ben bu yazıyı kendime yazdım

  1. 9537.
    Ne zaman çıkarınla adamlığın arasında seçim yapman gerekse, ki malûm bu ülkede böyle, adamlığı seçtin. Ve sonuç ortada: kimsen yok. Tutunacak dalın da yok, uğruna yaşayacak biri ya da bir şey de. Şimdi ne bok yiyeceksin sadaeke efendi? Yaralısın, belki onmaz cinsinden. Üstelik yapayalnızsın.

    Ne halt ettin be SadaEKE! Niye ortama uymadın bir türlü? Niye insanlardan kaçmak yerine onları kullanmadın? Biliyorum, biliyorum! Öylesine vicdanın izin vermezdi. Zaten senin en büyük sorunun da bu değil miydi hep? Don Kişot'luk, değirmenlere değil ama... Neden hep gerçeklerden yana oldun? Kim senden doğruyu, iyiyi, güzeli istedi be salak!

    Bak, Serilmişsin toprağa; oluk oluk kanıyorsun. Bu kuş uçmaz kervan geçmez yerde kim bulup da elinden tutacak? Kim otayacak yaralarını? Kim elinden tutup kaldıracak ayağa? Kim uğruna yaşayacak nedenin olacak?

    Bak, annen de öldü. Artık arkanda "zaten bir evlât acısı çekti" diyebileceğin o da kalmadı. Kime yaşıyorsun oğlum! Bırak kanasın yaraların. Gerçi onlar da yeterince hızlı götürmüyorlar. Ah, keşke...

    Oysa ne hayâllerin vardı. Gerçi hâlâ da var. Hep böyleydin zaten: larger than life diyor ya ecnebiler. Sonra hayattan sille üstüne sille yedin. Bir, iki, üç... Kafan kırıldı, gözün çıktı, diyaframın patladı.. Hakem de araya girmedi bir türlü. Oysa çalsaydı bitiş düdüğünü. Kim ne diyebilirdi ki onca hasardan sonra?

    Göz kapakların ağırlaşmaya başladı. Yakında gözlerin de kararmaya başlayacak. Kapat artık, direnme. Yok gelecek kimse ufukta. Yok mu sahi..?
    4 ... sadaeke