bugün
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- nervionun mavi gözleri11
- kolye142
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- teselli vermek5
- diksiyon4
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- yer yön hafızası sıfır olan insan3
- etek tıraşı4
- ofis pornosu4
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- sexting3
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- hem tipi hem fiziği iyi olan kadın3
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- engineer284
- migren2
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak2
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- sineklikle sinek öldürmek3
- 900000 tlye otomatik vites araba önerileri3
- iffet2
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- istanbul13
- durduk yere sinirlenmek3
- beyaz önlük altından yayılan dişçi öfkesi3
- cep telefonu22
- bik bik'in kraliçe olması10
- bu kupon tutar mı sorunsalı3
- fransa11
- bira sigara cips ve radyo dörtlüsü3
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- nokia20
- mesihin inişi4
- ona bir şey söyle10
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
(bkz: seviyoz la seni)
kimseye ihtiyacım yok. kanka dediğim insan yanımda olmuyor ama buket benim hep yanımda oldu. * * yeri geldi mesajıma cevap vermedi, yeri geldi telefonunu "ha ?" diye açtığımda "yavaş öküz" cevabını aldım, yeri geldi tartıştık, yeri geldi o alkollüyken kendini bana emanet etti. (#13871478) * bana güvendi ve yeri geldi yerden yere vurdu, yeri geldi made koçum oldu. koç burcu, ama anlaşabiliyoruz..
beyaz tenli. fotoğraf çekildiğimiz zaman görünmüyor. bir burun deliklerini bir de kaşlarını görüyoruz. saçları beyaz değil tabi kii..
---- "bu sene yazlığa gel" dedi. ben de gitmeyi çok istiyordum oraya. "ama ananem eve almaz, sahilde yatacağız." dedi ardından.
nasıl ya ? yazın ortasındaydık evet ama sahilde yatma fikri hiç de hoş değildi. 4 kişi daha vardı gerçi, eğlenceli olurdu diye düşündü. sonradan ben de katıldım onun fikrine.
kıç kadar hasır serdik. cola, kurabiye derken muhabbet geldi her gencin bir araya geldiğinde yaptığı korku muhabbetlerine. birşeyler anlatılıyor, bizler dinliyoruz.
korkmuyorum ben. bazen dalıp gidiyordum ama derdim başkaydı neyse.. sonra kalktım. saat 2 olmuştu. geceydi, kimse yoktu.
buket'in bisikletini alıp gidebileceğim yere kadar gittim. yolda düşünüyordum, kaybettiklerimi veya silikleştirip göremediklerimi..
her neyse, çoğu insanı da hayatımdan ben çıkarmıştım. gecenin 2sinde düşündüğüm şeyler saatle paralel, var olması normal şeylerdi... "9 temmuz 2011, ertesi gün serdar'ın doğum günü. mesaj atayım. saat 2, yalnızım. telefonumun şarjı bitmek üzere. ne bir mesaj var, ne de bir arama. arama yok, mesaj nasıl olsun be güzelim ? eskidendi. sürr.." dedim pedal çevirirken. sağımda deniz, solumdan esen rüzgar. yanımda kim var, beni yalnız bırakmayan ? buket...
"hani şuradaki eski eve gidecektik" dedim. "iyi tamam gidelim" dedi. 2 kişi hasıra yayıldı, biz 4 kişi eski eve doğru ilerledik. saat sabaha karşı 4 olmuş. herkes uyuyor. biz ise o civarların ürktüğü eve doğru yol alıyoruz..
aslında ev dışarıdan çok da harabe gibi durmuyordu. içerisinde eski eşyalar, kırık sandalye bulunuyordu. yerler ise tahtayla döşenmiş. neyse ki içeriye girelim düşüncesi akıllarda dolaşsa da bunu dile getiren kimse olmadı.. evin bahçesinin sol tarafında pembe, küçük bir ağaç vardı. ismini bilmiyorum. ama tatil yerlerinde çok olan ağaçlardan işte.. dokunsam çok hışırtılı ses çıkarırdı.
ben: burası mı ?
buket: evet
ben: hmm
buket: burada kimse yaşamadığı halde evden ışık geliyor. ama sarı.
ben: haha.
buket "şuradan birileri görünüyor şuradan ışık da alabilir..." diye vırvırvır anlatırken ben onun arkasında sessizce evi izliyordum. ama o hala konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor..
