bugün
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek16
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı5
- en sevdiğiniz müzik türü8
- chp'nin hali ne olacak33
- kimseye borç vermeyen insan9
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- sedat pekmez karakteri3
- m r e r e c t o20
- uysaljakoben buraya bak aslanım2
- bir kadını sözlük yazarı yapıp onunla sex yapmak4
- başarılı sigara bırakma teknikleri5
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi2
- mecnun bir am için çöllere düşmesi3
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları4
- 35 yaşında şort giyen erkeklerin olması4
- togg t10f4
- mhp li yazarlar5
- bihter2
- aisu3
- hiç gelmeyecek birini beklemek3
- zayıflamanın en güzel yanı3
- dirilse konserine gidilecek sanatçı5
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak7
- sedat pekmez24
- lvbel c5 dinlemenin zevkli olması2
- almanya2
- diamond bosphoruss denen yazar22
- hürmüz boğazı nda abd helikopteri düştü3
- erkek adam dediğin3
- esat oktay yıldıran4
- aşkını itiraf edememek2
- vurdurmayan sözlük yazarları6
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- bir gün onsuz kaç saattir sorunsalı5
- özdemir asaf bir gün taksiye biner3
- gram altın5
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler3
- gocu28
- aylık 339 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- true nun çaylak olması3
- kayyum kemal8
- özgür özel den kılıçdaroğlu'na ihraç uyarısı4
- eve atılan kızın ekşici çıkması6
- tai lung11
- kızlar kıllı göbek sever mi3
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- sözlükteki porno muhabbetlerini lanetlemek2
- asansöre binerken ayakkabıları çıkartmak2
kasım ayında istanbul da düzenlenen uluslar arası organizasyon.
geçen sene sırf bu organizasyon için her zamanki gibi atlayıp gittiğim fuara, bu sene katılmayı düşünmüyorum. nedenini merak edenlere elbette devamında cevabımı vereceğim.
Sonbahar gelince yapraklar sararırlar, göçmen kuşlar giderler, odun kömür alınır, kışlık giysiler elden geçirilir ve de kitap fuarları açılır. neredeyse tüm Avrupa da genel geçer kanunmuş gibi bir şeydir.
geçen sene denk gelen büyük şans neticesi ile patronum ve ben iş için almanya ya gitmemiz sayesinde Frankfurt kitap fuarına da uğramak nasip oldu. kasım ayı içerisinde 2 uluslar arası kitap fuarı şansı herkese denk gelmez diyerekten altını üstüne getirdim elbette.
Önce Frankfurt'ta, sonra istanbul'da size biraz işin iç yüzünü anlatayım da neler kaçırdığınıza "ah vah" edin.
Frankfurt Kitap Fuarı'nın amacı, çeşitli ülkelerin yayıncılarına "mallarını" tanıtma ve başka yayıncılara satma, yani tercüme ettirip diğer ülkelerde yayınlanmasını sağlama olanağı sunmaktır.
istanbul Kitap Fuarı'nda da yayıncılara mallarını indirimli satma fırsatı verilir.
Biri dış pazara, öteki iç pazara yöneliktir. Biri toptancı, öteki perakendecidir.
Birinde iş anlaşmaları imzalanır, daha doğrusu bunların ön görüşmeleri, "müzakere" yapılır, randevular alınır verilir, ötekinde eline ay başında toplu para geçmiş çoluk çocuğun, öğrencilerin ve sekreter kızların parasına göz dikilir...
Aslında ortada indirim mindirim de yoktur; yayınevi, dağıtıcıyı ve kitapçı dükkânını devreden çıkarıp gene "yayınevi çıkış fiyatına" vermektedir malını... Fakat yayıncı sürümden kazandığı, okuyucu da ucuz aldığı için her ikisi de sevinirler.
Elbette bu ticaret, birtakım "etkinliklerle" de desteklenir, açık oturumlar, konferanslar, imza günleri falan filan. Bunlar asıl amaca yönelik yan uğraşlar ve çoğunlukla da gereksiz işlerdir. ayşe arman gelmiş mesela... ne yapayım ben ayşeyi?
