• 1) yolsuzluk

    2) akrabalarını kayırma devletin her yerine yerleştirme

    3) halkı soyma

    4) muhalefetten olanlara terorist gibi hakaretler yaparak halkı bir birine düşürme bölücülük.

    5) tarım denilen olayı bitirme

    6) fetö gibi örgütleri güçlendirip var etme darbe yapacak güce getirme
    https://youtu.be/AU23FBXWkDg

    7) kendisini eleştiren gazetecileri tutuklayarak fikir özgürlüğünü bitirmek

    8) suriyelileri ülkeye doldurup 1. sınif vatandaş haline getirmek

    9) ölen türk askerlerine birkaç şehit ve kelle diye hitap etme

    10) andımızı kaldırma

    11) mustafa kemal atatürk başta olmak üzere eski liderlerin yaptığı bütün fabrikaları satma

    12) gururumuz olan altay tankı fabrikasını jumbo jet karşılığı katara peşkeş çekme

    13) doları 7 tl fiyatına kadar çıkarma

    14) ülkeyi dış mihraklara borçlu bırakma

    15) damadı ekonomi bakanı yaparak ekonomiyi batırıp arka planda halkı soyma kendine özel jetler alıp saray yapma padişah mısın amk ne sarayı.

    16) kırmızı listede aranan çocuk katili terörist başı abdullah öcalan'ın kardeşini trt 1 e çıkarıp teröristlerin oyunu isteme.
    yine aynı şekilde apo nun mektubunu okutma.

    17) yeni akit gibi kanallar kurup o kanalda pedofiliyi övme din adı altında çocuk evliliğini normalleştirme çabaları

    18) halkı bölen bir birine düşüren aktroll ordusu kurmak bu bir nevi bölücü terör örgütü kurmak ve yönetmektir.

    19) cumhurbaşkanlığı daha doğrusu tek adamlık sistemini getirerek demokrasiyi bitirme öldürme.

    20) teröristlerle barzani ile anlaşma yapma beraber yürüdük biz bu yollarda demeler ayni sahnede şarkı söylemeler terör örgütü pkk ya destek verme güçlendirme ülke sınirları içine sokma.

    işte üst düzey pkk yetkilisi barzani ile rte nin mutlu bir şekilde şakalaşıp teröre rte tarafından destek çıkılan anlardan bir kare
    rte nin yaptığı icraatlar sıralı liste

    daha fazla icraatı varda reisin şimdi aklıma gelmiyor liste zamanla editlenip güncellenecektir.
    3 1 ...
  • Bu bir itiraf değil, pıt pıt atan kalbin heyecan paylaşımıdır.

