• ahu tuğba'nın 27 yaşındaki kızı Anjelik Calvin ABD’de özel harekat polisi olmuş.

    ahu tuğba nın kızının abd de polis olması
    https://www.independenttu...B6zel-harekat-polisi-oldu

    --spoiler--
    Kızım Anjelik ve amiri… Amerikan S.W.A.T operasyonu başı Bay Sims. Güney Florida’nın S.W.A.T harekatında eğitim veren aynı zamanda kızımın mükemmel katılım ve performans belgesi ile mezun olduğu polis akademisinden öğretmeni. Anjelik çocukluğundan beri babasına benziyor. Tercihleri riskli ve keskin. Şimdi birlikte vardiyalara çıkacaklar suç ile mücadelede Allah tüm asker ve polislerimizi korusun. Seninle gurur duyuyorum aslan kızım.
    --spoiler--
    6 0 ...
  • (bkz: cahilim demenin alternatif yolları)
    bilal’e anlatım “on”

    1923 türkiye cumhuriyeti’nin kuruluş yılı.
    yani bu ülke yeni kurulmuş ama nasıl kurulmuş?

    yüzlerce yıldır “demokratik seçim” yapan ve bunu kaldıramayıp altında ezilen osmanlı ve ailesini boğan padişahlarının bıraktıkları ile..
    hani şu en az 2/3 yabancı karısı olan padişahların.
    “bilal’e anlatım off”

    o dilin var ya o dilin fatih tezcan..
    yazdığın o ellerin var ya hani..
    öyle bir uzayacak ki götüne girecek kulaklarından çıkacak ve elbet bu devran da bitecek!
    5 2 ...
  • adliyelerdeki iş yükünü hafifletmek için "arabuluculuk" diye bir olay getirdiler.
    bir de (bkz: arabuluculuk daire başkanlığı) kurdular.

    bu kurumun başına da (bkz: hakan öztatar) adlı şahsı getirdiler.

    şimdi ülkedeki hemen hemen tüm avukatlar bu arabuluculuk sınavına girmişler.
    6271 avukat bu arabuluculuk sınavında başarılı olmuş. sınavı geçmişler, arabulucu olmaya hak kazanmışlar.

    lakin arabuluculuk daire başkanı olan şahıs, yani hakan öztatar, arabulucu olabilmek için gereken puanı alamamış. sınavdan kalmış.

    bu arada eski adalet bakanı bekir bozdağ'da sınavı kazanamamış.
    akp milletvekili ve hsk üyesi recep özel de sınavı kazanamayanlardan.
    ali ihsan yavuz'u zaten biliyorsunuz.

    e peki hsk üyesi olup bu sınavı kazanamamak nedir?
    daire başkanı olup bu sınavı kazanamamak nedir?
    hatta adalet bakanlığı yapıp bu sınavı kazanamamak nedir?

    sonra da diyoruz ki ülkede hukuk yok, adalet yok.
    adaletin başındaki adamlar hukuktan anlamıyorlar ki...ne bekliyoruz?

    fatih portakal bir güzel başak geçti bunlarla yalnız. iyi güldük sağolsun.
    https://tele1.com.tr/veki...avinda-dokulduler-108801/
    10 1 ...
  • esasen, kaçınılmaz olandı. artan sovyet tehdidi, doğu'daki erzak ve kaynak bolluğu çekiciliği hitler'i bu karara teşvik etmişti. fransa işgali'nin ve akabinde ingiltere'nin köşeye sıkıştırılmasının, ayrıca pasifleştirilmesinin ardından esasen bahar'da yapılması planlanan, ama italyanlar yüzünden 22 haziran 1941'e kadar ertelenmiş olan bir süreçti.

    hitler, ingiltere'nin düşmemesi için erzak yardımında bulunan amerika'ya bir ders vermek istiyordu. franklin d. roosevelt önderliğinde yollanmış olan gemilerin neredeyse tamamını atlas okyanusu'na gömdü. hitler, denizaltılarının başarısından oldukça memnundu. bu, yukarıda da bahsettiğim ingiltere'yi bir süre saf dışı bırakma politikasından ve rusya işgalinin hazırlığı için yapılan bir strateji idi. lakin, bu başarıya rağmen amerika'nın silahlanma politikasından da çekiniyordu. sekreterine şöyle dedi; "bir yıl içerisinde, birleşik devletler savaşa girmeye hazır olacak. onlarla karşılaşmak için daha çok ham maddeye ihtiyacımız var. bu ham maddeler doğu'da. oradaki yaşam alanını işgal etmeliyiz. sonra, ingiltere bütün umudunu kaybedip, barış yapacak. amerikalılar için de çok geç olacak. mümkün olduğu kadar çabuk rusya'ya saldıralım!"

