• Bir gün elbet buluşacağız. Öyle ya da böyle. Evleneceğiz hatta. Biliyorum gülüyorsun bana. Ama şunu bir dinle:

    insanın psikolojik değişim, gelişim süreçleri vardır. insan önce sosyal ortamından geçer. Yani onsuz da yaşayabilir artık. Sonra kardeşinden geçer. Sonra karşısına birisi çıkar. Anasından babasından geçer. Kendi ailesini kurar. Sonra çocuğundan geçer. Çocuğu kendi ailesini kurar. insan, en son hayat arkadaşıyla kalır. Her ne olursa olsun ondan geçmez. Ama uğrunda, ama şartlar gereği; herkesten geçer de hayat arkadaşından geçmez.

    işte "o kadın" olabilecek tek kadınsın.

    Bir gün elbet buluşacağız.
  • Eskiden çiçek verilmek için diz çökülen kızlar iken şimdi oral sex yapmak için diz çöken kızlardir.

    Zorlarına gidiyor her şeye bir kılıf buldukları gibi buna da bulacaklar ama amaç sex ve ilgi değilse o kadar seksi kıyafet ne için ? Şimdi çıkıp biri diyecek ki bakma o zaman tahrik mi oldun bilmem ne ama hayır hiç mimimde bile değil ama gerçek bu yani ilgi ve sex istiyorsunuz ama aşk diye ağlıyorsunuz. Göğüs dekolten, seksi kalçaların, piercingli zarif göbeğin ince belin dolgun dudakların varken kusura bakmayın aşık olmayı unutuyor insan hormonları tetiklediğini için seks düşünüyor gözlerin yerine göğsüne bakıyorsa bu semin suçundur. Gözlerini kapat deme hakkın yok onun sana göğüslerini kapat deme hakkı olmadığı gibi ama baktığı zamanda üzülme zoruna gitmesin birinin senin düşüncelerinden o anki
    Psikolojik durumundan veya karakterinden çok memelerine ilgi duyması.
  • normalde elmayı pek sevmem. ama demin mutfakta miniminnacık bir elma gördüm, aa ne güzel diye iştahla yemeye başladım.
    yedim, yedim sonuna geldiğimde beynimden vuruldum resmen.
    elma kurtluymuş, kurdun yarısı da yok.
    ben şimdi bir daha elma yer miyim?
    yemem.
    zinhar yemem.

    elma kurdu yedim ya, canım çok sıkkın.
    öğghk.
  • değerli kardeşlerim,

    işte bakınız şimdi zell denen şahıs eski tasarımı kaldırdı
    (yuuuuuuuaaaeee)

    bunlar yasakçı... bunlaaayyyr sansürcü zihniyettt...

    ahhh uludağlı kardeşlerim ahh... uludağ bizim belediyemiz olsa isteyene eski tasarım isteyene yeni tasarımı sunarız...
    çünkü biz hizmet için buradayız..
    (heeeoooooeeyy)

    yahu sen kim oluyorsun ya.. benim milletimden benim tasarımımı nasıl elinden alıyorsun..
    talimatını verdim.. inşallah önümüzdeki aylarda eski tasarımı faaliyete sokacağız..

    bunların yaptığı halkı kin ve düşmanlığa sevketmekten başka birşey de değilidir.

    önüme gelirse imzalarım dedim.. inşallah oda olacak sevgili kardeşlerim..

    bakınız buraya dikkat çekiyorum.. yeni tasarımda kişi başına düşen milli entry sayısı 10064 iken
    biz bu sayıyı eski tasarımla tam 26554 e çıkardık.

    ve yapmayada devam edeceğiz inşallah..
    (heeeooeyy)

    sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, allaha ısmarladık diyorum,
    kalın sağlıcakla..

    (domra in)
  • şöyle bir odadır;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1535586/ +

    klima baya eskimiş.
    örtülü ödenekten değiştirsinler, a sınıfı bir cihaz koysunlar.

    edit: adam reformist bir başhekim belli ki.
    çünkü duvara ilk türkçe ezan'ı okutan ve arapçayı çöpe atıp ilk defa latin harflerine geçme çalışmaları yapan 2. abdülhamid'in resmini asmış.
  • Mecbur bırakılmaktan nefret ediyorum.

    Kendisine (bacım) bu hafta argo niteliği taşıyan, tam gaz, sıralı sıfat tamlamaları yağďırdım.

    Bu bol ünlemli cümlelere onu özne yaptığım konuya gelince:
    Kendisi aşık (-ıyyy bu ona acır gözlerle bakmamı sağlıyor zaten- insanlar aşık olmamali zira yapısal olarak buna müsait bir algoritmamız yok,doğal olarak vücuda aşk zerk olunca kimyamız bozulup ağzımız burnumuz yer değiştiriyor)
    neyse iç sesim bilmişlik geveleyedursun ben o günden birkac gün önceye geleceğim;
    Dedi ki:

    -Abla! Sevgilim senle tanışmak istiyor
    +Ha denyo mu? niye be?
    -Denyo değil sevgilimm(dikkat m'ler ağzının içinde eko yapıyor)
    +Sivgilim! Bu denyo olmadığını doğrulamaz. Tamam tanışalim kız.