Fakat "kafeteryaya karı kız düşer" ki, bu da işin genç yazarlar ve zampara yayıncılar için güzel tarafıdır. sözlükteki abazalara önemle duyurulur.
gördüğüm kadarıyla ve aldığım feedback lere göre geçen yıl Frankfurt'ta,"standlarımız" epey sönükmüş... Hatta "son derece sönük"...
Ya da diğer ülkelerin yayınevlerinin cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, rengârenk bölümleri yanında öyle kalmış bilemiyorum.
zaten inanılmaz bir iskandinav hegemonyası var, onu kırmanız imkansız orası ayrı konu. bir de jo nesbo imza dağıtmak için gelince düşen bayılanlar mı ararsın, çığlık çığlığa oradan buraya koşuşturanlar mı? sanırsın justin bieber gelmiş.
Birtakım paneller maneller düzenlenmiş düzenlenmesine de, konuşmalar Türkçe olduğundan, kendimiz söyleyip kendimiz dinlemişiz. Çeviri meviri yok, çünkü çevirmeye değer dişe dokunur laf yok. ben yetişememiştim bu kısmına bana öyle söylediler.
işin çok daha vahim yanı, fuara "telif hakkı ajansları" çağırılmamışlar.
Dünya piyasasında "kitap hareketleri" bu aracı kurumlar tarafından yürütülürler.
Nasıl bizde yazar aracıya komisyon vermemek için eserini kapı kapı dolaşıp kendisi pazarlamayı tercih ediyorsa, yayınevlerimiz de "aracıya tefeciye paydos" gibi çok sosyaldemokrat bir sloganla, ajansları devreden çıkarıp mallarını kendileri satmak yoluna gitmişler anlaşılan! Yoksa, satış matış hikâye de, asıl amaç, bahaneyle beleşe Almanya gezisi mi?
sonradan bu işin ehli Frankfurt fuarını avcunun içi gibi bilen kişilerle yapılan sohbetle işi çözüyorum...
Frankfurt, yayın dünyasının kaşalotları için şirket kesesinden mükemmel bir "yurtdışı sonbahar gezisi" fırsatıydı... Orada önemli bir satış matış olmayacağını herkes bilirdi, yayıncı da boşuna umutlanmazdı yazar da... Dostlar alışverişte görürdü, o kadar...
bu sene ki Frankfurt fuarını gidemeyecek olsam da özenle takip edeceğim; bakalım bu yıl Frankfurt'ta kaç Türk yazarının kaç eserinin kaç ülkenin kaç yayınevine satışı sağlanacak, kaç dile çevirilecek kaç kitap ülkemize ne kadar döviz getirecektir?
ona göre karar vereceğim; Frankfurt'ta iş mi yapılıyor, mastürbasyon mu?
geçen sene sırf bu organizasyon için her zamanki gibi atlayıp gittiğim fuara, bu sene katılmayı düşünmüyorum. nedenini merak edenlere elbette devamında cevabımı vereceğim.
Sonbahar gelince yapraklar sararırlar, göçmen kuşlar giderler, odun kömür alınır, kışlık giysiler elden geçirilir ve de kitap fuarları açılır. neredeyse tüm Avrupa da genel geçer kanunmuş gibi bir şeydir.
geçen sene denk gelen büyük şans neticesi ile patronum ve ben iş için almanya ya gitmemiz sayesinde Frankfurt kitap fuarına da uğramak nasip oldu. kasım ayı içerisinde 2 uluslar arası kitap fuarı şansı herkese denk gelmez diyerekten altını üstüne getirdim elbette.
Önce Frankfurt'ta, sonra istanbul'da size biraz işin iç yüzünü anlatayım da neler kaçırdığınıza "ah vah" edin.
Frankfurt Kitap Fuarı'nın amacı, çeşitli ülkelerin yayıncılarına "mallarını" tanıtma ve başka yayıncılara satma, yani tercüme ettirip diğer ülkelerde yayınlanmasını sağlama olanağı sunmaktır.
istanbul Kitap Fuarı'nda da yayıncılara mallarını indirimli satma fırsatı verilir.