    (bkz: u-boot)

    hitler, bu işgal planının kod adını orta çağ imparatoru barbarossa'dan esinlenip, barbarossa harekatı* olarak belirledi. wehrmacht, birliklerini doğu'da konuşlandırmaya başladı. august von kageneck, polonya'ya gönderilmişti. polonyalı tutsaklar ve yahudiler çeşitli inşaat projelerinde çalıştırıldılar. hitler, polonya boyunca yeni bir otoyol inşa etmek istiyordu. böylece, ordusunu rusya sınırına hızla sevk ettirebilecekti. 9. ss panzer tümeni burada konuşlandırılmıştı. içinde kageneck'in alayı da bulunuyordu.

    fakat, hitler'in doğu'ya saldırma planlarını ertelemesi gerekti. çünkü müttefiki benito mussolini kendi savaşını yapabilmek için o'ndan yardım bekliyordu. nam-ı diğer il duce, afrika'da ingilizler tarafından yenilgiye uğratılmıştı. italyan ordusu çölde darmadağın bir haldeydi. hitler, mussolini'yi kurtarmak için en iyi generallerinden birini libya'ya gönderdi. gerçek bir nazi olan general erwin rommel. beraber, zırhlı birliği de afrika korps'a gönderildi. bunu müteakip, afrika korps'u ingilizlerin pozisyonuna göre yerleştirdi. özetle, ingilizler'i alt etti.

    (bkz: erwin rommel)

    akabinde hitler, yunanistan'a saldırdı. burası, mussolini'nin almaya çalıştığı bir ülkeydi. balkanlardaki şimşek savaşından ve yugoslavya'nın işgalinden sonra, paraşüt indirme birliklerini girit'e gönderdi. hitler, rusya'yı işgal etmek için güney kanadını güven altına aldığı konusunda kendini ikna etmişti. mussolini'nin de götünü kurtarmıştı bir süreliğine. fakat, çok değerli zamanını da kaybetmişti. netice olarak barbarossa harekatı ertelenmişti.

    uluslararası işçi bayramını kutlamak için kızıl meydan'da geleneksel olarak büyük bir askeri birlik geçişi düzenlendi. bu seferki için* özel hazırlıklar yapılmıştı. bunun sebebi ise, josef stalin'in hitler üzerinde etki bırakmak istemesiydi. bir nevi, göz korkutma amaçlıydı. her ne kadar böyle bir etki yapmak istemiş olsa da stalin, casuslarını pek de dikkate almadı. bu kişiler, almanlar'ın bir saldırı hazırlığında bulunduklarını söylüyorlardı. ama stalin hitler'in molotov-ribbentrop paktı'nı bu kadar erken bozacağına inanmakta güçlük çekiyordu.
    tüm uyarılara rağmen alman generaller bu geçiş törenine davet edildi. onları selamlayan ve ağırlayan isim ise, komutan semyon timoşenko oldu.

    bu arada istihbarat raporları gelmeye devam etti. raporlar, hitler'in sovyetler birliği'ni işgal edeceğini gösteriyordu. bu raporlara rağmen stalin, reich'a ham madde yollamaya devam etti. bahse paktın imzalanmasından beri almanya'ya petrol, krom ve nikel gönderiyordu. son tren, 21 haziran 1941'in gecesinde gönderildi. tonlarca buğday taşıyan bu tren sınırı geçti ve 22 haziran 1941'de resmen savaş ilan edilmeden önce wehrmacht'a gönderilen son rus kaynağı olmuştu. akabinde wehrmacht'ın istihkam erleri rus topraklarına girdi. *
    arkalarından tam 153 alman tümeni ülkeye girdi. 3 milyon asker, beraberlerinde büyük bir çoğunluğu renault marka olan 600.000 kamyon!
    ve dahi, 3000'den fazla tank, 7000 top, 3000 savaş uçağı. harekatın daha en başında, ilk 24 saat içerisinde 1500 sovyet uçağı daha yerdeyken imha edildi. ek olarak, 300 sovyet uçağı luftwaffe tarafından düşürüldü. hazırlıksız yakalanan ve büyük saldırıyla karşılaşan sovyet hava kuvvetleri yok edici bir darbe aldı. alman saldırısı 3000 kilometre boyunca üç farklı noktadan devam etti.

