yazin sicaktan kisin soguktan sikayet etmeyeceksin 


kapat
  1. Adı çoktan unutulmuş, Yahya Kemal esintili Edip Ayel'in bir çift dizesi dolaşıyor dudaklarımda:

    Bir gün gömecekler beni şehrin varoşunda;

    Boş geçti ömür, kaç günümüz kaldı ki şunda...

    Sonra da düşünüyorum:

    - insan, hayatının boş mu, dolu mu geçtiğini bilebilir mi, diye...

    Soyut kavramları tanımlamak gerekir.

    Tanımlamak gerekir "boş geçmiş hayat" nedir, "dolu geçmiş hayat" nedir?

    Bu konuda, değişik yaş grupları arasında bir anket yapılsa; birbirini tutmayan kimbilir ne garip yanıtlar çıkardı ortaya..

    insan kendini tanımaz ki, dolu mu yaşadığını, boş mu yaşadığını değerlendirebilsin..

    Belirli bir yaştan sonra, gerçekleştiremediği özlemleri çok gibiyse, boş yaşamış olduğunu düşünebilir.

    Bu, tam bir aldanmadır.

    Her şeyin bir bedeli vardır. Ya özlemlerine kavuşmak için, bedelini peşin peşin ödersin; tıpkı 100-200-400 metre şampiyonlarının; ayaklarına 5'er kilo ağırlık bağlayıp, her gün kilometrelerce yolu koşarak antrenman yapmaları gibi.. Ya bedelini peşin peşin ödeyemediğin için kavuşamadığın özlemlerinin, sonradan hayıflanmasını ödersin..

    Gençliğinin nerdeyse 20 yılını okul sıralarıyla, fakülte seminerlerine gömmüş bir insanın, 40 yaşından sonra kavuştuğu yaşam düzeyiyle; gençliğini keyifli bir avarelikte harcamışların, 40 yaşından sonra uğradıkları sıkıntı; belirli bir yaşam denklemidir. Boş, yahut dolu geçmiş bir hayat olarak değerlendirilebilir mi bu denklem?

    Türkiye bu tür konuların çok dışında... Ne bir yaşam denklemine, ne de bir yaşam geometrisine inanıyor.

    Kendince özendiği bir hayatı yaşamak için; açıkgözlülüğün, kurnazlığın ve şansın yeterli bir tramplen olduğuna inanıyor sadece...

    Çünkü model olarak; arazilerinin dahi henüz kadastrosu çıkmamış; Hazine'den geçinmelilerin, en başarılı kesim olduğuna inanılmış; nüfusunun yüzde 45'i köylü olan Türkiye'de yaşayanlardan birini alıyor.

    Görmüyor Türkiye'nin de değişmek zorunda olduğunu...

    Ve artık model olarak "varlıklı olanlar" yanında, "var olanlar"ın da, göz kamaştırmaya başlayacağını...

    Türkiye'nin de, böyle bir süreç içine girdiği, 20-30 yıl sonra anlaşılacak.

    Başarıyla mutluluk pek yan yana gelmez.

    "Başarı", kimseye karşı yalan söyleme ihtiyacını duymayacak bir düzeye gelmektir; uluslar üstü bir değere kavuşmuş sanatçılar, bilimciler, teknik uzmanlar gibi..

    "Mutluluk", gecesi gündüzüyle, evin içinde zamanı unutacak birisiyle birlikte yaşamaktır..

    Gerçi her iki kavram da görecelidir ama, genellikle bireyler çıtayı kendilerine göre tutarlar; başarıyı da cüceleştirirler, mutluluğu da...

    Örneğin emir verecek bir yerlere gelmeyi "başarı" sayanlar çoğunluktadır Türkiye'de... Oraya gelinceye dek, ne kadar emir aldıklarını da unuttukları için..

    Emir almadan ve emir vermeden yaşamış bir Ravel'in çıtası ise çok daha yüksektedir... Tabii, yerel hipnozlardan kurtulup, oraları gözü kesebilenler için...

    Türkiye'de de "değersiz önemliler" ve "önemsiz değerliler" dönemi ergeç bitecek... Gitgide evrenselleşecek buraları da..

    Kendi mesleğini evrensel kalitede yapanlar, rastlanmadık boyutlarda yaşayacaklar; şarlatanlarla demagoglar da, yavaş yavaş süprülüp gidecek.. "Dolu geçmiş hayat", "boş geçmiş hayat" inanışları da kaybolacak..

    Nerdeyse bundan yüz yıl önce, ne demiş Tevfik Fikret:

    "Toprak vatanım, nev-i beşer milletim; insan,

    insan olur ancak bunu izanla inandım"

    cetin altan
    #4068648 (mulayim, 10.10.2008 03:12)

Copyright © 2008 - uludağ sözlük

yazin sicaktan kisin soguktan sikayet etmeyeceksin başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. yazin sicaktan kisin soguktan sikayet etmeyeceksin ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu yazin sicaktan kisin soguktan sikayet etmeyeceksin nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about yazin sicaktan kisin soguktan sikayet etmeyeceksin. Copyright of the articles are belong to their authors.

» klasik kemence » motorola f3 » bir cumhuriyet bir vakit bir de bulvar lutfen » cafe betul » endoktrinasyon » dis ticaret acigi » montajelemani » carsaf carsaf » bunalimdayken entry girmek » cavlagi cekmek » youtube » pes 2009 » cevriye » marty friedman » bir guc simgesi olarak cocuk cuku » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » sitemap » kısa » kompozisyon yazilisinda kopya cekmek » ankara da bir surrealist melih gokcek » blacky » ali bardakoglu » rahatca dondurma yenebilecek ulke istemek » hincal uluc » kaju kempo » piknometre » 22 kasim 2008 ankaraspor galatasaray maci » yemekteyiz nail » kanks n aber ya » globallesen dunya ve sikilen insanlar » kici acikta kalmis kisi ruyasi » the jailer » ceteris paribus » lucarelli99 » yagmur yagarken altina isemek » sayfa goruntulenemiyor » shalamar » 6 ayda bir arayan sevgili