    Planlar yapılıyor, gün çatıyor:

    +hazırım.

    Elinde rimel, ağızını o yapmış aynaya eğilirken bana döndü,
    tiksinerek süzdü beni ya!!!

    - bu saçla mı?
    + napayım komşudan saç mi borç isteyeyim? Kafamdan bu çıkmış!
    -ya şunları bi düzleştir falan
    Ne bu kabar kabar!
    + ok önden buyur laf dinletebilirsen

    Eline sıcak saç düzleştiriciyi aldı,
    Ameliyata girecek gibi bi korku doladı içimi.

    -ya kıpraşmasana !
    + lan bırak ben yaparım.

    Elinden Elime alırken masanın kenarına kablosu takıldı, o refleksle duzleştiriciyi havada yakalayacağım derken tuttum mu sıcak plaket yerinden!

    Sonrası iyilik güzellik.
    Gün boyu elimin acısından, çocuğa biriktirdiğim nobran Abla halimi sergileyemedim.

    Sessizce bi köşede takıldım
    Saçlarım kabarık.
  • dizinin güzel olmasının nedenlerinden biri, oyuncuların tiyatro kökenli olup tiyatroda da beraber oynamalarıdır. zaten senaryonun yazımında da oyunculardan birkaçı vardır.

    karakterlerden her birinin farklı yanları vardır ve keyifle izlemeyi sağlar. kullandıkları dil ise sade, eğlendiren güzel bir dil. sahnelerinde eğlendiren, bazen o dönemki ve genel sorunları eleştiren, bazen hislerin öyle bir sade halini ve derin hallerini anlatırlar, tartışmaları olsa bile keyifli atışmalardır bunlar.

    süre açısından da uzun bir dizi değildir ve bu da tat almayı sağlıyor bu da güzel yanlarından biri dizinin. dizide yapılan şakalar da farklı eğlendiriyor ve diyaloglarını da seviyorum dizinin. sevgiyi teslimiyeti aidiyeti anlatan güzel replikleri de vardır ve onları da koymak gerek tabi. keyifle izlenecek güzel bir dizi günümüzdeki dizilerden fazlasıyla iyi ve giyim konusunda filan da çekildiği dönem güzelmiş.

    + "Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Anca başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. Tıpkı sevda gibi. Sevdanın da tek başına bir değeri yok. ille de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır, sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür."

    - "Sen ne güzel şeyler söylüyorsun böyle Haydar. "

    + "Biri dese ki sevdamı al, kendine ekle, bir ömürle çarp sonra sonsuza eşitle. Yine değeri sıfır mı olur senin için?"

    “Bu sevdanın sonu yok Haydar" demiştin bana. Unuttun mu? Doğruymuş. Bu sevda sonsuz emmioğlu. Ucu bucağı yok. Hatta onun Armağan’a bile ihtiyacı yok. Nereye gitsem Armağan benimle. Ben tepeden tırnağa Armağan kestim zaten. Aynada kendime baksam yeter karşımda hep onu görüyorum. Böyle daha iyi emmioğlu bir gün çekip gittiğini görmektense hep benimle kaldığını yaşamak daha iyi."

    Haydar: "Üşüdün mü? Titriyorsun."

    Armağan: "Bütün bunların yaşanması gerekiyor muydu, ha?"

    Haydar: "Bana neden kızdığını söyle armağan."

    Armağan: "Çünkü o zavallı kızın canını yaktın."

    Haydar: "Canını yakmak için ne yaptım?"

    Armağan: "Onu bu gece neden yalnız bıraktın, ha? Neden?"

    Haydar: "Sana bakmaya çıkmıştım."

    Armağan: "Bana mı?.inanmıyorum. orada sana deli gibi aşık ve yardıma ihtiyacı olan bir kız varken sen bana bakmaya çıkmıştın, ha? Öyle mi?"

    Haydar: "Evet. Benim de yardıma ihtiyacım vardı. O çocuğa "evet" dedin mi?"

    Armağan: "Bu seni neden ilgilendiriyor?"

    Haydar: "Çünkü "evet" demeni istemiyorum."

    Armağan: "Bak Haydar."

    Haydar: "Dedin mi? Cevap ver."

    Armağan: "Demedim ama demeyeceğim anlamına da gelmez."

    Haydar: "Ben... Seni seviyorum Armağan!"

    Armağan: "Ne?"

    Haydar: "Seni seviyorum dedim. Seni doğduğum, nefes aldığım günden beri, toprağa sıcağı avuçladığından beri, ağacın dibine oturup yaktığım türkülerden beri seviyorum. Hiç görmeden bildiğim, görünce tanıdığımsın. Yanımda yokken sen bende varsın, yanımda varken ben sende yok oluyorum. işte söyledim Armağan. iki yıllık sessizliğimin mührünü söküp attım. Gerisi sana kalmış."

