yahudiler 


/ 3
kapat
  1. israille ilgili en ufak bişey veya filistin için güzel bişeyler söylediğinizde dünyayı başınıza yıkmaya hazır yaratıklar,çirkefleşiyorlar muntazaman...
    #72906 (selmagezinir, 17.02.2006 22:30 ~ 22:39)
  2. dunyada ticaret yapanların buyuk bolumu yahudidir.
    (bkz: ticaret kafalılar)
    #72916 (hasnicktir, 17.02.2006 22:33)
  3. zamanin da adolf hitler in gazabina ugrayan yaratiklardir.
    #72924 (looser, 17.02.2006 22:34)
  4. musevi sözcüğüyle anılmalarının daha yerinde olduğunu düşündüğüm, beko,soli,sili gibi komik isimleri olabilen,ticaretten çok iyi anlayan inananlar grubu.*
    #72930 (plug in baby, 17.02.2006 22:37)
  5. musevilik dinine mensup olan insanlar topluluğu..
    #73038 (thoth, 17.02.2006 23:20)
  6. ayrıca la vita e bella yı 5 kere izletsen beşindede hüngür hüngür ağlarlar...
    #73057 (selmagezinir, 17.02.2006 23:28)
  7. çok cimridirler.
    #177647 (say, 18.04.2006 12:45)
  8. dunyadan olan her olayın nedeninin onlara bağlandığı ve hala ülkemizde de çoğu insanın ırkçı olarak yaklastığı musevi olan insan topluluğu.
    #463378 (Ortouch, 26.07.2006 17:04)
  9. türkiye'de yaşayanları çok çok iyi insanlardır. kıymetleri bilinmesi gerekir. ramazanda sırf siz oruç tutuyosunuz diye başka yerde yemek yerler. bayramınızı en içten şekilde kutlarlar. sanıldığının aksine hiç bencil değildirler. ya da benim tanıdığım aile öyle.
    #786763 (muru4xi, 29.10.2006 12:33)
  10. adolf hitler'in gazabına; bizzat kendi büyükleri tarafından atılan halk.
    #795200 (kelly, 31.10.2006 13:46)
  11. yurtsuz yaşadıkları onca yıla, kısacık zaman diliminde yeryüzünün gördüğü en büyük soykırım ile katledilen altı milyon vatandaşına, hem müslümanların hem hristiyanların hem de ateistlerin kendilerine vebalıymışlar gibi davranmalarına, haklarında asılsız onlarca dedikodu ve karalama efsaneleri anlatılmasına, yüzyıllardır aşağılanmalarına rağmen;

    bilimde, teknolojide, ticarette, askeri alanda, tıp alanında, yazılım alanında, müzikte, belgesellere konu olacak şekilde iyi gelişmeler kaydeden, organize olabilen, birbirlerini destekleyen millet/halk/ulus/din cemiyeti/ahali.

    ne var? türk türkü tutunca, alman almanı tutunca vatanseverlik, dindarlık oluyor da, israiloğullarının buna hakkı neden olmuyor? herkesin vatanını, milletini, dinini sevmeye, onları yüceltmek ve ileriye götürmek için çabalamaya hakkı ve isteği yok mu?

    empati yeteneğinimi kullanıyorum, tel aviv de doğduğumu ve yahudi olduğumu düşünüyorum, ( e tabi yaşım kemale erince kutsal kitapları sorgulayıp en iyisi olan kuran ı kendime kılavuz alıp müslüman olacağım merak etmeyin, allah bana bu aklı vermiş, yahudi doğmak sadece geçici bir karanlık dönemi sadece. biz yaptık ya hani, bütün kitapları okuyup öyle müslüman olduk ya.. öyle olmadı mı yoksa ? neyse..) bir yahudi olarak ülke çıkarlarımı koruyan bir ülkücü, bir dindar oluyorum, var mı sorun?

    filistin!! kanayan yara, vebali israile yüklenen, ama aslında ortadoğuda dönen dolapların sadece suyun üstünde görünen kısmı. arap sermayesi ve çıkarları tarafından cepheye sürülen sapanlı küçük çocuklar, ve sürekli basında pompalanan israil düşmanlığı. zamanında başta abd olmak üzere bütün dünyanın dayattığı ve kimsenin ciddi anlamda ses çıkaramadığı bir yerleşik devlet kurulumunun bedellerinin, sadece filistine ya da israile çıkarılması ve de cnn den bölgede gelişen trajik olayların izlenmesi. yazık ki filistine yazık ki israile. yazık ki insanlığa.

    abd israili, araplar filistini desteklesin, ortadoğuda istikrar olmasın ki , emperyalizm iliklerine kadar petrolü kontrol altında tutsun, ırak ı tarihten silsin, suriye ve iran a teditler yağdırsın.

