sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

  1. 18003.
    etrafımda birbirlerinden farklı yaşam koşulları olanlar ve olması beklenen tüm olasılıklar üzerine kafa yorup savuşturuyorum. içimdeki benle bir başka saçma sapan konuşmalar... bir yığın isim verdim, adını koyma isteğiyle sanki tüm zamanımı nasıl hissettiğimi anlamakla, doğruluğunu denemekle geçirdim. uyuşmuş gibi hissettim. uyuşukluk... uyuşuk detaylarım şeklini bulmaya çalışırken, ben ne yaptığımı bilmeden sanki kendiliğinden hareket eden dudaklarım alışılagelmiş cümlelerdeki ezber yeteneğime güvenip her soruyu ustalıkla savuşturdular. mütemadiyen anlayış taşımanın bir yere gelince yapaylık olduğunu anladım. tüm konuşmalarım iki büklüm, cümlelerimin halsizliği her daim. tanımla tanımla hayatı, bir yere kadar; onun korkusu yok zibilyonlarca hiç görmüş benden!.. "sonsuzluk kadar uzun sürer mi "o"nsuzluk diyenlerden olma şakın sen..." türlü türlü ucubeler fırlıyor mezarlık gibi ruhumdan. bu cephede savaş ağır tahribat veriyor. umudun adı narkoz etkisi yapmıyor artık. görünen hayat kılavuzsuz şunu fısıldıyor; "sen bittin! hiçlikten bir numara bul kendine ve zırlamayı bırakıp alışmaya çalış bu haline..." sonrası, bundan öte köyün olmaması... "hadi al içi boşaltılmış postunu; git de hayattaki boş ve nahoş kalmış soğuk yerini sırada bekleyene bırak!" küstahlaşıyor yok saydığım gerçekler karşımda; anlam bulma gailesi olabilir bu. ah, ne olur şu kalbimin koptuğu yeri bir iyileştiriversen! yelkovan ve akrebin bitmek bilmeyen sevişmeleri arasında binlerce yitik hikaye saklanıyor şu yaşadığımız koca şehirlerde; gören, göremeyen, görmek ve görünmek istemeyen. ki yarım kalan/dokunulmayan o diğer hikayeleri bile düşündükçe oturup ağlayan biridir ne söylediğini bilmeyen şu garip ben...

    ağır ve yorucu bir yük bu yaşamak.
    5 -1 ... serenity painted death
kapat