bugün
- uludağ sözlük discord grubu10
- internetten önce ne yapılıyordu sorusu2
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması3
- bir şair bir şiir2
- sedat pekmez7
- eve atılan kızın ekşici çıkması6
- birine geç kalmak9
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor8
- cayır cayır yanan kız13
- beyazsemsiyeliyabanci48
- m r e r e c t o12
- larisalisa10
- hayatının geri kalanını belirleyecek mesaj5
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- insanlardan nefret etmek8
- satranç haram yasaklansın17
- seni ne mutlu eder sorusu6
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız4
- gir içime hünharca12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- yer sofrası5
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- arkadaşlar bakar mısınız8
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi3
- eşime sormam lazım kadınları3
- yorgun mermi22
- güzel bir kadını terk etmek5
- sabah sekizde okulda olmanın felsefi anlamsızlığı2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- bruce lee4
- gocu43
- yalnızlık güç değildir4
- park sorunu6
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- afganistan islam emirliği4
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- togg'a lpg taktırmak11
- kürt mutfağı7
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- en sevilen meyveler8
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- aziz yıldırım13
- buddy dude20
hayatlarımızın belli dönemlerinde içine düştüğümüz gaflettir.
tanım kısmına kafa attığımıza göre işin devamını dökebiliriz sanırım buraya.
şimdi bakıyorum pek çok duygusal zaafiyetimize ve çektiğimiz onca acıya karşın ölmüyor ve yaşamaya devam ediyoruz. zaten bu psikolojik donanıma sahibiz de bir şekilde. yani "insan" olmayı başarabildiğimiz anda bu duygusal yük küfesini de sırtımıza vurmuş oluyoruz bir şekilde hayatlarımızdaki herkesten biraz var içinde.
işin bir sonraki levelinde de bu küfeye "doldur-boşalt" şekilde yaşantımızı sürdürüyoruz. ve bazı zamanlar biz yolumuzda giderken bir duygu yağmuru(peşinden duygu seli de gelir bu sağanağın) boşalıyor ve küfemize belki de hiç istemeyeceğimiz yükleri de yüklenerek devam ediyoruz yolumuza. işte asıl mesele ve gaflet de bu noktada başlıyor.
mecazdan realiteye döndüğümüzde çok zor olmuyor "duygusal anlamda" verdiğimiz pek çok çabayı çıplak göz ile görmek. en azından kendi ter kokumuzu duyumsamaktan daha kolay olduğu aşikâr.
bakıyorum şimdi hayatımızın bir döneminde ve bir şekilde elimizin değdiği, gözümüzün gördüğü birisine karşı ya kendimizi vermek veya ondan kaçmak, bizden göreceği zararı azaltmak veya ondan göreceğimiz zararı minimize etmek çabası veriyoruz yok şekilde. ama sonunda hep aslında hiç olmayı hesaplamadığımız bir yerde buluyoruz kendimizi.
yani bugüne kadar kaçıp da kucağına düşmediğimiz birisi olmadığı gibi kucağına atlayıp atlayıp da götümüzü yere çaka çaka bir hal olduklarımızın sayısı da pek bir fazla. çünkü bizim kontrolümüz dışında gelişen bir hayat var çevremizde. yani kime kaptıracağımıza karar veremiyoruz gönlümüzü. çünkü gözümüzün kimi göreceğini bilemiyoruz ki hiç bir zaman.
yani düşünün zamanın bir anında ve dünyanın herhangi bir coğrafyasında kafamızı bir çeviriyoruz, bakıyoruz ki hop orada hiç de olmaması gerekenler var.
ama işin aslı o ki hayatta bir şey olacaksa "bize rağmen" oluyor ve olmayacaksa "bize rağmen" olmuyor. boşuna çabalamak da ancak ve ancak bir sonraki sefer için zinde kalmamıza yarıyor.
duygusal anlamda işler böyle yürüyor canlar, bilin ki boşuna uğraşmayın hayatlarınızda.
öperim.
tanım kısmına kafa attığımıza göre işin devamını dökebiliriz sanırım buraya.
şimdi bakıyorum pek çok duygusal zaafiyetimize ve çektiğimiz onca acıya karşın ölmüyor ve yaşamaya devam ediyoruz. zaten bu psikolojik donanıma sahibiz de bir şekilde. yani "insan" olmayı başarabildiğimiz anda bu duygusal yük küfesini de sırtımıza vurmuş oluyoruz bir şekilde hayatlarımızdaki herkesten biraz var içinde.
işin bir sonraki levelinde de bu küfeye "doldur-boşalt" şekilde yaşantımızı sürdürüyoruz. ve bazı zamanlar biz yolumuzda giderken bir duygu yağmuru(peşinden duygu seli de gelir bu sağanağın) boşalıyor ve küfemize belki de hiç istemeyeceğimiz yükleri de yüklenerek devam ediyoruz yolumuza. işte asıl mesele ve gaflet de bu noktada başlıyor.
mecazdan realiteye döndüğümüzde çok zor olmuyor "duygusal anlamda" verdiğimiz pek çok çabayı çıplak göz ile görmek. en azından kendi ter kokumuzu duyumsamaktan daha kolay olduğu aşikâr.
bakıyorum şimdi hayatımızın bir döneminde ve bir şekilde elimizin değdiği, gözümüzün gördüğü birisine karşı ya kendimizi vermek veya ondan kaçmak, bizden göreceği zararı azaltmak veya ondan göreceğimiz zararı minimize etmek çabası veriyoruz yok şekilde. ama sonunda hep aslında hiç olmayı hesaplamadığımız bir yerde buluyoruz kendimizi.
yani bugüne kadar kaçıp da kucağına düşmediğimiz birisi olmadığı gibi kucağına atlayıp atlayıp da götümüzü yere çaka çaka bir hal olduklarımızın sayısı da pek bir fazla. çünkü bizim kontrolümüz dışında gelişen bir hayat var çevremizde. yani kime kaptıracağımıza karar veremiyoruz gönlümüzü. çünkü gözümüzün kimi göreceğini bilemiyoruz ki hiç bir zaman.
yani düşünün zamanın bir anında ve dünyanın herhangi bir coğrafyasında kafamızı bir çeviriyoruz, bakıyoruz ki hop orada hiç de olmaması gerekenler var.
ama işin aslı o ki hayatta bir şey olacaksa "bize rağmen" oluyor ve olmayacaksa "bize rağmen" olmuyor. boşuna çabalamak da ancak ve ancak bir sonraki sefer için zinde kalmamıza yarıyor.
duygusal anlamda işler böyle yürüyor canlar, bilin ki boşuna uğraşmayın hayatlarınızda.
öperim.
güncel Önemli Başlıklar