    lübnana saldıran israil dünya tarafından lanetlendi. hizbullah ı parlamentosunda barındıran, terorizmi poltik ve askeri arenada serbest bırakan lübnanın hiç suçu yoktu tabi. her gün sınırdan israile füze yağdırsınlar, asker kaçırsınlar, kimse ses çıkarmasın, israil müdahale edince de tu kaka edilsin. pkk bizim için ne ise hizbullah da israil için odur. alt sınırımızdaki pkk kamplarını bombalayamıyorsak, her gün şehit cenazeleriyle ağlıyorsak bu bizim basiretsizliğimizdir. savaş olmasın, kimse ölmesin demek dünyaya at gözlüğü ile bakmaktır. gerekirse savaş olur, insanlar ölür. 1071 de malazgirtte başladığımız, 1970 lerde kıbrısta bitirdiğimiz 900 yıllık savaşçı kimliğimiz buna örnektir. kimse kalkıp da pembe gözlük dağıtmasın. güzellik yarışmalarındaki aptal finalistlerin ezbere repliklerini kullanmasın.

    abd de lobisi olmayan türkleri ; ermeniler ve de yunanlıların çirkin oyunlarına karşı savunan ve de koruyan, yahudi lobisidir , ermeni soykırımı yasası abd de senatodan geçmiyorsa aleyhte lobi faaliyeti sürdüren yahudileri unutmayalım.

    yok ben yahudi ya da mason değilim, sadece bir milleti/dini/cemiyeti yuhalarken, sovenist kimliklerden sıyrılıp humanist empati ile olaya bakmayı tavsiye ediyorum. hataları dağ gibidir israilin, tartışılmaz. ama biz olsak ne yapardık onların yerinde? soykırıma uğrasak, lanetlensek, sürülsek, vatanımız olmasa, sonunda yaşamak için bize atalarımızın topraklarında yer gösterilse, mesela dünya üzerinde sadece orta asyada bir bölgeye sürülsek? orda da istenmesek çinliler ya da moğollar tarafından sürekli taciz edilsek? ne yapacaktık? toplu intihar?

    ya da ne yapalım şimdi bu kadar yahudiyi, ya başladığımız işi bitirelim ve hepsini gaz odalarında katledelim, böylece bir yahudi sorunu da kalmaz, ya da herkesin inancına/dinine/bayrağına saygı göstermeyi deneyelim, bizim vatanımıza/dinimize/bayrağımıza saygı gösterilmesini istediğimizden mütevellit.
    #795425 (vadideki zumbuk, 31.10.2006 14:49)
  12. 176 nobel ödülü almışlardır.

    --spoiler--

    çeşitli ülkelerde yaşayan yahudi nufusu:

    abd: 5.700 bin
    israil: 5.025 bin
    fransa: 519 bin
    kanada: 364 bin
    ingiltere: 273.500
    rusya: 265 bin
    almanya: 220 bin
    arjantin: 195 bin
    ukrayna: 100 bin
    avustralya: 99 bin
    brazilya: 97.300
    güney afrika: 78.000
    macaristan: 51.300
    mexiko: 40.400
    belçika: 31.300

    --spoiler-
    #1961938 (annabell lee, 18.07.2007 20:17 ~ 21.07.2007 08:00)
  13. içlerinde kesinlikle çok iyileri de olan millet. misal: (bkz: fidel castro) (bkz: jean paul sartre) birbirlerine bağlılıkları takdir edilesidir ayrıca.
    #1961961 (sosyalpenguen, 18.07.2007 20:20 ~ 20:23)
  14. içlerinde kendilerini seçilmiş üstün insanlar diğer insanlarıda kendilerine hizmet için yaratılmış insanlar olarak gören sapık zihniyetli varlıklarında bulunduğu yahudilik dininin mensupları.
    #1961990 (pipittin, 18.07.2007 20:24)
  15. meşhur yahudilerden bazıları;