Biri dış pazara, öteki iç pazara yöneliktir. Biri toptancı, öteki perakendecidir.
Birinde iş anlaşmaları imzalanır, daha doğrusu bunların ön görüşmeleri, "müzakere" yapılır, randevular alınır verilir, ötekinde eline ay başında toplu para geçmiş çoluk çocuğun, öğrencilerin ve sekreter kızların parasına göz dikilir...
Aslında ortada indirim mindirim de yoktur; yayınevi, dağıtıcıyı ve kitapçı dükkânını devreden çıkarıp gene "yayınevi çıkış fiyatına" vermektedir malını... Fakat yayıncı sürümden kazandığı, okuyucu da ucuz aldığı için her ikisi de sevinirler.
Elbette bu ticaret, birtakım "etkinliklerle" de desteklenir, açık oturumlar, konferanslar, imza günleri falan filan. Bunlar asıl amaca yönelik yan uğraşlar ve çoğunlukla da gereksiz işlerdir. ayşe arman gelmiş mesela... ne yapayım ben ayşeyi?
Fakat "kafeteryaya karı kız düşer" ki, bu da işin genç yazarlar ve zampara yayıncılar için güzel tarafıdır. sözlükteki abazalara önemle duyurulur.
gördüğüm kadarıyla ve aldığım feedback lere göre geçen yıl Frankfurt'ta,"standlarımız" epey sönükmüş... Hatta "son derece sönük"...
Ya da diğer ülkelerin yayınevlerinin cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, rengârenk bölümleri yanında öyle kalmış bilemiyorum.
zaten inanılmaz bir iskandinav hegemonyası var, onu kırmanız imkansız orası ayrı konu. bir de jo nesbo imza dağıtmak için gelince düşen bayılanlar mı ararsın, çığlık çığlığa oradan buraya koşuşturanlar mı? sanırsın justin bieber gelmiş.
Birtakım paneller maneller düzenlenmiş düzenlenmesine de, konuşmalar Türkçe olduğundan, kendimiz söyleyip kendimiz dinlemişiz. Çeviri meviri yok, çünkü çevirmeye değer dişe dokunur laf yok. ben yetişememiştim bu kısmına bana öyle söylediler.
işin çok daha vahim yanı, fuara "telif hakkı ajansları" çağırılmamışlar.
Dünya piyasasında "kitap hareketleri" bu aracı kurumlar tarafından yürütülürler.
Nasıl bizde yazar aracıya komisyon vermemek için eserini kapı kapı dolaşıp kendisi pazarlamayı tercih ediyorsa, yayınevlerimiz de "aracıya tefeciye paydos" gibi çok sosyaldemokrat bir sloganla, ajansları devreden çıkarıp mallarını kendileri satmak yoluna gitmişler anlaşılan! Yoksa, satış matış hikâye de, asıl amaç, bahaneyle beleşe Almanya gezisi mi?
sonradan bu işin ehli Frankfurt fuarını avcunun içi gibi bilen kişilerle yapılan sohbetle işi çözüyorum...
Frankfurt, yayın dünyasının kaşalotları için şirket kesesinden mükemmel bir "yurtdışı sonbahar gezisi" fırsatıydı... Orada önemli bir satış matış olmayacağını herkes bilirdi, yayıncı da boşuna umutlanmazdı yazar da... Dostlar alışverişte görürdü, o kadar...
bu sene ki Frankfurt fuarını gidemeyecek olsam da özenle takip edeceğim; bakalım bu yıl Frankfurt'ta kaç Türk yazarının kaç eserinin kaç ülkenin kaç yayınevine satışı sağlanacak, kaç dile çevirilecek kaç kitap ülkemize ne kadar döviz getirecektir?
ona göre karar vereceğim; Frankfurt'ta iş mi yapılıyor, mastürbasyon mu?
güncel Önemli Başlıklar
