• geçtiğimiz gün bir haber çıktı, "kırgızistan'da 35 milyon dolara cami yapılmış..."

    bir camiye 35 milyon dolar harcanıyor, ama tank palet fabrikası 50 milyon dolara ihtiyaç olduğu için katarlılara satılıyor...

    dile kolay, 35 milyon dolar.
    ne için? bir cami için...üstelik yurtdışında...

    ama 35 milyon dolar buzdağının görünen yüzü.

    son dönemde diyanet ve diyanet vakfı'nın yurtdışında yaptırdığı camilere harcanan para 1 milyar doları buluyor.
    son dönemde akp döneminde yurtdışında yaptırılan camiler şöyle;
    türkiye nin yurtdışında yaptırdığı camiler

    ve bu camilerin maliyet tablosu;
    türkiye nin yurtdışında yaptırdığı camiler

    kırgızistan'daki cami 35 milyon dolardı.
    moskova merkez camisine harcanan para 170 milyon dolar...
    abd'deki diyanet merkezi 100 milyon dolar, arnavutluk'taki cami ise 56 milyon dolar...

    paraya bak...!!!

    bu camilerin yapımını üstlenen şirket ise diyanet vakfı'nın sahibi olduğu komaş adlı şirket.
    komaş şirketinin yönetim kurulunda diyanet işleri'nin üst düzey yöneticileri var. neyse, bu komaş başka bir yazı konusu olsun...

    diyanet vakfı bu camileri diyanet işleri başkanlığı işbirliği ile yapıyor. zaten diyanet vakfı'nın diyanet işlerinden ayrı potada eritilmesi imkansız. yukarıda da bahsettiğim üzre diyanet vakfı ve sahip olduğu şirketlerin yönetiminde hep diyanet işleri bürokratları var.
    sayın cumhurbaşkanımızın da dediği gibi "çift dikiş" maaş alıyorlar yani, ama bunlarınki allah rızası için tabi yersen...

    yeniden "neyse" diyorum.
    diyanet vakfının senelik geliri de 1 milyar liranın üzerinde.
    ve diyanet vakfının raporlarına göz atıldığında, gelir olarak kaydedilen bağışların neredeyse tamamı harcanıyor her sene.

    bizim ülke olarak böyle para saçacak durumumuz var mı pardon?
    kimin parasıyla kime hava atmaya, şekil yapmaya çalışıyorsunuz?
    şu harcanan paraları tarıma hayvancılığa ayırsak, şu israfları kendi ülkemizin kalkınması için değerlendirsek yeniden dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri olabiliriz.

    ama cami önemli tabi, çünkü cami yapıp oy devşirmek çok kolay değil mi?
    eh, cami yapımı için de beton lazım, beton demek yandaş demek, müteahhit demek, para demek...
    14 5 ...
  • gerzekçe bir karar.
    bir kere dersim denilen eski coğrafi alan tunceli ile sınırlı değil.
    Yine türkiye'nin bir coğrafi bölgesinin, bir vilayetinin ismini değiştirmek de belediyenin yetkisi ve haddi değildir.
    ayrıca tunceli'ye dersim demek terörist bir faaliyettir.
    bu da böyle bilinsin.

    evet maçoğlu, seni savunduk başkan olmanı istedik, zira icraatların halkçıydı, halktan yanaydı.
    ama sen kamuoyunun desteğini aldım diye şımaramazsın. şımarırsan da bizim gerçek yüzümüzü görürsün.
    sana destek verdiğimiz gibi, eleştirmesini, karşı çıkmayı ve rezil etmeyi de biliriz.

    neyse, sizin gibi tunceli'ye dersim demeye çalışan itlere gösterebilecek bir şeyim var;
    atatürk ün singeç köprüsü hatırası pozu

    atatürk ün singeç köprüsü hatırası pozu...
    bu pozu iyi bilirsiniz siz, sabiha gökçen'i de yakından tanırsınız...

    aklınızı başınıza alın da dersim dediğiniz yeri yeniden başınıza yıkmayalım.

    akıllı ol, işini yap maçoğlu.
    yoksa o oturduğun koltuktan nasıl kalktığını kendin bile anlamazsın...
    12 3 ...
  • tengir budun

    1553.
  • çaylak mı oldun çen bebeyim. tengirimmm, seni çok seviyorum noğlurr tengir! sensiz yabamıyom tengir, n'olur geri döğnn tengirr. tengir geri döğnnn. seni çoh seviyom nerdesiiiinn, bi tanem nerdesiinnnn!

    tengir budun
    6 0 ...
  • Dünya denen şu girdapta sırtı yere gelmeyecek insandır. Temeline kendinizi koymadığınız her konuda kaybedersiniz. Şeytana dönüşmeden önceki evrede, bıyık gibi büküle büküle şekle giren herkes bunu bilir. Kendiniz için yaşayın, kendiniz için çalışın, kendiniz için kazanın, kendinize harcayın, kendinize yatırım yapın. Mutluluğu kimseden beklemeyin, onu kendiniz yaratın. Siz bunu yaptıkça zaten kimseye ihtiyacınız olmayacak. Öbür türlü, suiistimallerden suiistimal beğendirirler. alemin enayisi siz misiniz? Değilsiniz di mi?
    5 0 ...
  • Sokağa atsan parayı daha iyidi. Birisi bulur karnını doyururdu en azından.

    Futbolcuların sikinin derdi sizi mi gerdi bilader anlamıyorum.

    Maça gittiğiniz yetmiyor mu dangozlar.