    (Armağan gitmek ister, Haydar onu kolundan yakalar.)

    Haydar: "Dur, bir şey demeden yollamam seni."

    Armağan: "Sana ne diyeyim, bilmiyorum."

    Haydar: "Bana neden kızgın olduğunu söyleyeceksin."

    Armağan: "Söyledim ya. iclal'e acı çektirdin."

    Haydar: "iclal benim onu kardeş gibi sevdiğimi biliyordu."

    Armağan: "Sana duyduğu aşk hoşuna gidiyordu. Sana dokunması, sana sarılması."

    Haydar: "Hayır, rezzan hocam içindi. peki sen niye beni iclal'e doğru ittin?"

    Armağan: "Ben vicdanımın sesini dinledim."

    Haydar: "Diğer bacılar dururken niye en çok sen bağrına bastın?"

    Armağan: "Çünkü çok çaresizdi."

    Haydar: "Sen iclal'i kıskandın."

    Armağan: "Madem böyle düşünüyorsun, onu niye eve getirdin?"

    Haydar: "Söyle armağan. iclal'i kıskandın değil mi?"

    Armağan: "Hayır!"

    Haydar: "Kıskandığın için vicdanın seni ayıpladı değil mi?"

    Armağan: "Hayır!"

    Haydar: "Kendinden sakladığın hayaletler iclal gelince hortlamadı mı?"

    Armağan: "Hayııır!.. Evet, evet kıskandım, evet kıskandım."

    Haydar: "Niye peki?"

    Armağan: "Çünkü sen benimdin, benim parçamdın onun değil."
    Haydar: "Sana son defa soruyorum, bir daha da sormayacağım. "Benim bir parçamsın" ne demek Armağan?"

    (Armağan tekrar gitmek ister, Haydar yine tutar ve soruyu tekrarlar.)

    Haydar: "Ne demek armağan?"

    Armağan: "Kabul etmekten deliler gibi korktuğum, kırk kilide vurup sakladığım herşey demek. Yitirdiğim çocukluğumdan saklı kalan masumiyet demek. Bir türlü yol bulup da yüreğimden dilime gelmeyen o cümle demek. Ben de seni seviyorum haydar demek, ben de seni seviyorum demek."
  • (bkz: 15 temmuz destanı kitaplarını çöpe atan liseliler)'den sonra milli eğitim bakanlığına bir kapak daha takmış liselilerdir.
    kapağı bırak meb'in ve atatürk'ü müfredattan çıkarmak isteyenlerin içinde gezdirmişler adeta...

    aslanlara bak hele;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1535353/ +

    şu yüzlere bak, pırıl pırıl.
    şu gülüşlerine bak, gerçek birer türk genci hepsi, kurban olurum ben onlara ya.

    tabi ki her türkün ilk dersi atatürk'tür.

    maşallah sizlere aslan parçaları;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1535354/ +

    bozkurtlar baş eğmez. tanrı türkü korusun;
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1535355/ +
  • Çevremdeki herkesin beni ısrarla doktora yönlendirmesini sağlayan hastalık.
    Neredeyse 60 kilo verdim ve bir türlü zayıf olduğuma ve zayıfladığıma ikna olmuyorum.
    Aynalar ve tartılar can düşmanım gibi. Her şeyin kalori hesabını yapıyorum. insanlar bunu tehlikeli olduğunu, bir psikolağa görünmemin faydalı olacağını düşünüyorlar. Ben sorun olmadığını iyi olduğumu söylemekten yoruldum. Sadece bir daha eski halime dönmemek için aşırı özen gösteriyorum. Tabii altında yatan psikolojik sebepler var fakat olmak istediğim kiloya ulaşıncaya kadar devam edeceğim.
    Bunun hastalık boyutunun farkındayım ama kendimi ancak böyle iyi hissediyorum.

    Edit: neyini eksiliyorsun ya?! Anana bacına küfür mü ediyoruz?! Ciddi bir sorundan bahsediyorum burda.
  • 8 ülke ve takımı temsil eder.

    bu takımlar turnuvanın 'şampiyonlar ligi' adını alması ile bu turnuvaya katılan son 8'e kalan ilk takımlardır.

    bunlar:
    galatasaray (Türkiye), Barcelona (ispanya), Monaco (Fransa), Spartak Moskova (Rusya), Milan (italya), Porto (Portekiz), Werder Bremen (Almanya), Anderlecht (Belçika) şeklindedir.

    galatasaray'ın manchester united'ı elemesi ile ingiltere bu 8 yıldız arasına girememiştir.

    aksini iddia edenler olsa da şampiyonlar ligi tanıtım videolarında her bir yıldız bir ülkeden kalkmakta ve yıldızın biri istanbul'dan gelmektedir. velhasıl bu bilgi bir iddia değil, resmi bir durumdur.