    isa peygamber

    leonardo da vinci

    bertolt brecht

    nostradamus

    karl marx

    albert einstein

    lenin

    trotzki

    rosa luxenburg

    abraham lincoln

    franklin roosevelt

    sigmund freud

    robert oppenheimer

    theodor lessing

    felix mendelssohn bartholdy

    arthur schnitzler

    spinoza

    lion feuchtwanger

    henri bergson

    karl zuckmayer

    franz kafka

    stefan zweig

    boris pasternak

    lorenzo di ponte

    heinrich heine

    marc chagal

    m. amschel rothschild

    robert adler

    leonard bernstein

    scholl kardeşler

    harrison ford

    elisabeth taylor

    barbara streisand

    sylvester stallone

    goldie hawn

    kirk deuglas

    david copperfield

    dustin hoffman

    george gerswin

    zino davidoff

    a.g. rubinstein

    johann strauss

    levi strauss

    roman polanski

    paul newman

    mark spitz

    hanry kissinger

    benyamin david ''benny'' goodman

    arthur miller

    michael douglas

    gwyneth paltrow

    garri kasparow
    #1962171 (annabell lee, 18.07.2007 20:52)
  16. bir insan ırkıdır. bir çok müslüman tarafında dünyada dökülen kanların tek sorumlusu olan ırktır. yanlış bilmiyorsam da allah tarafından lanetlenmiş ırkmış.
    #2016797 (LocK, 26.07.2007 22:58)
  17. diğer insanların kendi ırklarına hizmet için varedildiği saçmalığını düşünen ırk.
    #2017039 (Emili, 26.07.2007 23:31)
  18. yahudi olmayan her insanın yahudilere hizmet ettiğini kutsal kitaplarından öğrenmiş kavim.
    (bkz: eski ahid)
    (bkz: talmud)
    (bkz: yahudi)
    (bkz: kabbala)
    #2017060 (fashiondesigner, 26.07.2007 23:34 ~ 23:58)
  19. lanetlenmiş ırk değildir, içinden her millet gibi iyi insanlar da çıkar kötüleri de. vakti zamanında tüm kavim, peygamberlerine ve dolayısıyla allah a baş kaldırınca kırk yıl boyunca lanetlenmiş bir şekilde çölde dolaşmışlardır, bu demek değildir ki her doğan çocukları lanetlidir.
    #2017199 (paradigma, 26.07.2007 23:54)
  20. hz. musa onları her bırakışında bir buzağıya tapmışlardır. museviliğin sadece kendilerine geldiği inancı müslümanlığa terstir. tüm tırnaklı hayvanlar kendileri haram edilmiştir. (Yanlış hatırlamıyorsam ku'an-ı kerim'de böyle yazıyordu.)
    #2017243 (minti, 27.07.2007 00:01 ~ 12:57)
  21. milli tanrı inancına sahiptirler. eğer yahudi soyundan gelmiyorsanız musevi olmanız imkansızdır. çünkü Allah (yanı onlara göre yehova ) en yüce varlık olarak onları yaratmış, diğer ırkları ise sırf onlara hizmet etsin, itaat etsin diye yaratmıştır. görüldüğü üzere çok megaloman gibi görünen bu inanış aslen faşizmin kökenidir. dünya üzerinde lanetli muamelesi görülmelerinin yegane sebebi de budur.
    #2017429 (dusunenadam, 27.07.2007 00:29)
  22. bir din değil bir ırktır. musevilik dinine bağlı ırklardan biridir. museviliğe bağlı yahudi olmayan bir sürü millet vardır. ama yahudi değillerdir. ve yahudi de olamazlar. ama musevi olabilirler.
    bir kişinin gerçek bir yahudi olabilmesi için hâlen yürürlükte olan yahudi ilkelerine göre en azından anasının yahudi soyundan gelmesi gerekir. aksi halde ikinci sınıf insan, zenci muamelesi görürler.
    bunun en güzel örneği ;
    "israil'in Afrika'dan getirtilen ve kendilerine Falaşalar denen siyah tenli yahudilere karşı sergilediği tutumdur. 1995 yılında israil yönetiminin söz konusu yahudilerden alınan kanları tedavide kullanmayıp imha ettiği ortaya çıktı. Bu olay Falaşaların isyan etmelerine yol açtı. Bunun üzerine israil onların kanlarının aralarında AIDS oranının yüksek olması sebebiyle imha edildiğini ileri sürdü. Oysa bu gerekçe sadece bir kılıftan öte bir şey değildi."

    "israil'in Falaşalara karşı ayrımcı politika izlemesinin tek sebebi ise onların aslen yahudi kökünden gelmeyip sonradan yahudiliği benimsemiş Afrika kökenli bir kavim oldukları iddiasıydı. Bu yüzden onların işgal altındaki topraklara nakilleri işlemi başlatılmadan önce yahudilikleri uzun uzun tartışılmış, daha sonra israil'in Avrupa yahudilerinin geri göçünden kaynaklanan insan potansiyeli kaybını telafi ihtiyacından dolayı yahudi olduklarina dair bir "fetva" çıkarılmıştı. Başhahamın "falasalar da yahudi soyundan gelmektedirler" fetvası 1974'te çıktı ve nakil işlemi de o tarihten sonra başladı. Ama başhahamın bu fetvasına rağmen tartışmalar bitmedi. Her şeyden önce fanatik yahudiler başhahamın söz konusu fetvasının dini degil siyâsi olduğunu düşünüyorlardı. Çünkü Falaşalar israil rejimi açısından ucuz isgucu olarak düşünülmüş ve bu insanların naklinin ciddi ekonomik yararlar sağlayabileceği hesaba katılarak böyle bir fetva uydurulmuştu. israil, kendilerine özel bir kültüre sahip Falaşaları, diğer yahudiler arasında eritebilecegini ve onlardan hizmet sektorunde yararlanabileceğini umuyordu. israil, Falaşalardan askeri amaclarla da yararlanmak istiyordu. Çünkü diğer yahudiler askerliğin riskinden korkuyor ve orduda görev almak istemiyorlardı. Falaşaların acligi ve fakirligi onların askeri alanlarda istihdam edilmelerine imkân sağlayabilecekti. Ama diğer yahudilerin bu insanlarla kaynaşmak istememeleri israil'in Falaşaları yahudi toplumu içinde eritme planının gerçekleşmesini engelledi. Öte yandan devlet kademelerinde görev alanlara hâkim olan yahudi irkciligi da bu insanların tecrit edilmelerine yol açtı. Çünkü fanatik yahudilerin geneli hâlâ falasalarin yahudi soyundan gelmediklerine dolayısıyla gercek yahudi olamayacaklarına inanmaktadırlar. Kısacası Falaşaların israil rejimi ve yahudi toplumu tarafından tecrit edilmeleri, sürekli farkli muameleyle karşı karşıya kalmaları, hakarete uğramaları, bağışladıkları kanlarinin bile kabul edilmeyip cope atilmasi deri renklerinden degil yahudi soyundan gelmedikleri inancından kaynaklanmaktadır. Yani kimse "biz beyaz irktaniz siyonistler bize karsi irkci bir anlayisla yaklasmazlar" diye düşünmesin. siyonistlerin irkciligi bir renk irkciligi degil soy irkciligidir."
    #2017785 (zekzen, 27.07.2007 01:32)
  23. --spoiler--
    Falaşaların isyanı

