akp

612.
  • buyrun ülkeyi ne hale getirdiklerini okuyun..

    kuzenim 2004 yılında konservatuardan mezun oldu...

    şu anki eşi olan yengem de konservatuar mezunu ve 2007 yılında sözleşmeli bando astsubay olarak orduya katılıyor.

    2008 yılında evleniyorlar.

    ikisi de pedagojik formasyonlarını alıyorlar. yengem bir de yüksek lisans yapıyor bu arada.

    yıl 2020...

    kuzenimin eşini daha önceki görev yerinden bir komutan arayıp "biz senin için genelkurmaya yazı yazdık, tayini buraya almak için. milli savunma bakanlığından yazı gelmiş 2007 girişlilerin sözleşmeleri yenilenmeyecekmiş. haberin olsun" diyor.

    nitekim bir süre sonra bu durum kendisine resmi olarak tebliğ ediliyor.

    yeni görev yerine tayin olalı daha 1 yıl olmuş. kuzenim de haliyle işsiz pozisyonda. lojmanda kalıyorlar.

    sözleşmesi sonlandığından lojmandan çıkış için lojman yönetiminin de iyi niyetli davranışıyla 1 ay süre veriliyor.

    kıdem tazminatı verilmiyor. oyak sisteminde birikenleri verilmiyor.

    5 kuruşsuz sokağa atılıyorlar.

    haliyle sebebini soruyorlar bu olayın.

    önce "2007 girişlilerde fetöyle ilgili bir sıkıntı olmuş" sonra "artık kadın astsubay çalıştırılmayacak" deniyor.

    sonra da "kardeşiniz bir örgütün gecesine katılmış" deniyor. (kardeşi de müzisyen, yıllar yıllar önceki bir gecede müzisyen olarak bulunuyor ki yengemin bu olayla ilgili savunması zaten görevdeyken alınmış ve görevine devam etmiştir.)

    avukata gidiliyor. avukat "ya işe iade ya da tazminat ödemesi. ikisinden birini kazanırız" diyor.

    bu sırada borç harç bir ev tutuyorlar. bir de çocuk var tabii 10 yaşında.

    bulundukları ilde bir kaç özel okula başvuru yapıyorlar. tam da salgın zamanı ama şansları en azından bu yönde iyi gidiyor.

    bir okul ikisini de müzik öğretmeni olarak işe alıyor. bu arada da mahkeme süreci işliyor tabii..

    okul da prosedür gereği yengem için milli savunma bakanlığından yazı istiyor. işten neden çıkarıldığına dair.

    milli savunma bakanlığından gelen cevap:

    1) kardeşinin bir örgüt gecesi organizasyonunda faaliyet göstermesi. (aynen bu şekilde yazılmış. ne faaliyet gösterdiği, kaç kere böyle birşey yaptığı söylenmiyor.)

    2) eşinin 2003 yılında bir fetö okulunda görev yapması. (3-4 ay kadar)

    neyse ki okul yönetimi yüzyüze yapılan görüşmede onların düştüğü durumu anlayıp yazılanları görmezden geliyor.

    ve kuzenim için de milli eğitim bakanlığından bir yazı isteniyor.

    gelen yazı da yaklaşık olarak şöyle:

    cart yılında çıkarılan curt sayılı kanunun zırt maddesine göre çalgı yapımı bölümünden mezun olanlar yalnızca "çalgı yapım bölümü" olan okullarda çalgı yapım öğretmeni olarak görev yapabileceklerdir.

    ülkede lise ve üniversite seviyesinde çalgı yapım bölümü olan en fazla 6-7 tane okul var. bu bölüm zaten her sene ülke genelinde 30-40 tane belki de daha fazla mezun veriyor. 10 tane okul olsa ne olacak? kaç tanesi öğretmen olarak girebilecek?

    neyse ki iş verecek olan okul ikisine de o kadar güveniyor ki kuzenim için de "bir yolunu buluruz" diyerek yol açıyorlar.

    sonuç olarak en önemli nokta şu:

    yengem gibi bir çok arkadaşı da bir anda kapının önüne konuluyor.. yaklaşık 13 yıllık tazminatlarının ve maaşlarından zorla kesilen oyak birikiminin de üstüne yatılıyor.

    bu arada sebep soran diğer arkadaşlarına söylenen sebepler de dünyada eşi benzeri görülmeyecek sikko sikko şeyler.

    bir tanesine verecek cevap bulamayıp "takdir yetkimi kullandık" demişler.

    diğerine görev süresince en yüksek puana ulaştığı zamanda "sicil puanın düşük" demişler ama sicil puanının daha düşük olduğu geçmiş senelerde sözleşmesini defalarca yenilemişler.

    işte ülke de ordu da bu şekilde yönetiliyor. bir yerden bir fikir ortaya atılıyor. ardı arkası düşünülmeden yüzlerce insanın ekmeğiyle oynanıyor. kimin eli kimin sikinde belli değil.. tek dertleri "hırsızı doyurmak".

    daha önceki girdilerimde de sıklıkla söylediğim gibi:

    akpye oy verenlerin allah yüz milyon türlü belasını versin. bu ortak oldukları günahların cezası da çocuklarından torunlarından kat kat fazlasıyla çıksın.

    başka diyecek birşey yok.

    tez zamanda yok olursunuz inşallah..
    2 0 ...
  • ateizm

    1224.
  • ateizm de teizim de bir.. siktiredeilmeli kim neye inanıyorsa inanır, kime isterse ona tapar. binyıllar geçmiş ne felsefeciler bilim insanları işin içinden çıkamamış, ulu yazarları olarak biz mi gördük gerçeğin özünü? allah dediğin nedir, el ilah derken kastetiğin ilah kimdir hangisidir? pimapen veya uçan spagetti canavarı olabilir mi mesela? herkes geldiği yere gidecek, ne inanmak ne yadsımak kimsenin haddine değil. 5 tane nöronla gördüğünüz hayalleri yorumlamayı bırakın, siktirin gidin yaşayın. ne olanı, ne de olabilecekleri değiştirebileceğiz, tiyatro bitecek ve dağılacağız..
    1 0 ...
  • sevgi

    826.
  • Tanımı zor,

    Hani Içinde bir dağ devrilir kimi zaman,
    Gözlerinden dinlenir fermanlar,
    Ellerinden okunur yanan uykular,

    Ve aklında yankılanır küçücük nidalar...

