yaz yagmuru 


/ 2
kapat
  1. kötü başlayan haftasonunun hiç beklenmedik mucizesi.

    berbat başlamıştır cumartesi, bütün yakınlarınız uzaktır, normalde çok da dert etmezsinizi bunu, ama bu sefer farklıdır işte. erkenden girilir yatağa, zaten anneniz babanız bir soğuktur size karşı o gün, elli tane dert vardır hayatınızda, gecenin bir yarısı tatsız bir telefona uyanırsınız, uyurken dinleyeyim diye açtığınız playlist "uyan artık karanlık uykundan" diye bağırır. son cümlesini "peki, hoşçakal" diye bitirdiğiniz, topu topu üç cümlelik bir telefon konuşması yaşarsınız, uykunuz kaçmıştır, neşeniz yoktur. gece boyu uyanık kalırsınız, bi'şeyler okur, ezanı dinlersiniz.

    gök gürler, bir esinti olur, kapınız açılır, anneniz girer odaya.
    muazzam okul performansından başlayıp, müthiş sağlıklı beslenmenize, oradan aşmış kredi kartı ekstrelerinize ve tabi ki süper uyku düzeninizden bahsedecek bir nutuk beklersiniz, zaten aranız limoni olan annenizden. size bir bakış fırlatır, pencerenin kenarına gider, size bakar, gülümser ve "hazırlan" der.

    -ciddi misin?
    -evet! çok ciddiyim, ben vazgeçmeden hazırlan.

    koşar adım çıkarsınız daha güneş düşmemiş sokaklara, yüzünüzde kulaklarınıza varan bir ağızla, takarsınız annenizi kola, seven eleven yolunu beraber yürürsünüz.

    -ben budweiser alacağım. bak sana da bunu tavsiye ederim; heineken. peevish bayılıyor buna.
    -hadi ya, ama ben efes alayım yine. sen ödüyorsun bu arada haberin ola.
    -eh peki madem.
    -bak nakit öde, hiç dövmedim diye övünüyorum valla döveceğim bu kart meselesi yüzünden.
    -eheh tamam tamam.

    ***

    -sen kullan arabayı, benim ehliyet kaybetme gibi bir derdim var bak...

    anne monologlar yaşar yolda.

    -aman bassana gaza, ohoo ben genç olacaktım var ya..
    -nasıl yani fenerbahçe sahiline artık araba çekilemiyor mu?! buluruz bi'yer sen bas gaza.
    -heh radyoyu aç radyoyu, içimi baydı bu müzik.

    ...

    fenerbahçe sahilinde bir yer bulunur annenin tecrübesinden yararlanılarak. cam silecekleri ve şebnem ferah'ın naif sesine, bir çift şişe sesi eklenir.

    "yağmura"..."yağmura"

    "evimde ne sıcak bir tabak yemeğim var
    ne de televizyonun sesinden başka ses
    ama içimde bi' yerlerde sabır taşı gizli sanki
    doğduğum günden bugüne orda duruyor
    sessiz bir kaya düşün deniz kıyısında yalnız
    dalgalara göğüs gerip soğuktan üşüyor"

    -ne güzel söylüyor bu kız. kim bu?

    "böyle yaşlanmak olmaz seninki eskimek, çökmek.
    ruhu küskün bomboş bir bedensin."

    -ne güzel yağıyor yağmur ya. versene ondan da bir yudum deneyeyim.

    -bak ne diyeceğim anne, gel bebek'e gidelim, kahvaltı ederiz, sonra da abbas'da waffle ısmarlarım sana.

    annenizin gözleri güler teklife, sonra söner o gözler. hiç bir şey söylemez ama gözlerinden okunur; pazar akşam yemeğine ablanız ve eniştenizin davetli olduğu, onun deyimiyle 'evi bok götürdüğü', yapılacak işler, bitmeyen sorumluluklar. otuz yıldır seçilmemiş bir hayatın kattığı bütün misyonlar... "anne olmak"

    kontağı çevirir, eve dönersiniz tıngır mıngır. yolda uyuyakalan annenize bakar mutlu olursunuz. ne güzeldir hayat ya!