    Yüce Allah yahudiler hakkında şöyle buyuruyor: "Onların kendi aralarındaki çekişmeleri pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır." (Haşr, 59/14) Rabin'in öldürülmesi olayı bu gerçeği ortaya koyan son gelişmelerden biriydi. "Falaşalar" olarak bildiğimiz siyahi yahudilerin isyanı bu gerçeği ortaya çıkaran yeni bir gelişme oldu.

    israil yönetiminin söz konusu yahudilerden alınan kanları imha etmesinin ortaya çıkmasıyla başlayan bu isyana, genellikle, israil rejiminin deri rengini esas alan ırk ayrımı politikasının yol açtığı ileri sürülüyor. israil rejimi de bu yahudilerin Etyopya ve Somali bölgesinden taşındığını, o bölgede de AIDS oranının yüksek olduğunu ve siyahi yahudilerin kanlarının bu yüzden imha edildiğini ileri sürerek kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Aslında bu olayın arkasında, yahudilerin ve siyonizmin gerçek yüzünü ortaya koyan çok ince birtakım hakikatler var. Biz bu yazımızda bu ince hakikatlere parmak basmak istiyoruz.

    Bilindiği üzere yahudilik sadece bir din değil aynı zamanda bir ırktır. Dolayısıyla hâlen yürürlükte olan yahudi ilkelerine göre bir kimsenin yahudi olabilmesi için en azından anasının yahudi soyundan gelmesi gerekir. Yani bir insan: "Ben yahudiliğin doğru olduğuna inandım ve yahudi olmaya karar verdim" demekle yahudi olamaz. Mutlaka yahudi soyundan gelen bir anadan doğmuş olması gerekir. Bu itibarla yahudilik inancı temelde bir ırkçılık unsuru taşımaktadır. Hatta bu kitlede ırkçılık tarafı din tarafına ağır bastığından bir kimse sonradan yahudi olmaya karar verse, yahudiliğin gerektirdiği bütün yükümlülükleri yerine getireceği taahhüdünde bulunsa bile bu kimse yahudiliğe kabul edilmeyeceğinden, öteki tarafta yahudiliğin gereklerini hiçbir şekilde yerine getirmeyen ama o soydan gelen bir kişi ona her bakımdan üstün tutulur. Hatta yahudiler kendilerini yeryüzünün efendileri, diğer insanları da hizmetçileri olarak görürler. Bu itibarla ne kadar berbat bir hayat anlayışına sahip olsa da yahudi soyundan gelen bir kimse, son derece dürüst ve ahlâklı yaşayan ama yahudi soyundan gelmeyen bir insana her bakımdan üstün tutulur. Çünkü onlara göre birincisi efendi diğeri ise hizmetçidir.

    Şimdi diyeceksiniz ki: "Bunun "Falaşaların isyanı"yla ne ilgisi var? Yahudiler üstün olarak görülüyorsa onlar da yahudi. Tek farklılıkları deri renkleri. Öyleyse tahkir ve tecrit edilmelerinin tek sebebi bu farklılık. Demek ki falaşalara yönelik uygulamalar deri rengiyle ilgili ırk ayrımcılığından kaynaklanıyor. Eğer öyle değilse, israil kurmaylarının ileri sürdüğü gibi bu insanların kanları gerçekten aralarında AIDS oranının fazla olmasından dolayı imha edilmiş olabilir." Hayır öyle değil. Bu olayın arkasında dünya kamuoyundan gizlenen birtakım gerçekler var.

    Öncelikle şunu belirtelim ki, falaşaların kanlarının imha edilmesi konusunda israil'in ileri sürdüğü gerekçe bir kılıftan öte bir şey değil. Her şeyden önce bu yahudilerin önemli bir kısmı daha AIDS hastalığının ortaya çıkmasından önce nakledilmişti. ikinci olarak bu insanlara yönelik tecrit ve tahkir uygulamaları sadece bağışladıkları kanların imha edilmesinden ibaret değil. Bunun ortaya çıkması bardağı taşıran son damla oldu. Onlar işgal altındaki Filistin topraklarına nakledildikleri ilk günden itibaren bu tür uygulamalarla karşı karşıya gelmeye başlamışlardı. Hatta onlara yönelik tecrit politikasının arkasında daha nakil işleminin başlamasından önce gün yüzüne çıkan tartışmalar var. Yukarıda işaret ettiğimiz gerçekler de işte bu tartışmalarda serdedilen kanaatlerde gizli.