    Yarın tez savunmam var. 1 sene kah ağlayarak kah öfkelenerek kah zaman yaratarak kah sosyal hayatımdan kısarak yazdığım tezimin meyvelerini alma zamanı geldi. Yarın hayatımın en büyük günlerinden biri. Umarım kabul alırım. Wish me luck.
    3 0 ...
  • Yapılacak işe motivasyon tam olunca, kendiliğinden kalkar insan işine koyulur. Yani benimsemektir, işin özeti. Yinede alarm kurulmalı bence, yorgunluktan uyanılmaz, belki.
    1 1 ...
  • Bu milletin evlatlarına, küçücük yavrularına tecavüz eden ensarcı sapıklar savunuldu. Gözümüzün önünde gerçekleşen hırsızlıkları yapan hırsızlar savunuldu. 2 evladının önünde çocuklarım aç diye haykırarak kendini yakan, intihar eden bir insana, babaya cehapeli şovmen diye küfür edildi. Müslüman ve vatanını seven masum, sade vatandaşlara, insanlara kafir, terörist küfürleri ediliyor. Bebekler hapislerde. Bir günlük bebek bile hapiste. Atılan iftiraları hazmedemeyen yiğitler intihar etti. Masum olduğu halde zindanlara atılan yiğit evlatlarını, eşlerini hapishanelerde ziyarete gitmek isteyen aileler yollarda trafik kazaları geçirip yok oldu. Sırf benden diye her türlü namussuzluk savunuldu. Savunuluyor. Sırf a denilene b dedi diye atılan iftira, edilen küfür bitmek bilmiyor. Dilek öğretmeni izledik, gördük ama zerre utanmadık herhalde kendimizden? Oğuz çocuğun dedesinin iki dakikalık haykırışı arşı yardı geçti ama duymak istenmediği için sesi duyulmadı bile. 2 dakikada 34 yaşında birinin darmadığın edileceğini bilmezdim. Oldum. Kendime gelemedim bir süre. Tecavüze uğrayan çocuklar, masum oğuz'lar ortada, sahipsiz duruyorken. Bu milletin evlat sahibi olan ana babaların, torun sahibi dedelerin vicdanları sahiden rahat mı? Dilek öğretmen ve oğuz çocuk. Tanımıyorum. Akrabam, dostum ya da çıkarım olan insanlar değil. insan kendi dertlerini, tasalarını unuttuğu oluyor. Unutmuşluğum var. Bu iki insanı ömrüm boyu unutmam mümkün değil. Biliyorum kendimi. Sebep değilim, yardakçısı değilim, zerre tesirim yok konulara ancak unutacağım kendi tasalarım olacağını biliyorum. Bu iki insanı unutmayacağımı da biliyorum. Haksızlığa haksızlık demem için haksızlığın mutlaka bana, aileme ya da sevdiklerimden birine mi yapılmış olması gerekiyor? Hiç tanımadığım insanlara yapılınca, tanımadığım aielelerin yüreklerine kor ateşler düşünce, ocakları yangın yerine dönünce bana ne demem mi lazım? Saymakla bitmeyecek olan kahırlara, haksızlıklara çanak tutan, destek veren savunanlara kızıyorken biraz durup bu ahlaksızlara kızmaya hakkım var mı diye düşünen var mı acaba? Çok merak ediyorum. Kendi rezil korkularına, endişelerine sebep tüm bu vicdansızlıklara, ahlaksızlıklara gerçekten ses çıkarmayan, direnmeyen reel hayatında insan adına, insanlık namına tek bir adım dahi atmamış insan ile savunan insan arasında ne fark var? Şahsen hiçbir fark görmüyorum. Savunan ve ses çıkarmayanlardan kalabalıklar oluşuyor diye haklının, mazlumun, hakkın sesi duyulmuyor, kahrı görünmüyor. Çok kalabalık ve çok gürültülüler savunan ya da sessiz kalanlar. Bu riyakarlığın, iki yüzlülüğün resmidir. Kimseye bir şey izah etmenin mümkün olmadığından emin olduğum için halimizin tespitine dair cümle kuruyorum sürekli. iyiyi, güzeli, huzuru, mutluluğu, ferah ve rafahı hak etmiyoruz. Bu halde yaşamaya devam ettiğimiz sürece bu ülkede yaşayan bizlerin kahırları, yitip gidişleri, ziyan oluşu bitmeyecek. Kimse kabul etmek istemiyor ama gerçek bu. Dilek, temenni, beddua ve kapanış. O da internet üzerinden. Yıllar geçti kaç bininci haksızlıkla bu yöntemle mücadele ettik? Saymak mümkün değil. Peki ne düzeldi bu mücadele yöntemiyle? Hiçbir şey. Bir gün kendi başına gelmeyeceğinden emin oluşa sebep görmemek için başını çeviren, duymamak için kulaklarını tıkayanlara selam olsun. Bu mış gibi tepki gösterme yanılgısından vazgeçilmesi dileğiyle. Şahıs bazında değil, millet olarak bildigimiz, haberdar olduğumuz şeylerin vebali üzerimizde. Kimse kendini kandırmaya ya da kendine söylediği yalana inanmaya ugraşmasın. Kendime ait gerekçelerim var, önemli, mühim, vahim konulara dair dilim döndüğünce cümleler kurmaya çalışıyorum. Bu sebeple huzursuzluğumun kendime dair olduğu, yitik, perişan, umutsuz, aciz