    kuzey'de ideolojik hedef olan leningrad vardı. bu şehir, vladimir lenin'in şehri, rus devriminin beşiği idi. modern zamanın st. petersburg'u.
    ortada, politik hedef vardı; moskova. güney'de ise, ekonomik hedef vardı; kiev.

    akabinde merkez cephede bir tank stratejisti ve blitzkrieg'in önemli unsurlarından biri olan general heinz guderian, stalin hattı sayesinde durduruldu. buna rağmen guderian yoluna devam etti. ama coğrafi koşullar o'nun kaliteli motorize birliklerini yavaşlatmaya başladı. günde maksimum 50 km yol alabiliyorlardı. ki; bu motorize birlik varşova'ya, oslo'ya doğrudan yürümüş bi' birlik idi. rusya'nın ne kadar büyük olduğunu işte bu vakitten sonra anlamaya başlamışlardı. bu devasa topraklar onları resmen yutmuştu. yüzlerce kilometre boyunca tek bir köy bile görmedikleri oluyordu. bu da, malzeme, yakıt ve cephane ikmali yapan kamyonların işini iyice zorlaştırdı. wehrmacht'ın uğraşması gereken bir problem daha vardı.

    (bkz: rus milliyetçiliği)

    ruslar, çok iyi savunma yapıyorlardı. buna ek olarak da, yeni bir rus tankı da sahneye çıkmıştı.

    (bkz: t-34)

    30 tonluk bir canavar olan bu tankın güçlü bir topu vardı ve geniş paletleri sayesinde rahatça yol alabiliyordu. top gücü ve zırh kalınlığı açısından alman tanklarıyla baş edebilecek kapasitedeydi. fakat, basit bir telsizi ve sürekli takılan vites kutusu vardı. bu tankları durdurabilen tek silah, almanlar'ın 88'lik toplarıydı.

    (bkz: flak 88)

    almanlar her ne kadar daha iyi silahlara sahip olasalar da ve daha iyi bir düzenli orduya sahip olsalar da, onların deyimi ile ivanlar sonuna kadar, yaka paça savaşıyorlardı. netice olarak bu ivanlar, topraklarını koruyorlardı. ruslar çok ağır kayıplar verdi. ama almanlar'ın da kayıpları artıyordu.

    almanlar, üç hedefe doğru ilerlemeye devam etti. leningrad, moskova ve kiev.
    önlerine gelen herkesi ya öldürüyorlardı, ya da kitleler halinde esir alıyorlardı. hitler'in emri, bütün politik komiserlerin ve işleri her birlikteki askerleri kontrol altında tutmak olan komünist parti üyelerinin hemen idam edilmesi idi. guderian, bu canice emre karşı çıktı. ama buna rağmen almanlar bolşeviklere acımadı.
    ruslar, her ne olursa olsun giderek azalan silahlarıyla çaresiz bir şekilde savaşmaya devam ettiler. dört askere düşen tek bir tüfek gibi.

    bu direniş hattı sonlandı ve geri çekildiler. işler, stalin için hiç de iyi gitmiyordu. 3 temmuz 1941 sabahı halka seslendi. ağır gürcü aksanıyla, daha önce hiç kullanmadığı sözcükler kullandı. ruslara, "erkek ve kız kardeşlerim!" dedi. "hitler'in almanya'sı tarafından saldırıya uğradık. düşman çok acımasız ve karşı koymak zor. ülkemiz ölümcül bir tehlikenin altında."
    çevresindekilere ise şunları söylüyordu; "alman faşist askerlerin yenilmez olduğu doğru mu? napolyon'un ordusu da yenilmez sanılıyordu, ama yenildiler."

    akabinde tüm fabrikaların makineleri ve işçileri ile beraber doğu'daki ural dağları'na taşınmasını emretti. çiftçilere ve köylülere kesin bir emir verdi; "kaçın! evlerinizi ve tarlalarınızı terk edin! her şeyi yok edin! geride faşist hitler'in askerleri tarafından kullanılabilecek hiçbir şey bırakmayın!"

