otekilere bıraktık güneşi karşılamayı

  1. 1.
    grup ekinin seninle biz isimli ezgisinde geçen...

    bir ötekiler vardır burda, bir de güneş...

    güneş insanoğlunun hep başka anlamlar yüklediğidir. belki yaşamı ona borçlu olduklarından. yaşam kaynağı olduğundan. bu yüzdendir ki insanlar, çok sevdikleri kişi veya nesnelere de güneş diyebilirler.

    peki ya ötekiler...

    herkese göre değişir bu da. en basit anlamı ile, bana göre benden başka herkes. ve sen bu yazıyı okuyan, senden başka herkes. dedik ya en basit anlamı ile... ama birde kelimelere dökülemeyen duygular var. belki dökülebiliyordur ama, kalemimizin az kuvvetli oluşundan bizim kelimelere dökemediklerimiz...

    bu ötekileri de şöyle sınıflandıralım. ama öncesinde insanları sınıflandırmak gerek. bunun için yine en basit şekilde ikiye ayrılırlar diyelim. iyiler, ve kötüler. kime göre, neye göre iyi ve ya kötü olduklarını ayrıca konuşuruz hafız...

    ötekileri sınıflandıralım dedik, ama öncesinde insanları sınıflandırdık. iyiler ve kötüler dedik. demek ki buradaki ötekileri de kötüler olarak adlandırabiliriz. bu ötekiler kötüler olduğunda da, güneşi karşılamayı kötülere bıraktık anlamı çıkar.

    yani kötülere bıraktık, yaşam kaynağımızı. yaşatanı...

    iyi ama neden? niçin yapar bunu insan? yani göz göre göre, neden yaşamı bırakır ötekilere, kötülere?

    bir sürü nededi olabilir bunun da...

    güzel bir pazar sabahına uyanmıştık ankara'da... gerçi gecesi pek iyi sayılmazdı. çorbacı kısmını hatırlıyorum, sabahın 5'inde. elimdeki telefonu bir de... sanki şubat ankarası değil de, bir nisan günüydü. baharın sıcaklığını hissettirdiği... sanki ağaçlar çiçek açmıştı. kuş cıvıltıları bile duymuştum... çoktan öğlen olmuştu...

    güneş karşılamıştı beni, ankara şubatında.. normal şartlarda yarım metre kardada olmamız gereken bir tarihte, güneş karşılamıştı beni...

    ve anlamıştım ki, güneşi karşılamak bize nasip olmayacaktı.

    karar verdim, verdiğimi sandım belki de, herzaman ki gibi...

    ötekilere bırakacaktım, güneş'i karşılamayı...

    zira; herkes, her gelen bir şeyler alıp gidiyordu. çalıyordu hatta! ki farkında olmama rağmen. çaldıklarını görüyor olmama rağmen.. nasıl bir aşk besliyorsam insanlara karşı, hep olsun dedim. birgün anlayacaklar dedim. birgün biri çıkıp, 'ulan bu adam bizim ondan çaldıklarımızın farkında' diyecek dedim.

    işte buna karar verdim bugün, güneşli bir ankara gündüzünde.. verdiğimi sandım belki de.. hiçkimse söylemeyecekti onu! kimse 'bu adam, bizim ondan çaldıklarımızın farkında. ama seviyor bizi ona rağmen' demeyeceğini anladım.

    ve verdim kararımı...

    güneşi de onlara bıraktım. ötekilere..

    alabilecekler son şey bu olsun diye...

    bundan gayrı bir şey çalamayacaklarını anlasınlar diye; ötekilere bıraktım, güneşi karşılamayı...

    oysa, nasıl ama nasıl isterdim, isterdim ben de yaşamayı...
    1 ... imlasiz
entry'i yoruma kapat
  1. henüz yorum girilmemiş.