sanılıp( pesin hüküm verme durumu) kaç kez nasihatler verildi? Saymadım. Sade, gariban bir insanım. Popüler, ünlü değilim ki kitlelere ulaşma imkanlarına sahip olayım. Tek tek insanlara bir şeyler anlatma imkanım zaten yok. Burada ve benzeri plotfarmlarda durum farklı ama. Makarayı, eğlenmeyi reel hayatta yaşıyorum. Sözlük ya da başka sosyal mecralarda yani internette eğlenmeye çalışmak saçmalık bence. Hatta saçmalıklar listesinde üst sıraları zorlayan bir saçmalık. Huzursuzluğum şahsi değil. Neredeyse sürekli olarak ciddi konulara değinmeye bilerek çaba gösteriyorum. Üye olma sebebimin temeli bu. Hepimiz için, bu topraklara ait herkes için, hepimizin yarınları olan evlatları için huzursuzum. Çok şükür bir perişanlığım, kahrım yok. Halk röportajlarında benim durumum iyi, bence bir sorun yok ülkemizde diyen çok fazla insan var. Ben kötü olunca memleket ve millet kötü olacak değil. iyiyim diye herkes iyi olacak değil. Bu vicdansızlık, kibir hali en hafif tabirle. Bunu anlayamıyorum. 1 yıldır aciz muamelesi görmek umurumda olmadı, olmayacak ancak artık öyle şeyler olmaya başladı, öyle bir seviyeye geldik ki millet olarak dayanılacak, cümle yumuşatacak takaat kalmadı. Ziyan oluyoruz arkadaşlar. Ziyan ediyoruz kendi kendimizi. Bu davranış haline devam ettiğimiz taktirde birgün gelecek ve bu günlerimizi rahmetle ve hasretle anacağız. Manen nereye gittiğimizi görmüyormuyuz? Ne hale geldiğimizi? Kendi kendimize neler yaptığımızı görmüyormuyuz? Bir lanet gibi çöktü tepemize kahırlar, çileler, dertler. Kendi yağımızda kavrulan gariban, masum insanlardık. Hayat mücadelesi veren fakir ama mutlu, neşeli insanlardık. Haksızlıklar olurdu, cinayetler, tecavüzler ancak böyle değil. Rutinimiz böyle değildi. Kimse kimsesinin sesine ses olmuyor. Yüküne omuz vermiyor. Neden? Yüzlerce madenci insanımıza cok güzel öldüler nasıl dedirttik? Bu cürreti bizler verdik. iş kazalarına tedbiri abartmak kadare, allah'a karşı gelmek olur gibisinden fetva nasıl verilebildi bize? %99'u müslüman olan bir millete nasıl böyle fetva verilebildi? Bizim yüzümüzden. Yok yere, nedensiz şekilde ne olduğunu anlamadan ölüyoruz sürekli ya da istismara uğruyoruz. Sebep olanlara ve faillere hiçbir şey olmuyor. Nasıl buna razıyız ya da memnunuz? Hiç mi mesuliyetimiz yok memleketimiz ve insanlarımız için? Soma madeni, çorlu tren kazası. Allah aşkına kaçar yıl geçti diye bir bakalım. Adalet diye haykırıyor insanlar yıllardır. Suçlusu ya da mesuliyet sahibi kimsecikler yok. Yerin altında rızkını aramak mı suç oldu ya da 25 insanın trene binmesi mi kabahatti? Bu patlama peki? 10 yıldır defalarca patlama yaşanmış. Neden? Nasıl? Buna kader mi diyeyim şimdi? Garibanız, sade insanlarız diye canımızın ederi 3 kuruş bile değil mi? 5 kere patlama yaşanmış bu fabrikada. Sahiplerine ve yöneticilerine ne olmuş? Hiç. 6. patlamayı belki de 16. patlamayı mı bekliyoruz? Yeter artık. Bu nedir? Artık yeter diyebilmek için tam olarak neye ihtiyaç duyuyoruz? Bu halde yaşamak istemiyorum. Hiç kimsenin bu halde yaşamasını istemiyorum. Biz böyle küfür, tehdit, kahır ve çile içinde yaşamaya layık insanlar değiliz ya da değildik? Kestiremiyorum. Hak ettiğimiz, potansiyelimiz bu değil. Sabah işten akşam eve dönene kadar yüzü gülen bir kişi bile göremiyorum. Herkes düşünceli. Yüzü asık. Ziyan ediyoruz kendimize. Ziyan oluyoruz. Olmayalım istiyorum. insana yaraşır hayatlar yaşayalım istiyorum hep birlikte. imkansızı mı istiyorum? Suç mu işliyorum istemekle? Umarım tez vakitte silkinip, kendimize gelebiliriz millet olarak. Aksi halde gerçekten ziyan olacağız. Sadece sosyal mecradan tepki verip reelde tırt blablabla. Peki yani peki. Bir gün gelecekte suça iştirakin, mesuliyetlerin kişiye, koşula göresi, olacağını, akla hayale sığmayacak küfürlerin,tehditlerin alenen hatta tv ekranlarından yapılacağını. Masum, sade insanlar olarak başımıza her an bir bela, kahır düşebileceğini, masumun suçlu, güçlünün haklı olacağını hayal dahi edemezdim. Hale bak. Yazık, günah, ziyan. Bir süre geçer ve unuturuz nasıl olsa. Fabrikasında sürekli patlama yaşanan godomona zeval gelmesin. Mühim olan o.
    5 1 ...
  • Duyduğum en saçma şehir efsanesi.