    bu, yanmış toprak politikası'ydı. alman subaylar, napolyo'nun yaşadıklarının bir benzerini yaşadı. ruslar 1812'de, napolyo'nun büyük ordusunu köylerini ve tarlalarını ateşe vererek yenmişlerdi. arkasından berezina savaşı'nda fransızlar'ı katletmişlerdi. 1941 temmuz'unun başlarında almanlar da merkez cephede berezina nehri'ne ulaşmış, ve ilerlemeye devam etmişti. sovyetler'in direnci devam ediyordu. nehrin diğer tarafında almanlar'ı hoş olmayan bir sürpriz bekliyordu. ruslar yeni bir ağır silah mevzisi kurmuştu. bu, "stalin'in orgu" denilen bir roket atardı. bir diğer adıyla katyuşa. korkunç bir silahtı. almanlar ağır zayiat vermişlerdi. ama, hiçbir şey ilerlemelerini durduramıyordu. temmuz'un ortasına gelindiğinde moskova'dan önceki son büyük şehir olan smolensk'e ulaşmışlardı. smolensk muharebesi üç hafta sürdü. ruslar, burada da son an'a kadar savaştı. almanların hoparlörlerden mütemadiyen yaptığı "teslim olun! sizlere iyi davranacağız!" çağrılarına rağmen direnmeye devam etmişlerdi. burada hayatta kalan ruslar'ın bazıları ormanlara kaçarak direnişe devam etti. onlara, savaşmayı öğrettikleri birçok çiftçi ve köylü de katıldı. düşman iletişim hatlarını sabote ettiler. pek tabii bunun misillemesi de oldu ve oldukça acımasızcaydı. hepsi, almanlar tarafından tek tek yakalanıp, katledildi.

    zaman geçtikçe, barbarossa harekatı hızını azaltmaya başladı. führer, mareşal wilhelm keitel ile görüşüp, rapor aldı. fedor von bock'la da görüşen hitler, ondan da istihbarat raporları almıştı. bu istihbarat raporları neticesinde hitler, erzak ihtiyacını gidermenin planlarını yaptı. ukrayna'dan gelecek olan buğdaya yoğunlaştı. önceki savaşta olduğu gibi bizi aç bırakamayacaklar diye kuduran hitler, "moskova bir simgeden ibaret!" diye, haykırıyordu. guderian'a güney'e, yani kiev'e gitmesini emretti. böylece hala wehrmacht'ın gerisinde gruplar halinde mücadele etmekte olan rus birliklerinin etrafındaki çemberi kapatabilecek ve buğdaya erişebilecekti. bu, bütün zamanların en büyük kuşatmalarından birisi olmuştu.

    (bkz: kiev savaşı)

    almanlar tek bir hareket ile tam 600.000 rus askerini esir aldı. akabinde heinrich himmler, bölgeye geldi. esirleri beslemek için bütün girişimleri sonlandırmıştı. himmler büyük bir umursamazlıkla bu esirleri untermensch, yani, insan olmayanlar olarak görüyordu. soğukkanlılıkla onları açlıktan ölmeye mahkum etti.

    (bkz: untermensch)

    ukrayna halkı da, almanlar'ın kuşatmasından sonra onlara sempati besledi ve büyük bir coşkuyla karşıladı. neticede stalin'in boyunduruğu altında ezilmekten bıkmışlardı ve bu onlar için bir kurtuluştu. buna rağmen almanya bu müttefik kazanma fırsatını boşa harcadı. reich'daki üst düzey ikinci mareşal olan hermann göring, ukrayna'ya geldi. müttefik kazanma fırsatı da şu sözleriyle beraber uçup gitti.

    "boş yere kimse beslenmeyecek! çalışabilenler reich için çalışacak! geri kalanlar öldürülecek! çalışabilenler, ölene kadar her şeylerini verecek!"