sol bacağım beynimin kontrolünden çıktığında "korkmaz o alışkın" düşünceleri aklımdan geçiyordu. kendime engel olamıyordum. o an pembe ağaç öyle bir sallandı ki buket'in tepkisi için sadece şu cümleyi söyleyebilirim; "hayatımda öyle bir sıçrayış görmedim." ----
dkomnenos: bazen türkçeyi hiç anlamıyorum.
buket: ruhun jameikalı olabilir ?
seni seviyorum basilisk. ve sen yanımda olduğun sürece yanında olacağım. söz veriyorum, sözümü tutarım. bilirsin... *
kimseye ihtiyacım yok. kanka dediğim insan yanımda olmuyor ama buket benim hep yanımda oldu. * * yeri geldi mesajıma cevap vermedi, yeri geldi telefonunu "ha ?" diye açtığımda "yavaş öküz" cevabını aldım, yeri geldi tartıştık, yeri geldi o alkollüyken kendini bana emanet etti. (#13871478) * bana güvendi ve yeri geldi yerden yere vurdu, yeri geldi made koçum oldu. koç burcu, ama anlaşabiliyoruz..
beyaz tenli. fotoğraf çekildiğimiz zaman görünmüyor. bir burun deliklerini bir de kaşlarını görüyoruz. saçları beyaz değil tabi kii..
---- "bu sene yazlığa gel" dedi. ben de gitmeyi çok istiyordum oraya. "ama ananem eve almaz, sahilde yatacağız." dedi ardından.
nasıl ya ? yazın ortasındaydık evet ama sahilde yatma fikri hiç de hoş değildi. 4 kişi daha vardı gerçi, eğlenceli olurdu diye düşündü. sonradan ben de katıldım onun fikrine.
kıç kadar hasır serdik. cola, kurabiye derken muhabbet geldi her gencin bir araya geldiğinde yaptığı korku muhabbetlerine. birşeyler anlatılıyor, bizler dinliyoruz.
korkmuyorum ben. bazen dalıp gidiyordum ama derdim başkaydı neyse.. sonra kalktım. saat 2 olmuştu. geceydi, kimse yoktu.
buket'in bisikletini alıp gidebileceğim yere kadar gittim. yolda düşünüyordum, kaybettiklerimi veya silikleştirip göremediklerimi..
her neyse, çoğu insanı da hayatımdan ben çıkarmıştım. gecenin 2sinde düşündüğüm şeyler saatle paralel, var olması normal şeylerdi... "9 temmuz 2011, ertesi gün serdar'ın doğum günü. mesaj atayım. saat 2, yalnızım. telefonumun şarjı bitmek üzere. ne bir mesaj var, ne de bir arama. arama yok, mesaj nasıl olsun be güzelim ? eskidendi. sürr.." dedim pedal çevirirken. sağımda deniz, solumdan esen rüzgar. yanımda kim var, beni yalnız bırakmayan ? buket...
"hani şuradaki eski eve gidecektik" dedim. "iyi tamam gidelim" dedi. 2 kişi hasıra yayıldı, biz 4 kişi eski eve doğru ilerledik. saat sabaha karşı 4 olmuş. herkes uyuyor. biz ise o civarların ürktüğü eve doğru yol alıyoruz..
aslında ev dışarıdan çok da harabe gibi durmuyordu. içerisinde eski eşyalar, kırık sandalye bulunuyordu. yerler ise tahtayla döşenmiş. neyse ki içeriye girelim düşüncesi akıllarda dolaşsa da bunu dile getiren kimse olmadı.. evin bahçesinin sol tarafında pembe, küçük bir ağaç vardı. ismini bilmiyorum. ama tatil yerlerinde çok olan ağaçlardan işte.. dokunsam çok hışırtılı ses çıkarırdı.
ben: burası mı ?
buket: evet
ben: hmm
buket: burada kimse yaşamadığı halde evden ışık geliyor. ama sarı.
ben: haha.
buket "şuradan birileri görünüyor şuradan ışık da alabilir..." diye vırvırvır anlatırken ben onun arkasında sessizce evi izliyordum. ama o hala konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor..
sol bacağım beynimin kontrolünden çıktığında "korkmaz o alışkın" düşünceleri aklımdan geçiyordu. kendime engel olamıyordum. o an pembe ağaç öyle bir sallandı ki buket'in tepkisi için sadece şu cümleyi söyleyebilirim; "hayatımda öyle bir sıçrayış görmedim." ----
dkomnenos: bazen türkçeyi hiç anlamıyorum.
buket: ruhun jameikalı olabilir ?
seni seviyorum basilisk. ve sen yanımda olduğun sürece yanında olacağım. söz veriyorum, sözümü tutarım. bilirsin... *
Gündemdeki Haberler