babanın çocukluk resmine bakarken bir tuhaf olmak

  1. 4.
    insanı uzaklara götüren, tarifi zor bir duygudur. arada yaşamak gerek...

    küçükken türkiye deki* en uzun adam babam sanırdım. beni hep omuzlarına bindirirdi çünkü. yazları gece serininde fuarda gezerken yorulunca "baba beni omzuna al!" dediğimde hemen alırdı. evde benimle şakalaşırken "elimi tavana değdir baba!" dediğimde beni havaya kaldırıp değdirtirdi, bazen de "havaya at beni baba!" derdim.* çok hoşuma giderdi, nasıl eğlenirdim. o kadar güzel bir duygu ki seni atınca geri tutabileceğini bilecek kadar bir insana güvenmek... hani gözlerini kapatıp kendini bırakıp öne doğru düşmek istersin, ve birinin seni tutmasını istersin, burnun yere çakılmasın istersin, şu hayatta birine gözlerin kapalı güvenebilmek istersin... o kişinin babam olması daha da güzel.

    boyu türkiye deki en uzun adam olup, beni bu kadar yükseklerde gezdiren babamın çocukluk fotoğraflarını görmek ise beni küçükken olmasa da aklım ermeye başladıktan sonra derin duygulara sürüklemiştir hep. çocukluk anılarım canlanır gözümde. bu koca adam da bir zamanlar çocuktu. belki onun da küçükken sevgiye ihtiyacı vardı benim gibi, onun da istekleri beklentileri vardı annesinden, babasından, belki o da bir ayakkabıyı çok istemiştir benim gibi küçükken... ne garip. belki tam yaşayamadı çocukluğunu, ama bana yaşattı. küçükken tek çocuk benim sanırdım, tek çocuktum zaten ama öyle değil; tek ilgiye aç, sürekli bişeyler alınması gereken çocuk benim sanırdım, benim istediklerim yapılacak, benim isteklerime göre düzen değiştirilecek sanırdım; babanızı anlamaya başladığınızda büyüyormuşsunuz aslında.

    çok seviyorum onu ondan böyle duygusallaştım. bir de bugün bir haber verdi bana; hakkında ve hakkımızda herşeyin hayırlısı olsun baba...
    3 ... red my lips