    bu, ukrayna halkını köleleştirme politikasıydı. bölgede bulunan yahudiler'in de metodik bir şekilde yok edilmesini istiyordu. yanında ise, nazi ırkçılığının en önemli teorisyenlerinden biri olan alfred rosenberg vardı. bununla beraber himmler, idam komandoları grubu kurdu. bunlar yahudiler'i toplayan schutzstaffel üyelerinden, polislerden ve wehrmacht askerlerinden oluşuyorlardı. ss'ler, yahudiler'i ormana götürüyor ve kendi mezarlarını kazabilmeleri için onlara kürek veriyordu. ilerleyen zamanlarda, bu uygulamanın yavaş olduğu kanaatine varmıştı. böylece toplu mezarlar kazdırılmıştı. bu şekilde son kurbanlar onlardan önce ölenlerin üstüne atılıp, kurşuna diziliyordu. fakat bu yöntem de zaman alıyordu. ss'ler, kiev yakınlarında babi yar olarak bilinen bir hendek hazırlamışlardı. iki gün içinde 33.771 yahudi burada idam edildi. erkek, kadın ve çocuk..
    dünya üzerindeki bu cehennemde, cephe boyunca yayılan yüzlercesinde olduğu gibi, idamcılar kurbanlarının fotoğraflarını çekerdi.

    (bkz: babi yar katliamı)

    fakat himmler yine de memnun değildi. bu toplu ölümlerin, askerlerin üzerinde bıraktığı olumsuz psikolojiye dikkat kesilmişti. bu yüzden, alternatif yöntemler aradı. bu arayışı, içlerine gaz boruları sokulan kamyon kasalarında buldu. egzozdan çıkan duman, bu borular vesilesi ile kamyon kasasının içerisine doluyor, ve içerideki insanlar boğularak ölüyordu. bu uygulamadan yaklaşık bir sene sonra da, gaz odalarını kurdurttu.

    bu olaylardan bir süre sonra ise, kuzey'de uzun süren leningrad kuşatması başladı. almanlar'ın planı hazırdı. sokaklarda savaşmak yerine ağır silahların ve açlığın kuşatmayı başarıya götürmesini planlamışlardı. şehirdeki binalar bu ağır silahlarla yerle yeksan edildi. şehrin yok edilmesinde luftwaffe'nin, yani, alman hava kuvvetleri'nin de rolü büyüktü. bombardımanı ise, açlık takip etti. yiyecek tükendi ve rus halkı açlıkla da mücadele etmek zorunda kaldı. almanlar her ne kadar başarı sağlamış gibi görünseler de, kaçınılmaz olanla yüzleşeceklerdi.

    (bkz: kış)

    kış'ın gelişi, onlara ateşten değil de, buzdan bir cehennemi yaşatacaktı.

    kuzey kuşatmasına güney birlikleri de katıldı. leningrad'dan odessa'ya kadar olan bu devasa cephede, moskova'ya doğru yapılacak olan harekat durdurulamaz gibi görünüyordu. almanlar 700.000 esir daha almıştı. kuşatma öncesi komutan alfred jodl da vaziyet alanlar arasındaydı. almanlar kış'ın gelmesine bir kala, diğer bir gerçekle daha yüzleştiler.

    (bkz: rasputitsa)

    rasputitsa'ya rağmen, ilerleyiş sürdü. fakat erken gelen kış, kasım 1941'de her yeri dondurdu. ilerleyen zamanlarda hava sıcaklığı yer yer -40 santigrat dereceye kadar düşecekti. wehrmacht yeni bir blitzkrieg, yani şimşek savaşı yürütmenin hazırlıklarını yaptı. planları, rusya'ya dört ay içerisinde diz çöktürmek idi. fakat kış için donanımları yetersizdi. donanım ve erzak yetersizliği yüzünden askerler arasında da rekabet başlamıştı. küçük bir kulübe için kendi aralarında savaşıyorlardı. en ufak bir köyü bile işgal etmek istiyorlardı. zira bu, az da olsa bir "sığınma" demekti. alman askerlerin direnci düşmeye başlamıştı. soğuktan ve dizanteriden ölümler oldu. bu öyle bir soğuktu ki, dizanteriden altına etmek üzere olan askerler pantolonlarını indiremiyordu. indiren, donuyordu. tek çare ise, pantolonlarının ağını yırtarak ihtiyaç gidermekti. bu olumsuzluklara ek olarak; yıkanmaları ve kıyafetlerini değiştirmeleri de mümkün değildi. bir süre sonra bitlenme, uyuz ve tifüs gibi vakalar da yaşandı. askerler, akıllarını kaçırmak üzereydi. ancak, tüm olumsuz şartlara rağmen wehrmacht, ilerlemeye devam etti.

    alman askerler moskova'nın dışına ulaşmışlardı. hatta doğruca kızıl meydan'a kadar giden bir otobüs hattını da ele geçirmişlerdi. pek tabii ruslar da boş durmuyordu. stalin, moskova savunması için en önemli komutanlarından birini görevlendirmişti.