    Alo kelimesi biz Türklerin mabadından uydurduğu bir şey.

    Hello diyor yabancılar biz alo diye algılıyor bide üzerine saçma sapan hikayeler yazıyoruz. Bu bile aslında gerçek sandığımız bir çok saçma hikayenin şehir efsanesi olup cehaletten uydurulduğunun kanıtı niteliğinde.

    Graham bell in özel hayatından dünyaya ney ki o hikaye bile uydurma...

    Hello nun telafuzu "həˈlō" olduğu için ve kulağa gelen ses alo kelimesini andırdığı için uydurmuşuz da uydurmuşuz. Ağlanacak halimize gülüyorum...
    4 3 ...
  • daha demin uyumaya çalışırken sıcak ayrı bunalttı birde odamdaki pirinç büyüklüğündeki sineğin daha demin kulağıma fısıldadığı söz "uyuma lan" diye. gözlerim yorulsun da uyuyayım diye çalışıyorum şu an.
    2 0 ...
  • Sebep basit. Herkes biliyor zaten sebebini ama farklı davranıyor. Kimse kimsenin umurunda değil. Karşısındakinin durumuyla ilğilendiği için soran yok. Bu devrin nezaket kuralı gibi birşey. Tiyatral nezaket gösterisi. Rolleri oyna, replikleri söyle durumu. Kötü diye cevap verene takma ya, geçer, boşver gibi cevaplar veriliyor. En fazla allah yardımcın olsun kardişim ya deniliyor. Yani? Sordun madem, kötüyüm dedi kişi. Eee yani? Dua. Çok büyük emek, çaba ve destek. Komik aslında. Günümüz yaşam şeklinde çok fazla yalan ve sahtelik var zaten. Bu yüzden çokta şey etmemek lazım sorduğu halde dinlemeyen insanı. Nasılsın? iyi sen nasılsın? iyi. Sahne ve replik bu. içimiz boşaltıldı. Yerine kibir ve ego pompalandı. Kendimizi çok fazla şey zanneden hiçler olduk. Durumdan mutlu ve memnunuz sanırım.
    3 0 ...
  • Celal Şengör tüm dünyadaki bu tipler toplanıp eylem yaparlarken tek ateşli topunu üstlerine atsa döne döne hepsini ezebilecek kültürel birikime ve zekaya sahip bir insandır.

