alevi

  1. 954.
    ilkokul üçteyim. Hemen yan sınıfta okuyan cem adında bir çocuk var. bir gün okulun bahçesinde oyun oynarken üst sınıflardan gerzeğin teki beni itiyor ve kendimi yerde buluyorum. sanırım çamurla ilk büyük imtihanım oluyor o an. üstü başım berbat durumda ve bırakın yardım edeni herkes dalga geçip gülüyor bana. küçüğüm ve bu olayı hayatımdaki en berbat an sanıyorum. sonra cem geliyor, bu eşek şakasını yapan çocuklara kafa tutuyor kendinden büyük olmalarına aldırmadan. kalkmama yardım ediyor, çamurları temizlemeye çalışıyoruz. herkes dalga geçerken onun yaptığı bu iyilik beni şaşırtıyor; o güne dek tek bir sohbetimiz bile yok oysa ki... gel zaman git zaman cem ile çok iyi arkadaş oluyoruz. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor. aynı sınıfta olamasak da teneffüsler bir ömür gibi geçiyor. bir gün cem ile samimiyetimden rahatsız olan mustafa adında bir arkadaşım geliyor yanımıza. kolumdan sıkıca tutup kenara çekerek aklı sıra uyardığını sanıyor. onun da duymasını istiyor belli ki. ne olduğunu anlayamadığım saçma sapan şeyler söylüyor...

    "ne yaptığını sanıyorsun sen, hep onunla oynuyorsun artık. uzak dur o çocuktan! bilmiyor musun?"
    "neyi? ne var cemde?"
    "cemler alevi!!! oynama onunla bir daha..."
    "sana mı soracağım be..." diyorum ama ne olduğunu anlayamıyorum. onun bu söylediklerini duyuyor cem. ne o gün ne de daha sonra bir daha asla yanıma gelmiyor. üzülüyorum bu duruma. Hiçbir anlam veremiyorum uzun bir süre. bir gün abime gidiyorum ve ona anlatıyorum yaşadığım bu durumu. onun birçok şeyi bildiği gibi bunu da bileceğini düşünerek sormak istiyorum...

    "abi sana bir şey soracam."
    "Nedir?"
    "alevi ne demek?"
    "Hmm... insan, senin benim gibi insan demek... onun ötesinde başka bir şey arama. saçma sapan şeyler söyleyenlere de sakın kulak asma!.. kimseye Alevi nedir, Alevi misin diye de sorma... "

    büyüyorum ve öğreniyorum, alevi ne demek. birçok alevi insanla tanışıyorum, hayatlarını görüyor ve arkadaş oluyorum. haklarında söylenen iftiralara itibar etmiyorum. biliyorum ön yargılarla bir yere varılamayacağını...

    Birkaç yıl evvel mustafa'yı görüyorum, okuduğum ilkokulun yakınlarında bir yerlerde. iki küçük çocuk var yanında. konuşmalarından anladığım kadarıyla kendi çocukları. bir şeyler istiyorlar babalarından. mustafa yıllar öncesinde bıraktığım gibi. yüzü gülmüyor, öfkeli ve anlayışsız oldukça. önce bağırmaya başlıyor birine, sonra diğerine tokat atıyor ve çekiştirerek götürüyor onları... o an 20 yıl öncesinde yaşadığım bu anı düşüyor aklıma. hak etmediği halde hayatımdan çıkan cem şu an kim bilir nerede, neler yapıyor ve ne halde...

    Hiç kimsenin bir başkasından üstün bir yanının olmadığını; hiç kimseyi ırkı, dini ve kültürü nedeniyle ötekileştirmememiz gerektiğini bilemeyen birilerinin hâlâ çevremizde bulunuyor olması ne acı...
    52 -4 ... serenity painted death
kapat