    "okul elbette bitecek değil mi?.. nerdeyse bitti bütün taksitler, eşeklik yapmayıp, iptal edeyim ben bu kartları... erken yatayım ben artık ya, ne o öyle sabahlara kadar... çocuk amerika'ya gidiyor, sen son ev partisine bile katılmadın, öğlen arayayım onu da bir hediye falan vereyim, duygusal falan böyle(?)... rubniac'a da nasıl ayıp oldu ya, o kadar ısrar etti tatile katılman için, insan bi' arar... neyse ararım ben onu sabah... peevish'i rakı balığa çıkartayım ben iyisi mi, en iyisi öyle yapayım... evet. elbruz'a insan bir veda ederdi be adamakıllı, hak etti ama eşşek, ya da neyse onu da arayayım ben. tamam tamam. süper her şey. yağmura bak be! hey yavrum hey..."

    park eder arabayı, eve çıkarsınız hafif ıslanmışsınızdır. kurulanırken, anneniz artık kesinlikle uyunması gerektiğinden bahseder.

    odanıza girersiniz playlist devam etmektedir, radiohead, in rainbows'dan bir parça çalınır kulağınıza: "don't get any big ideas, they not gonna happen" diye..

    thom yorke'a okkalı bir "siktir" çeker, annenizin "yaz bunu sözlüğe, ama birayı falan yazma, herkes okuyor" demesini hatırlarsınız, yaz yağmuruna derin sevgi ve saygılarınızı sunarak bitireceğiniz entry'nin sonuna gelirsiniz.

    **

    yaz yağmuru! .. bi'tanesin.

    **
    #3626580 (chaotic good, 06.07.2008 07:28 ~ 07:35)
  2. an itibariyle tüm marmara nın şahitlik ettiği serinletici doğa olayı.
    #3626581 (whynot, 06.07.2008 07:35)
  3. istanbul'u bu sabah yoklayan yağmur çeşidi beylikdüzü tarafından başlayıp taksim'e doğru ilerlemiştir.
    #3626583 (fehimsiz ekmek, 06.07.2008 07:58)
  4. şu an istanbul'da yine yaşanan, ama sanki yaz yağmuru olmanın ötesine geçen yağmur.
    gökler gürlüyor, şimşekler çakıyor, nooluyoruz lan?!
    #3671196 (temporarypeace, 16.07.2008 10:34)
  5. 1993'te TRT2 de izlediğim Tomris Giritlioğlu filmi. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bir hikayesidir.Film daha çocuk olmama rağmen izlediğim gece ve sonraki bir kaç gün aklımdan çıkmamıştır.Yağmurun yağışı, kadının kapıda duruşu, adamın şaşkınlığı, anlamayışı, teslim oluşu, aşık oluşu ya da belki hayranlığı ve elbiseler,dönerken,şarkı söylerken,ıslanırken,dokunulurken elbiseler...Kadının dinginliği, coşkusu, çocuk gülüşleri, dişi dökülüşleri... ve dudağındaki şarkı:
    "ben sarıyı pek çok severim
    hep sarıdır elbiselerim
    sonbaharı cicim
    pek sevdiğim için
    hep sarıdır elbiselerim"
    çocuk aklımla aklıma konmuş, mutsuzluk şarkım, mutluluk oyunum...
    #3815003 (anlemis, 13.08.2008 23:30)
  6. yaz aşk'ı gibi kısa olan bir doğa olayıdır.
    #3815172 (navras, 13.08.2008 23:59)
/ 2
© 2008 - uludağ sözlük

yaz yagmuru başlığındaki yazılar uludağ sözlük yazarları tarafından yazılmıştır. yaz yagmuru ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu yaz yagmuru nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur.

» 335 gun musluman dovmek » turklerin yerini soyle sana sikolata alazayim » sozluge mal olmus yazarlar » prison break » muzaffer abi ver coskuyu » ozgur birlik » yaran okul anilari » orgeneral basbug un iyi cocuklari » lars ulrich » denise levertov a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 » sitemap » kısa » Beijing 2008 Olympic Games