    (bkz: georgy konstantinovich zhukov)

    jukov, doğu'daki birlikleri moskova'ya yönlendirdi. sibirya tümenlerinden birkaç tanesi jukov'un emri ile çağrıldı. donanımları iyi idi. her şeyden ziyade, sibiryalılar soğuktan korkmazdı. soğuk, onlar için olağan bir durumdu. hülasa bu tümenlere mensup her bir birey, dayanıklı birer doğa insanıydı. savaşlardaki insan faktörünün önemi de, bu seçimle beraber tescillenmiş örneklerden biriydi. bahse birlikler, kayak takımlarıyla ve ren geyikleriyle bölgeye intikal ettiler. işte bu vakitten sonra avlayacakları şey, almanlardı.

    jukov, wehrmacht'ı kıskaç hareketiyle tuzağa düşürmek istiyordu. smolensk'den moskova'ya ilerleyişlerini sürdüren alman birliklerinin etrafını sardı. çağın en korkunç silahlarından olan flak 88 ve katyuşa, karşı karşıya geldi. yaklaşık 30.000 alman askeri ya öldürüldü ya da kayboldu. esir alınan binlercesi ise, sibirya'ya gönderildi. soğukla olan savaşları esir oldukları sibirya'da da devam edecekti. bu çatışmada august von kageneck de ağır yaralandı ve almanya'ya gönderildi. günlüğüne şunları yazmıştı;

    "inanç kayboldu. şüphe saplantı haline geldi. ölüm en iyi dostumuz, insanın en iyi dostu olmuştu. çünkü sizi çektiğiniz acılardan kurtarıyordu."

    ruslar'ın çektiği acı da henüz bitmemişti. ülkeleri mahvedilmişti. moskova kurtarılmıştı ama milyonlarca insan öldürülmüş ya da esir alınmıştı.
    ve tehlike hala devam ediyordu.

    işte bu kıskaç harekatı, wehrmacht'ın ilk geri adımıydı. zaten bundan sonrasını geri çekilmeler takip etti ve malumunuz olan son gerçekleşti.

    ayrıca konuyla alakalı olarak şuna da bakabilirsiniz;

    (bkz: kursk savaşı)
    7 1 ...
  • batman'da bir medreseden mezun olan 78 kız için düzenlenen icazet töreni ve kızlarla yapılan röportajlar.
    https://streamable.com/z0r1z

    izlerken kanım dondu.
    tüylerim ürperdi...

    78 genç kız ve 78 tane karartılmış hayat.
    4 yıl boyunca medrese eğitimi alıyorlar ve medrese eğitimini tamamlıyorlar. bunun için de "allah bize nasip etti, allah'a şükürler olsun" diye seviniyor, seydalarına teşekkür ediyorlar.

    peki neden?
    aldığınız bu eğitimin insanlığa ne faydası olacak?
    bir toplu iğne başı kadar faydanız olacak mı insanlığa, medeniyete?

    ne geçecek elinize?
    nesiniz siz şu an?
    koca bir hiç...

    koca bir hiç olmak için feda edilen yıllar, heba edilen bunca zaman, akıtılan bunca para.

    yazık değil mi?
    bir de "ilim, ilim" diye geziniyorlar.
    ne ilmi kardeşim? neyin ilmi?

    sizin ilim dediğiniz şeyin ekonomiye ne katkısı var çok merak ediyorum.

    bu 78 genç kız ne oldu şimdi?

    not: birazdan beyni olmayıp fikir sahibi olanlar gelip "bale öğrenseler iyi ama, mini etek giyseler iyi ama" deyip dururlar. gerizekalıların aklı fikri bu kadar işte, bunun karşıtı olan bir insan illa bale yapacak, illa mini etek giyecek çünkü.
    çünkü zihinlerinin derinlikleri bu kadar.
    25 23 ...
  • yine bir yalan, yine bir iftira ve bu iftira ve yalanın altında yine kadir mısıroğlu ve fatih tezcan adlı itler.
    kaynakları yok, belgeleri yok...

    bakınız ben şimdi kaynakları ve belgeleri ile bu kudüs'ün ingilizlerin eline nasıl geçtiğini yazacağım.

    kudüs'ü 9 aralık 1917'de kaybettik.
    102 sene önce.

    neden kaybettik?
    çünkü bütün savunma planlarımızı gazze üzerinden yapmıştık.
    7 aralık 1917'de gazze'yi kaybedince, ingilizlerin kudüs'e girmeleri sadece 2 gün sürdü.

    peki gazze'yi nasıl kaybettik?
    önce onu anlatayım.