    Ki bu nidalar,
    mutlulukla çağlar hatta Dertlere de bağlar kimi zaman.

    Boynu bükük, incitmeye korkar olursun,
    incitmeye kalkışanada düşman...

    Işte böyle bir şey ise,
    Saklı yüreğindekinin adı sevgidir.
    4 0 ...
  • dikenin
    kalbime battığı bir sonbahar günüdür
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin
    bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
    içini kurtlar kemirir
    bence malûmdur
    buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün
    senin ateşler içinde olduğun
    bence malûmdur
    ellerin muhakkak çocuk elleridir
    hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
    onlar neden daima okul türküleridir
    süleymancıktan bahseder
    kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden
    süleymancıktan
    ve karınca yuvalarından bahseder
    ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından
    gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün
    sen ansızın gökyüzünde görünürsün
    gözlerinin rengi
    bence malûmdur
    elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün
    eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur
    sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler
    sokakların üstüne bulutlar gelirler
    bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir
    bir yıldız bir yıldızın ardınca gider
    yıldızların kaybolduklari yer
    bence malûmdur
    karanlıkta bir şeyler kopar dağılır
    uzaktan yabancı sesler duyulur
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin
    elin hayallerimi dağıtır
    bilirsin
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin.

    Attila ilhan.
    3 0 ...
  • https://youtu.be/E5Pv1pYzJuI
    barış manço - kol düğmeleri çalıyor.

    Çok sevdiğim ve Her dinlediğimde beni duygulandıran bir şarkı:(

    aynı zamanda tarihte kurulan ilk türk devletleri de dahil olmak üzere, türk müzik tarihinin en duygusal parçası bana göre. hikayesi de şöyledir;

    barış manço 1962'de semra isminde kızıltopraklı çok cici bir genç kıza aşık oluyor ve nişanlanıyorlar. sonra 1963'te barış manço okumak için belçika'ya gidince nişan bozuluyor ve hüznünü bu şarkıya döküyor. kol düğmeleri de semra'nın armağanıymış.

    farkındaysanız aşkı "öpüşmek", "sevişmek" gibi kelimelerle değil de, kol düğmeleriyle anlatıyor. işte bu yüzden biz ona gerçek sanatçı diyoruz.
    8 0 ...
  • Çok iyi bir veterinere götürüyorum kedimi. Gerçekten işinin ehli, bir o kadar da parayı seven biri kendisi.

    Parayı sevmesini geçtim üzerine bir de küstah olması canımı sıksa da, katlanıyorum el mecbur.

    Selam versek kan ve idrar tahlili+ultrason istiyor iq.
    7 1 ...
  • meral akşener in erdoğan kışı sevmez demesi

    iYi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Gördüğüm kadarıyla 2021 Haziran gibi seçim olabilir. Erdoğan kışı sevmez. Haziran’da seçim bekliyorum, olması da gerekiyor. Çünkü, çok feci bir fakirlik var” dedi. Akşener ayrıca, partisine yönelik FETÖ iddialarıyla ilgili olarak, “Türkiye’de devleti çok fazla kutsayan arkadaşlarımızın devletin d’sinden haberi yok. iki kişi devletin bana doğru bilgi vermeyeceğini iddia etti biri Sayın Özdağ biri Doğu Perinçek, bu çok ilginç. Devlet yalancı mı?” ifadelerini kullandı.

    https://www.birgun.net/ha...rdogan-kisi-sevmez-325541
    3 1 ...
  • Huni taktığınız günlerde özlenir genelde.
    Bir de güzel havalarda.
    Bir de romantik bir film izledikten sonra.
    Bir de aşklı meşkli romantik şarkılarda.
    Şarap içince de özlenir.

    Halbuki bak ne güzel, huzurun yerinde, Yediğin önünde, yemediğin arkanda, kavga yok, trip yok, vıdı vıdı yok, niye geç yazdın, niye aramadın, neden söylemedin sitemleri yok, bak işte keyfine!
    Yok ama illa tabiat ana gıdıklıyor, hadi yallah zamanın geldi diyor.
    Uçakta atlamaya korkan paraşütçüyü tekmeleyip aşağı atan acımasız hoca gibi.
    Ne ittiriyorsun beeee!
    7 1 ...
  • Her sene mhk ve hakemlerce kollanan galatasaray isimli fransız takımının kollayıcısı tf federasyon'unun yeni ismi.
    4 1 ...
  • padiaşahlar isterse evliya olsun
    öyle bir sistem olmaz!
    şimdiki osmanlı torunu geçinenler saraya uzaktan bile bakamazdı anadolunun ücra bir köyünde
    maraba olarak ölüp giderdi aç susuz...
    bu insanları genelde savaşı o zaman kaybedenler kışkırtıyor...
    kulluğa alışmış insanlar yüzünden bu çağı bile kaçırıyoruz...
    Atatürk ten sonra insanların mesleği oldu .işi gücü malı mülkü
    sermayesi oldu.
    4 1 ...