bugün

sevdiği entry'ler

sözlük yazarlarının saçları

görsel

Sabah yeni kalkmışkenki halleridir.

üstteki yazar hakkındaki fikrini söyle

vişneli browni fabrikasında çocuk işçi olarak çalıştığı yıllardan içinde kalan ukteden ötürü vişneli browni sayıklayan yazar.

anın görüntüsü

görsel
Buradan hiç ayrılmıyor.

kilo batra

tam haberim yok ama buse'nin söylediğine göre kendisiyle kavuşmuşum ve buradan yola çıkarsak benim aşkımmış.

aşkım boydan foto at bakayım kilo almış mısın cıblak olsun.

sevilmemek

ilkkan; Sağlıklı insanın biraz da sevilmemesi gerekiyor kardeşim çünkü sevilmediği zamanlar insanın adeta antrenman zamanlarıdır. Kendini tanıma egzersizi gibi düşün."

sözlükte fink atan ipsiz sapsız serseri tipler

Aile terbiyesi almamış, hayattaki nihai amacı, itlik, serserilik ve sapıklık olan, sözlükte şuursuzca fink atan ipsiz sapsız, tiplerdir.

Bu kadar adiyi, şerefsizi, sapığı bir arada bulacağınız tek yer burası olsa gerek. Silinip silinip geri geliyorlar bir de, karaktersiz, kişiliksiz, erkek müsveddeleri..

yazarlar şu an ne dinliyor

Ay Buse bize gel sen, Aldırayım seni. Yeter ki mutlu ol.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Bir şeyleri içime atmaktan dolduğum için buraya dökeceğim. Boş bir entry olacak, lütfen önemsemeyin.

Ben arkadaşlarımı geç edindim, lise zamanında serserilikle olmam beklenen kişinin arasında savrulurken tanıdım arkadaşlarımı. Öyle çok değil, hepi topu 10-15 arkadaşım vardı. Bizlerin ergenken hayata karşı isyanımız yoktu, dezavantajlı durumları evirir çevirir lehimize olacak şekilde ayarlardık. Hayatın iyi tarafına denk gelmek mi dersiniz yoksa şans mı? Bilemem. Her insan gibi bir çok sorun çıktı bizim de karşımıza, her şeyin bir yolu olduğunu, her şeyin çözülebileceğini kısa yoldan öğrendik.

Hepimizin manevi haznesi genişti. Çokken birkaçtan vazgeçmek kolaydır hep. Biz vardık, geri kalan vazgeçilebilen olanlardı. Kafasının dikine durmadan giden ve birbirlerine dayanan birkaç genç. Ne epik bir olaydır lisedeyken.

Lise bitince 6 arkadaşım kaldı. Üniversite mesafelerine yenilmeden devam eden arkadaşlıklar. Hâlâ birbirlerine dayanak olan, kafasının dikine giden birkaç genç. Kimimiz üniversite bırakıp yenisini okudu, kimimiz bıraktıktan sonra gidip çalışıp para biriktirip esnaf oldu. Yirmili yaşları ortaladığımızda hepimiz o kadar çok kafamızın dikine gitmiştik ki çoktan hiç kalmıştı. “insan mı? Yenisi gelir. Para mı? Bulunur. Başka bir şey mi? Halledir derken önceleri “ insan mı? Zaten gider. Para mı? Zaten gider. Başka bir şry mi? Zaten bitmek için başlar her şey.” Diye düşünmelere başlamıştık. Değişmeyen tek şey kafamızın dikine gitmemizdi.

Sonra her birimiz kafamızın dikine gitmenin ekmeğini yemeye başladık. Tüm olumsuzluklar bize çalışıyordu tekrardan. Bir yolunu bulmaya başlayıp hepimiz yeni düzenlerimizi kurmaya başlamıştık. Ben en son düzen kuranım. Diğerlerinden gördüm hep. Sınırları zorlaya zorlaya nereye gidilebileceğini onlardan gördüm, üstüne koydum. Artık benim için de yoluna girmeye başlamıştı yaşam. Zorluk bizim için eğlencedir, uğraştır. Ne olsa da eğleniyor-dum. Kasım ayıyla pik yapan her şey birden tersine dönmeye başladı.

O görüp ders aldığım arkadaşlarımım. Birine birer çöküşünü gördüm ben. Önce birisi vefat etti, sonra diğerini ailesi yıktı, diğeri boşluğa saldı kendini sadece yaşamaya başladı. Benim mücadeleden sakınmam. Ama dayanak olarak gördüğüm insanların teker teker yok oluşu bitiriyor beni sözlük. Hayatlarımızın altın çağını yaşamayı beklerken birden çoktan geçtiğini farkettik. Benim için her şey yolundayken onların bu halini yedirtmiyorum. En kötüsü mezarlıkta yatan arkadaşımı yediremiyorum. Bugün güç bela yüzleştim onunla da, güldüm bir kere, yerin dibindeyim hâlâ.

Buraya kadar okuduysanız sizlere naçizane önerim lütfen sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin. Sağlıcakla.