    Ne boş beyinsiniz amk. Evet.
    18 2 ...
  • otomatik arabayı verirsen bunlara olacağı budur. iki santim mesafeden fren diyerek gaza bir yüklenirler okul önündeki çocukların üstünden geçerler, mağazanın önüne park ettiği arabasını çalıştırır çalıştırmaz mağazanın içine dalarlar.

    bazı şeyleri kadınlar yapmamalıdır. bak tsk kadın pilot alımını durdurdu. neden? çünkü pilotluk kadınlara uygun bir meslek değil. bütün saçma kazaları kadınlar yaptığı için ordu kadın pilot alımını durdurdur mecburen.

    geçen sene iran'da düşen türk uçağının pilotu da bir kadındı ve o uçak düşmeyebilirdi....

    neyse anlatacak çok örnek var da sözlüğün kezofeminazileri beni parçalamadan gachayım en iyisi *
    4 3 ...
  • Kadınları anlama konusunda, diğer babalara fark atar.

    Empati yapmayı, kendini kadın yerine koyarak düşünebilmeyi öğrenir.
    Hak vermeyi...

    Karşı cinsle barışık yaşayabilen, egolarından sıyrılabilen, toplum dayatması erkeklik zamazingolarına gülüp geçebilen adamdır.
    4 0 ...
  • Bırakın şu yok izlediği filmlerden Yok okuduğu kitaplardan masallarını. Kültürlü olmakla kaliteyi her zaman paralel tuttuğunuz için nerde bir film izleyen var aha diyorsunuz. Bir insanın kendine yaptığı yatırım elbette kalitesini de etkiler ama karakter denen şey sadece bu yolla şekillenmiyor. Bir insan yalancıysa 1000 tane kitap okusa da yalancıdır. Kaliteli olup olmadığını öyle uzaktan izleyerek anlayamazsınız, dokunmanız iletişime geçmeniz lazım. Bakıyoruz ama görmüyoruz. Uzaktan herkes lord herkes kontes. Öncelikle verdiği tepkilere bakın. Kalitesi hakkındaki en iyi ipucunu bu şekilde yakalarsınız. Her şeye ama her şeye karşı tepkisini izleyin. Tepkiler anlayış algılayış biçimini yansıtır. Bir yere kadar rol yapabilir ancak. Hadi bakim.
    13 1 ...
  • Eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, Ankara'da iftar programında konuştu. Davutoğlu, "Her şey kaybedilir, yeniden kazanılır. iktidar kaybedilir yeniden kazanılır. Ümidi kaybedenin yarını olmaz. Konuşmaktan korkmayın" ifadelerini kullandı.

    Yeni parti kuracağı iddia edilen Ahmet Davutoğlu, Ankara Dostları Platformu'nun iftarında konuştu.

    Son günlerdeki politik gelişmeleri değerlendiren Davutoğlu, "Dost yüzler gördüm zor zamanlarda yanımızda olan ahde vefa gösteren, hiçbir zaman dürüstlükten ayrılmayan dostları gördüm. Bazı şeyler, değeri kaybolduğunda anlaşılır ve hissedersiniz ki, o şeyi ikame etmek mümkün değildir. Gerçek dostlar birbirine güzel şekilde, övgülerle konuşanlar değil, birbirine hakikat üslubunca ve usulüyle konuşanlardır. işte bugünlerde belki de kaybettiğimiz değerlerin başında dostluk geliyor" dedi.

    Dünyanın büyük bir devinim içinde hareket ettiği günlerden geçildiğini söyleyen Davutoğlu, 'ahlaki erozyon' uyarısı yaptı: "Hem dünyada karamsarlık var ve maalesef hem de ülkemizde. Son dönemde nerede, kiminle karşılaşsanız, psikolojik olarak bir karamsarlığın etkisi altında olduğunu görüyorsunuz. Ekonomik krizler, gergin siyasi söylemler ve hepimizin karşı karşıya kaldığı ve görmekten büyük üzüntü duyduğu ahlaki erozyonlar bir karamsar atmosfer oluşturuyor. Eğer dünyanın bu kaotik döneminde insanlığa bir mesaj ileteceksek önce psikolojimizi düzelteceğiz. Bize her şey yakışır, ama asla beis ve karamsarlık yakışmaz. Her şeyi kaybedebiliriz, tekrar kazanırız. iktidar kaybedilir tekrar kazanılır. Bir tek şey var ki, kaybedildiğinde ikame edilmesi mümkün değildir. O da ümit, ümidini kaybedenin yarını olamaz. Ümidi oluşturacak olan şey; korkular, dürtüler değildir. Ümidi oluşturacak olan şey; ortak referanslara sahip bir toplumun yeni bir vizyon üretmesidir. Vizyon üretmek ise düşünce özgürlüğüyle olur. Bize en aykırı bile olsa, üretilen her düşünce berekettir."

    Davutoğlu, ortak referansların toplum açısından önemine işaret ederek, şöyle devam etti: "Beni son dönemde, bir ilim adamı, bir devlet adamı olarak ama en fazla da bu ülkeye aşkla bağlı bir vatandaş olarak en çok kaygılandıran hususlardan bir tanesi de ortak referanslarımızı kaybetmiş olmamızdır. Bir toplumu bir arada tutan temel unsur ortak referansların mevcudiyetidir. Hepimizin mahallelerimizden çıkmamız lazım. Gittikçe kendi mahallesine sığınan topluluklar, bir nesil sonra parçalanırlar. Ben bunu Irak'ta gördüm. Bağdat'ta, Musul'da mahallelerin nasıl bölündüğünü gördüm. Bizim geleceğimizin en önemli teminatı son dönemde iyice içine kapanılan bu mahallelerimizden çıkmamızdır."
    2 0 ...