    1917 senesinin başında kanal seferi başarısızlıkla sonuçlanınca ordumuz gazze müstahkem mevkiine çekilip savunma pozisyonu aldı.
    amaç denizden ve güneyden gelecek ingiliz saldırısını durdurup püskürtmekti.

    ingilizler gazze'ye ilk saldırıyı 26 mart'ta yaptı.
    geri püskürttük.
    kanal seferi hezimetinden sonra zafer gibi gelmişti ordumuza adeta.

    sonra ingilizler nisan 17'de 2. defa saldırdı gazze'ye.
    3 gün 3 gece çarpıştık.
    müdafaa ettik. bir karış geri çekilmedik.
    çok kayıp verdik ama zafer kazandık yine...

    ingilizler 6 kasım 1917'de 3. saldırı harekatını başlattı.
    yine direndik. direndik. direndik...
    7 kasım günü öğlen vakti ordumuz doğudan da kuşatıldı.

    şerif hüseyin'in oğlu faysal'ın başında bulunduğu hain arap köpekleri ordumuzu arkadan vurmuş, ordumuz 2 ateş arasında kalmıştı.

    iki ateş arasında çaresiz yok olmaktansa geri çekildik.
    7 kasım 1917'de gazze'yi bırakmak zorunda kaldık.

    3. gazze kuşatması planı;
    m kamal in kudüs ü ingilizlere teslim etmesi

    tam 120 kilometre geri çekildikten sonra anca durabildik.
    bu arada biz geri çekilirken ingilizler ve hain arap köpekleri önce yafa'yı, ardından da 9 aralık'ta kudüs'ü ele geçirdiler.

    ingilizler ve hain arap köpeklerinin girdikleri her yerde araplar coşkuyla türklerden kurtuluşlarını kutluyordu.

    gazze giderse kudüs'te giderdi bunun bilincindeydik. bu yüzden toplam 3 gazze kuşatmasında 10 bine yakın şehit verdik.
    sırf kudüs gitmesin, kudüs giderse mekke gitmesin, medine gitmesin diye...

    ama kudüs gitti.
    bakınız bu fotoğraf kudüs'ün ingilizlere teslim ediliş fotoğrafıdır.
    m kamal in kudüs ü ingilizlere teslim etmesi

    fotoğrafta ön planda elinde baston olan kişi kudüs belediye başkanı hüseyin efendi'dir.
    kendisi filistinli bir araptır.
    hüseyin efendi'nin yanındakiler de filistinli hain arap sözde osmanlı subayları.
    vatanlarına ihanet edip, kudüs'ü ingilizlere teslim etmekten gayet memnunlar.
    fotoğrafta gördüğünüz üzre hüseyin efendi osmanlı'dan kurtulduğu için keyif sigarası yakmış...

    kudüs'ü ingilizlere teslim eden bu hainler, ingiliz komutan general edmund allenby'i kudüs'e girerken "el-nebi"(peygamber) olarak karşılıyorlar.
    m kamal in kudüs ü ingilizlere teslim etmesi

    hatta allenby'i peygamber olarak karşıladıktan sonra, onunla birlikte şam'a gidiyorlar, yeni peygamberlerine(!) eşlik ediyor, allenby'nin şam'daki selahaddin eyyubi türbesi sandukasını tekmeleyen çizmelerini filistinliler parlatıyor.

    bütün bunlar olurken mustafa kemal paşa nerede?
    bakınız burası çokomelli.
    suriye ve filistin'in savunmasıyla görevli olan kuvvetlerimiz 7. ordu, 8. ordu ve 4. ordudur. bu kuvvete de (bkz: yıldırım orduları) adı verilmiştir.

    bütün bu kuvvetlerin komuta sıralaması da şu şekildedir;
    -liman von sanders,
    -erich von falkenhayn,
    -mersinli cemal paşa (bilinen cemal paşa değil bu farklı)
    -cevat paşa,
    -mustafa kemal paşa.

