakın ha!
    Biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımıza.
    Yok deyin çünkü biz..
    Biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzla
    Ne güzel ağzımızla..
    Yok canım, ben var ya, istiyorum sırada olmayı.
    istiyorum – sahi mi? – ama isterseniz siz olun.
    Siz olun, biz olalım, kim olacak? – hep böyle oyalansanıza –
    Yani; “Şu sinek onlusu, susalım baylar, koz kupa.”
    Gibi oyalansanıza,
    Biraz oyalansanıza.

    Hiçbir şey ! Kimse bir gün gözlerimi sevmiyecek, biliyorum
    Kimse bir gün kemseyi sevmiyecek korkuyorum
    Bir yaşlı kadın en erkek boyutunda
    Kendisiyle çiftleşecek kaç kere yalnız
    Kaç kere yalnız, kaç kere şaşırmış, bitkin kaç kere
    Bir ölgün ses bulacak sesinden çok uzaklarda
    Vardır ya, hani bir yer, uzakta çok uzakta
    Ölüm mü- yok canım, çok sesli bir evrende çok erken daha
    Üstelik bilmiyoruz da, doğrusu bilmiyoruz, ölüm mü, bunu hiç bilmiyoruz.”
    2 0 ...
  • Zall sesimizi az da olsa duymuştur. Baş meriç ile reklam aşklarıda fos çıkar. O değil de bu tip discord da eski sevgilisine evleneceğiz falan diyordu. Neremle güldüğümü artık tahmin edersiniz.
    4 0 ...
  • üsteki müptezel ergenlerin yazdıkları ile ülkenin ne kadar kötü kalpli insan barındırdığını anladığım bir başlık olmuş !
    gelelim konuya, bir kadın için tecavüz ölümden beter bir durumdur tabi empati asla kuramayız o ayrı dava, nasıl ne şekilde bir psikoloji içerisindeler sadece onlar bilir, öyle bir geçmişe sahip bir kadını pekala er kişi sevebilir bunda yadsınacak ne var mk hatta seven kişinin çok sağlam bir yüreğe sahip olduğunun göstergesidir.
    10 1 ...
  • Maymun iştahlı cüceler sardı etrafımı
    Metrakarelik korkularımdan hic ışık yok odamda
    Yüksek sesli günahlarımı susturamıyorum
    Gölgelerde sevişen siyaset fahişeleri misali sokakta kaybediyorum
    Sanki biri hayatımın sesini sonuna kadar açmış
    Kendi sesimi duyamıyorum
    Kaos içindeki çıplak düzenimde kaygan bir yamaç gibiyim Ruhumu yırtan kısır bir döngü var hayatımda
    Ve bu küçük ölümler dönüsünde hayalin yeri yok galiba..
    5 1 ...
  • "itibardan tasarruf" olmaz yazmak isteyip hem midemin bulanması hem gözümün seyirmesi sebebi ile yazamadığım durumdur. bunlar günah nedir mekruh nedir kul hakkı nedir hiç bilmiyorlar.

    bu arada sayı şahsen bana az gözüktü. şöyle ki ; ibb bilmem ne kalemi müdürü ( kim olduğu ne iş yaptığı meçhul ) gibi bir adamın bile 2-3 tane makam aracı varsa valisinden tut belediye başkanına millet vekiline bakanına kadar bu sayı en az 500 bin falan vardır diyordum ben şahsen. sadece en tepedekinin bile 20-25 tane vardır herhalde. bilmem kaç tane uçak bilmem kaç tane sarayın yanında araba nedir neticede.
    7 0 ...