    Bilindiği üzere yahudilere aynı zamanda "israiloğulları" denir. "israil" Hz. ibrahim (a.s.)'ın oğlu ishak (a.s.)'dan olma torunu Yakub (a.s.)'dır. Yakub (a.s.)'dan Kur'an-ı Kerim'in iki yerinde "israil" diye söz edilmektedir. Yakub (a.s.) yani israil beyaz ırktandı. Dolayısıyla yahudi din adamlarının kanaatlerine göre onun soyundan gelenlerin beyaz ırktan olmaları gerekir. Habeş yahudileri olarak bilinen Falaşalar ise siyah ırktandır. Bu yüzden yahudi din adamları arasında onların israil oğulları soyundan gelmedikleri kanaati hâkimdir.

    Falaşaların soyları hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre bunlar Hz. Süleyman (yahudiler onun bir peygamber değil kral olduğuna inanırlar) ile Sebe kraliçesi arasındaki evlilikten sonra Sebe kraliçesinin Habeşistan'a giderek yahudi yaptığı kimselerin soyundan gelmektedirler. Falaşaların kökenleri hakkında araştırma yapan Prof. Edward Olendorf'a göre ise bunlar tamamen Habeşistan asıllı Agaw ırkından gelmektedirler. Üçüncü görüşe göre ise Falaşalar yahudi göçmenlerin soyundan gelmektedirler. Yahudiler Habeşistan'a göç ettikten sonra oranın yerlileriyle evlenmiş, dolayısıyla ırkları birbirine karışmıştır.

    Bilindiği üzere Filistin toprakları üzerinde israil işgal yönetimi kurulunca işgalciler bütün dünyadaki yahudileri bu topraklara toplayabilmek için yoğun faaliyetler başlattılar. Falaşaların da daha israil'in kuruluşunun ilk yıllarında işgal altındaki topraklara taşınması planlandı. Ancak israil baş hahamı bunların yahudi soyundan geldiklerine dair fetva vermediğinden bu iş geciktirildi. Baş hahamın "Falaşalar da yahudi soyundan gelmektedirler" fetvası 1974'te çıktı ve nakil işlemi de o tarihten sonra başladı. Ama baş hahamın bu fetvasına rağmen tartışmalar bitmedi. Her şeyden önce fanatik yahudiler baş hahamın söz konusu fetvasının dini değil siyâsi olduğunu düşünüyorlardı. Çünkü onlara göre Falaşalar israil rejimi açısından ucuz işgücü olarak düşünülmüş ve bu insanların naklinin ciddi ekonomik yararlar sağlayabileceği hesaba katılarak böyle bir fetva uydurulmuştu. israil, kendilerine özel bir kültüre sahip Falaşaları, Filistin topraklarına önceden yerleştirilmiş yahudi toplumu arasında eritebileceğini ve bunlardan hizmet sektöründe yararlanabileceğini umuyordu. israil Falaşalardan askeri amaçlarla da yararlanmak istiyordu. Çünkü diğer yahudiler askerliğin riskinden korkuyor ve orduda görev almak istemiyorlardı. Falaşaların açlığı ve fakirliği onların askeri alanlarda istihdam edilmelerine imkân sağlayabilecekti. Ama diğer yahudilerin bu insanlarla kaynaşmak istememeleri israil'in Falaşaları yahudi toplumu içinde eritme planının gerçekleşmesini engelledi. Öte yandan devlet kademelerinde görev alanlara hâkim olan yahudi ırkçılığı da bu insanların tecrit edilmelerine yol açtı. Çünkü fanatik yahudilerin geneli hâlâ Falaşaların yahudi soyundan gelmediklerine dolayısıyla gerçek yahudi olamayacaklarına inanmaktadırlar.

    Kısacası Falaşaların israil rejimi ve yahudi toplumu tarafından tecrit edilmeleri, sürekli farklı muameleyle karşı karşıya gelmeleri, hakarete uğramaları, bağışladıkları kanlarının bile kabul edilmeyip çöpe atılması deri renklerinden değil yahudi soyundan gelmedikleri inancından kaynaklanmaktadır. Yani kimse "biz beyaz ırktanız, yahudiler bize karşı ırkçı bir anlayışla yaklaşmazlar" diye düşünmesin. Yahudilerin ırkçılığı bir renk ırkçılığı değil soy ırkçılığıdır.

