mustafa demir

  1. 67.
    bu diyarbakırlı kürdün istanbulun en tarihi semtlerinden biri olan fatih tokludede mahallesinin ırzına nasıl geçtiğine dair toplumsal tarih dergisinde bir makale çıktı.. makale cihan uzunçarşılı baysal'ın kaleminden. çok uzun olduğu için ben buraya kısa bir parçasını alıntıladım.. meraklıları yazının tümünü
    https://www.academia.edu/...017_s_21-24?auto=download
    den bulup okuyabilirler...

    yazıya geçmeden önce, içimi çok acıtan bir detaydan bahsedeyim: toklu dede bizans döneminde çok önemli olmuş bir mahalle. bir sürü saray, kilise ve manastırın kalıntılarının hala yeraltında olması lazım.. ancak uzunçarşılı'nın yazısı doğruysa diyarbakırlı kürt yeni yaptırdığı binaların temellerini iki kat aşağı kazdırmış.. eğer doğruysa arkeolojik katman tamamen yokedilmiş demektir...

    tokludede mahallesini gayet iyi biliyorum.. dersleri asıp istanbul'u dolaşmaya çıktığım üniversite yıllarımda sık geçtiğim bir yerdi.. evet sefildi.. ama o sefaletinin içinde çok güzel, çok kendine özgüydü...

    yokedilmesinde emeği geçenlerin amk...

    <----------alıntı----->
    Mine Esmer’in Mimarlık dergisinde dikkat çektiği üzere, yıkım tarihi olan 2013 başına kadar parsel boyutları, kat yükseklikleri, cephe ve plan oran larıyla eski istanbul mahallelerine özgü dokuyu ve mimariyi koruyabilmiş olan bölge, kârgir yapıların bulundukları parsellerin birleştirilerek monoblok kütleli yapıların inşası ve mevcut 15 ahşap yapının da tamamen yıkılarak yerlerine kötü birer replikalarının dikilmesiyle tüm özelliklerini kaybeder...."

    Başkan Demir’in “Osmanlı Türk mimarisinin en gözde örneklerinin bulunduğu Ayvansaray Tokludede” yorumunun ardından dile getirdikleri, faili olduğu kıyımın kendi tarafından açık edilmesidir: “…Proje ile hayal etiğimiz semti kuruyoruz.” Bu hayal (daha doğrusu kâbus) en gözde ve muhtemelen en son sivil mimari örneklerinin yıkımı ve özgün sokak dokularının tamamen yok edilmesi üzerinden yükselmektedir. Buradan bakınca, hayallerin semti her yerde hatta çölde bile inşa edilebilirdir; buyurunuz Dubai! Ayvansaray, Roma dönemi mahallesi Blakhernai’ın aşağı bölümünde bulunmakta ve Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet katmanlarını barındırmaktadır. Tarihi, kolektif belleği, özgün mimari dokusu dozerlenen bölgenin arkeolojik mirası da kepçelenir. Mine Esmer’in yazısıyla devam edersek “…on sekiz asra yayılan ve kümülatif katmanlar halinde pek çok farklı tarih ve kültüre ait mirası barındıran kentsel alan yok edilmiştir.” Bölgedeki tarihi eserleri sıralayan Başkan Demir, iki kat bodrum içeren proje binalarının arkeolojik katmanlara vereceği tahribattan bihaberdir ya da tarih ve kültür, turizm gelirlerine katkı birer ekonomik değer oldukları sürece değerlidir. TMMOB Mimarlar Odası istanbul Büyükkent Şubesi Kent Düşleri Atölyesi (2012) öğrencilerinin vurguladığı üzere, tarihin bu denli yoğun olduğu bir yerde tarihin çöküşüyle karşı karşıyayız.

    Daha Eminönü Fatih’e bağlanmadan, filan feşmekânlarla bölgenin rant potansiyelini keşfedip burayı yeni bir turistik destinasyon olarak gözüne kestirdiğini iftiharla basına açıklayan Demir, bomboş bir arazi üzerine inşaat yaparmışçasına, Tokludede’de nesiller boyu yaşayanları, kolektif hafızada yer etmiş yaşamı ve kültürel pratikleri de tamamen yok saymıştır. “Yık-yap-rant elde et” projesinde insan faktörü de insaniyet de yoktur. Nitekim, yukarıda da örneklediğimiz üzere, çeşitli vesilelerle dile getirilen “metruk” vurgusuyla, burası bırakılmış/terk edilmiş/kullanılmayan bir alanmış sanısı yaratılarak yıkım projesine dolaylı rıza üretilmiş, aynı zamandaorla tahliyeler ve yerinden etmeler gözlerden kaçırtılmıştır. Katman katman tarih ve kültür barındıran alan, belediye ve medya kanallarının söylediklerinin tam aksine, yıkımların tamamlandığı 2013 başına kadar cıvıl cıvıl bir kentsel kamusal alandı. Sulukule’de mahallenin devasa bir ev olduğunu düşünürdüm, sokakların da evin odaları. Tokludede’de mahallelinin kentsel kamusal mekânları ferahfeza kullanmasını gözlemlemek Sulukule’yi yeniden yaşattı. Kına geceleri, açık hava düğünleri bir yana, kapı önü kahvaltılar, çay keyifleri, çekirdek çitlemeler, dolma doldurmalar… Hepsi sokakta. Ve elbette gündelik hayatın değişmeyen pratikleri, surlara ve sahabe türbelerine bitişik çocuk parkında yün dövmeler, halı yıkamalar, çamaşır kurutmalar… Sokak ile evin, kamusal ile özelin sınırlarının iç içe geçtiği, her köşesi keyifle yaşanan bir güzelim mahalle. Sokakların doyasıya keyfini çıkartan çocuklar, yaşlılar ve onlarca kedi; mutlu kediler mahallesi.
    <----alıntı---->
    2 -1 ... arbutus unedo
entry'i yoruma kapat
  1. henüz yorum girilmemiş.