    Şimdi bazı oksijen hırsızı ouroboros çocukları tek rakamlı iq'leriyle "Nereden biliyorsun? Avuçladın mı?" diyecektir...

    Doğru ya, zeka sadece bu denli banal şeyler söylemelerine yetecek seviyede olabilir bazılarında, kendileri pek bir şeyler üretemezler genelde, mal mal sağa sola bakınıp tüküren lama gibi canlı türleridir bunlar...

    Hayır, aksine sizlere ve çıktığınız ağaçlara avuçlatmış ki bu denli Ulusalcı Atatürkçü, Atatürkçülüğü dibine kadar anlamış birine karşı kin ve nefret dolusunuz.

    Büyük ihtimalle zamanında iyi oymuş yani çıktığınız ağaçları.

    Ağaç kakanlar sizi...

    edibüdü;

    Çok derin oldu sanırım özür dilerim.

    "Ağaç kakanlar" derken, enseste ne kadar karşı olduğumu ve bazılarının da ne denli akraba evliliği sonucu dünyaya gelmiş ailelerin bu geleneği devam ettiren ensestçi evlatları olduğundan bahsediyorum.
    4 2 ...
  • bakın istisnasız her kavganın, her kaosun, her olayın içinde. çok şaşırıyorum bu mesaisine. o kadar antipatik gelmiyor, trollere kıyasla bence onları sikip atar, ama sevimsiz, çıkarcı, basit ve kindar biri imajı çiziyor. örneğin kavga var sözlükte, bu arkadaşımız derhal orada. saniyesinde damlıyor.

    çok aptal biri olduğunu düşünmüyorum. bence zeki de biri. hatta eğlenceli bile. ama imajı gerçekten berbat.

    hep bir işler karıştırıyormuş gibi.
    6 0 ...
  • 5 temmuz 1993 de terör örgütü pkk tarafından şehit edilen 33 vatandaşımızın katillerini lanetleme durumudur.

    Başbağlar katliamı, dillerin tutulduğu, gözlerin yaşardığı, kelimelerin boğazımıza düğümlendiği yerdir. Bu hainliği gerçekleştirenlerin asıl amacı topluma nefret tohumlarını ekmekti.

    Bu alçaklığı yapan hainler, 5 Temmuz akşamı Köyü basarak terör örgütü propagandası yapmak suretiyle, önce kadınları köy girişindeki Kuru Dere’de topladı. Ardından evleri yağmalayıp değerli eşyaları aldıktan sonra köyü ateşe verdi.
    Bununlada yetinmeyen bu orospu evlatları, 28 erkek vatandaşimizı cami çıkışı kurşuna dizmek suretiyle şehit etmiştir.

    Bu alçakliğı sözde "sivas katliamı"nın intikamı olarak yaptıklarını beyan etmiştir bu orospu çocukları. Oysa ki,Sivasta alçakca öldürülenlerde bizim canımızdi, başbağlarda şehit edilenlerde..

    "Sivasta yandık, başbağlarda vurulduk" Bu vatan topraklarında nefret tohumlari ekmek isteyen tüm alçaklar hangi dönemde olursa olsun hüsrana uğramaya mahkumdur. Sizden ricamız ideolojik görüşünüz, siyasi düşünceniz, dini inancınız, ya da inançsızliğınız ne olursa olsun, sivas katliamına duyulan hassasiyet kadar, başbağlar katliaminada hassasiyet göstermeniz..
    6 0 ...