bugün

ağustos böceği ile karınca

bir zamanlar, bir karıncayla bir ağustos böceği varmış. karınca çok çalışkanmış ama ağustos böceği tembelin tekiymiş. karınca harıl harıl çalışırken, onun bütün yaptığı şarkı söylemek, uyumak, manitalarla gezmek ve vur patlasın çal oynasınla gününü gün etmekmiş.
böyle böyle zaman geçmiş. karınca bütün yaz çalışmış da çalışmış. elinden geldiğince biriktirmiş yiyeceğini yakacağını.

ve malum kış gelince, ağustos böceği karıncanın kapısını çalmış. karınca kapıyı açmış ve bir de ne görsün. ağustos böceği kürk giymiş, ağzında puro, iki yanında dişi ağustos böcekleri. ötesinde de limuzin.

şaşıran karınca ağustos böceğine cevap bekler gibi bakmış şaşkın şaşkın. meğerse sesinin ve yaptığı müziğin güzelliğini fark eden unkapanı plakçısının keşfi sonucu çok ünlü bir sanatçı olmuş ağustos böceği ve avrupaya turnelere gidiyormuş. sonsuza dek de servet ve mutluluk içinde yaşamış. olan karıncaya olmuş. ömrünün sonuna kadar çalışmış, çalışmış..