1. 32983.
    bu yazı youtube 'otomatik oynat' özelliği yüzünden yazılmış bir yazıdır.
    sene 2008 aylardan kasım.
    20 yaşında ne kadar aşık olabilirse insan o kadar aşığım.
    başka bir ülkede, başka bir dilde fakat tüm frekanslarım sende. yine ayrılmışsın benden, bütün komünizm binaları üzerime üzerime geliyor, dışarısı -10, içim yanıyor. 5 euroluk kontör alıyorum, topu topu üç dakika konuşamadan başka frekanslara aktarılıyoruz. sinir krizlerine giriyorum, cevap yok.
    msn messenger aracılığıyla yazıyorum, cevap yok.
    nasıl hissettiğimi hatırlatacak tek bir kelimem bile yok.
    mail kutumu açıyorum, bir de ne göreyim.
    senin sosyal medyadaki bütün mesajların bana gelmiş, ayhan mı ahmet mi hatırlamıyorum, sana edip akbayram'dan kuşlar adlı şarkıyı göndermiş, çok beğenmişsin falan.
    odada üç kişiyiz, birine bile söyleyemiyorum, serde erkeklik var ağlayamıyorum, ayaklarım çok yanıyor bizde genetik diye bir yalan söylüyorum odadakilere, dışarı çıkıyorum yalın ayak, o gün sitenin bahçesi bilir halimi, bir de yorgun düşen kar taneleri.
    fakat gözüm kör, bunu aldatma olarak saymıyorum bile, sonra ingilizce kursu vs vs.
    bir fotoğrafın gerçek yüzünü görebilmek için ondan biraz uzaklaşmak gerek, bunu anladığımda biraz geç olmuştu.
    ve ben gittikten sonra senin yıllarca geri dönmek istemen gibi 'geç'
    yıllar geçtikten sonra anladım ki;
    o kadar genç, o kadar saf, o kadar temizdik ki, nasıl güzel sevmişim ben seni o zamanlar.
    ne zaman çalsa playlist'te edip akbayram, ayaklarım yanar.
    belki bilirsin bizde genetik.
    1 ... buraquality