    --spoiler--

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=8022041
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=8346106
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=8685273
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=9329912
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=9862383

    http://www.turkish-media....ion/index.php/t11435.html
    #2017791 (zekzen, 27.07.2007 01:33 ~ 01:37)
  24. --spoiler--
    Siyonizm ve Irkçılık

    BM Genel Kurulu'nun 10 Kasım 1975 tarihinde onayladığı 3379 sayılı kararda aynen şöyle denmektedir:

    "Genel Kurul,

    Irk Ayrımının Bütün Biçimlerinin Ortadan Kaldırılmasına ilişkin BM Bildirisi'ni ilan eden 1904 (XVIII) sayılı ve 20 Kasım 1963 tarihli kararını anımsayarak,

    3151 G (XXVIII) sayılı ve 14 Aralık 1973 tarihli kararında, Genel Kurul'un Güney Afrika ırkçılığı ile Siyonizm arasındaki kutsal olmayan ittifakı kınadığını da anımsayarak,

    19 Haziran ve 2 Temmuz 1975 tarihleri arasında Mexico City'de yer alan Uluslararası Kadınlar Yılı Dünya Konferansı'nda ilan edilen ve siyonizm ve apartheidin her türlüsünün ortadan kaldırılmasını öngören Meksika bildirisini de dikkate alarak,

    25 ve 30 Ağustos tarihlerinde Lima'da (Peru) yer alan Bağlantısız Ülkeler Dışişleri Bakanları Konferansı'nda kabul edilen ve siyonizmi çok ciddi biçimde dünya barışı ve güvenliği için bir tehdit sayıp bütün ülkeleri bu ırkçı ve emperyalist ideolojiye karşı çağıran Uluslararası Barış ve Güvenliği güçlendirmeye ilişkin bildiriyi de dikkate alarak,

    Siyonizm'in bir çeşit ırkçılık ve ırk ayrımı olduğuna karar verir."

    BM'in bu kararının belgelerinin ve gerekçelerinin ortaya konması amacıyla ayrıca birçok akademisyen ve bilim adamı tarafından raporlar hazırlandı. Bu raporlarda siyonizmin neden bir tür ırkçılık ve ırk ayrımı politikası olduğu gerek siyonizmin ideolojik yanının irdelenmesi ve gerekse bu ideolojiye dayanan uygulamaların gözler önüne serilmesi suretiyle izah edilmektedir. Bu raporlarProf. Dr. Türkkaya Ataöv'ün tercümesiyle "Siyonizm ve Irkçılık" adını taşıyan bir kitap içinde Türkçe olarak da yayınlanmıştır. (Bkz. Siyonizm ve Irkçılık, Çev.: Türkkaya Ataöv, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985)

    Biz bu raporları tafsilatlı bir şekilde vermeye gerek görmüyoruz. Ancak siyonizmin ırkçılık yanının değişmediğini ortaya koyan bazı örnekler sunmak istiyoruz.

    Adil Ka'dan adlı bir Filistinlinin yeşil hat içinde kalan bölgede (yani BM kararlarında israil toprağı olarak gösterilen mıntıkada) yahudi mahallesinden ev almasına izin verilmedi. Onun oradan ev almasına engel olunmasına gerekçe olarak Arap asıllı olması gösterildi. Yahudi mahallesinden ev almasının engellenmesi karşısında adeta çarpıldığını ifade eden Ka'dan bu uygulamanın tamamen ırkçı bir anlayışı yansıttığını ifade etti.

    Kendisi de israil vatandaşı kimliği taşıyan ve bir israil hastanesinde sağlık görevlisi olarak çalışan Adil Ka'dan olayı şöyle anlattı: "Gazete ilanlarından, yeşil hat içinde kalan şehirlerden Ummu'l-Fahm'ın yakınındaki Ketsir beldesinde yahudi mahallesinde satılık boş daireler olduğunu öğrendim ve bunlardan birini satın almak istedim. Ancak benim Arap olduğumu öğrenince bana: "Sen iyi bir adamsın. Ama Arap asıllı olduğun için biz seni burada aramıza alamayız" dediler."

    israil parlamentosu Knesset'in Arap asıllı üyelerinden Salih Selim de olayla ilgili bir açıklama yaparak: "Bu olay yahudi toplumunda Araplara karşı açık bir ırkçı anlayışın hakim olduğunu göstermektedir. Bu topraklar asıl itibariyle Arap toprağıdır. Buralarda ikamet etmek bizim hakkımızdır. Çünkü buralar bizim babalarımızın ve dedelerimizin toprağıdır. Ka'dan'a daire satılmasının reddedilmesi devam eden barış çabalarına rağmen yahudi toplumunun Araplar karşısındaki düşüncelerinin ve eğitim tarzının değişmediğini, onlarla bir arada yaşamalarının mümkün olmadığını göstermektedir" dedi.