    yani mustafa kemal paşa burada ordu komutanı değil, yetki sıralamasında 5. sırada.

    liman paşa ve erich paşa'nın bölgeden topuklaması üzerine de mustafa kemal yıldırım orduları kumandan vekili olmuştur ve 7. orduya komuta etmeye başlamıştır.

    muharebenin başlangıcında gerçekleşen ve zırhlı araçların kullanıldığı ingiliz saldırısı sırasında merkezde bulunan 8. ordu kuvvetlerinin ağır bir yenilgi alması ile mustafa kemal paşa inisiyatif alarak 7. ve 4. orduları az bir kayıpla geri çekmeyi başarmıştır.
    (bkz: megiddo muharebesi)

    şayet megiddo muharebesinde mustafa kemal paşa 7. ve 4. ordularımızı çekmeseydi elimizde asker namına hiçbir kuvvet kalmazdı ve 4 sene sonra biz kurtuluş savaşını kazanamazdık.

    tarihi okuyarak öğrenin.
    fesli yavşaktan, fatih tezcan itinden, mustafa armağan adlı şarlatandan değil.

    hepiniz adam olmasını ve atatürk'e saygı göstermeyi öğreneceksiniz. öğreteceğiz.

    binlerce satır yazmamız gerekse de, saatlerimizi alsa da yaptığınız dezenformasyonları birer birer çökerteceğiz...

    #tarih
    26 7 ...
  • Başarı olarak görülmesi ilginç. Niye kalsın ki? Neden yani?
    Aslında şöyle ben de onun bunun kollarında eskimek istemem. Tek bir kişiye ait olmak isterim, ilkimle sonum aynı olsun isterim. Ama bir kişiyle gelecek hayali kuruyorsam, ona güveniyorsam onunla evlenmeyi neden bekleyeyim ki? Ayrılırsak ilerde beraber olacağım insan belki istemez beni böyle diye şimdi sevdiğim adamla yaşayacağım güzel şeylere neden engel olayım?
    Benim bu sorulara tek cevabım, ailem öğrenirse abim çeker vurur beni. Net. Beklemez, düşünmez, tereddüt etmez. Sevgili lafı edince bile konuyu değiştiriyor sinirlenip lan, 22 yaşına giriyorum abiii! Duy bunları. Ya da duyma.
    Neyse bu yüzden bir gün bu riski alırsam, gerçekten o kişi için her şeyi yapabileceğime, onunla bir ömür yaşayabileceğime inanmam gerekir. bak bu arada risk diyorum, iki insanın sevişmesi ölümcül bir risk. Ahahaha şaka gibi.
    Bence en önemli şey sadakat. Siz varken başkası olmadığı sürece gerisi sizi ilgilendirmemeli.
    8 1 ...
  • Ya insanlar aç aç.

    Sövünce abi ağır sövdün diyorsunuz sonra da.

    Enflasyon almış gidiyor, hergün birileri fukaralıktan intihar ediyor ama hala siyasi rant peşinde koşmak uğruna kanal istanbul cart curt diye name yapıyorsunuz burada.

    Ülkesini seven herkes yenilik ister, ülkesi alanında tek güç olsun ister. Ama hissedilen enflasyonun %20 olduğu yerde trilyonlarca lirayı kanala bağlamak tribünlere oynamaktır. Yap, yine yap ama önce açın karnını doyur.
    4 1 ...
  • amerika'nın florida eyaletinde meydana gelen olaydır. 20 yaşında ve 7 aylık hamile olan kadın doğacak çocuğunu aynı evde yaşadığı 4 babasıyla büyümesine karar vermiş. babalar da durumdan memnun. çocuğun kimden olduğunun önemi yok o sıcak aile içersinde büyümesi onlar için yeterli. allah babalı babalı büyütsün
    https://www.mynet.com/4-s...buyutecekler-190101204298
    9 2 ...
  • ofis helasına bir de pisuvar yaptırdım. erkeklere kolaylık diye. pisuvarın markası " ece " ymiş, ne bileyim. müdür hanımın adı da ece. erkek çalışanlar durup durup " patron ne iyi ettin de bunu yaptırdın, günde en az beş defa ece' nin ağzına veriyoruz " dediler. bu espri ece hanımın kulağına gitmiş. tutturdu o pisuvar kalkacak diye.
    8 0 ...