    Siyonizmin bir tür ırkçılık olduğunu belgeleyen gelişmelerden biri de israil'in Afrika'dan getirtilen ve kendilerine Falaşalar denen siyah tenli yahudilere karşı sergilediği tutumdur. 1995 yılında israil yönetiminin söz konusu yahudilerden alınan kanları tedavide kullanmayıp imha ettiği ortaya çıktı. Bu olay Falaşaların isyan etmelerine yol açtı. Bunun üzerine israil onların kanlarının aralarında AIDS oranının yüksek olması sebebiyle imha edildiğini ileri sürdü. Oysa bu gerekçe sadece bir kılıftan öte bir şey değildi. Her şeyden önce bu yahudilerin önemli bir kısmı daha AIDS hastalığının ortaya çıkmasından önce nakledilmişti. ikinci olarak bu insanlara yönelik tecrit ve tahkir uygulamaları sadece bağışladıkları kanların imha edilmesinden ibaret değildi. Bunun ortaya çıkması bardağı taşıran son damla oldu. Onlar işgal altındaki Filistin topraklarına nakledildikleri ilk günden itibaren bu tür uygulamalarla karşı karşıya gelmeye başlamışlardı. Hatta onlara yönelik tecrit politikasının arkasında daha nakil işleminin başlamasından önce gün yüzüne çıkan tartışmalar vardı. israil'in Falaşalara karşı ayrımcı politika izlemesinin tek sebebi ise onların aslen yahudi kökünden gelmeyip sonradan yahudiliği benimsemiş Afrika kökenli bir kavim oldukları iddiasıydı. Bu yüzden onların işgal altındaki topraklara nakilleri işlemi başlatılmadan önce yahudilikleri uzun uzun tartışılmış, daha sonra israil'in Avrupa yahudilerinin geri göçünden kaynaklanan insan potansiyeli kaybını telafi ihtiyacından dolayı yahudi olduklarına dair bir "fetva" çıkarılmıştı. Başhahamın "Falaşalar da yahudi soyundan gelmektedirler" fetvası 1974'te çıktı ve nakil işlemi de o tarihten sonra başladı. Ama başhahamın bu fetvasına rağmen tartışmalar bitmedi. Her şeyden önce fanatik yahudiler başhahamın söz konusu fetvasının dini değil siyâsi olduğunu düşünüyorlardı. Çünkü Falaşalar israil rejimi açısından ucuz işgücü olarak düşünülmüş ve bu insanların naklinin ciddi ekonomik yararlar sağlayabileceği hesaba katılarak böyle bir fetva uydurulmuştu. israil, kendilerine özel bir kültüre sahip Falaşaları, diğer yahudiler arasında eritebileceğini ve onlardan hizmet sektöründe yararlanabileceğini umuyordu. israil, Falaşalardan askeri amaçlarla da yararlanmak istiyordu. Çünkü diğer yahudiler askerliğin riskinden korkuyor ve orduda görev almak istemiyorlardı. Falaşaların açlığı ve fakirliği onların askeri alanlarda istihdam edilmelerine imkân sağlayabilecekti. Ama diğer yahudilerin bu insanlarla kaynaşmak istememeleri israil'in Falaşaları yahudi toplumu içinde eritme planının gerçekleşmesini engelledi. Öte yandan devlet kademelerinde görev alanlara hâkim olan yahudi ırkçılığı da bu insanların tecrit edilmelerine yol açtı. Çünkü fanatik yahudilerin geneli hâlâ Falaşaların yahudi soyundan gelmediklerine dolayısıyla gerçek yahudi olamayacaklarına inanmaktadırlar. Kısacası Falaşaların israil rejimi ve yahudi toplumu tarafından tecrit edilmeleri, sürekli farklı muameleyle karşı karşıya kalmaları, hakarete uğramaları, bağışladıkları kanlarının bile kabul edilmeyip çöpe atılması deri renklerinden değil yahudi soyundan gelmedikleri inancından kaynaklanmaktadır. Yani kimse "biz beyaz ırktanız, siyonistler bize karşı ırkçı bir anlayışla yaklaşmazlar" diye düşünmesin. Siyonistlerin ırkçılığı bir renk ırkçılığı değil soy ırkçılığıdır.

    Siyonizmin bir tür ırkçılık olduğunu belgeleyen daha pek çok olaydan söz etmek mümkün. Ancak önemli olan örnekleri çoğaltmak değil işin özünü ortaya koyabilmektedir. Yukarıdaki iki örnek siyonistlerin hem yahudi olmayanlara, hem de yahudi olsa bile yahudi kökenli olmadıkları düşünülenlere karşı ne tür bir ırkçı tutum sergiledikleri konusunda yeterince fikir vermektedir.

    Ayrıca şunu da belirtelim ki yahudilik sadece bir din değil aynı zamanda bir ırktır. Dolayısıyla hâlen yürürlükte olan yahudi ilkelerine göre bir kimsenin yahudi olabilmesi için en azından anasının yahudi soyundan gelmesi gerekir. Yani bir insan: "Ben yahudiliğin doğru olduğuna inandım ve yahudi olmaya karar verdim" demekle yahudi olamaz. Mutlaka yahudi soyundan gelen bir anadan doğmuş olması gerekir. Bu itibarla yahudilik inancı temelde bir ırkçılık unsuru taşımaktadır. Hatta bu kitlede ırkçılık tarafı din tarafına ağır bastığından bir kimse sonradan yahudi olmaya karar verse, yahudiliğin gerektirdiği bütün yükümlülükleri yerine getireceği taahhüdünde bulunsa bile bu kimse yahudiliğe kabul edilmeyeceğinden, öteki tarafta yahudiliğin gereklerini hiçbir şekilde yerine getirmeyen ama o soydan gelen bir kişi ona her bakımdan üstün tutulur. Hatta yahudiler kendilerini yeryüzünün efendileri, diğer insanları da hizmetçileri olarak görürler. Bu itibarla ne kadar berbat bir hayat anlayışına sahip olsa da yahudi soyundan gelen bir kimse, son derece dürüst ve ahlâklı yaşayan ama yahudi soyundan gelmeyen bir insana her bakımdan üstün tutulur. Çünkü onlara göre birincisi efendi diğeri ise hizmetçidir.

    BM Genel Kurulu'nun siyonizmin bir tür ırkçılık ve ırk ayrımı politikası olduğuna dair 3379 sayılı kararı daha sonra ABD başkanı George Bush'un özel gayretleriyle 1992'de ilga edildi. Bunda merkezi Türkiye'de bulunan 500. Yıl Vakfı'nın yürüttüğü lobi faaliyetlerinin önemli rolü olmuştur. Zaten bu vakfın lobi faaliyetlerinin en büyük başarılarından biri söz konusu kararın geri alınmasını sağlamak oldu. Bu kararın geri alınmasında ABD başkanı Bush'un seçim hesapları dolayısıyla çeşitli ülkelere baskı yapmasının rolünün büyük olduğu inkar edilemese de, 500. Yıl Vakfı'nın böyle bir baskının yapılabilmesi için şartları oluşturduğu da bir gerçektir.

    --spoiler--
    #2017829 (zekzen, 27.07.2007 01:40)
  25. üstteki entry nin (bkz: #2017829) onbin milyoncuk karakter sınırlaması üzerine devamı:

    --spoiler--

    işin gerçeğinde yukarıda verilen bilgilerden de anlaşıldığı üzere 1975 israil'i ile 1992 israil'i arasında ve bu süre içinde siyonizmin amaçlarında herhangi bir değişiklik olmamıştı. israil'de hala "vatandaşlık", "yahudi olmak" olarak tanımlanıyor ve dünyanın hangi ülkesinden gelirse gelsin "yahudi" olan bir kişi "israil vatandaşlığı" hakkına sahip olabiliyordu. Bunun yanı sıra israil yahudi olmayanlara hala hor bakıyor, işgali altındaki topraklarda yaşayanlardan yahudi olmayanlar üzerindeki baskı ve zulüm uygulamalarını aynen sürdürüyordu. Kısaca israil yahudi kökenli olmayanlar için "Korku Devleti" özelliğini aynen koruyordu. Ama değişen hiçbir şeyin olmamasına rağmen israil'in ve siyonizmin birinci derecede koruyuculuğu görevini üstlenen ABD, siyonizmin ırkçılık karakterinin değiştiğine dair hiçbir belge ortaya koyamamasına rağmen siyasi baskı araçlarından yararlanarak BM'in ilgili kararını ilga ettirmeyi başarabildi.

    Aslında bu olay BM'in uluslararası statüsüne ciddi şekilde gölge düşürmüştür. Bu ve benzeri gelişmeler BM'in uluslararası bir kuruluş olmaktan çıkıp ABD'nin yan kuruluşu gibi çalıştığını gözler önüne sermektedir. ABD'nin de siyonist ideolojinin savunuculuğunu yapan lobilerin güdümünde olduğu düşünülürse BM'in geçmişte "ırkçı" olarak niteleyip kınadığı siyonist ideolojinin güdümüne girdiği neticesine varılır.
    --spoiler--
    #2017843 (zekzen, 27.07.2007 01:42)
/ 3
Copyright © 2008 - uludağ sözlük

yahudiler başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. yahudiler ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu yahudiler nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about yahudiler. Copyright of the articles are belong to their authors.

» solmak » yapilmis en aptalca dalginlik » ask essogluessegi » bir ogrenci sigarasi olarak winston » sarhos diyaloglari » bilgisayar basinda omurunu curutmek » masturi » isimlere uydurulan kafiyeli laflar » aritra » habir » ahmet alp balkan » inam » haftada 1 paket sigara alip gunde 1 paket icmek » berk oktay » lezce com » a » b » c » d » e » f » g » h » i » j » k » l » m » n » o » p » q » r » s » t » u » v » w » x » y » z » 0 » 1 » 2 » 3 » 4 » 5 » 6 » 7 » 8 » 9 » sitemap » kısa » yaran ayarlar » tas ustu » denizde karizmayi cizen hareketler » derste surekli duvardaki saate bakan ogrenci » cekirdeksel » kathryn bigelow » hyundai i20 » kadinlar seks icin cildiriyor » can dundar » zeka » birsam » uluslararasi savas suclari mahkemesi » seri eksi oy veren ibneden eksi oy nasil alinir » telepati » serbest cagrisim